web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif, yaratıcı ve resimli yemek tarifleri     

Diyet kategorisinde kayıtlı postları görüyorsunuz.

EkleBunu RSS Ekle Butonu


Temiz, sağlıklı, lezzetli ...

ARŞİV

'Diyet' kategorisinde nelerimiz var?

Serap hanım, Serap hanım… Bu aşağıdaki tabağı haftada bir sefer gönül rahatlığıyla yiyebilir miyiz? Peki iki sefer? :) Yanında ne yiyebiliriz? Öğlen veya akşam yemeği olarak yememiz arasında bir fark olur mu?

Resmin kaynağı: Lucullian delights

Diyetisyen Serap hanım der ki: Makarna çok yağlı,kremalı soslu yapılmadığı sürece hem diyeti bozmayacak hem de sık sık yenilebilecek kadar masum bir yiyecektir. Onun masumiyetini bozan, yanında yenen yüksek kalorili şeyler veya porsiyon kontrolünü sağlayamamamızdır. Üstelik de, makarnanın pirinç pilavı gibi çok yağlı pişirilmesi de gerekmez. Değişik baharatlarla, salçayla veya yoğurtla bile yağsız yenebilir. (Hatta ben yağsız ve sade bile yiyebilirim :))

Makarna birincil olarak enerji veren bir yiyecektir.Vücut makarnadan gelen kaloriyi depolamak yerine, harcamak ister. Ama makarna yediğimiz öğünde, ekmek vb. gibi başka karbonhidratlar olmamalıdır. Makarnalı bir öğünü dengelemek istersek, yanına yoğurt ve/veya salata eklememiz yeterli olacaktır. Genellikle öğle öğününde yememiz daha iyi olur. Bu şekilde vücut aldığı enerjiyi daha iyi harcayabilir.

Gelelim makarnamızı nasıl yiyeceğimize

- Diyelim ki sabah bir tost ile güne başladık,öğlen ızgara et türü, pilav, salata içeren bir öğün yedik. Akşam da canımız makarna yemek istiyor. O zaman en doğru seçim salçalı veya domatesli makarna olabilir; ama yanında et olmayan sade bir makarna olmalıdır. Yanında 4-5 kaşık kadar zeytinyağlı bir sebze yemeği, 2 kaşık yoğurt ve salata da yiyebiliriz. Tabii diyet yapıyor, kilo vermeye çalışıyorsak makarnanın miktarı haşlanmış olarak 200-250 ml hacmi, yani 1 kupa kadarı geçmemelidir.

- Diyelim ki sabah bir tost ile güne başladık, öğlen sebze yemeği, pilav, yoğurt içeren bir öğün yedik. O zaman akşam kıymalı, etli, ton balıklı veya peynirli bir makarna yiyebiliriz. Hatta yalancı mantı bile yapabilirsiniz. Yanında light bir içecek veya ayran, salata da tercih edebiliriz. Yine makarna porsiyonuna dikkat etmek şartıyla tabii…

Ekmek yemeyi gözden çıkartırsak böyle bir porsiyon makarnayı her gün bile yiyebiliriz. Ama kilo vermeye çalışıyorsak, fotoğrafta görünen miktarı biraz azaltmak da fayda var :)
Makarnayı çok seven ve haftada en az 4 kez yiyen bir diyetisyen olarak, hem bilgilerime hem de tecrübelerime güvenerek diyebilirim ki: Makarna şişmanlatmaz! Ama sosuna ve porsiyonuna dikkat lütfen!

Kendinize iyi bakın…

Pırasa, tipinden de anlaşılacağı üzere, soğan familyasından gelmekte. Aynı zamanda sarımsakla da akraba. Ama nedense, soğan kadar revaçta değil. Genelde kereviz, bamya ve enginar ile sevilmeyen sebzeler klasmanında tutulur. Oysa, benim en sevdiğim 5 yemekten biri iyi yapılmış bir zeytinyağlı pırasadır. Bu yüzden herkese sevdirmek isterim:) Pırasalı tariflere geçmeden önce, besin değerlerini öğrenerek başlayalım:

Öncelikle, 1 sap pırasa piştiğinde yaklaşık 125 gram gelir. O halde, 1 sap pırasaya ait yaklaşık değerleri verelim:

Kalori: 38 kkal
Karbonhidrat: 9 gram
Diyet lifi: 1 gram
Şeker: 3 gram
Protein: 1 gram

Pırasa, doymuş yağ ve kolestrol açısından çok düşük değerlere sahipken; diyet lifleri bakımından çok zengin. Aynı zamanda bol miktarda A, C, K vitamini, B6 vitamini, folik asit, demir ve magnezyum içeriyor. Hazır mevsimiyken, bol bol tüketin derim…

Pırasanın dünya çapında en çok kullanılma şekli, et/ tavuk suyu çıkarırken, suya çeşni yapması amacıyla eklenmesiymiş (Dünyanın zeytinyağlı pırasadan haberi yok mu ne?). Tadı ise şöyle tanımlanıyor: Salatalık ve soğan karışımına biraz taze soğan kokusu ekleyin. Bu arada farkettim ki, favori çorbalarımdan biri olan, pırasalı patates çorbasının tarifini vermemişim. Bence büyük kayıp, mevsimi geçmeden vereyim; siz de deneyin.


Bir de dipnot: Pırasa ve nergis, 1536 yılında, Galler’in amblemiymiş. Bir efsaneye göre, Galliler ve Saksonlar bir pırasa tarlasında savaşmışlar. Zamanında, pırasa Galliler’in beslenmesinde büyük yer kaplıyormuş; ama artık o kadar da çok yenmiyormuş. Benim favori çorbam pırasalı patates çorbası ise, meğer Galliler’in geleneksel çorbasıymış.

Bu seferki yazımız, ağır spor yapanlarla ilgili… StrongLifts arada bir göz attığım, vücut geliştirme, antrenmanlar, sporcu beslenmesi, vs. üzerine bolca yazı yazan ünlü bir site. Daha önce de, en ucuz protein kaynakları yazısı için faydalanmıştım. Genelde yazılar düzenli ve çok spor yapanlar için oluyor; ama sütle ilgili bu yazı ilgimi çekti:

Aletli jimnastik yapanlar, spor salonunda saatler geçirenler, vücut çalışanlar… Spor yaptınız, kaslarınızı çalıştırdınız. Antrenman sonrası yedikleriniz, kaslarınızın gelişmesi, iyileşmesi ve kaybettiği suyu tekrar kazanması için çok önemli. Ağırlık kaldırma seansı sonrası, genelde whey (peyniraltı suyu) alınması önerilir; çünkü vücuda çok hızlı karışan bir protein çeşitidir. Vücut çalışanlar, kaslarının gelişmesi için, antrenman sonrası bir an önce protein almak isterler. Peki peynirlaltı suyu proteini için söylenenler gerçek mi? Yoksa bir pazarlama kampanyası mı?

Gerçek şöyledir ki, senelerdir birçok vücut geliştirici, antrenmanları sonrası içeceği olarak sütü kullanmıştır. Peki neden?

Sütün içeriği (ortalama): 1 su bardağı yağlı sütte, ortalama 8 gram protein, 13 gram karbonhidrat ve 8 gram yağ olmak üzere, yaklaşık 150 kkal vardır. 1 su bardağı süt aynı zamanda, 290 mg kalsiyum ve 107 gram sodyum içerir. Bu açıdan süt, kasları geliştirmek için mükemmel bir seçenektir. Sütün içerdiği diğer bileşenler:

- Casein: Yavaş sindirilen bir protein. Süt, %80 oranında casein içerir. Casein sizi daha uzun süre tok tutar, kilo kaybına ve kas yapımına yardımcı olur.
- Peyniraltı suyu (whey) proteini: Hızlı sindirilen bir protein. Süt, %20 oranında peyniraltı suyu proteininden oluşur. Bu aynı zamanda, protein içeceklerinin içinde bulunan proteindir. Kas yapımı ve onarımına yardımcı olur.
- BCAA: Süt aynı zamanda, leucine, isoleucine ve valine adlı aminoasitlerden oluşan bir protein zinciri de içermektedir. Eğer günlük beslenmeniz protein yönünden zenginse, hele de süt ütünlerini yeteri kadar tüketiyorsanız; ilave vitaminler/besinler alarak boşuna para harcamanıza gerek yoktur.
- Karbonhidrat: Sütün içinde laktoz vardır. Vücudunuz bu şekeri, boşalan enerji depolarınızı doldurmak için kullanır. Bazıları laktozu sindiremez. Neyse ki artık, laktozsuz sütler de bulunabiliyor.
- Yağ: Eğer yağsız süt içmiyorsanız, sütün 100 ml’sinde, ortalama 1-3 gram yağ bulunur. Yağlar yavaş sindirildiğinden, sizi daha uzun süre tok tutar ve açlık hissini engeller.
- Kalsiyum: Kalsiyum tüketimi, yağ yakımını hızlandırıp, kemiklerinizi güçlendirir. Özellikle kadınlar için, kemik erimesi riski daha fazla olduğundan kalsiyum alımı çok daha önemlidir.
- Su: Sütün %87’si sudur. Yeterli su alımı, kaslardaki su kaybını giderir. Dolayısıyla kasların onarımı hızlanır ve hissettiğiniz yorgunluk hissi azalır.
- Elektrolit: Sütte, sodyum ve potasyum bulunuyor. Bu mineraller, kasların kaybettiği suyu ve kaybettiği tüm sıvıları geri kazanmasına yardımcı olur.
- Diğer besinler: Biotin, magnezyum, A vitamini, B12 vitamini, D vitamini, K vitamini, riboflavin ve daha birçok doğal besin içermektedir.

Yağlı süt ve peyniraltı suyu (whey) proteinin farkı: Genelde herkesin, spor sonrası whey protein alması gerektiğini düşünmesinin en temel sebebi; şirketlerin kampanyalarıyla bunu teşvik etmesidir. Ancak yapılan çalışmalar göstermiştir ki; yavaş proteinler VEYA yavaş ve hızlı protein karışımları, kas yapma açısından daha iyi sonuçlar vermektedir. Whey, hızlı bir proteindir. Süt ise yavaş ve hızlı proteinlerin karışımıdır (casein & whey). Süt içmeseniz bile, yavaş protein VEYA hızlı ve yavaş protein karışımları içmeniz gerektiğini bilin. Dolayısıyla, et, tavuk veya balığın da, whey‘den daha iyi birer seçenek olduğunu bilin.

Yağlı süt ve sporcu içeceklerinin farkı: Ağırlık çalışma, vücudun terleme sonucu çok su kaybetmesine neden olur. Kaslarınızın kendini iyileştirebilmesi için, kaybettiğiniz suyu yerine koymalısınız. Suyu yerine koyamadığınız taktirde, yorgunluk ve ciddi baş ağrısı çekersiniz. Çalışmalar, suyu geri kazanmada, sütün sudan daha etkili olduğunu göstermiştir. Sebebi ise şudur: Süt sodyum ve potasyum gibi su tutucular yönünden ve aynı zamanda protein ve yağ bakımından zengindir. Protein ve yağ bakımından zengin olması, yavaş sindirilmesini ve dolayısıyla daha az açlık hissetmeyi sağlar.

Yağlı süt ve yağsız sütün farkı: Araştırmalar göstermiştir ki; yağlı süt, yağsız süte göre, yağsız vücut ağırlığının artmasında daha etkilidir. Yavaş proteinlerin antrenman sonrası alınmasının daha uygun olduğunu söylemiştik. Yağlı sütün içindeki yağ, sütün yavaş sindirimini sağlar; daha az acıktırır. Dolayısıyla, yeme isteğiniz daha az olduğundan; spor sonrası yemeklere saldırmazsınız. Tabii ki yağlı süt, yağsız süte nazaran daha kalorilidir; ancak sonradan yediğiniz katı besinlerle aldığınız kalori çok daha fazladır.

Sütün yağ yakmadaki rolü: Hepimiz biliyoruz ki, vücudumuzdaki yağ kütlesini azaltabilmemiz için; daha az kalori alıp, daha fazla kalori yakmalıyız. Süt sizi şişmanlatmaz. Yağlı sütün içindeki yağ da sizi şişmanlatmaz. Sizi şişmanlatan şey, gereksiz yere aldığınız kalorilerdir. Süt içtiğinizde, vücut definisyonlarınız biraz azalabilir, daha pürüzsüz bir görünüm elde edersiniz; ancak bu yağlanma demek değildir. Eğer aldığınız toplam kaloriye dikkat ediyorsanız, hiçbir besin sizi yağlandırmaz. Zaten, yağlı sütün yağsız vücut ağırlığını daha çok arttırdığının ispat edildiğini söylemiştik.

Spor sonrası hangi tip sütü içeceğiniz, sizin ihtiyacınız olan kalori miktarına göre değişebilir: Örneğin;

- 100 kiloysanız, yağ kaybetmek için günde ortalama 2800 kkal almanız gerekir. Antrenman sonrası içeceğiniz 1 litre süt, size o gün için 2200 kkal daha bırakır.

- 73 kiloysanız, yağ kaybetmek için ortalama 1900 kkal almanız gerekir. Antrenman sonrası içeceğiniz 1 litre süt, size sadece 1300 kkal bırakır. Bu da 4 tane 325 kkal değerinde ufak öğün demektir.

Yağ kaybetmek için ne kadar kalori almanız gerektiğinin formülü şudur: Erkekler için: Her 1 lbs (0.45 kg) için, 13 kkal; kadınlar için: Her 1 lbs (0.45 kg) için, 11 kkal almanız gerekiyor. Artık hesapları yapmak size kalıyor. (Unutmayın bu hesaplar, spor yapanlar için verilmiş.)

Diyetisyenimiz Serap Orak Tufan‘ın yorumu ise şöyle: “Şu ana kadarki deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, Türk insanı olarak süt ve süt ürünleri tüketmenin kilo aldırdığına inanıyoruz. Bu nedenle de, eğer kişi kilo kaybetmek istiyorsa, beslenmesinden ilk olarak süt ve süt ürünlerini çıkarıyor. Bu inancın nedenini annelerin ballı, pekmezli süt içirerek çocuklarına kilo aldırma çabalarına bağlayabiliriz belki.

İnanılanın aksine light süt veya yoğurt kilo kaybına yardımcı olmaz. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, yağsız süt ve yoğurdun içindeki kalsiyum daha az emilmektedir ve biyoyararlılığı azalmaktadır. Süt ve yoğurtta doğal olarak CLA dediğimiz yağ yakıcı bileşikler bulunmaktadır. Ancak yağsız süt ve yoğurtta bu bileşikler yoktur. Düzenli süt ve süt ürünleri tüketmek, kilo kontrolünde yardımcıdır. Üstelik ,içinde dengeli bir şekilde yer alan protein ve yağ sayesinde oldukça tok tutucudur. İçlerindeki laktoz sayesinde de kan şekeri kontrolünü sağlar. Yağsız süt içtiğimizde bu dengeyi bozduğumuz için yeterince tok da kalamayız. Üstelik yağ yakıcılardan ve kalsiyum emiliminden de yoksun kalırız.

Bize kilo aldıran veya kolesterolümüzü arttıran şeyler, asla ve asla süt ve süt ürünleri değildir. Yediğimiz her fazla lokmanın bunda payı vardır. Fikrimi sorarsanız  Aktif sporcu değilsek ,whey benzeri destekleri kullanmamıza hiç gerek yok. Diyetimize ekleyeceğimiz süt ve yoğurt sayesinde bu etkilerden faydalanabiliriz.

Son olarak: Kalsiyum emilimi 20-30 yaş arasında en fazladır; sonrasında emilim yavaş yavaş azalır. Yani yaşlılığımızda osteoporoz veya osteomalasia yaşamak istemiyorsak, günde 3 bardak süt veya yoğurt tüketmemiz en idealidir.”

Hazır alıp, sütle karıştırdığınız kakaolu pudingdeki besin değerleri şu şekilde:

- 100 gram kakaolu pudingdeki kalori: 134 kkal
- 100 gram kakaolu pudingdeki protein miktarı: 3.60 gram
- 100 gram kakaolu pudingdeki yağ miktarı: 3.5 gram
- 100 gram kakaolu pudingdeki karbonhidrat miktarı: 22 gram

Bir kase ise, büyüklüğüne göre 150-200 gram puding alıyor. Dolayısıyla, bir kase yağlı sütle yapılmış kakaolu puding yediğinizde,  201 – 268 kkal almış oluyorsunuz. Ayrıca, hazır pudingin içinde, şeker, mısır nişastası, kakao tozu, tuz ve aroma yer alıyor… Bilginize…

Resmin kaynağı: Pelin’ce Lezzetler

Diyetisyenimiz Serap Orak Tufan, hamileliğini kış döneminde geçiren anne adayları için basit öneriler hazırladı:

Günümüz kadınının hayatında bir veya en fazla iki kez yaşadığı bir durum olarak hamilelik, artık daha da önem verilen bir dönem haline gelmiştir. Herşeyden önce, bebeğin sağlığı için, anne adayları sigara-alkol gibi alışkanlıklarını azaltıp/çıkartıp besin desteklerine başlamaktadır. Hatta hamile kalma planı olan kadınlar son derece doğru düşünerek hamilelik öncesi varsa fazla kilolarını vererek hazırlık yapmaktadır. Bu kadar özel bir durumda tabii ki beslenme de başlı başına ele alınması gereken önemli bir konudur. Hamilelik döneminde vücuttaki hormonlar tamamen değişmekte ve bu farklılaşmayla beraber her kadında farklı beslenme davranışları ortaya çıkabilmektedir.

Kış mevsiminde soğuk algınlıkları, nezle, grip, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi bulaşıcı hastalıklar artarken, yağmurda veya karda ıslak veya karlı zemin nedeniyle düşme tehlikeleri de artmaktadır. Hamilelerin bunlara çok dikkat etmesi gereklidir. Kış dönemi kapalı mekanlarda geçirilen bir mevsim olduğu için daha hareketsiz yaşanmaktadır. Bu nedenle kalori alımı da kontrol altında tutulmalıdır. Bu süreçte yapılması veya kaçınılması gerekenleri şöyle özetleyebiliriz:

- Soğuk hava nedeniyle su içme konusunda isteksizlik olacağından, su tüketiminde azalma olur. Vücut suyunu dengede tutabilmek için ortalama 2 litre su içilmelidir. Sıvı alımı arttırılmalıdır (şekersiz komposto, süt, limonata, taze ve doğal meyve suları, ayran). Soğuk nedeniyle sıcak içecek içme isteğinde artış olacaktır; ancak bu durumda karışık bitki çayları tercih edilmemelidir. Bazı bitki çayları hamilelikte düşük riskini arttırabilir. Aralarda sıcak süt içilerek, hem kalsiyum alımı arttırılmış, hem de sıcak içecek içme hissi giderilmiş olur.

- Eğer kan basıncınız (tansiyon) düşükse, ayran ve mineralli suları tercih etmelisiniz. Kan basıncınız yüksekse, tuz alımını kısıtlamalısınız. Maden suyu içmemelisiniz. Tuzlu ve salamura besinleri tüketmemelisiniz (aşırı tuzlu zeytin, peynir, turşu, tuzlu kuruyemişler, salamura ve tütsülenmiş etler, soya sosu, cipsler vb.). Ödem riskiniz varsa, yine aynı şekilde tuz kısıtlamasına gitmelisiniz. Kışın turşu yeme alışkanlığı ön plana çıkmaktadır; buna dikkat edilmelidir. Turşu, ödeminizi arttıracaktır.

- Hijyenik olmayan koşullar nedeniyle, besinlerde mikroorganizma üremesi kolaylaştığı için dışarıda olan besin tüketiminize dikkat etmelisiniz. İyi pişmiş yemekleri tercih etmeli, az pişmiş veya çiğ etli yemekler yememelisiniz (çiğ köfte, suşi, az pişmiş etler). Kolay bozulabilen tavuk, balık ve barbunya fasulyeyi dışarıda yememeye özen göstermelisiniz. İyi yıkanmama olasılığını göz önünde bulundurarak, ev dışında çiğ salata ve sebze yememelisiniz. Soslu, mayonezli, kremalı besinlerden uzak durmalısınız. Hijyenine güvendiğiniz restoranları tercih etmeli; açıkta satılan, pişmiş, beklemiş besinleri yememelisiniz.

- Kış sebze ve meyvelerini düzenli ve dengeli tüketmelisiniz. Özellikle C vitamini yönünden zengin turunçgilleri (portakal, mandalina, greyfurt, limon), kiviyi ve narı ara öğünlerinizden ihmal etmemelisiniz. Bu şekilde bağışıklık sisteminizi destekleyerek bulaşıcı hastalıklara karşı savunma gücünüzü arttırabilirsiniz.

Görünüm, sunum ve tat açısından daha da keyifli bir hale getirmek isterseniz meyvelerinizi Meyveli Kış Salatası şeklinde hazırlayabilirsiniz. Elma, armut, muz ve kiviyi küp küp ufak parçalar halinde doğrayınız. İçine portakal/mandalina dilimleri ve nar taneleri ekleyerek karıştırınız. Bu şekilde yiyebileceğiniz gibi dilerseniz, 1 kase yoğurt ile karıştırıp meyveli yoğurt da yapabilirsiniz.

- Folik asit depolarının gebelik öncesinde dolu olması ve hamilelik sırasında da yeterli alınması gereklidir. Folik asit eksikliğinin bebekte nöral tüp defekti denilen bir beyin hasarına yol açtığı bilinmektedir. Kış mevsiminde ıspanak ve portakal gibi folik asitten oldukça zengin iki önemli besinin sürekli bulunması ve tüketilmesi bir avantajdır.

- Bulantınız fazlaysa, sıvı alımınızı azaltmalısınız. Katı besinleri azar azar sık sık yemeli, kusma varsa mineral dengenizi sağlamak amacıyla tuzlu krakerler tercih etmelisiniz. Aşırı kusma ve besin tüketememe durumunda, mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

- Hamilelikte yaşanan gaz problemini arttırmamak için kış sebzelerinden pırasa, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası, brokoli gibi çeşitleri haşlayıp suyunu süzerek yeniden pişirmelisiniz. Gaz yapıcı öğelerinden bu şekilde arındırmış olursunuz. Bu sebzeler kükürt yönünden zengin olduğu için bağışıklık sistemini güçlendirerek, direncinizi arttırır.

- Hamilelerin tüm bu süreçte alması gereken yiyeceklerin başında süt ve süt ürünleri gelmektedir. Bebek gelişimi için annenin depolarını kullandığından bir sorun yaşamaz. Ancak annenin depoları da yetersizse bebek ve annenin ilerde yaşayabileceği kemik ve diş hastalıkları riski yüzünden bu besinleri düzenli tüketmesi gerekmektedir.

- Bazı gebelik hormonları kabızlığa neden olur. Özellikle de kışın daha hareketsiz olduğumuz için bu durum desteklenir. Kabızlığı çözmek için günlük su tüketimi 2 litrenin altına düşmemelidir. Her öğünde pişmiş sebze yemeği ve çiğ salata tüketimi olmalıdır. Öğün aralarında çiğ meyve tüketimi, bazı meyvelerin kompostosu veya hoşafı tercih edilmelidir. Özellikle kuru kayısı, kuru erik, kuru incir ve armut, kabızlığı önlemekte çok yardımcıdır. Portakal, mandalina, greyfurt, gibi meyvelerin suyunu içmektense, posasıyla beraber yemek daha faydalıdır. Bunun dışında kurubaklagil yemek, tam tahıllı ekmekleri tercih etmek, bulgur, yulaf ezmesi gibi posalı besinleri tüketmek de gerekir.

- Kış mevsiminde çeşitlenen ve yağ oranının artmasıyla lezzetlenen balık, ızgara veya fırında pişirilerek haftada 2-3 kez tüketilmelidir. Balıktaki fosfor ve omega-3 cinsi yağ asidi, bebeğin beyin gelişimi açısından çok önemlidir.

- Kışın hareketsizlik nedeniyle kolay kilo alma eğilimi ortaya çıkmaktadır. Özellikle hamilelik nedeniyle yaşanan iştah atakları, durumu zorlaştırabilir. Yüksek kalorili besinler, tatlılar, hamur işleri vb. yiyeceklerden kaçınılmalı, nadiren yemeli ve küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Hamilelikte ortaya çıkan ek kalori gereksinimi fazladan süt, yoğurt ve meyve tüketimiyle sağlanabilir. Hamile kadının sıklıkla tatlı veya fazla besin yemeye ihtiyacı yoktur. Tatlı konusunda aşırı duyulan istek armut, ayva, kabak tatlısı veya sütlü tatlı gibi hafif tercihlerle zararsız hale getirilebilir.

- Sebze ve meyvelerin üretilmesinde kontrolsüz ve fazla kullanılan hormon ve tarım ilacı riskini azaltmak için kış sebzelerini (lahana, pırasa, karnabahar, kereviz, brokoli vb.) ve meyvelerini (portakal, mandalina, greyfurt, nar, kivi, elma, ayva vb.) tercih etmelisiniz. Besinleri iyi yıkayarak tüketmelisiniz.

Yukarıda saydıklarımızın dışında hamile kadının ve bebeğin sağlığı açısından yeterli ve dengeli besin tüketimi çok önemlidir. Bunun için diyetisyeniniz tarafından hazırlanan, hamilelik ayınıza ve kilonuza uygun beslenme planınızı mutlaka takip ediniz.

HAMİLELİKLE UYUMLU ÖRNEK BESLENME PLANI (Hamilelikte aylara ve kişinin kilosuna göre besin tüketimi ayarlanmalıdır. Bu liste örnek oluşturması bakımından verilmiştir.)

SABAH: 1 su bardağı süt (şekersiz, kalsiyumdan zenginleştirilmiş)
1 adet haşlanmış yumurta veya 1 dilim kaşar peyniri
1 dilim beyaz peynir
5 adet zeytin veya 2 adet bütün ceviz
Mevsiminde kurutulmuş domates , maydonoz, yeşil biber
2 dilim tam buğday/çavdar ekmeği veya kepekli ekmek

ARA: 1 porsiyon meyve (2 adet mandalina)

ÖĞLE: 1 kase çorba
3 köfte kadar ızgara/haşlama/fırında pişmiş kırmızı et veya tavuk veya balık
3-4 yemek kaşığı pilav (tercihen bulgur) veya makarna veya 1 porsiyon kurubaklagil yemeği
1 su bardağı yoğurt veya 1 kase cacık
1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenmiş bir kase salata (yeşil yapraklı, domates, salatalık, havuç vb.)
1 dilim tam buğday/çavdar ekmeği veya kepekli ekmek

ARA: 1 porsiyon meyve (1 adet armut veya portakal)

ARA: 2 adet kepekli galeta + 1 su bardağı süt veya yoğurt

AKŞAM: 1 kase çorba
5-6 yemek kaşığı sebze yemeği (etli veya kıymalı olabilir)
3-4 yemek kaşığı pilav (tercihen bulgur) veya makarna veya 1 porsiyon kurubaklagil yemeği
1 su bardağı yoğurt veya 1 kase cacık
1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenmiş bir kase salata (yeşil yapraklı, domates, salatalık, havuç vb.)
1 dilim tam buğday/çavdar ekmeği veya kepekli ekmek

ARA: 1-2 porsiyon meyve (1 adet nar veya elma)

YATARKEN: 1 su bardağı süt (şekersiz)

Daha ayrıntılı mevzulara girmeden önce, diyetisyen Serap hanım, kışın en soğuk günlerini yaşadığımız şu günlerde en çok dikkat edilmesi gereken noktaları özetledi:

Yağı, kaloriyi ve porsiyonları azaltın. Soğuk havaya karşı direnmek ve üşümemek için vücut deri altı yağ dokusunu kalınlaştırmak ister. Yağlanmanın olması için fazla kalori gelmelidir; bu nedenle vücut iştahı açar. Bu olumsuz etkiden korunmak adına daha az yağlı beslenmeye dikkat etmeliyiz. Bununla beraber porsiyon kontrolümüzü de sağlamalıyız. Yüksek enerji veren şekerli ve unlu/hamurlu besinlerden az sıklıkta ve az porsiyonda yemeliyiz. Doymuş yağdan (tereyağı, margarinler, işlenmiş yağlar) kaçınarak,  doymamış yağlara (zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı, fındık yağı, soya yağı, kanola yağı) yönelmeliyiz.

Hareketi ve posalı beslenmeyi arttırın. Kışın daha hareketsiz olduğumuz için metabolizmamız yavaşlamaktadır. Bu nedenle kabızlık sorunu daha sık ortaya çıkmaktadır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, yağlı tohumlar sindirim sistemimizi çalıştıracak olumlu etkiye sahiptir.

Günde en az 2 kez düşük/normal yağlı süt ve süt ürünleri tüketin. Kış mevsiminde azalan güneş ışığı ve kapalı giysiler nedeniyle D vitamini eksikliği gündeme gelebilir. Bu nedenle süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, fosfor ve D vitamini kemik sağlığımız için son derece önemlidir.

Her gün 5 ya da daha fazla porsiyon sebze ve meyve yiyin. Kış mevsimine ait meyve ve sebzelerini  tüketin. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için sebze ve meyvelerin desteğine çok ihtiyacımız vardır. Çünkü vücudumuzu hastalıklardan korumak için gerekli tüm vitamin ve mineraller bu besin grubunda fazlasıyla yer alır. Özellikle çeşitli beslenme yoluna giderek tüm bu faydalı ögeleri daha etkin hale getirebiliriz. Çeşitlilikten emin olmak için gruplandırmadan yararlanınız.

  • Narenciye ürünleri (portakal, mandalina, limon, greyfurt, kamkat vb.)
  • Minik taneli, kırmızı renkli meyveler (siyah üzüm, nar, kuru erik, kuru yaban mersini, vb.)
  • Sarı ve turuncu renkli meyveler (kuru kayısı, armut, muz, mango, elma, vb.)
  • Yeşil ve koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı, yeşil biber, maydonoz, roka, tere, marul, kıvırcık, salatalık, fesleğen, vb.)
  • Sarı, turuncu, kırmızı sebzeler (havuç, kabak, balkabağı, turuncu biber, kırmızı biber, domates, vb.) Özellikle karnıbahar, pırasa, lahana, ıspanak, kereviz, brokoli gibi kış sebzelerini sıkça tüketin. Sarımsak ve soğan tüketiminizi arttırın. Bu sebzelerin yapısında bulunan kükürtlü bileşikler kötü kokmasına rağmen kansere karşı koruyucu ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Hastalıklara karşı harika savaşçılardır.

Haftada 2-3 kez balık tüketin. Kış mevsimi balık mevsimidir. İçeriğindeki omega-3 yağ asitleri ve deniz ürünlerinde bulunan selenyum minerali yapılan pek çok araştırmada  kalp damar sağlına dost ve bağışıklık sistemini güçlendiren maddeler olarak bulunmuştur (Mesela alabalık çanağında patates, tavada pratik somon veya sebzeli levrek).

Vücudunuza su verin. Kış mevsimiyle beraber su ihtiyacı azalmaktadır; çünkü terleme aktivitesinde azalma yaşanır. Pek çok kişi kışın su içmeyi ihmal eder. Metabolik faaliyetlerimizin düzenli ve sağlıklı olabilmesi için su tüketimine dikkat etmeliyiz. Ortalama 2 litre su içilmesi yeterli olacaktır.

Vücudumuzu ısıtacak ve canlandıracak içeceklerden ve baharatlardan faydalanın. Siyah çay, yeşil çay, kahve, ıhlamur, adaçayı içerek; karanfil, tarçın, zencefil, karabiber ile yemeklerimizi tatlandırarak, soğuktan biraz uzaklaşabiliriz.

Sitemizin konsepti gereği, başından beri nispeten hafif, kalorisi azaltılmış tarifler vermeye dikkat ediyorum. Sitemizin tek eksiği bir diyetisyendi. Bu sorunu da çözdük:) Artık danışacağımız çok cici bir diyetisyenimiz var: Serap Orak Tufan. Önce diyetisyenimizi tanıyalım:

Serap hanım, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü 2002 yılında bitirmiş. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi, İbn-i Sina Hastanesi ve Ankara 29 Mayıs Hastaneleri’nin çeşitli bölümlerinde diyetisyenlik yapmış. Bilkent Üniversitesi Bilintur Catering Center’da mönü planlama konusunda proje şefliği tecrübesi de bulunuyor. 2004-2006 yılları arasında Prof.Dr. Osman Müftüoğlu’nun Yaşasın Hayat Kliniği İstanbul şubesinde klinik diyetisyen olarak çalışmış. 2006 yılında kendi kurduğu Calorica Beslenme ve Diyet Danışmanlığı şirketinde 2 yıl kadar hizmet vermiş. 2008 yılı itibariyle ise, İstanbul Anadolu yakasındaki ofisinde hizmet vermeye devam ediyor.

Biz artık kendisine merak ettiğimiz soruları sorabileceğiz. Serap hanım, bizim için diyet ve beslenme önerilerinde bulunacak. Benim aklımda şimdiden onlarca soru var. Ama sizden de sorularınızı, yönlendirmelerinizi bekliyorum.

.

Optimist tayınlarından çıkan Uykuda Zayıflayın adlı kitaptan bir dipnot:

“Hesap çok basit, bir o kadar da mantıklı: Egzersizle geliştirdiğiniz her kilogram kas, 24 saat boyunca, hatta uykuda bile ek bir enerji tüketir. Her kilogram kas, günde yaklaşık 30 kkal daha fazla harcamak zorundadır. 1 yıl içinde 3-4 kilo kas kütlesi geliştirebilirseniz, sadece bunun sonucunda günde 100 kkal daha fazla harcamış olursunuz. Bu da 1 yılda 36500 kkal eder ve 5 kilo vermek demektir. Çünkü 1 kilo depo yağı yaklaşık 7000 kkal barındırır.”

Durum böyle. Şimdi 3-4 kilo kas yapmanın yollarını araştırmaya başlayayım:)

Bir önceki postumda, kan şekeri düşmesiyle ilgili bilgiler verip, uyulması gereken diyetten bahsetmiştim. Bu yazdıklarım, doktorumun bana verdiği dökümanlardan yaptığım özet bilgilerdi. Ama gelen yorumlardan, sanki bu diyet yanlış anlaşılmış olabilir diye düşündüm:

Reaktif hipoglisemi, aynı gizli şeker veya diyabet gibi bir rahatsızlık. Şeker (insülin) yüklemesi testi diye bir tahlil var. Size aç karnına bol şeker içeren bir su içiriyorlar. 30. dakika, 1. saatte, 2. saatte ve 3. saatte idrarınızı ve kanınızı alıyorlar. Baktıkları şey, şekerinizin ne kadar yükseldiği ve birkaç saat sonunda şekerinizin ne kadar düştüğü. Eğer düşmesi gereken seviyenin altına düşüyorsa, reaktif hipoglisemi hastası olduğunuz teşhis ediliyor.

Dolayısıyla, buna uygun beslenmeniz gerekiyor. Nasıl ki, şeker hastaları için, tanrının yarattığı en güzel sebzelerden biri olan patates sakıncalıysa veya çölyak hastası kutsal saydığımız beyaz ekmeği yiyemiyorsa, hipoglisemi hastasının da aşağıda verilen listedekileri yemesi sakıncalı. Yani bu verilen listenin, kilo vermek için verilen liste ile alakası yok; lütfen bunu karıştırmayalım. Tabii verilen liste, kilo verme diyetlerindeki listeyle birebir örtüşüyor. Aynı zamanda şeker hastalarının diyetiyle de birerbir aynı.

Yani şöyle diyebiliriz: Hipoglisemisi olan bir insan, bir şeker hastası nasıl besleniyorsa aynı o şekilde besleniyor. Az ve sık aralıklarla, kandaki şeker oranını yükseltmeyecek besinlerle.

Ben de bir hipoglisemi hastasıyım. Bu rahatsızlığı tanıdığım halde, kendime teşhis koyup doktora gitmem 2 senemi aldı. Çok geç kaldığım için sonradan çok üzüldüm. Belirtileri; yemekten 1-2 saat sonra yaşadığım mide kazınmaları, aşırı halsizlikler, herşeye karşı isteksizlik, kolumu kaldıracak güç bulamamak… Ayrıca bir anda ortaya çıkan sinir patlaması (kan şekeriniz düştüğü anda), sabırsızlık… Bunun dışında, fazla şeker yediğimde  kalp çarpıntım, beynimde zonklama oluyordu, aynı tansiyonu çok çıkan kişilerde görülen belirtiler gibi. Doktora gitmemi artık kaçınılmaz olan aynı hafta içinde yaşadığım durumlar ise; bir kere sabah kahvaltı yapmadan içtiğim koyu bir çay sonrası bayılmam ve bir gece yediğim irmik helvası sonucu yaşadığım kalp çarpıntısı ve beyin zonklaması durumu oldu. Öyle ki eşime: “Ben ya kalp krizi geçiriyorum, ya beyin kanaması; ama kesin ölüyorum.” dedim. Doktorumdan, kan şekeri düştüğündeki belirtilerin, panik atak hastalarının yaşadığı belirtilerle hemen hemen aynı olduğunu öğrendim. Ayrıca gece uyurken düşen kan şekeri, en tehlikeli durummuş. Uyku hipoglisemisi de denen bu rahatsızlıkta, kan şekeri uyku halindeyken düştüğü için çok kötü sonuçlar yaşanabiliyormuş. (Ben allaha şükür hiç bunu yaşamadım.) Bu yüzden hipoglisemi hastalarının geceleri tatlı yiyip yatması, son derece tehlikeli. Hoş, hepimiz için tehlikeli ya:)

Yani sevgili okuyucularım, bu kontrol altında tutulmadığı zaman hayat kalitesini çok düşüren ciddi bir rahatsızlık. Aralarda canınızın tatlı çekmesi bir belirti olabilir belki, ama gördüğünüz gibi çok daha ciddi belirtileri de oluyor.

Reaktif hipoglisemi, gün içinde kan şekerindeki düşmeler nedeniyle ortaya çıkan ve insanda şeker, çikolata veta tatlı birşeyler yeme ve atıştırma ihtiyacı yaratan bir durumdur.

Özellikle yüksek glisemik indeksli, yani kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlar yendikten sonra, önce kandaki şeker ve arkasından insülin hormonu hızla yükselir. İnsülin, kan şekerini düşüren bir hormondur. Kanda artan insülin, 2-3 saat sonra kan şekerini normalin de altına indirdiği için, şiddetli bir yeme isteği, titreme, terleme, mide kazınması olur. Bu duruma reaktif hipoglisemi denir. Kişi, tatlı şeyler yediğinde kan şekeri tekrar yükselir; ancak yükselen insülin seviyesi yüzünden 2-3 saat sonra kan şekeri yeniden düşer. Bu durum bir kısır döngü şeklinde devam eder ve kişi hızla kilo almaya başlar.

Dengeli beslenmeyenler, kahvaltı yapmayanlar ve düzensiz yemek yiyenlerde kan şekeri gün içinde düştüğü için sık sık atıştırma krizleri görülür. Sabah saat 9-11 arasında, öğleden sonra saat 15-16 sularında daha belirgin olacak şekilde, halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, çarpıntı ve tansiyon oynamaları gibi şikayetler olabilir.

Bu durumu engellemek için, düşük glisemik indeksli ve posalı karbonhidratlar alınmalı ve öğünler atlanmamalıdır. Meyve ve sebze gibi posalı gıdalar kan şekerini hızla yükseltmezler.

Beyaz ekmek yerine, tam buğday ekmeği veya köy ekmeği; beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç veya daha iyisi bulgur; beyaz makarna yerine tam buğdaydan yapılmış makarna veya kepekli, ıspanaklı, domatesli makarna yemekle başlayabiliriz.

Sigara, kahve ve kafeinli içecekler de kan şekerini düşürerek, şekerli şeylere saldırmaya neden olabilir. Bunun nedeni çaya konulan şeker değil, çayda ve kahvede bulunan kafeindir. Açlık atakları yaşayan kişilerin kahve, sigara ve kafeinli her türlü içecekten uzak durması gerekir.

Ayrıca 2.5 saatten fazla aç kalmamak gereklidir. Ara öğün olarak, salatalık, elma, 3-4 badem-ceviz, yulaf ezmesi veya yoğurt yenebilir.

Hipoglisemi hastasının yemesi sakıncalı olan yiyecekler:

- Şeker, şekerleme, şekerli tatlılar, bal, reçel, marmelat, pekmez, şurup, çikolata
- Hamur işleri, börek, çörek, pasta, kek, kurabiye, jöle, tahin, tahin helvası
- Yağda kızartılmış, kavrulmuş, sos ilave edilmiş et/sebze/hamur.
- Bütün yağlı yiyecekler (yağlı et, mayonez, kaymak…)
- Kuruyemişler (badem-ceviz-fındık hariç)
- Sucuk, sosis, pastırma, sucuk
- Alkollü içecekler, meyve suları, meşrubatlar
- Margarin, iç yağ, kuyruk yağı
- Sakatatlar
- Siyah çay, kahve, kola
- Beyaz ekmek, pirinç pilavı, patates
- Ketçap, hardal

Yenilmesi serbest olanlar:

- Her türlü sebze ve salata
- Karpuz, kavun, üzüm, incir, muz dışındaki meyveler
- Kuru fasulye, mercimek, nohut, bulgur pilavı (7 yemek kaşığı)
- Günde 5-6 porsiyon sebze
- Tam tahıllar
- Sıvı yağ ve özellikle zeytinyağı
- Ara öğünlerde 3-4 adet ceviz-badem-fındık
- Günde 1 tatlı kaşığı keten tohumu
- Yağsız süt
- Haftada en az 2 defa yağsız balık/tavuk/hindi
- Günde en az 8 bardak su, bitki çayları, maden suyu.

10.Temmuz.2009

Dilara Koçak’ın “Makarnadan korkmayın!” başlıklı bir dergi makalesinden aynen alıyorum:

1 porsiyon makarna ne demektir?

Kuru makarnanın 500 gramlık bir paketi pişirildiğinde, süzüldükten sonra 1000-1250 grama ulaşır. Bu miktardaki makarna, 250-350 gram ağırlığında, 4 porsiyon olarak servis yapılabilir. Ancak kilo kontrolü için 5 porsiyona da bölünebilir.

1 porsiyon makarna bir öğün için doyurucudur ve tok tutar. Önemli olan sos seçiminizdir. Makarnanın kalorisi üzerine eklenen sostan etkilenir.

1 porsiyon sade makarna (Çeyrek paket-125 gram çiğ-280 gram pişmiş) : 450 kkal

Eğer siz buna ilave sos olarak;

- 200 gram light yoğurt eklerseniz: 546 kkal
- 2 dilim az yağlı peynir eklerseniz: 546 kkal
- Sebze eklerseniz: 530 kkal
- Light ton balığı eklerseniz: 570 kkal
- Napoliten sos eklerseniz: 623 kkal
- Bolognez sos eklerseniz: 673 kkal
- Kremalı mantar sos eklerseniz: 723 kkal

almış olursunuz.

27.Mayıs.2009

Uykuda Zayıflayın adlı kitap, Optimist Yayıncılık tarafından çıkarılmış bir kitap. Sadece Almanya’da 15 baskı yaparak 380 bin adet satılmış. İlk duyduğumda, telkin yöntemiyle zayıflama fikrini beyne yerleştirmeyi içerdiğini zannetmiştim. Ama hiç öyle değilmiş, zayıflamak için biyolojik saatimizi kullanmayı öneriyor. Kitapta birçok yemek tarifi de var.

Ana öğünlerde insülin besin ayrımı yöntemini önermişler. Yani sabahları karbonhidrat ağırlıklı yemeli (hiç hayvansal protein yok), öğlenleri bazı kurallar dahilinde serbest, akşam ise hiç karbonhidrat alınmamalı. Bu şekilde beslenme ile ara öğünlere de zaten gerek kalmayacağını savunuyorlar. Ben yöntemi çok kabaca özetledim, ama kitapta her türlü ayrıntıya, neden böyle yapılması gerektiğine yer verilmiş.

Optimist Yayıncılık‘ın kitaplarını seviyorum; renkli ve okuması çok kolay kitaplar hazırlıyorlar.

Bazılarını zaten biliyoruz da, bazılarına şaşırabilirsiniz…

Kaynak: Sugarstacks.com – How much Sugar

Related Posts with Thumbnails