web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif ve yaratıcı yemek tarifleri     

Dünya Mutfağı kategorisinde kayıtlı postları görüyorsunuz.

'Dünya Mutfağı' kategorisinde nelerimiz var?

Geçen haftalarda bir Amerika seyahati gerçekleştirdiğimden bahsetmiştim. Gidişimiz çok meşakatli oldu. Sabah 11.20′de Chicago uçağımız vardı. Seyahat öncesi kendisini uyku tutmayan annem sayesinde 6′da ayaktaydım. Havaalanına olması gerektiğinden de erken ulaşma sevdalısı eşim sayesinde de 8 Havaş’ındaki yerlerimizdeydik. Havaalanındaki THY bankosuna ulaştığımızda, uçağın 5 saat rötar yaptığını söyledi bankocu hanım. Ve sanki çok doğal bir soruymuş gibi, “Eee napayım, vereyim mi???” Sanki Beşiktaş’tan Kadıköy’e geçiyoruz. Sanki uçak rötar yaptı diye Amerika’ya gitmekten vazgeçip, eve döneceğiz; sağlık olsun başka zaman deneriz diyeceğiz. “E vereceksin tabii biletleri!!!“  Nasıl bir lakayıtlık, hiç anlaşılmaz!!! Ne sebebi söylendi 5 saatlik rötarın, ne de bir kere “kusura bakmayın” denildi.

Uçağa bindik, havalanmamız 1 saat sürdü. Ve sayın pilot, bir kere ağzını açıp da, “Ey yolcular toplam 6 saatlik rötar yaptık, çünkü bıdıbıdıbıdı; aktarmalarınızı kaçırdığınızdan dolayı kusura bakmayın.” demedi. (Bir sonraki rötarı dönüşte, Las Vegas – Chicago arası United Airlines uçuşunda yaşadık; tam 1 saat. Hosteslerden biri hastalanmış, yedek hostesi evinden çağırmışlar. En az 6 kere anons edildi: Özür dileriz, hostes hastalandı, şimdi yolda, özür dileriz…. Uçağa bindik, pilot güzel ve sempatik bir şekilde açıklamasını yapıp, özür diledi. Dolayısıyla kimsede bir asabiyet olmadı.) Neyse, biz saat 15.20′ye kadar havaalanında takıldık. Bunun üzerine 12.5 saat de uçuş süresi eklendi.

Tabii rötar yüzünden, bağlantı uçuşumuzu da kaçırdık. Bir sürü konuşma, sıra bekleme, vs. sonrası, THY tarafından havaalanı yakınlarında bir otele yerleştirildik. Yolda da hiç uyuyamamış olmanın tesiriyle deli gibi bitkin ve açtık. Otelde nevar ne yok kolaçan edecek halimiz de yoktu; odaya birşeyler isteyelim istedik. O saatte istenebilecek tek şey bir sandviçti; seçeneklerimiz de tavuk, domuz ve angustu. Herkesin gözleri parladı; angusu denemek için iyi bir fırsat olduğunu düşünerek. İlk izlenimler, danadan bir farkı olmadığı yönündeydi; hem de hemen hemen hiç.

Sonraki deneyim ise, McDonalds’da eşimin sandvicinden 2 koca ısırık almamla oldu. Geçen gece angusu sevdiğinden olsa gerek, Grand Canyon yolunda girdiğimiz McDonalds’da Angus Burger yemeyi seçti. Zaten sandviç başlı başına had safhada lezzetli gözüküyordu. Ben yine ette bir değişiklik farketmedim; gayet lezzetli bir hamburger köftesiydi. Şimdi biraz bakınayım Internet’te derken, gördüm ki Angus Burger diyet açısından bir kabusmuş. Resimdeki burger, ki bu eşimin yediği, tam 750 kkal! İçinde 23 gram yağ var. (Sanırım her bir ısırığım ortalama 80 kkal:)) İçine peynir, mantar, pastırma eklendiği değişik çeşitleri de varmış. Kalori değeri 790 kkl’ye kadar ulaşıyor. Ama çok lezzetliydi gerçekten; itiraf ediyorum:) Dokuzuncu Bulut da, angusla ilgili güzel bir yazı yazmış; onu da mutlaka okuyun.

