web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif ve yaratıcı yemek tarifleri     

Vejetaryen seçenekler kategorisinde kayıtlı postları görüyorsunuz.

'Vejetaryen seçenekler' kategorisinde nelerimiz var?

Çiğ besin diyetinde, adı zaten üstünde, tüketilen besinlerin büyük kısmının çiğ olması gerekiyor. Çiğ besin diyeti akımını benimseyenler (raw foodist), besinleri ne kadar çiğ tüketirsek o kadar faydalı ve sağlıklı olduğuna inanıyorlar. Besinlerin belirli bir dereceye kadar pişirilmesine müsaade var; o da 40-46 derece arası. Kendi aralarında da ayrılıyorlar: Çiğ-vejeteryanlar (raw vegetarianism), çiğ-veganlar (raw vegan) ve çiğ-etoburlar (raw omnivorous).

Çiğ-veganlar: 46 derecenin üzerinde pişirilmemiş ve işlenmemiş çiğ besinleri yiyorlar. Bu derecenin üzerinde pişirilen besinlerde zaten fayda kalmadığını, hatta vücut için zararlı bile olduğunu düşünüyorlar. Ana besin kaynakları: Meyve, sebze, yemişler ve sebze filizleri. (Biliyorsunuz, veganlar süt ürünü tüketmeyen (süt, yoğurt, yumurta, peynir) vejeteryanlardır.) İddialarına göre, çiğ-veganlar az kilolu, daha fazla enerjili, temiz ciltli ve insülin toleransları çok iyi bireyler.

Çiğ-vejeteryanlar: Diyetlerinden eti, balığı, kümes hayvanlarını çıkaranlar. Ama yumurta yiyorlar. Çiğ veganlardan farkları, onların yemediği yumurta, süt ürünleri ve bal yemeleri.

Genel olarak okuduğum ve seyrettiklerimin özeti olarak şunu söyleyebilirim: Çiğ besin diyeti uygulayanların, az protein aldığı ve dolayısıyla da kaslarının eriyeceği düşünülüyor. Onlar da aksini iddia edip, birden fazla dünya vücut şampiyonu ve tenisçinin çiğ besin diyetine uyduklarını söylüyorlar. Protein az olunca, enerjileri de az olacakmış gibi düşünüyoruz; ama aksine onlar kendilerini eskisinden çok daha enerjik hissettiklerini söylüyorlar. BBC’de izlediğim bir belgeselde yapılan deneyde, bir gruba bir süre boyunca çiğ besin verilmişti. Bu süre sonunda kan değerlerinde oldukça büyük bir iyileşme görülmüştü. Ayrıca sindirim ve boşaltım sistemleri de çok iyi çalışmıştı.

Raw food akımı, günlük hayatı biraz zorlayan bir akım tabii. Yiyeceklerinizi yanınızda taşımanız gerekiyor. Örneğin, pirinci bir gece önceden suya koyuyorlarmış ve ertesi gün o şekilde yiyorlarmış. Bakliyatları ve pirinci bir diğer yeme biçimi ise filizlendirip yemek. Blender çok kullandıkları birşey, çünkü sık sık sebzelerin sularını sıkıp içiyorlar. Besinlerin dondurulmasıyla ilgili bir sorunları yok, bilhakis daha bile iyi olduğunu söylüyorlar.

Sanmayın ki, çiğ besinciler her istediklerini yiyemezler. Örneğin aşağıdaki dondurma hem bir raw food akımını destekleyen kişi için uygun, hem de formunu korumak isteyen biri için…

Muzlu Dondurma (2 kase için)

Malzemeler:

- 2 adet muz
- Çeyrek su bardağı süt

Muzları soyup, bir gece önceden derin dondurucuya koyun; iyice buz kıvamına gelsinler. Ertesi gün, buz kırabilecek kadar güçlü bir mutfak robotuna, sütü koyun, üzerine de muzları. Karıştırdıktan sonra dondurmanız hazır. İçine badem, fındık, ceviz de ekleyebilirsiniz. Kıvamı krem şanti gibi oluyor. Tadı ise muzlu süt gibi, oldukça tatlı. Muzları mümkünse ufak ufak kesip de koyun, parçalanmaları daha kolay olur. Ben robottan çıkardıktan sonra bir kaseye koyup tekrar dondurucuya koydum bir süre; iyice donmasını istedim.

Bu yöntemi deneyip de beğendikten sonra, aklıma yeni dondurmalar düştü. İlki şeftalili, ikincisi ise kavunlu. Sizce de harika olma ihtimalleri yok mu? Deneyip bildireceğim:)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
26.Temmuz.2010

Yaz sofraları için, hatta gelecek ayki iftarlar için gayet uygun bir seçenek olabilir…

Kaynak: Cooking with My Kid

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Roesti (rösti), bir İsviçre yemeği. İsviçreliler, eskiden kahvaltıda yedikleri röstiyi, şimdi her öğünde yiyebiliyorlar. Ana malzemesi rendelenmiş patates. İçine tuz, karabiber ekleyip; ister tereyağı, ister sıvı yağ koydukları tavada arkalı önlü kızartıyorlar. Köftenin yanına, pilav yapmasam da ne yapsam? diye düşünürken bunu denemek aklıma geldi. Ben orijinal bir rösti yemedim, ama misafirlerimden biri İsviçre’de bir süre kaldığı için, yorum yapabildi. Dediğine göre lezzeti tutturmuşuz, ama onlar daha iri rendeliyorlarmış patatesi. Sonra baktım, onların çok iri delikli rendeleri varmış, sırf bu iş için kullandıkları. Ben dayanamayıp içine biraz kaşar rendesi ve biraz da maydonoz ekleyince; GIA imzalı bir rösti hazırlamış oldum:)

Malzemeler:

- 4 orta boy patates
- 60-80 gram kadar taze kaşar peyniri
- 1 avuç maydonoz
- Tuz, karabiber

Patatesleri irice rendeleyin. Fazla suyunu sıkarak alın. İçine rendelenmiş kaşar, maydonoz ve baharatları ekleyip iyice harmanlayın. Bir tavaya tereyağı veya zeytinyağı koyun, üzerine harcı yayın. Ben tereyağ kullandım, ama bir daha yapsam zeytinyağı kullanırım. Sanki biraz ağır oldu. Bir tarafını iyice kızartın. Ardından, düz bir tabak yardımıyla ters çevirin. Arka tarafını da iyice kızartın. Dilimleyerek, etin yanında yan yemek olarak ikram edebilirsiniz.

Öneri: Gördüğünüz gibi röstinin içine istediğiniz herşeyi katmak mümkün. Mesela biraz sarımsak rendesi veya taze soğan veya biraz pastırma-sucuk, ne isterseniz…

Yukarıdaki malzemelerle yapılan tavada patatesi 4 porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon röstideki kalori miktarı, yaklaşık: 259 kkal

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Maş fasulyesinin yemeğini uzun zamandır yapıyorum; içine salça ve soğan ekleyerek. Bu sefer de salatasını yapayım dedim; o da güzel oldu. Kıssadan hisse: Hep mercimek ve nohut yemeyin; arada maş fasulyesiyle de çeşit yapın. Bu sefer maş fasulyesini Kadıköy çarşısının içinde, açık bakliyatlar da satan bir baharatçıdan aldım. Kilosu 5 TL. Daha önce marketlerde, organik satan reyonlardan alıyordum. Aralarındaki fark: Dışarıdan aldığımı bayağı ayıklamam gerekti ve bayağı tozlu idi. Kaç su yıkadım hatırlamıyorum. Organik diye satılan daha bir temiz oluyor.

Malzemeler:

- 1 su bardağı maş fasulyesi
- 1-2 domates
- 1-2 avuç maydonoz
- 3-4 sap taze soğan
- Limon, nar ekşisi, zeytinyağı

Maş fasulyelerini bir gün önceden suya koyun, ertesi gün haşlayabilirsiniz. Haşlayıp, süzüp, soğuduktan sonra; dilediğiniz salata malzemesi ile karıştırın. Ben yukarıdaki malzemeleri kullandım; siz istediğiniz gibi çeşitlendirebilirsiniz. Mısır koyan var, soğan koyan, kornişon turşu koyan… Damak zevkinize göre.

Not: Salata bir gün sonra sanki daha bile lezzetli oluyor.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Burçe, bu salatayı bir doğumgünü partisi için yapıp, getirmişti. Yedim ve çok beğendim. Dün gelen misafirlerim için yaptım. Özellikle çay saatleri için, çok hoş bir salata bence. Rokayı normalde hayatta alıp yemem,  salatalara da hiç eklemem. Ama bu salata içinde gayet zevkle yedim.

Malzemeler:

- 1 demet roka
- 2 dilim beyaz peynir
- 2 domates
- 100 gram kadar haşlanmış mısır (en ufak boy konservenin yarısı)
- 4 tane kuru kayısı

Sosu için: Limon, nar ekşisi, tuz ve zeytinyağı karışımı

Rokaları iri iri doğrayın (ama elinizle, bıçak değdirmeye hiç gerek yok). Üzerine domatesleri doğrayın. Peynirleri ufak küpler halinde koyun, kayısıları da dişe gelecek gibi ufak ufak doğrayın. Mısırları  ve sosunu da ekledikten sonra, salatanız hazır. Sık sık yapmayı düşünüyorum bu salatayı.

Not: Kalan salata, ertesi gün çok güzel olmuyor. O yüzden, taze taze bitirmeye çalışın. Bu salatadan hoşlananlar için, yine değişik ve benim çok sevdiğim bir tarif daha önerebilirim: Portakallı Ispanak Salatası

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Banko tariflerden biri daha. Hem doyurucu, hem lezzetli, hem de görüntüsü güzel. Hafif bir tarif diyemeyiz; ancak hamurundaki yağ oranını kendinizce azaltmayı deneyebilirsiniz. Ben asıl tarifi vereceğim size; ama ben yağ oranını biraz azalttım yaparken.

Bizim okulun kantininde hep standart ürünler var. Hazır tavuk ürünlerini ısıtıp, sandviçin içine koyuyorlar; soğuk patates kızartmaları ekliyorlar, kaşarlı-karışık tostlar ve bilimum gofret-bisküvi-çikolata. Haklarını yemeyeyim, elma ve yoğurt da satılıyor rtık. Yani hayatınız o kantinden beslenerek geçiyorsa, bunlara mahkum kalıyorsunuz; uzun vadede sıkıcı. Bu ıspanaylı payı yeni pişmişken ikram ettiğim arkadaşım, “Bunu minik minik yapıp, kantinde satsan; kesin köşeyi dönersin.” gibi bir yorum yaptı:)

Kiş hamuru için malzemeler:

- 1 su bardağı sıvı yağ (işte azaltılan yağ oranı)
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 çimdik tuz
-  400 gram sade kekun

Harç için malzemeler:

- 500 gram ıspanak
- 1 soğan
- Tuz, karabiber, kırmızı biber
- 1 yemek kaşığı sıvı yağ

Üzerine dökmek için:

- 1 yumurta
- 1 su bardağından biraz fazla süt

Önce harcı hazırlayalım. Sıvı yağda ince ince doğradığınız soğanı iyice kavurun. Üzerine ince doğradığınız ıspanakları ekleyin. Suyunu çekene kadar pişirin. (Ben soğuduktan sonra içine biraz da beyaz peynir rendeledim.)

Hamur malzemelerinin hepsini yoğurarak bir hamur yapın. Ufak bir parçasını, üzerini süslemek için ayırın. Üzerini süslemeyedebilirsiniz; çünkü kişlerin üzerleri peynirle kaplı olur, hamurla süslenmez. Tatlı turtaların üzeri genelde hamurla süslenir. Ama ben kişin üzerini de süsledim. Siz bilirsiniz. Hamuru derin(!) bir borcama döşeyin. Kenarları da yüksek olsun, havuz gibi. İçine hazırladığınız harcı dökün. Ayırdığınız hamur parçası ile kişin üzerini istediğiniz gibi süsleyin.

Fırına vermeden önce sütün içinde yumurtayı çırpıp, kişin üzerine dökün. Önceden hafifçe ısıtılmış 170 derece fırında, 45 dakika kadar pişirin.

Öneri: Ben kişi resimdeki cam kalıba yaptım. Ancak, üzerine sütlü karışımı döktüğümde taşmasa bile, çok doldu Fırında pişerken, kiş biraz kabardığı için; biraz süt dışarı döküldü. Bir daha, daha yüksek kenarlı bir kap kullancağım. Ispanak yerine kabak da kullanabilirsiniz. Hatta pırasa da. Fırından çıkardıktan sonra, bir süre dinlendirip öyle dilimleyin.

Kişin hamurunu yoğurduktan sonra, 1-2 saat boyunca bekletirseniz; kalıba yerleştirmeniz daha kolay olacaktır. Hamur biraz dinlendikten sonra, kalıbınız ölçüsünde merdane ile açabilirsiniz. Hamur yeni yoğrulmuşken açılması çok zor oluyor.

Eğer ufak turta kalıplarınız varsa, kişleri birer porsiyonluk yapabilirsiniz; bence çok güzel olur:) Ben de ilk iş turta kabı alacağım; eksiğimi görmüş oldum.

100 gram sade kekunda 346 kkal bulunmakta.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan ıspanaklı kişte, toplam 3515 kkal bulunuyor. Bu kalorinin çok büyük kısmı (1475 kkal) hamurun içindeki yağdan geliyor. Bunu 10 dilim olarak düşünürsek,

1 dilim ıspanaklı kişteki kalori değeri: 351 kkal

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Malzemeler:

- Bir bütün ekmek
- 2 yemek kaşığı tereyağ
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 3 diş sarımsak
- Bir avuç maydonoz
- Bir tutam tuz

Fırını önceden 200 dereceye ısıtın. Ekmeği uzunlamasına ikiye ayırın. Tereyağı oda sıcaklığında biraz yumuşamış olsun. Bir mutfak robotunda zeytinyağının içinde sarımsağı iyice parçalayın. Tereyağını da ekleyip, biraz daha karıştırın. Maydonozu  ve tuzu da ekleyip, birkaç saniye daha karıştırın. Karışımı ekmeklerin üzerine sürün. Önceden ısıtılmış fırında, 10-15 dakika kadar pişirin.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan sarımsaklı ekmekte toplam 1444 kkal bulunmakta. Bunu 8 porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon sarımsaklı ekmekteki kalori oranı: 180 kkal

Buna benzer lezzetli tariflerimiz de mevcut:

Peynirli Sarımsaklı Ekmek Dilimi
Peynirli Zeytinli Ekmek Pizzası
Peynirli Sebzeli Ekmek Dilimi
Sebzeli Ekmek Dilimi

Kaynak: Budget Bytes – Garlic Bread

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Mikrodalga yardımıyla, çok kısa sürede ve gerçeğine çok yakın patates kızartmaları yapmak mümkün. Bu aralar, kuzenim de dahil birkaç telefon bile aldım; “Patatesleri fırında nasıl kızartıyorduk?” diye. Ben de ayrıntılı bilgi vereyim dedim.

Bize lazım olacak tek şey, mikrodalga fırın ve mikrodalga fırın torbası. Daha önce de bahsetmiştim, ben arkadaşımın Amerika’dan getirdiklerini kullanıyorum uzun süredir. İçinde yağlı birşey yapmadığım için, kullandığım torbayı her seferinde yıkayıp kurutuyorum. Böylelikle gayet de ekonomik oluyor. Bir senede toplam bir torba kullandım:) Geçenlerde market rafında gördüm ki, Koroplast da, mikrodalga torbası çıkarmış.

Patates, doğrudan fırına atıldığında çok geç pişiyor. Dolayısıyla, mikrodalga ile bir ön pişirme yapmamız gerekiyor. Mikrodalga torbasına kızarmalık kestiğiniz (Ben bu sefer kalın kalın kestim, ama daha ince de yapabilirsiniz.) patatesleri dolduruyorsunuz. Torbanın kilidini kapatıyorsunuz. Ben fotoğraftaki patates torbasını, 5 dakika en yüksek derecede pişirdim. Çıkan patatesler, hafif az pişmiş, ama o halde bile yenebilecek kadar pişmiş oluyor. Ardından patatesleri bir fırın tepsisine alıyorsunuz. (Bu kısımdan sonrasını, fırında sosis ve patates postunda anlatmıştım.) Üzerine tuz, karabiber, istediğiniz baharatlar ve zeytinyağı gezdiriyorsunuz. Bir güzel harmanlıyorsunuz. 220 derece fırında 30 dakika kadar, kızartıyorsunuz. Gayet lezzetli oluyor; açıkçası biz normal patates kızartmasından çok daha fazla seviyoruz.

Peki fırınla da mı uğraşmak istemiyorsunuz? O zaman, mikrodalgadan çıkan patatesleri, hafifçe yağladığınız bir tavada, harlı ateşte bir süre kızartın. Maksat, patateslerin yumuşaklığını almak, kızarmış gibi yapmak. Yoksa pişirmek değil. O yüzden harlı ateşte, arkalarını ve önlerini iyice kızartabilirsiniz.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
10.Şubat.2010

Tarifimiz ve resmi Beliz’den. Humus yapmaya niyetlenip, bozulan blender’ının püre yapamadığı nohutlarla güzel bir köfte yapmış. Vejeteryanlar için son derece uygun bir tarif; ama bizim için de en az o kadar uygun. Kuru baklagil yememiz gerektiği, her yerde söyleniyor. Çocuklara da bu sunumla, sağlıklı köfteler yedirebiliriz. Bu tarif bizim körili nohut köftesi tarifimizi de andırıyor aslında.

Malzemeler:

- 2 su bardağı haşlanmış nohut
- 2 su bardağı ufalanmış ekmek içi (8 dilim kadar)
- 2 yumurta
- Bol maydonoz
- 1 limon suyu
- 1 yemek kaşığı dolu dolu tahin (20 gram kadar)
- Tuz, karabiber, kırmızı biber, azıcık kimyon

Haşlanmış nohutları mutfak robotundan geçirin. Püre gibi de yapabilirsiniz. Diğer malzemeleri de ekleyerek, gevşekçe bir hamur elde edin. Köfte biçimine getirdiğiniz nohutlu karışımı, hafifçe yağlanmış tavada, arkalı önlü kızartın. Artan köfteleri buzluğa kaldırıp, gerektiğinde kızartabilirsiniz.

Not: Beliz’in kayınvalidesi, baklagillerin neden olduğu gazın kimyon sayesinde altedilebileceğini söylüyormuş. Araştırmaya değer bir konu… Bence bu köftenin içine taze soğan da çok yakışırdı.

100 gram haşlanmış nohutta 67 kkal, 100 gram tahinde ise 595 kkal bulunmakta.

Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan nohutlu köfteden yaklaşık 10 adet çıkmaktadır. Buna göre;

3 adetten oluşan bir porsiyon nohutlu köftedeki kalori değeri, yaklaşık: 106 kkal

Diğer nohutlu tariflerimiz için, şunlara da bir göz atın:

Körili Nohut Köftesi
Tavuklu Erişte
Nohutlu Hamur Köftesi
Ispanaklı Tavuk
Nohutlu Kereviz
Pratik Humus
Falafel Burger


  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Pişmiş havuçla aram gerçekten pek kötü. Ama şu sandviçin içinde gözüken havuçlar, bir anda bana o kadar lezzetli geldiler ki. Peynirli bir sandviçi, nasıl da lezzetlendirirler diye düşündüm. Bu havuçları hazırlamak için gereken:

Malzemeler:

- 2 çorba kaşığı toz şeker
- 1 çorba kaşığı taze limon suyu
- 2 çay kaşığı toz kırmızı biber
- 1 çay kaşığı kimyon
- Yarım çay kaşığı tarçın
- Çeyrek çay kaşığı acı kırmızı biber
- 1 çay kaşığı tuz
- Çeyrek su bardağı zeytinyağı
- 8 orta boy havuç

Tüm baharatları zeytinyağı ile karıştırın. Şeker eriyene kadar çırpın. Havuçları incecik dilimleyin. Eğer varsa, dilimleyici aletlerden faydalanabilirsiniz. Tuzlu kaynar suda, çok az haşlayın (Tarifte 45 saniye diyor.). Sudan çıkardıktan sonra, iyice kurulayın ve hemen sosun içine atın. İyice harmanlayın. Havuçların her biri soslansın. Havuçları marine olması amacıyla, oda sıcaklığında en az 4 saat bekletin.

