web stats script

hafif tarif   

kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif, yaratıcı ve resimli yemek tarifleri               

Hamilelik ve bebek kategorisinde kayıtlı postları görüyorsunuz.

EkleBunu RSS Ekle Butonu

ARŞİV

'Hamilelik ve bebek' kategorisinde nelerimiz var?

TuzBİBER dergisinin Haziran sayısı için hazırladığım yazı aynen şöyleydi:

Larousse Gastronomique‘te, hindistan cevizi yağı (kopra) ile ilgili aynen şöyle yazıyor: “Hindistan cevizinin kabuğu soyulduktan sonra güneşte kurutulan, doğranan ve yağı çıkarılmak üzere preslenmeye hazır hale getirilen içi. Sabun sanayinde uzun zamandır kullanılan kopra yağı, acılığını gidermenin yolu bulunduğundan beri gıda alanına da girdi. Uzun süre salanabilmesi ve nötr tadı sayesinde, Végétaline, Cocose, Cocliner gibi birçok değişik ad altında, bitkisel yağ olarak satılmaktadır.”

Hindistan cevizi yağı (HCY), mükemmel bir pişirme ve kızartma yağı; çünkü buharlaşma sıcaklığı 180 derece. HCY’nın %92.1′si doymuş yağ asitlerinden (Ama hemen panik yapmayın, çünkü faydası zararından fazla!), %6.2′si tekli doymamış yağ asitlerinden, %1.6′sı ise çoklu doymamış yağ asitlerinden oluşuyor. Bu açıdan, HCY’nın doymuş yağ grubundan olduğunu söyleyebiliriz. Ancak içindeki vitamin, mineral ve antioksidanların vücuda faydası da yadsınamayacak gibi. Hindistan cevizi yağı, tereyağ ile ikame edebileceğiniz bir yağ çeşidi, zaten üzerinde de aynen böyle yazıyor. Dolayısıyla, ne kadar tereyağ yiyorsanız, o kadar HCY yemenizde fayda var. İçinde faydalı vitaminler olsa da, doymuş bir yağ olduğunu unutmayalım.

HCY’nın saçlar, cilt, stres yönetimi, kolestrol seviyesi, kilo kaybı, bağışıklık sistemi, sindirim, kalp sağlığı, yüksek tansiyon, böbrek sorunları, diş sağlığı , diyabet ve kemik sağlığı üzerine olumlu etkileri olduğu söyleniyor. Bu olumlu etkilerin kökeninde, hindistan cevizinin içerdiği lauric acid, capric acid ve caprylic acid yanında,  hindistan cevizinin antimikrobiyal, antioksidan, antimantar ve antibakteriyel özellikleri olduğu söyleniyor.

Vücudumuz lauric asidi nasıl kullanır?

İnsan vücudu, lauric asidi, monolaurine çeviriyor. Monolaurin ise, uçuk, grip ve hatta AIDS’e sebep olan bakteri ve virüslere karşı giriştiği savaşla tanınıyor. Birçok virüs ve bakteriye karşı müthiş bir savaşçı olan hindistan cevizinin, savaş yöntemi henüz bulunamamış. Ancak bu özellikleriyle, geleneksel Hint alternatif tıp sistemi olan Ayurveda’da çok sıklıkla kullanılıyor.

HCY’nın faydalarından biri saçlarımıza. HCY, saçları besleyen en önemli doğal ürünlerden biri. Saçların  hem uzamasına, hem de parlamasına faydası oluyor. Saç diplerine düzenli olarak hindistan cevizi yağı ile yapılan masaj sayesinde, kepeklerden kurtulmamız mümkün. Hindistan’da, saç ürünlerinde bolca kullanılıyormuş zaten. Saç için yaptığımız badem yağlı maskeler gibi, hindistan cevizi yağıyla saç diplerimize masaj yapıp, üzerini bir streç filmle sarıp, ister 3-4 saat, ister bütün gece yatabiliriz.

Bir diğer faydası cildimize. HCY, mükemmel bir masaj yağı olarak kabul ediliyor. Her tür cilt için, çok iyi bir nemlendirici. Şu videoda (YouTube), güzel ciltli bir kız yağın nimetlerinden bahsediyor. HCY’nı eritip, boş bir burun damlası kutusuna koymuş. Yağı, makyaj çıkarıcı olarak kullanıyormuş. Damlalık yardımıyla, parmağına bir iki damla yağ alıp, göz çevresini siliyomuş. Eyeliner’ı silmek için, yağı bir kulak pamuğuna damlatıyormuş. Ayrıca yağın, eller ve yüzü, özellikle kışın, çok iyi nemlendirdiğini söylüyor. Besleyici özelliğinden faydalanmak için, rimelinin içine de bir iki damla damlatmış. Ayrıca, yine aynı damlalıkla tırnak diplerimize damlatarak, yumuşamaları için masaj yapabilirmişiz. Yine bir diğer kaynakta okuduğuma göre, HCY vücutta oluşan çatlaklarla mücadele etmede de oldukça iyiymiş. Hamilelik döneminde, karın bölgesine masaj yapmak için örneğin…

Hindistan cevizi yağının rahatlatıcı özelliğiyle, şakaklara yapılan masajla yorgunluğumuzu ve stresimizi azaltabiliriz.

Yaşla birlikte artan, kahverengi cilt lekeleri için de HCY öneriliyor.

Doymuş yağ yönünden zengin olan HCY’nın, kalp üzerine nasıl olumlu etki yaptığı tartışılan bir konu elbette. Ancak olumlu etkisi olduğu da gözardı edilemiyor. Uzmanlar, bunu %50 oranında içerdiği lauric aside bağlıyorlar. Lauric asidin ise, yüksek tansiyon ve yüksek kolestrole iyi geldiği ispatlanmış. Doymuş yağ olmasına rağmen, kötü kolestrol seviyesini (LDL) arttırmıyor.

HCY, kolay sindirilebilmesi, tiroit sisteminin işleyişine olumlu etkileri sayesinde kilo vermede de etkili. Pankreas üzerindeki gerilimi azaltıp, daha fazla kalori yakımına olanak verdiğinden, metabolizmanın hızlanması yönünde de etkili olduğu söyleniyor. Tropikal bölgelerde yaşayan ve her gün hindistan cevizi yiyen insanların; genelde kilolu ve obez olmaması da bu açıdan bakıldığında şaşırtıcı değil.

Yukarıda da bahsettiğimiz yağ asitleri sayesinde, HCY’nın bağışıklık sistemini güçlendirdiği de gösterilmiş. Ayrıca enfeksiyonlu bölge üzerine sürüldüğünde, yaraları tozdan, havadan, mantardan, virüs ve bakterilerden koruyan bir kalkan oluşturduğu biliniyor. Bu aşıdan, özellikle yaraların hızlı iyileşmesinde çok etkili olduğu söyleniyor.

HCY, insülin salınımında ve kan şekerinin kontrol altında tutulmasında da etkili. Kandaki şekerin, etkin bir biçimde kullanılmasını sağlayarak, diyabet riskini de azaltıyor. İçerdiği kalsiyum, magnesyum gibi önemli mineraller sayesinde, hem kemik hem de diş sağlığını iyi yönde etkiliyor. Ayrıca diş çürüklerini önleyici etkisi olduğu da söylenenler arasında.

HCY, özellikle atletler ve vücut geliştiriciler arasında da çok tercih edilen bir yağ imiş. Sebepleri arasında, diğer yağlara kıyasla daha az kalori içermesi ve yağın kolay bir şekilde enerjiye çevrilebilmesi (dolayısıyla vücutta  ve damarlarda daha zor birikmesi) sayılıyor.

Kaynaklar: OrganicFacts, CoconutOil

Ben bir süredir arıyordum bu yağı. Geçen gün bir organik markette karşıma çıkınca, kaptım bir tane. (Benim aldığım bu.) Kokusu mis gibi hindistan cevizi kokusu. Eklediğiniz şeye, kokusunu da katıyor. Buzdolabında saklıyorum şimdilik, tereyağından biraz daha katı bir kıvamda. Ama oda sıcaklığında, neredeyse sıvı oluyor. Aslında teorik olarak sıvı yağ gibi olması gerekiyormuş, ama benimki o kadar da su gibi olmuyor açıkçası.

