hafif tarif

kalorileri ile birlikte verilmiş resimli yemek tarifleri

Hamilelik ve bebek kategorisinde kayıtlı postları görüyorsunuz.

'Hamilelik ve bebek' kategorisinde nelerimiz var?

Guardian‘dan alınan habere göre:

Hamilelik sırasında haftada bir ya da iki birim alkollü içki içen kadınların çocuklarının, beş yaşına kadar herhangi bir zarar görmediğini ortaya çıkaran bir araştırma, içkinin tamamen bırakılması yönündeki kabul edilmiş tıbbi tavsiyeyi boşa çıkarttı. Çalışma bu annelerin çocuklarının davranışsal ve bilişsel gelişim açısından geri kalmadığını gösterdi.

Journal of Epidemiology and Community Health adlı bilimsel dergide yayınlanan araştırmanın yazarlarından Dr. Yvonne Kelly, sonuçların kadınlara seçim yapmak için veri sunduğunu belirtti. Fakat sonucun “ağır alkol tüketimi, fetal alkol sendromu ya da aşırı içki almayı kapsamadığını” vurguladı.

Araştırmacılar 2000 ve 2002 arasında dünyaya gelen 11 bin 500 bebeği beş yıl boyunca takip etti. Annelerle hamilelik sürelerince alkol kullanımı konusunda konuşuldu ve beş kategoriye ayrıldılar: Hiç içmeyenler, hamilelikte içkiyi bırakanlar, hafif içiciler (haftada bir-iki birim), orta içiciler (haftada üç-altı birim ya da bir oturuşta üç-beş birim), ağır içiciler (haftada yedi ve daha fazla birim ya da tek seferde altıdan fazla birim).

Kadınların yüzde 6′sı hiç içmediklerini, yüzde 60′ı hamilelikte içmediklerini, yüzde 26′sı hafif içici, yüzde 5,5′i orta içici ve yüzde 2,5′i de ağır içici olduklarını söyledi.

Sonuçlar, ağır içicilerin çocuklarının hiperaktif olma olasılıklarının ve davranışsal, duygusal sorun yaşama oranlarının daha yüksek olduğunu gösterdi. Öte yandan hafif içici annelerin daha üst sosyoekonomik sınıftan geldiğini belirten araştırmacılar bunun etkisini de sonuçlardan yalıttı.

—-

Ben ne sigara, ne alkol tiryakisiyim. Haberde kastedilen tiryaki kadınlardan biri değilim. Hamile birinin eline bir kadehi, hele de sigarayı hiç yakıştıramıyorum. Belki de görmeye alışık olmadığımızdan. Bence çoğunuz bu araştırma sonuçlarına itiraz edeceksiniz, ama son yapılan araştırmalar da böyle işte. Yine  hamilelikte alkol ve sigara kullanmayı aklımıza bile getirmeyeceğiz  eminim, ama araştırma sonuçlarından da haberiniz olsun. Yoksa lütfen beni topa tutmayın yine:)  Zaten sigaranın lafı bile edilmemiş, dikkatinizi çekerim. Sigaranın hiçbir durumda bir affı yok!

7 yorum Hamilelik ve bebek

Folik asit, aynı zamanda B9 vitamini, folacin veya folate olarak da biliniyor. Folik asidin, vücutla ilgili bir çok önemli görevi var. Folik asit; DNA sentezinde, DNA’nın onarımında ve folat içeren diğer reaksiyonlarda görevli. Özellikle hücre bölünmesinde ve büyümesinde etkili. Çocuklar da, yetişkinler de, kırmızı kan hücresi üretmek ve kansızlıktan kurtulmak için folik aside ihtiyaç duyuyorlar. Latince folium, yani yaprak, kelimesinden geliyor. Dolayısıyla yeşil yapraklı bitkilerde bol miktarda bulunuyor. Hamilelik döneminde folik asit alımı çok önemli; çünkü eksikliği bebekte çok ciddi sorunlara neden olabiliyor. Zaten doktorlar, anne adaylarını folik asit ve ne kadar alınması gerektiğiyle ilgili mutlaka uyarıyorlardır.

Genel kaynaklarda, hamileler için günde 400 μg folik asit öneriliyor, ama bu kesinlikle bir öneri değil aman diyeyim. Size zaten hekiminiz ne kadar almanız gerektiğini söyleyecektir.

- Beyaz uzun taneli pirinç, 185 gram, 716 μg
- Beyaz un, 125 gram, 364 μg
- Hindi (her cinsi, tuzsuz), 145 gram, 486 μg
- Tavuk (her cinsi, tuzsuz), 145 gram, 373 μg
- Mercimek (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz) , 198 gram, 358 μg
- Portakal suyu, 213 gram, 330 μg
- Barbunya (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 171 gram, 294 μg
- Nohut (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 164 gram, 282 μg
- Bamya (donmuş, pişmiş, haşlanmış, tuzsuz), 184 gram, 269 μg
- Ispanak (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz),180 gram, 263 μg
- Meksika fasulyesi (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz),172 gram, 256 μg
- Kuşkonmaz (donmuş, haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 180 gram, 243 μg
- Ekmek kırıntısı, 120 gram, 226 μg
- Corn Flakes,28 gram, 222 μg
- Kırmızı et (her cinsi), 85 gram, 221 μg
- Noodle (yumurtalı, haşlanmış), 160 gram, 221 μg
- Soya fasulyesi (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 180 gram, 200 μg
- Çubuk kraker, 60 gram, 172 μg
- Kuru fasulye (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 262 gram, 170 μg
- Brokoli (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 156 gram, 168 μg
- Spagetti (haşlanmış, tuzsuz), 140 gram, 167 μg
- Brüksel lahanası (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz),  155 gram, 157 μg
- Göbek salata, 1 baş, 539 gram, 156 μg

Çok ayrıntılı ve güvenilir bir liste isterseniz, buraya bakabilirsiniz. Ben yukarıda, en çok kullandıklarımızı büyükten küçüğe doğru özetledim. Ayrıca yukarıdaki besinlerin ölçüsü genelde “1 cup“. Yani, biraz ufak bir su bardağı. O yüzden her birinin gram olarak ölçüleri farklı farklı.

Ayrıca hangi besinde, ne kadar yağ, protein, karbonhidrat, şeker, magnezyum, çinko, bakır, A vitamini, vs. olduğunu öğrenmek için, buradaki listelere bakabilirsiniz.

li (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 156 gram, 168 μg

1 yorum Hafif bilgiler, Hamilelik ve bebek

TuzBİBER dergisinin Haziran sayısı için hazırladığım yazı aynen şöyleydi:

Larousse Gastronomique‘te, hindistan cevizi yağı (kopra) ile ilgili aynen şöyle yazıyor: “Hindistan cevizinin kabuğu soyulduktan sonra güneşte kurutulan, doğranan ve yağı çıkarılmak üzere preslenmeye hazır hale getirilen içi. Sabun sanayinde uzun zamandır kullanılan kopra yağı, acılığını gidermenin yolu bulunduğundan beri gıda alanına da girdi. Uzun süre salanabilmesi ve nötr tadı sayesinde, Végétaline, Cocose, Cocliner gibi birçok değişik ad altında, bitkisel yağ olarak satılmaktadır.”

Hindistan cevizi yağı (HCY), mükemmel bir pişirme ve kızartma yağı; çünkü buharlaşma sıcaklığı 180 derece. HCY’nın %92.1′si doymuş yağ asitlerinden (Ama hemen panik yapmayın, çünkü faydası zararından fazla!), %6.2′si tekli doymamış yağ asitlerinden, %1.6′sı ise çoklu doymamış yağ asitlerinden oluşuyor. Bu açıdan, HCY’nın doymuş yağ grubundan olduğunu söyleyebiliriz. Ancak içindeki vitamin, mineral ve antioksidanların vücuda faydası da yadsınamayacak gibi. Hindistan cevizi yağı, tereyağ ile ikame edebileceğiniz bir yağ çeşidi, zaten üzerinde de aynen böyle yazıyor. Dolayısıyla, ne kadar tereyağ yiyorsanız, o kadar HCY yemenizde fayda var. İçinde faydalı vitaminler olsa da, doymuş bir yağ olduğunu unutmayalım.

HCY’nın saçlar, cilt, stres yönetimi, kolestrol seviyesi, kilo kaybı, bağışıklık sistemi, sindirim, kalp sağlığı, yüksek tansiyon, böbrek sorunları, diş sağlığı , diyabet ve kemik sağlığı üzerine olumlu etkileri olduğu söyleniyor. Bu olumlu etkilerin kökeninde, hindistan cevizinin içerdiği lauric acid, capric acid ve caprylic acid yanında,  hindistan cevizinin antimikrobiyal, antioksidan, antimantar ve antibakteriyel özellikleri olduğu söyleniyor.

Vücudumuz lauric asidi nasıl kullanır?

İnsan vücudu, lauric asidi, monolaurine çeviriyor. Monolaurin ise, uçuk, grip ve hatta AIDS’e sebep olan bakteri ve virüslere karşı giriştiği savaşla tanınıyor. Birçok virüs ve bakteriye karşı müthiş bir savaşçı olan hindistan cevizinin, savaş yöntemi henüz bulunamamış. Ancak bu özellikleriyle, geleneksel Hint alternatif tıp sistemi olan Ayurveda’da çok sıklıkla kullanılıyor.

HCY’nın faydalarından biri saçlarımıza. HCY, saçları besleyen en önemli doğal ürünlerden biri. Saçların  hem uzamasına, hem de parlamasına faydası oluyor. Saç diplerine düzenli olarak hindistan cevizi yağı ile yapılan masaj sayesinde, kepeklerden kurtulmamız mümkün. Hindistan’da, saç ürünlerinde bolca kullanılıyormuş zaten. Saç için yaptığımız badem yağlı maskeler gibi, hindistan cevizi yağıyla saç diplerimize masaj yapıp, üzerini bir streç filmle sarıp, ister 3-4 saat, ister bütün gece yatabiliriz.

Bir diğer faydası cildimize. HCY, mükemmel bir masaj yağı olarak kabul ediliyor. Her tür cilt için, çok iyi bir nemlendirici. Şu videoda (YouTube), güzel ciltli bir kız yağın nimetlerinden bahsediyor. HCY’nı eritip, boş bir burun damlası kutusuna koymuş. Yağı, makyaj çıkarıcı olarak kullanıyormuş. Damlalık yardımıyla, parmağına bir iki damla yağ alıp, göz çevresini siliyomuş. Eyeliner’ı silmek için, yağı bir kulak pamuğuna damlatıyormuş. Ayrıca yağın, eller ve yüzü, özellikle kışın, çok iyi nemlendirdiğini söylüyor. Besleyici özelliğinden faydalanmak için, rimelinin içine de bir iki damla damlatmış. Ayrıca, yine aynı damlalıkla tırnak diplerimize damlatarak, yumuşamaları için masaj yapabilirmişiz. Yine bir diğer kaynakta okuduğuma göre, HCY vücutta oluşan çatlaklarla mücadele etmede de oldukça iyiymiş. Hamilelik döneminde, karın bölgesine masaj yapmak için örneğin…

Hindistan cevizi yağının rahatlatıcı özelliğiyle, şakaklara yapılan masajla yorgunluğumuzu ve stresimizi azaltabiliriz.

Yaşla birlikte artan, kahverengi cilt lekeleri için de HCY öneriliyor.

Doymuş yağ yönünden zengin olan HCY’nın, kalp üzerine nasıl olumlu etki yaptığı tartışılan bir konu elbette. Ancak olumlu etkisi olduğu da gözardı edilemiyor. Uzmanlar, bunu %50 oranında içerdiği lauric aside bağlıyorlar. Lauric asidin ise, yüksek tansiyon ve yüksek kolestrole iyi geldiği ispatlanmış. Doymuş yağ olmasına rağmen, kötü kolestrol seviyesini (LDL) arttırmıyor.

HCY, kolay sindirilebilmesi, tiroit sisteminin işleyişine olumlu etkileri sayesinde kilo vermede de etkili. Pankreas üzerindeki gerilimi azaltıp, daha fazla kalori yakımına olanak verdiğinden, metabolizmanın hızlanması yönünde de etkili olduğu söyleniyor. Tropikal bölgelerde yaşayan ve her gün hindistan cevizi yiyen insanların; genelde kilolu ve obez olmaması da bu açıdan bakıldığında şaşırtıcı değil.

Yukarıda da bahsettiğimiz yağ asitleri sayesinde, HCY’nın bağışıklık sistemini güçlendirdiği de gösterilmiş. Ayrıca enfeksiyonlu bölge üzerine sürüldüğünde, yaraları tozdan, havadan, mantardan, virüs ve bakterilerden koruyan bir kalkan oluşturduğu biliniyor. Bu aşıdan, özellikle yaraların hızlı iyileşmesinde çok etkili olduğu söyleniyor.

HCY, insülin salınımında ve kan şekerinin kontrol altında tutulmasında da etkili. Kandaki şekerin, etkin bir biçimde kullanılmasını sağlayarak, diyabet riskini de azaltıyor. İçerdiği kalsiyum, magnesyum gibi önemli mineraller sayesinde, hem kemik hem de diş sağlığını iyi yönde etkiliyor. Ayrıca diş çürüklerini önleyici etkisi olduğu da söylenenler arasında.

HCY, özellikle atletler ve vücut geliştiriciler arasında da çok tercih edilen bir yağ imiş. Sebepleri arasında, diğer yağlara kıyasla daha az kalori içermesi ve yağın kolay bir şekilde enerjiye çevrilebilmesi (dolayısıyla vücutta  ve damarlarda daha zor birikmesi) sayılıyor.

Kaynaklar: OrganicFacts, CoconutOil

Ben bir süredir arıyordum bu yağı. Geçen gün bir organik markette karşıma çıkınca, kaptım bir tane. (Benim aldığım bu.) Kokusu mis gibi hindistan cevizi kokusu. Eklediğiniz şeye, kokusunu da katıyor. Buzdolabında saklıyorum şimdilik, tereyağından biraz daha katı bir kıvamda. Ama oda sıcaklığında, neredeyse sıvı oluyor. Aslında teorik olarak sıvı yağ gibi olması gerekiyormuş, ama benimki o kadar da su gibi olmuyor açıkçası.

Kızarmış ekmeğin üzerine sürüp yedik, çok lezizdi. Pilava henüz eklemedim, ama çok güzel olduğunu duydum. Asıl haftasonu yaptığım muzlu keke ekledim; çok yakıştı. Aşağıdaki tarifi bir kere mutlaka deneyin; hele çocukların bayılacağına eminim. (Hindistan cevizi yağı yerine tereyağ kullanarak da keki yapabilirsiniz elbette.)

Cevizli Muzlu Kek

Malzemeler:

- 3 büyük veya 5 yerli olgun muz
- 40 gram erimiş tereyağı
- 40 gram erimiş hindistan cevizi yağı
- 1 su bardağı şeker
- 1 yumurta
- 1 paket vanilin
- 1 çay kaşığı karbonat
- Bir çimdik tuz
- 1.5 su bardağından 1 parmak eksik tam buğday unu
- Yarım su bardağı iri kıyılmış ceviz parçası

Muzları çatalla ezerek püre yapın. İçine erimiş yağları ekleyip karıştırın. (Tahta kaşık kullanabilirsiniz.) Ardından içine şekeri, vanilini ve yumurtayı ekleyip, karıştırmaya devam edin. Karbonat ve tuzu da ekleyin. En son da ceviz parçalarını ekleyip, iyice karıştırın. Yağlanmış kek kalıbına dökün. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 50 dakika pişirin. Kekin rengi koyu oluyor; hem muz kullandığımızdan, hem de tam buğday unundan dolayı. Ilınınca üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.

4 yorum Doğal güzellik, Hafif bilgiler, Hamilelik ve bebek, Kekler ve kurabiyeler