hafif tarif

kalorileri ile birlikte verilmiş resimli yemek tarifleri

Çorbalar kategorisinde kayıtlı postları görüyorsunuz.

SON YORUMLAR

'Çorbalar' kategorisinde nelerimiz var?

mercimek çorbası tarifi naneli

Tad olarak ezogelin çorbasına çok benziyor ama içinde pirinç yok. Mercimek çorbasına un koymak istemediğim için, koyduğum mercimek oranını arttırıp, evdeki taze naneleri eklediğimde ortaya çıkan bu çorba çok güzel oldu. Artık özel olarak yaptığım bir çorba haline geldi. Sizin huzurunuza sunulmaya hak kazandı:)

Malzemeler:

- 1 havuç
- 1 kuru soğan
- 1 su bardağı kırmızı mercimek
- 2 kaşık zeytinyağı
- 1 kase taze nane
- Tuz, karabiber, isteğe bağlı tavuk bulyon

Soğanı zeytinyağı koyduğunuz tencereye doğrayın. Biraz kavurun. Ardından içine dilimlediğiniz havuçları da ekleyin. Soğanlar ölünceye kadar kavurun. Bu sırada kırmızı mercimekleri bir süzgeçte iyice yıkayın. Yıkanmış mercimekleri soğanların üzerine ekleyin. Tuzunu, karabiberini ve taze naneleri de ekleyin. 1.5 litre kaynar suyu da ekleyip, tencerenin kapağını kapatın. Pişince, el mikseri ile çorbayı püre kıvamına getirin.

2 yorum Çorbalar

Knorr‘cular çok bilmiyorlar belki, ama ben hazır ürünlere karşı çok önyargılıyım. İçinde bir sürü katkı maddesi var ya, o yüzden. Yoksa çoğu şey, evde yapılandan bile daha lezzetli olabiliyor. Knorr -bayramdaydı sanırım- çok süslü bir paket içinde, denememiz için çorbalar göndermişti. Bugün, yarın yaparım diye tuttuğum çorbalar aylardır çekmecede duruyordu. Sonunda birini deneyeyim dedim. Rastgele seçtim, oğmaç çorbası çıktı. Yaptım ve cidden çok beğendim. Sonra ertesi hafta da analı kızlı çorbasını denedim. O pek bana göre bir çorba çıkmadı, ama onu da eşim beğendi. Bilginize…

8 yorum Çorbalar

Eşimin gözlerinde bir sorunu var. Tarif ettiğine göre: “Böcekler uçuşuyor”. Doktorlara gittik. Sonuçta söylenen şey, bunun miyoplarda görüldüğü, tedavisi olmadığı, böyle yaşamaya alışılması gerektiği ama daha da ilerlerse mutlaka doktora gidilmesi. Çok karmaşık bir ismi de, ama unuttum. (Bu arada bu ismi iki doktor da söyleyemedi; ama gözünden başka bir rahatsızlık yaşayan bir iş arkadaşımız, doktorlardan çok daha iyi bir şekilde anlattı. Kaynakları verdi, o garip latince ismini söyleyerek. O sayede okuduk, öğrendik.) O da alışmaya çalışıyor bir senedir. Bu arada göze faydası olan şeyleri araştırıp, bol bol yapmaya çalışıyorum.

Geçen sene büyük ilgiyle izlediğim Gıdalar Hakkındaki Gerçekler kitabından, konuyla ilgili bir bölüm buldum; sizle de paylaşmak istiyorum:

Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD), gözün arkasındaki iç yüzey retinadaki hücrelerin hasar görmesinin sonucudur. Retina gözde, ışığın görüntü meydana getirdiği bölgedir. Milyonlarca ışığa duyarlı hücre içerir, bunlar beyne sinyal gönderirler. Serbest radikaller ise, retinadaki hücrelere zarar ve bazısının faaliyetlerine tamamen son verirler. En önemli hücreler, aynı zamanda en fazla risk altında olanlardır. Bunlar retinanın merkez kısmındaki ayrıntılı görmemize yardım eden makulada bulunur. 60 yaş üzerindeki her 6 kişiden birinde YDMB var. 75 yaş üzerinde bu oran 3 kişiden bire iniyor. YBMD tamamen kör yapmaz, ancak görüşü o kadar azaltır ki; pek çok YBMD hastası yasal olarak kör kabul edilir.

Ne yazık ki, ışığa maruz kalmak bile retinada serbest radikal üretir. Bu nedenle tüm gün gözleriniz bağlı dolaşmıyorsanız, bir miktar hasar kaçınılmazdır. Işık ne kadar parlak ve maviyse, o kadar çok serbest radikal üretilir. En çok hasar veren ultraviyole ışınlarıdır. Tabii ki doğanın gözleri korumak için kendi yöntemleri vardır. Tüm retinada bulunan bir pigment, mavi ışığı ve ultraviyoleyi absorbe eder. Retinadaki bu pigmentin bir rolü de, güçlü bir antioksidan olmasıdır. Bilim insanları bu pigmente “makuler pigment” derler. Şaşırtıcı bir biçimde bedenlerimiz makuler pigmenti üretemez. Sadece bitkiler tarafından yapılan sarı-turuncu renkte kimyasal bileşimden oluşur. Gözümüzdeki pigment seviyesini belli bir düzeyde tutmanın tek yolu, bunları içeren sebzeleri yemektir. Makuler pigmentteki iki kimyasal lutein ve zeaksantindir. Bu maddelerin en çok bulunduğu besinler ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler ve tatlı mısırdır. Yumurta sarısı da, lutein içeren bir besindir; aynı balkabağı, bezelye, brokoli ve brüksel lahanası gibi. Aşağıda hangi sebzede ne kadar lutein olduğu görülüyor:

Bu yüzden, balkabağından çorba biçiminde faydalanmaya karar verdim. (Ayva faydalı diye, ayva reçeli yeme felsefesi bana ters de… O yüzden balkabağı göze iyi geliyor diye, kabak tatlısı yapmayı reddettim.) Bir de püre yapılabilir, ama önce kabağa iyice alışmak lazım. Tahmin ettiğiniz gibi, hafif tatlımsı bir çorba oluyor. Ancak, içine attığınız tuz ve karabiber ile o tatlımsılığı azaltabilirsiniz.

Malzemeler:

- 500 gram balkabağı
- 1 havuç
- 1 soğan
- 4 su bardağı kadar su
- 1 su bardağı süt
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- Tuz, karabiber

Önce yağda soğanları bir süre kavurun. Kavrulduktan sonra, içine küçük küçük kestiğiniz diğer malzemeleri de ekleyin. Yumuşayıncaya kadar karıştırın. Çorbanızı el blenderı ile püre yapın.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan çorba, 8 porsiyon olarak düşünülürse,

1 tabak balkabağı çorbasındaki kalori değeri: 75 kkal

7 yorum 0-100 kkal, Çorbalar