Kızarmış ekmeğin üzerine sürüp yedik, çok lezizdi. Pilava henüz eklemedim, ama çok güzel olduğunu duydum. Asıl haftasonu yaptığım muzlu keke ekledim; çok yakıştı. Aşağıdaki tarifi bir kere mutlaka deneyin; hele çocukların bayılacağına eminim. (Hindistan cevizi yağı yerine tereyağ kullanarak da keki yapabilirsiniz elbette.)

Cevizli Muzlu Kek

Malzemeler:

- 3 büyük veya 5 yerli olgun muz
- 40 gram erimiş tereyağı
- 40 gram erimiş hindistan cevizi yağı
- 1 su bardağı şeker
- 1 yumurta
- 1 paket vanilin
- 1 çay kaşığı karbonat
- Bir çimdik tuz
- 1.5 su bardağından 1 parmak eksik tam buğday unu
- Yarım su bardağı iri kıyılmış ceviz parçası

Muzları çatalla ezerek püre yapın. İçine erimiş yağları ekleyip karıştırın. (Tahta kaşık kullanabilirsiniz.) Ardından içine şekeri, vanilini ve yumurtayı ekleyip, karıştırmaya devam edin. Karbonat ve tuzu da ekleyin. En son da ceviz parçalarını ekleyip, iyice karıştırın. Yağlanmış kek kalıbına dökün. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 50 dakika pişirin. Kekin rengi koyu oluyor; hem muz kullandığımızdan, hem de tam buğday unundan dolayı. Ilınınca üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Böyle bir paketin varlığını haber verdiler; belki ilginizi çeker… Siz yine de niyetlenirseniz, tüm araştırmalarınızı yapın; hangi tarihlerde ücretsizmiş, hangi tarihlerde ücretliymiş diye. Anneler Günü için ücretsiz yapmışlar.

Anadolu Sağlık Merkezi ve Turkcell, yeni bebek sahibi olmuş anneler için bir paket hazırlamışlar. Bu pakette, bebeğin fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimiyle ilgili bilgiler, aşı ve sağlık kontrolü takvimi, beslenme önerileri, kız ve erkek çocuklara ayrı boy ve kilo takibi, genel öneriler ile hekim videoları yer alıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanları ile çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından geliştirilen “Bebeğim Büyürken” paketi kapsamında annelere haftada en az dört, babalara haftada bir mesaj gönderiliyor. Ayrıca bilgilendirici videolar da paylaşılıyor. Paket, her türlü cep telefonu modeliyle uyumlu olarak çalışıyor.

Paketten ücretsiz yararlanmak isteyenlerin BEBEK yazıp 2222’ye göndermeniz ve gelen mesajı bebeklerinin doğum tarihi bilgisiyle birlikte yanıtlamanız yeterliymiş. Pakete üye olunduktan sonra bilgi ve öneriler SMS ve video olarak cep telefonuna gelmeye başlıyor. Ayrıca AILE yazıp, babanın Turkcell hatlı cep telefonu numarasını ekleyip, 2222’ye SMS göndererek babanın da paketten ücretsiz faydalanması sağlanabiliyor.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Ailemize bir bebek eklendi bu hafta:) Pek tatlı birşey… Geçen hafta kayınvalidem sordu; lohusa şerbetini nasıl yapacağız diye? Kem küm dedim, daha o konuya çalışmadım:) Zaten sadece bir kere içtim; o da bol şekerli, tarçınlı ve karanfilliydi. Ama bildiğim kadarıyla farklı şekillerde de yapmak mümkün. Mesela içine limon veya zencefil katarak; şekerini azaltarak.

Sizin önerileriniz var mı bu konuda? Biraz az şekerli bir tarif?