Uzun lafın kısası: Angusu denedim, birşey olmadı:)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Roesti (rösti), bir İsviçre yemeği. İsviçreliler, eskiden kahvaltıda yedikleri röstiyi, şimdi her öğünde yiyebiliyorlar. Ana malzemesi rendelenmiş patates. İçine tuz, karabiber ekleyip; ister tereyağı, ister sıvı yağ koydukları tavada arkalı önlü kızartıyorlar. Köftenin yanına, pilav yapmasam da ne yapsam? diye düşünürken bunu denemek aklıma geldi. Ben orijinal bir rösti yemedim, ama misafirlerimden biri İsviçre’de bir süre kaldığı için, yorum yapabildi. Dediğine göre lezzeti tutturmuşuz, ama onlar daha iri rendeliyorlarmış patatesi. Sonra baktım, onların çok iri delikli rendeleri varmış, sırf bu iş için kullandıkları. Ben dayanamayıp içine biraz kaşar rendesi ve biraz da maydonoz ekleyince; GIA imzalı bir rösti hazırlamış oldum:)

Malzemeler:

- 4 orta boy patates
- 60-80 gram kadar taze kaşar peyniri
- 1 avuç maydonoz
- Tuz, karabiber

Patatesleri irice rendeleyin. Fazla suyunu sıkarak alın. İçine rendelenmiş kaşar, maydonoz ve baharatları ekleyip iyice harmanlayın. Bir tavaya tereyağı veya zeytinyağı koyun, üzerine harcı yayın. Ben tereyağ kullandım, ama bir daha yapsam zeytinyağı kullanırım. Sanki biraz ağır oldu. Bir tarafını iyice kızartın. Ardından, düz bir tabak yardımıyla ters çevirin. Arka tarafını da iyice kızartın. Dilimleyerek, etin yanında yan yemek olarak ikram edebilirsiniz.

Öneri: Gördüğünüz gibi röstinin içine istediğiniz herşeyi katmak mümkün. Mesela biraz sarımsak rendesi veya taze soğan veya biraz pastırma-sucuk, ne isterseniz…

Yukarıdaki malzemelerle yapılan tavada patatesi 4 porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon röstideki kalori miktarı, yaklaşık: 259 kkal

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Roti jala, özel bir çeşit hamurla yapılan bir çeşit krep. Kelime anlamı “ağ ekmek” anlamına geliyormuş; örümcek ağına benzediğinden olsa gerek. Malezya’da, özellikle Ramazan ayında çok yenirmiş. Ramazan aylarında, sokaklarda geçici tezgahlar kurulup, çeşitli baharatlarla tatlandırılıp, satılırmış. Yılın diğer zamanları ise, 5 çayı atıştırması olarak oldukça popülermiş.

Roti jalanın hamuru, normal krep hamuruna göre daha yumuşak; yani daha sulu. İçine hindistan cevizi ve zerdeçal ekliyorlar. Peki ben bu tarifi neden veriyorum?

1- Dünya mutfaklarında ne gibi şeyler yapıldığı, nasıl teknikler kullanıldığı hakkında fikrimiz olsun diye.

2- Acaba, biz de krep hamurumuzu biraz sütle inceltip tavaya bu şekilde döksek, farklı bir sunum elde edebilir miyiz diye fikir jimnastiği yapmak için. İsmini de dantel krep koyarız mesela. (İsim hakkı benimdir, ona göre:)

Resmin kaynağı: Hunger Hunger

Aslında hamuru tavaya dökmek, aşağıdaki aletle son derece kolay; ancak Malezya’da sudan ucuz ve her yerde bulunabilen bu plastik parçası; başka yerlerde pek bulunmuyor. Ama kendi aparatınızı kendiniz de yapabilirsiniz; mesela temizlenmiş bir konserve kutusuna bir kaç delik delebilirsiniz.

Roti jala pişirmenin ipuçlarından biri de: Hamuru pişireceğiniz tavanın yüzeyini, çatalın ucuna taktığınız ve zeytinyağına daldırdığınız yarım kuru soğan ile, şöyle bir sıvamanız. Bu hem hamura lezzet veriyormuş, hem de tavada ince bir katman gibi kalıp, hamurun fazla yağ emmesini engelliyormuş.

Malzemeler (20 krep için):

- 2 su bardağı un
- Yarım çay kaşığı zerdeçal
- Yarım çay kaşığı tuz (İsterseniz daha fazla da koyabilirsiniz.)

Bu malzemeleri geniş bir kasede karıştırın. Ortasını havuz gibi açın ve

- 2 yumurta
- 2 su bardağı hindistan cevizi sütü
- 1 su bardağı su

ekleyin. Bir mikser yardımıyla karışımı, sulu bir hamur haline getirin.

Kalın tabanlı bir tavayı, orta ateşe koyun. Biraz önce bahsettiğimiz gibi, yarım soğan ile bir kez tavayı yağlayın. Tava kızınca, yuvarlak hareketler yaparak, hamuru tavaya dökün.

20-30 saniye sertleşmesini bekleyin. İki ucunu ortada birleştirin. Hafifçe rulo şekline getirerek, tabağa alın. Sıcak veya ılıkken ikram edin. Özellikle baharatlı tavuk gibi yemeklerin yanında servis ediliyormuş.

Resimlerin kaynağı: Bake Cook Eat

Roti jalanın nasıl yapıldığı ile ilgili video izlemek isterseniz:

Video 1: Roti Jala tavaya nasıl dökülür?
Video 2: Makine yardımıyla, nasıl iğne oyası gibi roti jalalar elde edilir?

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
10.Şubat.2010

Tarifimiz ve resmi Beliz’den. Humus yapmaya niyetlenip, bozulan blender’ının püre yapamadığı nohutlarla güzel bir köfte yapmış. Vejeteryanlar için son derece uygun bir tarif; ama bizim için de en az o kadar uygun. Kuru baklagil yememiz gerektiği, her yerde söyleniyor. Çocuklara da bu sunumla, sağlıklı köfteler yedirebiliriz. Bu tarif bizim körili nohut köftesi tarifimizi de andırıyor aslında.

Malzemeler:

- 2 su bardağı haşlanmış nohut
- 2 su bardağı ufalanmış ekmek içi (8 dilim kadar)
- 2 yumurta
- Bol maydonoz
- 1 limon suyu
- 1 yemek kaşığı dolu dolu tahin (20 gram kadar)
- Tuz, karabiber, kırmızı biber, azıcık kimyon

Haşlanmış nohutları mutfak robotundan geçirin. Püre gibi de yapabilirsiniz. Diğer malzemeleri de ekleyerek, gevşekçe bir hamur elde edin. Köfte biçimine getirdiğiniz nohutlu karışımı, hafifçe yağlanmış tavada, arkalı önlü kızartın. Artan köfteleri buzluğa kaldırıp, gerektiğinde kızartabilirsiniz.

Not: Beliz’in kayınvalidesi, baklagillerin neden olduğu gazın kimyon sayesinde altedilebileceğini söylüyormuş. Araştırmaya değer bir konu… Bence bu köftenin içine taze soğan da çok yakışırdı.

100 gram haşlanmış nohutta 67 kkal, 100 gram tahinde ise 595 kkal bulunmakta.

Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan nohutlu köfteden yaklaşık 10 adet çıkmaktadır. Buna göre;

3 adetten oluşan bir porsiyon nohutlu köftedeki kalori değeri, yaklaşık: 106 kkal

Diğer nohutlu tariflerimiz için, şunlara da bir göz atın:

Körili Nohut Köftesi
Tavuklu Erişte
Nohutlu Hamur Köftesi
Ispanaklı Tavuk
Nohutlu Kereviz
Pratik Humus
Falafel Burger


  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

kumkuat 1

kumkuat 2

Türkçe’ye kamkat ismiyle katılmış bu minik portakal biçimli meyve ile geçen sene Amerika’da tanıştım. Türkiye’de de bazı büyük marketlerde satılıyordu; ancak hiç alıp denememiştim. Her biri, iri bir kırmızı üzüm ebadında olan kamkatlar, kabuğu ile yenebiliyorlar. Hatta bence kabukları, içinden çok daha lezzetli. Kabuklarını yerken ağzınıza şekerli bir portakal tadı gelirken, meyvenin kendisini yerken hafif mayhoş bir portakal tadı alıyorsunuz.

Kamkatın C vitamini oranı çok yüksekmiş. Ayrıca, dünya üzerinde kabuğu ile yenilebilen tek narenciye çeşidiymiş. Bir kamkat ağacından bir senede ortalama 30-50 adet meyve elde edilebiliniyormuş. Belki pahalı olmasının sebebi de budur. İlk olarak Çin’de ortaya çıkmış, oradan Japonya’ya, oradan da Avrupa’ya yayılmış. Bir süs bitkisi olarak evinizde de yetiştirebilirsiniz. Tabii, kamkatları mevsiminde yemek gerek; yoksa çok ekşi olabiliyorlarmuş.

Peki kamkatları nasıl yiyeceğiz?

En yaygın yeme biçimi, bir lokmada ağza atmak şeklinde oluyor:) Çünkü bu şekilde, kabuğundaki şekerle, içindeki ekşilik dengeleniyor. Bunun dışında, sadece kabuklarını yiyenler de varmış. Ayrıca turunç gibi, reçeli ve marmelatı da yapılıyormuş. Bir diğer kullanılma biçimi ise dilimleyerek salatanın üzerine eklemek. (Bir gün marketin meyve reyonunda dolaşırken birinin, kamkatı kahvesine attığını ve çok güzel aroma verdiğini söylediğini duymuştum. Bence de kahveye çok yakışıyordur.)

Gerçekten çok hoş, yemesi çok zevkli bir meyve. Keşke biraz daha ucuz olsa da, daha fazla yiyebilsek.

Resimlerin kaynağı: Veggie Belly

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Bu katlama biçimini, İsveç’e ait, kakuleli çörek tarifinde gördüm. Kakule, İsveç ve Finlandiya’da hamur işlerine sıklıkla katılıyormuş. Türkiye’de henüz çok yaygınlaşmasa da, kahve içine katıldığını biliyorum; bir defa içmiştim. Aslında sitemiz için hiç uygun bir tarif değil, ama sonradan tarifi isteyen çok oluyor diye tarifi de yazacağım.  Jane Manyard‘a bu güzel resimli tarif için çok teşekkür ederim. Bu ekmeğin İsveççe ismi vetebröd imiş.

Malzemeler:

- 2.5 su bardağı süt
- 4 çay kaşığı kuru maya
- 1 su bardağı şeker
- 8 su bardağı elenmiş un
- 1 su bardağı tereyağı
- Yarım çay kaşığı tuz
- 20 tane kakule veya 3 çay kaşığı öğütülmüş kakule
- 1 çırpılmış yumurta
- Çeyrek su bardağı toz şeker (yukarıdakinden ayrı)
- 1/3 su bardağı file badem

Sütü kaynatın ve ılınması için bir kenara alın. Bir kaseye mayayı koyun, üzerine yarım su bardağı ılık sütü ilave edip, maya eriyinceye kadar karıştırın. Geri kalan sütü ve çeyrek bardak şekeri de ekleyin. Ardından unun 3 su bardağı kadarını ekleyip, pürüzsüz olana kadar karıştırın. Oluşturduğunuz hamurun üzerine kapayın ve bir saat kadar dinlendirin.

Üzerine kalan şekeri, erimiş ılınmış tereyağını ve tuzu ekleyin. Kakulelerin ince kabuklarını soyarak, minik minik olacak şekilde ezin. Hamura kakuleleri ve 4.5 su bardağı kadar daha unu ekleyin. Geriye kalan yarım bardak unu ise tezgaha serpin.  Hamuru pürüzsüz oluncaya kadar iyice yoğurun. Yine üzerini örtüp, bir saat kadar dinlenmeye bırakın.

Çöreği ister ufak somunlar halinde, isterseniz de büyük bir parça olarak yapabilirsiniz. Bunun için, istediğiniz gibi parçalar kopartıp, yağlı kağıt serdiğiniz bir tepsiye dizin. Üzerine çırpılmış yumurtadan sürün ve hafifçe toz şeker ve file badem serpin. Bu şekilde de, 30-40 dakika bekletin. Somunlar iki katı büyüklüğe ulaşacaklardır. Ardından,  200 derece fırında 12-15 dakika pişirin. (Eğer aşağıdaki gibi büyük bir çörek yapacaksanız, 175 derecede 30 dakikada pişirmeniz öneriliyor. )

Peki çöreği nasıl şekillendireceksiniz?

Öncelikle hamuru iki parçaya ayırın ve dikdörtgenimsi bir şekle getirin. Hamuru, mümkün olduğunca ince olacak bir dikdörtgen biçiminde açın. Ne kadar ince yaparsanız, o kadar iyi pişecektir.

isvec coregi 2isvec coregi 1

Hamuru gözünüzle üç eşit parçaya ayırın. Kenardaki parçaları, resimdeki gibi ince ince kesin. Dikkat edilecek nokta: Kestiğiniz şerit sayısı tek sayı olmak zorunda.

isvec coregi 4isvec coregi 3

Çöreğin bir tarafından başlayarak, parçaları üstüste getirerek, örgü biçimini vermeye başlayın. Şeritler bitene kadar, çöreğin üzerini örün. Jane Manyard, fotoğraflarda görülen çöreğin hamurunun biraz kalın olduğunu, biraz daha ince yapılsa daha iyi olacağını söylüyor. Mesela bu çöreğin dışı çok güzel pişmiş gibi dursa da, içi çok iyi pişmemiş.

Kaynak: This Week for Dinner – Vetebröd

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Sangria, İber Yarımadası’na özgü şarap esaslı bir içecek. Aynı margaritada olduğu gibi, birçok çeşidi yapılıyor. Dolayısıyla alkol oranı ve içerdiği meyveler değişebiliyor. Portekizliler, içkiye tarçın da ekliyorlarmış. Buz ise, ikram etmeden hemen önce ekleniyor ve sangria soğuk olarak sunuluyor.

Sangriaya gazoz ekleyen tarifler de çok var; ancak asıl İspanyol sangriasında gazoz olmadığı söyleniyor. Eğer gazoz eklemek isterseniz, ikram etmeden hemen önce eklemeniz gerekiyor.

Malzemeler (4 kişilik):

- 450 ml kırmızı şarap
- 50/60 ml brandy/konyak
- 1 limon
- 1 elma
- 1 şeftali

Meyveleri dilimleyin, üzerlerine biraz limon suyu sıkın. Brandy ve şarabı da ekleyip, karıştırın. Kapağını kapatıp, buzdolabında en az 2 saat, tercihen 24 saat bekletin. Ne kadar bekletirseniz o kadar güzel oluyor. Eğer tatlı içkilerden hoşlanıyorsanız, içine 2 kaşık toz şeker de ekleyebilirsiniz. (Tabii eğer gazoz eklemediyseniz.)

Kaynak: Anice & Cannella

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Cajun, Amerika’nın genelde Louisiana bölgesinde yaşayan bir etnik grubun ismi. Kendilerine ait bir mutfakları var. Burada bahsedeceğim, 2005′teki New Orleans seyahatimde aldığım ve çok beğendiğimiz, geçen hafta bittiğinde arkasından pek bir hislendiğimiz cajun baharatı (resimde görülen).

Cajun baharatı, köriye oldukça benzeyen, özellikle tavuğa çok yakışan bir baharat çeşidiydi. Ayrıca biz, tavuğa serpildiğinde, tavuğu yumuşattığına ve pamuk gibi pişirdiğine de inanmıştık. Peki cajun baharatı nelerden oluşuyor? Acaba evde de, böyle bir baharat karışımı yapabilir miyiz? diye bir araştırma yaptım. Ve bir karışım buldum. İşte cajun baharatının bileşenleri:

- 1.5 çay kaşığı toz kırmızı biber (acı olmayan)
- 1 çay kaşığı sarımsak tozu
- Yarım çay kaşığı kırmızı biber (acı)
- 1 çay kaşığı soğan tozu
- 1 çay kaşığı beyaz biber
- 1 çay kaşığı karabiber
- 3 çay kaşığı kuru mercanköşk
- Yarım çay kaşığı kuru kekik

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Körinin, Hindistan’da ortaya çıkmış bir baharat çeşidi olduğunu düşünüyordum. Ama son okuduğuma göre, köri (curry), Hindistan’da sadece “sos” anlamına geliyomuş. Yani soslu her yemeğe körili diyorlar. İlginç! Öyle ya da böyle, köriyi çok seviyorum; hele tavukla.

Aşağıda tarifini vereceğimiz köfte, hem sebze açısından hem de Omega 3 açısından (keten tohumu) oldukça zengin. Adeta köfte değil, şifa:)

Malzemeler:

- 450-500 gram haşlanmış nohut
- 4 yumurta
- 1 orta boy elma
- 1 rendelenmiş havuç
- Yarım yemek kaşığı köri

- Yarım yemek kaşığı tuz
- 1 avuç taze kişniş (veya çeyrek yemek kaşığı toz kişniş)

- 1 ince ince doğranmış kuru soğan
- Yarım çay kaşığı zencefil (Taze veya kuru olabilir.)
- Yarım su bardağı ufalanmış ekmek (3 dilim kadar)
- Yarım su bardağı öğütülmüş keten tohumu
- 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

Havuçları incecik rendeleyin. Mutfak robotuna, havuçları, nohutları, yumurtaları, tuzu ve köriyi ekleyin. Püre gibi oluncaya kadar karıştırın. İçine elma ve kişnişi de ekleyip, biraz daha karıştırın. Soğan ve zencefili, ardından da ufalanmış ekmekleri ekleyin. Biraz bekleyin, ekmekler iyice köftenin içeriğiyle birleşip, nemlensinler.

Hazırladığınız köfte hamurundan, burger yapabilecek büyüklükte parçaları yağlı kağıda dizip, buzlukta bekletebilirsiniz. Yapmak istediğiniz zaman, sayıyla indirebilirsiniz. Böyle bir sebze köftesi, buzlukta beklettiğiniz hazır yemeklerden biri olabilir. Biraz sıvıyağ gezdirdiğiniz tavada, her yüzünü birkaç dakika pişirmek suretiyle, burgerler hazırlayabilirsiniz.

Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan köftelerden yaklaşık 15-18 tane ufak burger köftesi çıkıyor.

1 adet körili nohut köftesindeki kalori değeri, yaklaşık: 156 kkal

Kaynak: Buff Chickpea – Curried Chickpea Burgers

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
8.Haziran.2009

Hafif Tarif muhabiri Beliz, Hawaii’den bildiriyor:

Hindistan cevizi suyu:

Hawaii’nin temel lezzeti tropikal meyveleri. Taze hindistan cevizi çok yaygın olmasa da, dondurup ikram edildiği yerler var. Serinletici, çok hafif, çok lezzetli, saf suya çok hafif hindistan cevizi aroması ve mayhoşluk katmışsınız gibi…. İçtikten sonra hindistan cevizlerini birbirine vurarak kırıp açmak mümkün; ancak yaş meyvenin içi, kurusu kadar lezzetli değil, biraz yavan. Kırarken çok dikkatli olmak gerekiyor, cevizin kalın kabuğu çok ciddi yaralanmalara sebep olabiliyor.

Daiquiri:

Ayrıca, Hawaii’de yapılabilecek en keyifli şeylerin başında, havuz başında veya geceleri barda yerel müzik eşliğinde daiquiri içmek yer alıyor.

ABD’de sokak, plaj, park gibi kamusal alanlarda içki içmek yasak olduğundan, alkollü kokteyllerin tadına deniz kenarında varmak mümkün değil. Daiquiri; rum, limon suyu, şeker ve bir meyvenin püresi ile yapılıyor. Tabii gerçek meyve kullanmak pahalıya geldiğinden çoğu yerde konsantre veya aroma kullanılıyor. Değişik içkiler katarak yapılan farklı kokteyl çeşitleri de var; bunlara genelde değişik isimler veriliyor: Hula girl, Hawaiian sunburn, …

Resimde yanyana görülen iki daiquiri‘den biri hindistan cevizinden, diğeri ise  passion fruit denilen, bizde tam dengi olmayan greyfurta benzer bir meyveden yapılmış. Havuz kenarındaki daiquiri ananaslı, diğer pembe renkli ise, güneş yanıklarını unutturmayı vaat eden sunburn. Kokteyllerin ortak özelliği, yanlarında kocaman bir ananas dilimi ile servis edilmeleri…

Hawaii’de neler yenir? öğrenmek için, buraya mutlaka göz atın.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
8.Haziran.2009

Hafif Tarif muhabiri Beliz, Hawaii’den bildiriyor:

Mahi-mahi burger:

Hawaii denince akla hemen tropikal meyveler, ızgara balıklar gelse de; Hawaii kalp-damar hastalıklarında dünyada başı çeken ülkelerden biriymiş. Hawaiililer’in yemekleri çoğunlukla patates, pilav/makarna ve yanında et içerirmiş. Resimdeki yemek ise, en hafiflerinden biri: Izgara mahi-mahi burger. Mahi-mahi tropikal sularda yaşayan, ABD, Japonya, Hawaii, Karayipler ve daha birçok ülkede çok tüketilen bir balık.

Yolunuz Hawaii – Oahu adasına düşerse (ki düşürmek için elinizden geleni yapın:)), mutlaka Crounching Lion Inn‘de taze hindistan ceivizi suyu içip ızgara mahi-mahi yemenizi öneririm.

Li Hing Mui (Seyahat eden erik):

Hawaii Pasifik Okyanusu’nun ortasında, her yere uzak bir takımada olduğundan, meyve-sebze çok pahalı. Bütün Amerikan eyaletleri gibi, burada da Çin mahallesi var. Honolulu’daki mahalle oldukça renkli ve ucuz, geceleri de tehlikeli sayılavbilecek bir yer. Çinliler adaya geldiklerinde meyvelerin pahalılığı karşısında çok zorlanmışlar; bu yüzden akla gelebilecek her türlü meyveyi kurutmuşlar: Hindistan cevizi, ananas, mango, guava, erik, muz… Bunların en ünlüsü (Bilenler bol bol sipariş veriyorlar.) Li Hing Mui, yani seyahat eden erik.

Eriğin bu adı almasının sebebi, Çinliler’in göçünün ilk dönemlerinde bu eriğin anavatanlarından gelmesi. Bu kuru eriği insan ya çok sever, ya nefret eder; çünkü çok keskin bir tadı var. Aynı anda hem tatlı, hem tuzlu, hem de çok ekşi… Ayrıca içinde kocaman bir çekirdeği de var. İçeceklere (bira veya kokteyllere) apayrı bir lezzet veriyor; hem de insanın yüzünü ekşitmiyor:)

Hawaii’de ne içilir? merak ediyorsanız, buraya bir göz atın.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
1.Haziran.2009

Brüksel’deki rehberimizden, Belçikalılar’ın özellikle öğlen yemeklerinde, turplu sandvici çok sevdiklerini ve sık sık yediklerini öğrenmiştim. İçinde tereyağ ve incecik turp dilimleri oluyor. Tabii bir çok çeşidi var, ama bu ikili olmazsa olmazları. Bir turpsever olarak birgün mutlaka deneyeceğim.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
29.Mayıs.2009

Tavuk koymazsak, vejetaryenler için de güzel bir seçenek olabilir.

Malzemeler:

- 2.5 su bardağı un
- 125 gr margarin veya tereyağı
- 1 yumurta
- 1 çay kaşığı tuz
- Yarım paket kabartma tozu

Harcının malzemeleri:

- 200 gr mantar
- 200 gr ıspanak
- 200 gr tavuk eti
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1.5 su bardağı beşamel sos
- 1 su bardağı rendelenmiş light kaşar peyniri

Un, yumurta, yumuşamış yağ, tuz ve kabartma tozunu karıştırarak, bir hamur yapın. Hamuru açarak, fırın kabına yerleştirin. Kiş ve tart hamuru açılırken dikkat edilmesi gereken nokta, merdaneyi ileri geri hareket ettirerek açmak yerine, merkezden aşağı, yukarı, sağa ve sola doğru hareket ettirerek açmaktır. Hamur parçalanır gibi olabilir, merak etmeyin doğru yoldasınız.

Hamuru kalıbın kenarlarına doğru, 1.5 cm taşacak şekilde yerleştirin. Pembeleşinceye dek (20 dakika kadar) pişirin.

Diğer tarafta mantarı incecik kıyıp, zeytinyağında soteleyin. İçine ince doğranmış tavuk eti ve ıspanak ilave edip, sotelemeye devam edin. Tuzu ve biberini de ekleyin. Beşamel sos ile karıştırıp, kişin üzerine yerleştirin. Rende kaşar serpip fırına sürün. Üzeri pembeleşinceye kadar, 180 derece fırında pişirin.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan sebzeli kişi 8 dilim olarak düşünürsek,

1 dilim sebzeli kişteki kalori değeri: 412 kkal

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

İster meze olarak, ister makarna sosu olarak, ister sandviç arasına sürmek için, ister kanepe yapmak için kullanabilirsiniz.

Malzemeler:

- 160 gr ton balığı konservesi
- 50 gr yumuşamış tereyağ
- 1 su bardağı, çekirdeği çıkarılmış yeşil zeytin (150 gr)
- 1 avuç taze fesleğen
- 1 limonun kabuklarının rendesi
- Yarım tatlı kaşığı hardal
- (Yaklaşık) 1 limon suyu (Eklerken tadına bakıp, kendinize göre ayarlayabilirsiniz.)
- Bol karabiber
- Dilerseniz sarımsak ve/veya kırmızı soğan rendesi

Ton balığı konservesinin yağını iyice süzün, çatalla iyice karıştırın. Tereyağını da çatalla iyice ezin. Diğer malzemelerle birlikte mutfak robotuna koyup, kesik kesik çalıştırın. Krema gibi olsun. Çıkartıp, oda sıcaklığında ikram edebilirsiniz. Buzdolabında 2 gün bekletebilirsiniz.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan tapenade’da toplam 714 kkal bulunmakta.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Lazanyayı hep fırın tepsisinde veya borcamda yapacak değiliz, Efser gibi porsiyonluk olarak da hazırlayabiliriz. Lazanyaları haşlayın. Ardından istediğiniz çeşit bir harç ile (mantarlı tavuk sote, havuç, bezelye, kıyma, peynir, vs.) doldurun ve sarın. Üzerine beşamel sosu ve kaşar dökerek, fırınlayın. Beşamel sos istemem diyorsanız, bol domatesli bir sos ve kaşar ile fırınlayabilirsiniz.

Lazanya tarifi için, sebzeli lazanya ve havuçlu kıymalı lazanya tariflerimizden faydalanabilirsiniz. Efser resimdeki lazanyaları ortadan ikiye kesmiş.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Meksika’da yediğim muzlu ekmekten bahsetmiştim. Yediğime en yakın tarif olarak bunu buldum:

Malzemeler:

- 2 su bardağı un
- 1+ 1/4 su bardağı iri parçalanmış ceviz
- 3/4 su bardağı toz şeker
- 3/4 çay kaşığı karbonat
- Yarım çay kaşığı tuz
- 3-4 büyük, iyice olmuş muz (ezilince 1.5 su bardağı olacak kadar)
- Çeyrek su bardağı yoğurt
- Hafifçe çırpılmış 2 yumurta
- 6 çorba kaşığı erimiş, ılıtılmış margarin (90 gram)
- 1 paket vanilya veya 1-2 çay kaşığı saf vanilya aroması
- Üzerini süslemek için ceviz ve/veya muz dilimleri

Fırını önceden 170-180 dereceye ısıtın. Orta boy bir kek kalıbını yağlayıp, hafifçe unlayın. Geniş bir kasede unu, şekeri, karbonatı, tuzu ve cevizleri karıştırın. Diğer bir kasede, iyice ezilmiş muzları, yoğurdu, yumurtaları, yağı ve vanilyayı krema kıvamı alıncaya dek, iyice çırpın. Muzlu karışımı, unlu karışımın içine yavaşça dökün ve bir spatula ile iyice karışıncaya kadar harmanlayın. Karışım oldukça koyu kıvamlı olacaktır, endişelenmeyin.

Karışımı kek kalıbına dökün, üzerini yarım cevizler ve/veya muz dilimleri ile kaplayın. (Benim yediğim cevizle kaplıydı ve çok lezzetli olmuştu.) Yaklaşık 55-60 dakika kadar, üzeri kahverengileşinceye kadar pişirin. Kürdan soktuğunuzda hamur yapışmıyorsa, kekiniz pişti demektir. Fırından çıkardıktan sonra 5 dakika bekleyin, ardından kalıbından çıkarın. Ilıkkken veya soğukken ikram edebilirsiniz.

Tavsiye: Oldukça koyu kıvamlı, yoğun ve doyurucu bir kek oluyor. Sanırım bu yüzden muzlu ekmek diyorlar.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan kekten 12 dilim çıkacağını düşünürsek,

1 dilim cevizli muzlu ekmeğin kalori değeri: 304 kkal

Related Posts with Thumbnails
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark