Künefe Dosyası

, GIA

Baştan söyleyeyim; ben Antakya’da sadece dört gün geçirdim. Gitmeden önce yöreyle ilgili araştırdım, sordum soruşturdum; oradayken de yerlilerin fikirlerini aldım. İddiam bu kadar…

Künefe hepimizin de bildiği gibi, iki kat kadayıf arasına özel tuzsuz bir peynir konularak hazırlanıyor. Kadayıf ateş üzerinde pişirildikten sonra, üzerine de şerbeti veriliyor. Tabii Antakya’ya gittiğinizde, herşeyin bu kadar basit olmadığını görüyorsunuz. Antakya’da onlarca, belki yüzlerce künefeci var ve söylenene göre her birinin de kendine özel künefesi var. Örneğin biri kadayıfını fazla tutuyor, biri peynirini, biri yağını, biri şerbetini, biri şerbetteki şeker oranını, biri pişirme biçimini… Şurada anlaşalım: Bizim yediğimiz künefelerle, Antakya’dakiler kesinlikle aynı değil. Bence ilk göze çarpan şey, Antakya’da yedikleriminizin içinde daha fazla olan peynir oranı. Bizim yediklerimizde peynir belli belirsiz olur; oysa orada yediklerimizde neredeyse yarım santimlik bir peynir tabakası mevcut.

Daha önce annemler ve arkadaşları gezmeye gittiklerinde, sanırım biraz da kaldıkları yere yakın olmasından dolayı, Harika Künefe‘de çok künefe yediklerinden bahsetmişlerdi. Biz de ilk deneyimimizi Harika Künefe’de yaptık. Aynı dükkanda döğme Maraş dondurması da satılıyordu. Üzerine dondurma ekleyeyim mi diyen garsona, ekle bakalım dedik. Kocaman bir dilim künefe, üzerinde ince bir dilim dondurma ile geldi. Dondurma kendi çapında gayet güzel; ama ben kesinlikle künefeye yakıştıramadım. Eşimle beraber yeriz diye aldığımız bir porsiyonun çok büyük bir kısmı, künefe sevmeyen eşimin iki çatal alıp bırakmasından sonra bana kaldı. Ben de hepsini bitiremedim ve kendimce keyiflendim; “Heh heh, demek artık tatlı yeme kapasitem bu kadar düştü.” diyerek:) Sonraki günlerde bunun bir asparagas olduğunu gördük. Harika’nın künefesi, diğerleriyle kıyaslayınca bana bayağı şekerli geldi.

Bir daha yemeyeyim bari derken, eh bir de en çok bahsi geçen Kral Künefe‘de de deneyeyim dedim. Eşim bu sefer baştan resti çekip, ben yemeyeceğim dedi. Olsun dedim, ben az da olsa yiyeceğim ve okuyucularımı aydınlatacağım:) Hep dediğim gibi, herşey sizin için sevgili okurlarım. Bir baktım, benim tatlı yeme kapasitem gayet yerinde! Kral’ın künefesinin şeker oranı bana daha uygundu; bence tam kıvamındaydı. Ayrıca, bahsettiğim yerlerde, künefeler tepsi içinden dilimlenerek tabağa konuluyor ve şerbeti tabaktayken konuyor. Dolayısıyla, şerbetini istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Mesela az şerbetli seviyorsanız, az koydurursunuz.

Bir yerden daha bahsedeceğim: Çınaraltı Künefe, Yusuf Usta’nın Yeri. Uzun Çarşı’nın içinde, Ayakkabıcılar Çarşısı’nın girişinde bir cami var. Camiinin avlusunda yer alıyor. Zaten avlu, kendi çapında çok hoş bir yer. Tam oturup çay içmelik. Yusuf Usta’nın özelliği, künefeyi odun ateşi üzerinde pişiriyor olması. Çevire çevire, altının közünü yelleye yelleye, yani yavaş yavaş pişiriyor. Bir tarafı pişince, koca künefeyi omlet çevirir gibi çeviriveriyor havada. Mutlaka onu da denemeniz lazım. Orada otururken, yan masaya Türk bir turist grubu geldi, İstanbullu olduklarını anladık konuşmalarından. Sekiz kişi künefe istediler. 15-20 dakika beklemeleri gerektiği söylendi onlara, çünkü künefeyi taze pişmiş sunacaklardı. Aaaa, oooo, mırın kırın ettiler. Oysa ben olsam balıklama atlardım; yeni pişmiş sımsıcak yemenin tadı başka nede olabilir? Sonra, söylenmeleri devam etti. E burada bu kadar turist var, neden bir iki tepsi daha kurmuyorlar ki dükkanın önüne? Cık cık cık… Sonra elindeki kartonla ateşi harlayan ustaya taktılar: Ne diye kendini bu kadar yoruyor ki, ayakla çalıştırılan körükler var? Ah dedim, işte elimizde ne var ne yoksa körelten zihniyet. Bırakın, bazı şeyler olduğu gibi kalsın, teknoloji katılmasın içine, yavaş yavaş pişsin, bir seferde tek tepsi olsun siz sıranızı bekleyin. Süpermarketlerde dondurma dolaplarında satılan hazır künefeler mi istiyorsunuz, buyrun oradan alın çarçabuk!

Bunun dışında, deneyemediğim ama çok methedilen Harbiye’nin künefesiydi. Harbiye, Antakya merkeze yaklaşık 7-8 km uzaklıkta bir mesire yeri. Kömür ateşinde pişen tavuklarıyla ve künfesiyle ünlü. Harbiye’nin künefesindeki kadayıf oranı daha fazlaymış. Bizim Harbiye’de yemek yediğimiz mekanda, künefe en az iki porsiyon olarak sunulduğu için ben yiyemedim; çok ziyan olacaktı. Ama aklımda kalmadı değil:)

İşte böyle… Güzel şeyler kilo aldırıyor, Murphy kanunlarından biri… O yüzden dilediğimiz gibi yiyeyemesek de, yine de Antakya’da künefe yemenin keyfine vardık. Darısı hepinizin başına….

Antakya ile ilgili diğer gezi notları:

Antakya Gezi Notları – 1
Antakya Gezi Notları – 2
Antakya’da neler yenilebilir? – 1
Antakya Gezi Notları – 3
Antakya’da neler yenilebilir? – 2
Hatay’da Harbiye şelaleleri
Antakya’da HATAŞ ürünleri

Pin It

13 yorum

  • künefe yemek istiyommmmmm

  • İstanbul’da da künefe yiyebilirsiniz..Antakya’ya gitmeye gerek yok…Maltepe Carrefour’da HD iskender, harika künefe yapıyor, kaymaklı. Tavsiye ederim…Bir deneyin…mmmmmmmm

  • Lezzetli bir künefeye kim hayır diyebilir ki, ancak piyasada hazır satılanları pek beğenmiyorum, bunu mutlaka denemeliyim ellerinize sağlık …

Bir Cevap Yazın

(E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır.)

/>

Günün Önerisi: Sebzeli Lazanya

Popüler Yazılar