Lohusa şerbeti, bir bebek doğduğunda yapılan ve bebek haberini çevreye müjdelemek için eve gelenlere ve komşulara ikram edilen şekerli bir içecek. Kız bebek için yapılan lohusa şerbeti ile erkek bebek için yapılanın, birbirinden farklı olduğu da söyleniyor. İçerik olarak ne fark olduğunu henüz öğrenemedim, ama sunumunda şu farklılık varmış: Bebek erkekse sürahinin boynuna kırmızı kurdele bağlanırmış, bebek kız ise sürehinin boynuna kırmızı tülbent bağlanırmış. Şerbet çok tatlı olduğu için yanında peksimet veya galeta ile ikram edilirmiş. Hem de gümüş zarflı bardaklarda. Ama yanına bisküvi yakıştıranlarımız da var:) Mevsime göre, sıcak veya soğuk içilebilen bir şerbet. Şerbeti içtikten sonra anneye, “Sütün bol olsun!” temennisinde bulunmayı da unutmayın.

Eski adetlerimize göre, lohusaya evin en geniş odasında, yataklık denilen karyolada veya üst üste konularak yükseltilen altı-yedi kat şiltenin üzerinde lohusa yatağı hazırlanırmış. Yatağa atlas veya kadifeden gelin yorganı örtülürmüş. Yatağın yanına mutlaka kese içinde Kur’an-ı Kerim ve parlak ömrü sembolize eden gümüş ayna asılırmış. Bir şişe sarımsak saplanıp, üstü kırmızı gaz boyaması (kırmızı bir tülbent) ile sarılır, sarımsak ve nazar boncukları ile süslenirmiş. Bu sarımsak, 40. gün hamama gidilirken, kapının eşiğinde lohusaya ezdirilerek evin acı görmemesi ve acıların uzaklaştırılması sağlanırmış. Lohusa yatağı yedinci gün toplanırmış. Yatağın kalkacağı gün, mahalle imamı veya ailenin reisi olan yaşlı bir erkek; bebeğin sağ kulağına ezan ve Kelime-i Şahadet, sol kulağına da Besmele ile üç defa ismini okurmuş.

Sizlerden gelen önerileri derleyip bu posta ekleyeyim dedim. Örneğin, lohusa şerbetinin kaynar diye de bilindiğini yeni öğrendim. (Okuduklarıma göre Adana yöresinde kaynar deniyormuş, doğru mu?) Gerçekten de, kaynar diye arayınca daha fazla sonuç çıkıyor. Biliyorsunuz, şerbet için, kırmızı renkli bir şeker kullanılıyor. İçine gıda boyası ve biraz tarçın-karanfil karıştırılan toz şeker esaslı bu şekeri, aktarlarda bulabilirsiniz. Hatta Ali Muhiddin Hacı Bekir‘inkiler çok güzel diye bilinirler; ben de duymuştum. Ama bunu evde de yapmanız mümkünmüş.

Bakın Yeşim blogunda, ayrıntılarıyla çok güzel anlatmış. Hiç de zor gözükmüyor, herkes yapabilir. Ayrıca Yeşim’in çok sık yaptığı bir içecekmiş (ortada bebek olmasına gerek duyulmadan yaptıkları:)); onun tarifi de burada.

Bir diğer güzel tarif de Neslihan‘dan. Sürahiyi nasıl bağladığını da fotoğraflamış.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Diyetisyenimiz Serap Orak Tufan, hamileliğini kış döneminde geçiren anne adayları için basit öneriler hazırladı:

Günümüz kadınının hayatında bir veya en fazla iki kez yaşadığı bir durum olarak hamilelik, artık daha da önem verilen bir dönem haline gelmiştir. Herşeyden önce, bebeğin sağlığı için, anne adayları sigara-alkol gibi alışkanlıklarını azaltıp/çıkartıp besin desteklerine başlamaktadır. Hatta hamile kalma planı olan kadınlar son derece doğru düşünerek hamilelik öncesi varsa fazla kilolarını vererek hazırlık yapmaktadır. Bu kadar özel bir durumda tabii ki beslenme de başlı başına ele alınması gereken önemli bir konudur. Hamilelik döneminde vücuttaki hormonlar tamamen değişmekte ve bu farklılaşmayla beraber her kadında farklı beslenme davranışları ortaya çıkabilmektedir.

Kış mevsiminde soğuk algınlıkları, nezle, grip, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi bulaşıcı hastalıklar artarken, yağmurda veya karda ıslak veya karlı zemin nedeniyle düşme tehlikeleri de artmaktadır. Hamilelerin bunlara çok dikkat etmesi gereklidir. Kış dönemi kapalı mekanlarda geçirilen bir mevsim olduğu için daha hareketsiz yaşanmaktadır. Bu nedenle kalori alımı da kontrol altında tutulmalıdır. Bu süreçte yapılması veya kaçınılması gerekenleri şöyle özetleyebiliriz:

- Soğuk hava nedeniyle su içme konusunda isteksizlik olacağından, su tüketiminde azalma olur. Vücut suyunu dengede tutabilmek için ortalama 2 litre su içilmelidir. Sıvı alımı arttırılmalıdır (şekersiz komposto, süt, limonata, taze ve doğal meyve suları, ayran). Soğuk nedeniyle sıcak içecek içme isteğinde artış olacaktır; ancak bu durumda karışık bitki çayları tercih edilmemelidir. Bazı bitki çayları hamilelikte düşük riskini arttırabilir. Aralarda sıcak süt içilerek, hem kalsiyum alımı arttırılmış, hem de sıcak içecek içme hissi giderilmiş olur.

- Eğer kan basıncınız (tansiyon) düşükse, ayran ve mineralli suları tercih etmelisiniz. Kan basıncınız yüksekse, tuz alımını kısıtlamalısınız. Maden suyu içmemelisiniz. Tuzlu ve salamura besinleri tüketmemelisiniz (aşırı tuzlu zeytin, peynir, turşu, tuzlu kuruyemişler, salamura ve tütsülenmiş etler, soya sosu, cipsler vb.). Ödem riskiniz varsa, yine aynı şekilde tuz kısıtlamasına gitmelisiniz. Kışın turşu yeme alışkanlığı ön plana çıkmaktadır; buna dikkat edilmelidir. Turşu, ödeminizi arttıracaktır.

- Hijyenik olmayan koşullar nedeniyle, besinlerde mikroorganizma üremesi kolaylaştığı için dışarıda olan besin tüketiminize dikkat etmelisiniz. İyi pişmiş yemekleri tercih etmeli, az pişmiş veya çiğ etli yemekler yememelisiniz (çiğ köfte, suşi, az pişmiş etler). Kolay bozulabilen tavuk, balık ve barbunya fasulyeyi dışarıda yememeye özen göstermelisiniz. İyi yıkanmama olasılığını göz önünde bulundurarak, ev dışında çiğ salata ve sebze yememelisiniz. Soslu, mayonezli, kremalı besinlerden uzak durmalısınız. Hijyenine güvendiğiniz restoranları tercih etmeli; açıkta satılan, pişmiş, beklemiş besinleri yememelisiniz.

- Kış sebze ve meyvelerini düzenli ve dengeli tüketmelisiniz. Özellikle C vitamini yönünden zengin turunçgilleri (portakal, mandalina, greyfurt, limon), kiviyi ve narı ara öğünlerinizden ihmal etmemelisiniz. Bu şekilde bağışıklık sisteminizi destekleyerek bulaşıcı hastalıklara karşı savunma gücünüzü arttırabilirsiniz.

Görünüm, sunum ve tat açısından daha da keyifli bir hale getirmek isterseniz meyvelerinizi Meyveli Kış Salatası şeklinde hazırlayabilirsiniz. Elma, armut, muz ve kiviyi küp küp ufak parçalar halinde doğrayınız. İçine portakal/mandalina dilimleri ve nar taneleri ekleyerek karıştırınız. Bu şekilde yiyebileceğiniz gibi dilerseniz, 1 kase yoğurt ile karıştırıp meyveli yoğurt da yapabilirsiniz.

- Folik asit depolarının gebelik öncesinde dolu olması ve hamilelik sırasında da yeterli alınması gereklidir. Folik asit eksikliğinin bebekte nöral tüp defekti denilen bir beyin hasarına yol açtığı bilinmektedir. Kış mevsiminde ıspanak ve portakal gibi folik asitten oldukça zengin iki önemli besinin sürekli bulunması ve tüketilmesi bir avantajdır.

- Bulantınız fazlaysa, sıvı alımınızı azaltmalısınız. Katı besinleri azar azar sık sık yemeli, kusma varsa mineral dengenizi sağlamak amacıyla tuzlu krakerler tercih etmelisiniz. Aşırı kusma ve besin tüketememe durumunda, mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

- Hamilelikte yaşanan gaz problemini arttırmamak için kış sebzelerinden pırasa, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası, brokoli gibi çeşitleri haşlayıp suyunu süzerek yeniden pişirmelisiniz. Gaz yapıcı öğelerinden bu şekilde arındırmış olursunuz. Bu sebzeler kükürt yönünden zengin olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirerek, direncinizi arttırır.

- Hamilelerin tüm bu süreçte alması gereken yiyeceklerin başında süt ve süt ürünleri gelmektedir. Bebek gelişimi için annenin depolarını kullandığından bir sorun yaşamaz. Ancak annenin depoları da yetersizse bebek ve annenin ilerde yaşayabileceği kemik ve diş hastalıkları riski yüzünden bu besinleri düzenli tüketmesi gerekmektedir.

- Bazı gebelik hormonları kabızlığa neden olur. Özellikle de kışın daha hareketsiz olduğumuz için bu durum desteklenir. Kabızlığı çözmek için günlük su tüketimi 2 litrenin altına düşmemelidir. Her öğünde pişmiş sebze yemeği ve çiğ salata tüketimi olmalıdır. Öğün aralarında çiğ meyve tüketimi, bazı meyvelerin kompostosu veya hoşafı tercih edilmelidir. Özellikle kuru kayısı, kuru erik, kuru incir ve armut, kabızlığı önlemekte çok yardımcıdır. Portakal, mandalina, greyfurt, gibi meyvelerin suyunu içmektense, posasıyla beraber yemek daha faydalıdır. Bunun dışında kurubaklagil yemek, tam tahıllı ekmekleri tercih etmek, bulgur, yulaf ezmesi gibi posalı besinleri tüketmek de gerekir.

- Kış mevsiminde çeşitlenen ve yağ oranının artmasıyla lezzetlenen balık, ızgara veya fırında pişirilerek haftada 2-3 kez tüketilmelidir. Balıktaki fosfor ve omega-3 cinsi yağ asidi, bebeğin beyin gelişimi açısından çok önemlidir.

- Kışın hareketsizlik nedeniyle kolay kilo alma eğilimi ortaya çıkmaktadır. Özellikle hamilelik nedeniyle yaşanan iştah atakları, durumu zorlaştırabilir. Yüksek kalorili besinler, tatlılar, hamur işleri vb. yiyeceklerden kaçınılmalı, nadiren yemeli ve küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Hamilelikte ortaya çıkan ek kalori gereksinimi fazladan süt, yoğurt ve meyve tüketimiyle sağlanabilir. Hamile kadının sıklıkla tatlı veya fazla besin yemeye ihtiyacı yoktur. Tatlı konusunda aşırı duyulan istek armut, ayva, kabak tatlısı veya sütlü tatlı gibi hafif tercihlerle zararsız hale getirilebilir.

- Sebze ve meyvelerin üretilmesinde kontrolsüz ve fazla kullanılan hormon ve tarım ilacı riskini azaltmak için kış sebzelerini (lahana, pırasa, karnabahar, kereviz, brokoli vb.) ve meyvelerini (portakal, mandalina, greyfurt, nar, kivi, elma, ayva vb.) tercih etmelisiniz. Besinleri iyi yıkayarak tüketmelisiniz.

Yukarıda saydıklarımızın dışında hamile kadının ve bebeğin sağlığı açısından yeterli ve dengeli besin tüketimi çok önemlidir. Bunun için diyetisyeniniz tarafından hazırlanan, hamilelik ayınıza ve kilonuza uygun beslenme planınızı mutlaka takip ediniz.

HAMİLELİKLE UYUMLU ÖRNEK BESLENME PLANI (Hamilelikte aylara ve kişinin kilosuna göre besin tüketimi ayarlanmalıdır. Bu liste örnek oluşturması bakımından verilmiştir.)

SABAH: 1 su bardağı süt (şekersiz, kalsiyumdan zenginleştirilmiş)
1 adet haşlanmış yumurta veya 1 dilim kaşar peyniri
1 dilim beyaz peynir
5 adet zeytin veya 2 adet bütün ceviz
Mevsiminde kurutulmuş domates , maydonoz, yeşil biber
2 dilim tam buğday/çavdar ekmeği veya kepekli ekmek

ARA: 1 porsiyon meyve (2 adet mandalina)

ÖĞLE: 1 kase çorba
3 köfte kadar ızgara/haşlama/fırında pişmiş kırmızı et veya tavuk veya balık
3-4 yemek kaşığı pilav (tercihen bulgur) veya makarna veya 1 porsiyon kurubaklagil yemeği
1 su bardağı yoğurt veya 1 kase cacık
1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenmiş bir kase salata (yeşil yapraklı, domates, salatalık, havuç vb.)
1 dilim tam buğday/çavdar ekmeği veya kepekli ekmek

ARA: 1 porsiyon meyve (1 adet armut veya portakal)

ARA: 2 adet kepekli galeta + 1 su bardağı süt veya yoğurt

AKŞAM: 1 kase çorba
5-6 yemek kaşığı sebze yemeği (etli veya kıymalı olabilir)
3-4 yemek kaşığı pilav (tercihen bulgur) veya makarna veya 1 porsiyon kurubaklagil yemeği
1 su bardağı yoğurt veya 1 kase cacık
1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenmiş bir kase salata (yeşil yapraklı, domates, salatalık, havuç vb.)
1 dilim tam buğday/çavdar ekmeği veya kepekli ekmek

ARA: 1-2 porsiyon meyve (1 adet nar veya elma)

YATARKEN: 1 su bardağı süt (şekersiz)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Dilimize eklenen yeni bir sözcük: Pregoreksiya (Pregorexia). Şu günlerde üstüne birçok yazı yazılıyor.

“Pregoreksiyaya sahip kadınlar, arkadan bakıldığında hamile olduklarının anlaşılmaması ve hamileliklerinin ikinci yarısında bile “normal” kot pantolonlara girebilmeleri nedeniyle, büyük gurur duyuyorlar ve her ortamda bunu yüksek sesle gündeme getirmeye çalışıyorlar.”

Bu konuyu alevlendiren ise, Nicole Kidman’ın hamileliği boyunca karnının çok az büyümesi ve doğumdan hemen sonra da eski ince fiziğine yeniden kavuşması oldu. Sıkı bir diyet yapmak için seçilebilecek en yanlış zamanın hamilelik dönemi olduğu kabul ediliyor. Zira hem annenin, hem de bebeğin yeterli beslenememesine sebep oluyor.

Özellikle ünlüler, üzerlerindeki medya baskısı yüzünden, hamilelik sırasındaki vücut değişimleri hakkında aşırı endişeleniyorlar. Ancak, bu konuda kesinlikle bir denge bulmak şart. Hamilelikte alınan aşırı kilolar da, yine çok az kilo almak gibi büyük sağlık riski oluşturuyor.

Hamilelik sırasında gereken günlük kalori miktarları:

  • İlk 3 ay – Ekstra 85 KKal
  • İkinci 3 ay – Ekstra 285 KKal
  • Üçüncü 3 ay – Ekstra 475 KKal

Verilen bilgilerin alındığı kaynak: Prentice A.M., Spaaij C.J., Goldberg G.R. (1996) Energy requirements of pregnant and lactating women. European Journal of Clinical Nutrition 50: 82- 110.

Related Posts with Thumbnails
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark