hafif tarif

kalorileri ile birlikte verilmiş resimli yemek tarifleri

Yöresel lezzetler kategorisinde kayıtlı postları görüyorsunuz.

'Yöresel lezzetler' kategorisinde nelerimiz var?

Maş fasulyesinin yemeğini uzun zamandır yapıyorum; içine salça ve soğan ekleyerek. Bu sefer de salatasını yapayım dedim; o da güzel oldu. Kıssadan hisse: Hep mercimek ve nohut yemeyin; arada maş fasulyesiyle de çeşit yapın. Bu sefer maş fasulyesini Kadıköy çarşısının içinde, açık bakliyatlar da satan bir baharatçıdan aldım. Kilosu 5 TL. Daha önce marketlerde, organik satan reyonlardan alıyordum. Aralarındaki fark: Dışarıdan aldığımı bayağı ayıklamam gerekti ve bayağı tozlu idi. Kaç su yıkadım hatırlamıyorum. Organik diye satılan daha bir temiz oluyor.

Malzemeler:

- 1 su bardağı maş fasulyesi
- 1-2 domates
- 1-2 avuç maydonoz
- 3-4 sap taze soğan
- Limon, nar ekşisi, zeytinyağı

Maş fasulyelerini bir gün önceden suya koyun, ertesi gün haşlayabilirsiniz. Haşlayıp, süzüp, soğuduktan sonra; dilediğiniz salata malzemesi ile karıştırın. Ben yukarıdaki malzemeleri kullandım; siz istediğiniz gibi çeşitlendirebilirsiniz. Mısır koyan var, soğan koyan, kornişon turşu koyan… Damak zevkinize göre.

Not: Salata bir gün sonra sanki daha bile lezzetli oluyor.

9 yorum 200-300 kkal, Çay saati, Mezeler, Salatalar, Vejetaryen seçenekler, Yöresel lezzetler
3.Haziran.2010

Baştan söyleyeyim; ben Antakya’da sadece dört gün geçirdim. Gitmeden önce yöreyle ilgili araştırdım, sordum soruşturdum; oradayken de yerlilerin fikirlerini aldım. İddiam bu kadar…

Künefe hepimizin de bildiği gibi, iki kat kadayıf arasına özel tuzsuz bir peynir konularak hazırlanıyor. Kadayıf ateş üzerinde pişirildikten sonra, üzerine de şerbeti veriliyor. Tabii Antakya’ya gittiğinizde, herşeyin bu kadar basit olmadığını görüyorsunuz. Antakya’da onlarca, belki yüzlerce künefeci var ve söylenene göre her birinin de kendine özel künefesi var. Örneğin biri kadayıfını fazla tutuyor, biri peynirini, biri yağını, biri şerbetini, biri şerbetteki şeker oranını, biri pişirme biçimini… Şurada anlaşalım: Bizim yediğimiz künefelerle, Antakya’dakiler kesinlikle aynı değil. Bence ilk göze çarpan şey, Antakya’da yedikleriminizin içinde daha fazla olan peynir oranı. Bizim yediklerimizde peynir belli belirsiz olur; oysa orada yediklerimizde neredeyse yarım santimlik bir peynir tabakası mevcut.

Daha önce annemler ve arkadaşları gezmeye gittiklerinde, sanırım biraz da kaldıkları yere yakın olmasından dolayı, Harika Künefe‘de çok künefe yediklerinden bahsetmişlerdi. Biz de ilk deneyimimizi Harika Künefe’de yaptık. Aynı dükkanda döğme Maraş dondurması da satılıyordu. Üzerine dondurma ekleyeyim mi diyen garsona, ekle bakalım dedik. Kocaman bir dilim künefe, üzerinde ince bir dilim dondurma ile geldi. Dondurma kendi çapında gayet güzel; ama ben kesinlikle künefeye yakıştıramadım. Eşimle beraber yeriz diye aldığımız bir porsiyonun çok büyük bir kısmı, künefe sevmeyen eşimin iki çatal alıp bırakmasından sonra bana kaldı. Ben de hepsini bitiremedim ve kendimce keyiflendim; “Heh heh, demek artık tatlı yeme kapasitem bu kadar düştü.” diyerek:) Sonraki günlerde bunun bir asparagas olduğunu gördük. Harika’nın künefesi, diğerleriyle kıyaslayınca bana bayağı şekerli geldi.

Bir daha yemeyeyim bari derken, eh bir de en çok bahsi geçen Kral Künefe‘de de deneyeyim dedim. Eşim bu sefer baştan resti çekip, ben yemeyeceğim dedi. Olsun dedim, ben az da olsa yiyeceğim ve okuyucularımı aydınlatacağım:) Hep dediğim gibi, herşey sizin için sevgili okurlarım. Bir baktım, benim tatlı yeme kapasitem gayet yerinde! Kral’ın künefesinin şeker oranı bana daha uygundu; bence tam kıvamındaydı. Ayrıca, bahsettiğim yerlerde, künefeler tepsi içinden dilimlenerek tabağa konuluyor ve şerbeti tabaktayken konuyor. Dolayısıyla, şerbetini istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Mesela az şerbetli seviyorsanız, az koydurursunuz.

Bir yerden daha bahsedeceğim: Çınaraltı Künefe, Yusuf Usta’nın Yeri. Uzun Çarşı’nın içinde, Ayakkabıcılar Çarşısı’nın girişinde bir cami var. Camiinin avlusunda yer alıyor. Zaten avlu, kendi çapında çok hoş bir yer. Tam oturup çay içmelik. Yusuf Usta’nın özelliği, künefeyi odun ateşi üzerinde pişiriyor olması. Çevire çevire, altının közünü yelleye yelleye, yani yavaş yavaş pişiriyor. Bir tarafı pişince, koca künefeyi omlet çevirir gibi çeviriveriyor havada. Mutlaka onu da denemeniz lazım. Orada otururken, yan masaya Türk bir turist grubu geldi, İstanbullu olduklarını anladık konuşmalarından. Sekiz kişi künefe istediler. 15-20 dakika beklemeleri gerektiği söylendi onlara, çünkü künefeyi taze pişmiş sunacaklardı. Aaaa, oooo, mırın kırın ettiler. Oysa ben olsam balıklama atlardım; yeni pişmiş sımsıcak yemenin tadı başka nede olabilir? Sonra, söylenmeleri devam etti. E burada bu kadar turist var, neden bir iki tepsi daha kurmuyorlar ki dükkanın önüne? Cık cık cık… Sonra elindeki kartonla ateşi harlayan ustaya taktılar: Ne diye kendini bu kadar yoruyor ki, ayakla çalıştırılan körükler var? Ah dedim, işte elimizde ne var ne yoksa körelten zihniyet. Bırakın, bazı şeyler olduğu gibi kalsın, teknoloji katılmasın içine, yavaş yavaş pişsin, bir seferde tek tepsi olsun siz sıranızı bekleyin. Süpermarketlerde dondurma dolaplarında satılan hazır künefeler mi istiyorsunuz, buyrun oradan alın çarçabuk!

Bunun dışında, deneyemediğim ama çok methedilen Harbiye’nin künefesiydi. Harbiye, Antakya merkeze yaklaşık 7-8 km uzaklıkta bir mesire yeri. Kömür ateşinde pişen tavuklarıyla ve künfesiyle ünlü. Harbiye’nin künefesindeki kadayıf oranı daha fazlaymış. Bizim Harbiye’de yemek yediğimiz mekanda, künefe en az iki porsiyon olarak sunulduğu için ben yiyemedim; çok ziyan olacaktı. Ama aklımda kalmadı değil:)

İşte böyle… Güzel şeyler kilo aldırıyor, Murphy kanunlarından biri… O yüzden dilediğimiz gibi yiyeyemesek de, yine de Antakya’da künefe yemenin keyfine vardık. Darısı hepinizin başına….

Antakya ile ilgili diğer gezi notları:

- Antakya Gezi Notları – 1
- Antakya Gezi Notları – 2
- Antakya’da neler yenilebilir? – 1
- Antakya Gezi Notları – 3
- Antakya’da neler yenilebilir? – 2
- Hatay’da Harbiye şelaleleri
- Antakya’da HATAŞ ürünleri

13 yorum Gezi notları, Yöresel lezzetler

Harbiye, Antakya merkezine 7-8 km kadar uzaklıkta, mesire yeri olarak kullanılan bir yer. Öyle yeşil ki…

Manavgat şelalesi gibi olmasa da, oldukça çok suyu olan minik şelaleleri var. Şelalelerin çevresine de restoranlar kurulmuş. Meşhur kömür ateşinde pişirilmiş piliç ve üstüne künefe yemeğe gidiliyor. Tarihteki ismi Daphne. Biliyorsunuz Antakya’nın defne sabunu çok meşhur. Hem Antakya’nın içinde, hem de Harbiye’de satılıyorlar. Defne sabunu alırken dikkat etmeniz gereken şu: Sabunlar içlerindeki defne oranına göre fiyatlandırılıyorlar. Örneğin içinde %20 oranında defne olan sabun da var, has defne sabunu da var. Ona dikkat edin, bilinçli olun. (Bize de bir satıcı anlattı.) Ayrıca, Harbiye’de ipekçi dükkanları da var. İpek dokumalı fularlar, kravatlar, kumaşlar veya gömlekler mevcut. Ama herkesin dediği, Samandağ‘daki ipeklerin daha kaliteli olduğu. Samandağ’a da gidecekseniz, oradan almayı tercih edebilirsiniz.

Biz Antakya merkezindeki Habib-i Neccar Camii‘nin önünden kalkan minibüslere bindik. 1.5 TL. Zaten uzun bir yol değil, 15 dakika kadar sürüyor. Harbiye merkezinde bahsettiğim dükkanlar var. Sohbet ettiğimiz bir Antakyalı, bize Kervan Restoran‘ı önermişti. Kervan Restoran, yolun üzerinde büyük, yemyeşil vadiyi yukarıdan gören, kapalı ve temiz bir restoran. Yemekten sonra, size sorarlar meyve mi künefe mi isterseniz diye dedi. Künefe istersiniz dedi. Harbiye’nin künefesi daha farklı oluyormuş, kadayıfı daha fazlaymış ve birçok insan bu tarz künefeyi daha çok seviyormuş. Biz bu tavsiyeleri dinlemeyip, şelalenin dibine inelim dedik.

Aşağı doğru kıvrılan yol üzerinde birçok restoran var. Plastik sandalyeli, çevresindeki sularda ördekler yüzen yerler. Hadi burada oturalım, daha sempatik, gazete de okuruz dedik (Cennet diye bir yer.). Ortaya birkaç tabak meze getireyim mi? diyen garsona, hadi getir bakalım dedik. Humus, babagannuş, soğansız bir çoban salata, yoğurtlu bir meze, biber salçası ve zahter getirdi. Zahter ve babagannuşu bayağı sevdim. Ardından da meşhur piliçten istedik. Bir pilici ikiye bölüp, kömür ateşinde pişiriyorlar. Mangalda tavuk yani. Acayip güzeldi diyemeyeceğim maalesef, fena değildi. Çok övülen bir tavuk olduğu için, beklentilerim büyüktü. Biz belki doğru bir yer tercihi yapamadık. Bir Antakyalı’nın dediğini yapmazsan başına gelecek bu GIA!

Neyse künefe ile keyfimiz yerine gelebilir diyorduk ki, künefeler 2 kişilik tepsilerde yapılıyormuş. Eşim sadece bir çatal alacağından, ben de en fazla 3-4 çatal almayı planladığımdan çok ziyan olacak diye yiyemedik:(  Toplam 50 TL verip çıktık. (Hesabı kontrol etmenizi öneririm.) Ortam güzeldi ama; çevrede ördekler dolaşıyordu, yemyeşil ağaçlar, şırıl şırıl su sesleri arasında sadece çay içmek bile keyifli. (Annemler de Şelale diye bir yerde oturmuşlar, onların da tavuğu önce az pişmiş gelmiş; sonra bir daha pişirtmişler; ama sonuçta memnun kalmışlar.)

Antakya ile ilgili diğer gezi notları:

- Antakya Gezi Notları – 1
- Antakya Gezi Notları – 2
- Antakya’da neler yenilebilir? – 1
- Antakya Gezi Notları – 3
- Antakya’da neler yenilebilir? – 2
- Hatay’da Harbiye şelaleleri
- Künefe Dosyası
- Antakya’da HATAŞ ürünleri

7 yorum Gezi notları, Yöresel lezzetler