Kaynak: Love & Olive Oil

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

kumkuat 1

kumkuat 2

Türkçe’ye kamkat ismiyle katılmış bu minik portakal biçimli meyve ile geçen sene Amerika’da tanıştım. Türkiye’de de bazı büyük marketlerde satılıyordu; ancak hiç alıp denememiştim. Her biri, iri bir kırmızı üzüm ebadında olan kamkatlar, kabuğu ile yenebiliyorlar. Hatta bence kabukları, içinden çok daha lezzetli. Kabuklarını yerken ağzınıza şekerli bir portakal tadı gelirken, meyvenin kendisini yerken hafif mayhoş bir portakal tadı alıyorsunuz.

Kamkatın C vitamini oranı çok yüksekmiş. Ayrıca, dünya üzerinde kabuğu ile yenilebilen tek narenciye çeşidiymiş. Bir kamkat ağacından bir senede ortalama 30-50 adet meyve elde edilebiliniyormuş. Belki pahalı olmasının sebebi de budur. İlk olarak Çin’de ortaya çıkmış, oradan Japonya’ya, oradan da Avrupa’ya yayılmış. Bir süs bitkisi olarak evinizde de yetiştirebilirsiniz. Tabii, kamkatları mevsiminde yemek gerek; yoksa çok ekşi olabiliyorlarmuş.

Peki kamkatları nasıl yiyeceğiz?

En yaygın yeme biçimi, bir lokmada ağza atmak şeklinde oluyor:) Çünkü bu şekilde, kabuğundaki şekerle, içindeki ekşilik dengeleniyor. Bunun dışında, sadece kabuklarını yiyenler de varmış. Ayrıca turunç gibi, reçeli ve marmelatı da yapılıyormuş. Bir diğer kullanılma biçimi ise dilimleyerek salatanın üzerine eklemek. (Bir gün marketin meyve reyonunda dolaşırken birinin, kamkatı kahvesine attığını ve çok güzel aroma verdiğini söylediğini duymuştum. Bence de kahveye çok yakışıyordur.)

Gerçekten çok hoş, yemesi çok zevkli bir meyve. Keşke biraz daha ucuz olsa da, daha fazla yiyebilsek.

Resimlerin kaynağı: Veggie Belly

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
17.Kasım.2009

renkli patatesli toplar

Bilgisayarımı temizlerken, tarifini yazarım koyarım diye ayırdığım birkaç resim buldum. Bunlar annemin marifetleri. Kalıpta patates salatası veya  patates çanağında havuçtaki gibi hazırlanan patatesi  farklı şeylere bulayarak, güzel bir çay saati ikramı hazırlamış…

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Sibel, 1.5 aydır diyetteymiş ve 6 kilo vermiş. Hem düzenli egzersiz yapıyormuş, hem de yediklerine içtiklerine dikkat ediyormuş. Bu sırada yaptığı hem besleyici, hem doyurucu bulgur pilavı tarifini benimle paylaştı. Ben de brokoli içermeyen halini yaptım.

Malzemeler:

- 1.5 su bardağı pilavlık bulgur
- 1 kuru soğan
- 1 havuç
- 1 kabak
- 100 gram mantar
- 1 domates
- 2 yeşil biber
- 250 gram brokoli
- Biraz dereotu
- Tuz, karabiber, kırmızı biber
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı

Önce bulgurları iyice yıkayın. Bir tencereye önce soğanları, sonra sırasıyla küp küp kestiğiniz havucu, biberi, brokoliyi, domatesi ve kabağı ekleyin.

Hepsini güzelce soteledikten sonra, bulguru ekleyin. Bulgurun üzerine çıkacak kadar sıcak su ekleyin. Tuzunu, biberini de ekleyin. Pişmesine az kala, üzerine biraz kıyılmış dereotu ekleyebilirsiniz.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan sebzeli bulgur pilavında yaklaşık 1320 kkal bulunuyor. Bunu 8 porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon sebzeli bulgurdaki kalori değeri: 168 kkal

100 gram bulgurda yaklaşık 357 kkal bulunuyor.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
13.Ekim.2009

Toronto’dan bir blog olan Closet Cooking‘de gördüm bu resmi. Kevin diyor ki, Yunanistan’dayken yavaş pişirilmiş bir patlıcan yemeği yemiş ve tadını unutamıyormuş. Sadece domates ve sogan sosundan oluşan bir yemek, bu kadar mı lezzetli olabilirmiş? Bahsettiği yemek imambayıldı!!!

Sonra ülkesine dönmüş, ben bunu neden yapamayayım demiş. Ama Yunanistan’daki pek bir yağlıydı, ben kızartmayayım demiş. Resimdeki gibi bir imambayıldı yapmış, çok da memnun halinden.

Ben daha fazla birşey söylemeyeceğim. İmambayıldı, Yunanistan yemeği diye anılıyor; hem de “imambayıldı” ismi kullanılarak. İmambayıldı ne hale gelmiş, siz resimde inceleyin.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
2.Ekim.2009

Resimdeki simidin üzerindeki reçel aslında acı biber reçeliymiş; ama bana bir anda ayva marmeladını anımsattı. Reçelle aram hiç yoktur, ama annemin ayva rendesinden yaptığı marmeladın tadı hala damağımda. Akşamüstü çaya gelen misafirlere böyle bir simit ikram etseniz, sizce kaç kişi hayır diyebilir? Hem çok basit, hem de karşı konulamaz. Bir simiti ortadan ikiye kesin, biraz labne peyniri sürün, üzerine de biraz evdeki reçelden….

Bu arada ben simitleri derin dondurucuda saklıyorum. Yemeden birkaç saat önce çıkardığınızda, tazesinden pek farkı olmuyor. Hem kendiniz, hem habersiz misafirleriniz için buzlukta birkaç simit saklayabilirsiniz.

Kaynak: A Hippie with a Minivan – Hot Pepper Jelly

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Bu yemeği bu yaz o kadar çok yaptım ki; ama son halini hiç fotoğraflamamışım. Patlıcan ve biberi çok sevdiğimden ve sindirim sistemimi çok rahatlattığından tercih ediyorum. Diyetler için de çok uygun bir zeytinyağlı çeşidi…

Malzemeler:

- 1 kilo patlıcan
- 3-4 iri domates
- 12-15 adet köy biberi
- 7-8 diş sarımsak
- 2 yemek kaşığı biber salçası
- 3 kesme şeker
- Tuz
- 3 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

Patlıcanların kabuklarını soyup dilimleyin. Tuzlu suda 20 dakika kadar bekletin. Bu sırada yeşil biberlerin çekirdeklerini ayıklayıp, iri iri doğrayın.

Bir kasede, domatesleri rendeleyin. İçine biber salçasını karıştırın. Tuzunu da akleyin. Sarımsakları, eğer çok büyük değilse bütün diş halinde; eğer çok irilerse ortadan ikiye kesip hazırlayın.

Tencerenin dibine patlıcanların yarısını koyun. Üzerine biberlerin yarısını dizin. Üzerine domates sosunun yarısını dökün. Sarımsakların yarısını dizin, 1 adet de kesme şekeri koyun. Ardından geri kalan malzemeleri, sırasıyla patlıcanları-biber-domates sosu-sarımsak ve kesme şeker olarak dizin. Hiç yağ koymadan kısık ateşte pişirin. Pişirip altını kapattıktan sonra, üzerine sızma zeytinyağını gezdirin. Hepsi bu kadar.

Biber salçası patlıcana çok güzel bir lezzet veriyor. Yeşil biberin faydası ve verdiği lezzet tartışılmaz zaten. Kızartılarak yapılan bir şakşuka kadar olmasa da, bu yemek de oldukça tatmin edici bir meze oluyor.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan patlıcan yemeğini 5 doyurucu porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon zeytinyağlı patlıcandaki kalori değeri: 147 kkal

Related Posts with Thumbnails
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark