hafif tarif

kalorileri ile birlikte verilmiş resimli yemek tarifleri

5.Nisan.2011

Bu seferki hikayemiz hiç öyle uzaklardan değil, tamamen bizim içimizden. Geçen sene e-mail yoluyla görüştüğüm bir okuyucum, kod adı Zeyna (kendisini çok güçlü gördüğümden bu ismi verdim:), bana bu resimleri yolladığında, gözlerim yuvalarından fırladı. Hemen bu işin sırrını sordum, acilen anlat bana dedim! O da sağolsun, hiç üşenmeden, tüm yaptıklarını ve yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla anlattı… Ben Zeyna’ya kısaca “Bravo!” diyorum, sizlerin adına da… Yan iş olarak, kişisel gelişim seminerleri vermesini öneriyorum hatta. Bundan daha takdir edilesi bir hoca olabilir mi? Bir okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız:

.

Öncelikle senelerdir bize hayatı zindan eden diyet ve diyetisyen cenderesinden vazgeçerek başladım. Diyet lafı bile bize sürekli yemek yeme isteği uyandırıyor, çünkü yasak olan her zaman daha cezbedicidir. Diyetisyen her zaman bizimle yaşamıyor. Biz bizimle yaşıyoruz ve kendimizi ve vücudumuzu herkesten daha çok biz tanıyoruz. Dolayısıyla ben bu işi tek başıma başarabilirim diye kendimi her gün telkin ettim. Bu işin sabır gerektiren bir süreç olduğunu, bu kadar kiloyu hemen almadığım için hemen de veremeyeceğimi, en önemlisi de ‘çabuk gidenin çabuk geri geleceğini’ kendime sürekli tekrarladım. Hemen bir spor merkezine yazıldık ailecek. Haftanın 3 günü akşamları iş çıkışı 1.5-2 saat spor yapmaya ve en en önemlisi de sporu sevmeye başladım. Çünkü spor yaptıkça daha sağlıklı ve fit olacağıma inancım artmaya başladı. Neler mi yaptım? Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm ve spor hocamın bana yazdığı hafif ağırlıklarla çalıştım. Bazen pilates ya da cruch (karın hareketleri) yaptım. İlk zamanlar zorlandığım her hareketi zamanla yapabildikçe kendime olan güvenim daha da arttı. Bu arada öğünlerimi 6′ya böldüm. Hiçbir zaman kendime çok acıkmak için zaman tanımadım. Çünkü siz de bilirsin ki, açlıktan gözümüz döndüğünde önümüze o an ne koyarlarsa onu deli gibi yemeye başlıyoruz. Her 2 saatte bir beslendiğim için hiçbir zaman çok acıkmadım.

.

Sabahları evden 1 bardak su içmeden çıkmıyorum ve kendime hazırladığım 2 dilim kocaman kepekli ekmeğin içine tam yağlı beyaz peynir (peynirimden asla ödün vermem) domates, maydanoz, dereotu, nane ve bazen haşlanmış 1 yumurta koyduğum sandviçimi yiyorum. Bazen sıkılınca arada 1 simiti beyaz peynir ya da light labne peynirle yiyorum. Bazen de 1 kase yağsız sütle müsli yiyiyorum. Yanında şekersiz normal çay ya da yeşil çay içiyorum.

Aralarda 1 avuç badem ya da fındık ya da 2 cevizle 2 kayısı yiyiyorum. Canım tatlı çekiyorsa 1 elmanın üstüne tarçın döküp yiyorum ya da arada bir 1 tane bitter stick çikolatalardan (49 kalori) yiyorum; ama her zaman değil. Yeşil çayımın içine her zaman tarçın çubuklarından koyuyorum ki, hem kan şekerimi düzenlesin, hem de tatlı yeme isteğimi azaltsın. Bu arada günde 2 litre suyumu muhakkak içiyorum. Elimden, çantamdan, çalışma masamdan su şişesi hiçbir zaman eksik değil.

.

 

Öğle yemeğinde iş yerinde çıkan yemeklerden çorba, zeytinyağlı sebze yemeği ya da sıcak yemek neyse susuz olarak 2 kaşık, bol salata (az yağlı bol limonlu) ve yanında yağsız 1 bardak yoğurt yiyorum. En büyük öğünüm öğle yemeğim. Yemekten hemen sonra 1 fincan yeşil çay, papatya ya da form çayı içiyorum. Sonrada naneli sakız çiğniyorum (çok işe yarıyor, çünkü sürekli bir şey çiğnemek hem metabolizmayı çalıştırıyor, hem de bir şey yeme isteğini tatmin ediyor). 2 saat sonra meyvamı yiyorum: 1 elma ya da 1 kivi ya da 1 portakal ya da yarım muz ya da 1 kase çilek. Yani canım hangi meyveyi çekiyorsa. 1 saat sonra gene acıkıyorum. O zaman da yarım paket form bisküvilerinden, yanında karper ya da labne peynirle yiyiyorum. Aralarda sürekli suyumu içiyorum ve sıcak bir şeyler içiyorum: Çay, yeşil çay, papatya çayı hepsi olur.

En son 6.30′da işten çıkmadan önce 1 haşlanmış yumurta ya da 1 paket ton balığı ya da levrek konservesi (tavsiye ederim çok lezzetli) ya da 1 kepekli tost yiyorum. Sonra 7 de işten çıkıyorum. 8′de spor salonunda yaklaşık 2 saat kalıyorum. 10′da eve gittiğimde 2 adet meyve yiyorum yatmadan önce. 1 bardak da yağsız süt içiyorum ve yatıyorum. Spordan sonra çok acıkmışsam eğer, sütün içine k-fleks koyuyorum, meyveyi de içine doğruyorum. Zaten kocaman bir kase oluyor.

.

Hafta sonu 1 gün serbest gün, canım ne isterse onu yiyorum. Pizza da olur lahmacun da, dondurma ya da tatlı da. Aklıma o hafta ne takıldıysa tadına bakıyorum. Ama pazartesi düzenime geri dönüyorum muhakkak. Spora gitmediğim akşamlar zeytinyağıyla yapılmış sebze yemeği ya da ton balıklı salata ya da ızgara tavuk ya da et yiyorum. Aslında kızartma, pilav, bol sulu yemekler hariç her şeyden yemek mümkün; yeter ki miktarını ayarlayalım ve yanında ekstradan beyaz ekmek, pilav ya da makarna yemeyelim. Makarna yemek istediğimde sadece haşlanmış makarna üstüne yağsız yapılmış domates sosu ya da bol sarımsaklı yoğurtlu yiyiyorum.

1.5 senedir bu şekilde devam ediyorum. Şu an 60 kiloyum ve artık kilo vermek istemiyorum. Sadece bu kilomu korumak istediğim için beslenmeme aynı şekilde devam ediyorum. Sporumu hiç aksatmıyorum, çünkü artık spor yapmak bende bağımlılık yaptı. Aynı çikolata ya da tatlı yemek gibi, çünkü spor yaparken mutluluk hormonu salgılandığı için beyinde aynı etkiyi yapıyor. Kendimi çok zinde, güzel ve sağlıklı hissediyorum. İstediğim her şeyi alıp giyebiliyor ve en önemlisi de kendime yakıştırıyorum. Herkesin beni görünce yüzündeki şaşkınlık ve hayret ifadesi çok hoşuma gidiyor. İş yerinde azmin zaferi olarak sürekli takdir ediliyorum. Kim kilo vermek istiyorsa yanıma gelip tavsiye istiyor benden. Eşim ve oğlum benimle gurur duyuyorlar ve beni çok beğendiklerini sürekli bana söyleyip duruyorlar. 41 yaşındayım ama kendimi 20 yaşında gibi hissediyorum. Aşırı şekerli şeyleri yeme isteğim o kadar azaldı ki, buna ben bile inanamıyorum. Çünkü hipoglisemim resmen bitti. Aşırı kilo yüzünden dizlerimdeki menüsküslerim kilo verince ve tabii sporun da etkisiyle iyileşti. Hipertansiyon ve şeker hastası olma adayıydım, çünkü genetik mirasım da var. Şimdi bu hastalıklardan kendimi nasıl korumam gerektiğini biliyorum. Tüm bunları başarmamın en önemli nedeni her şeyin önce beyinde başlaması ve kendimize olan inancımız. Herkes başarabilir ama önce gerçekten inanmak gerek.

 

Vücudunda herhangi bir deformasyon oldu mu?

Vücudumda spor yaptığım için deformasyon çok çok az da olsa var. Onun için de şimdi haftada 1 kere hem powerplate’e gidiyorum, hem de kavitasyona (ses dalgalarıyla yağ yakma ve sıkılaştırma). En korktuğum şeylerdi, neyse ki ne sarkma var ne de çatlak,  Allah’a çok şükür. Şimdi artık bölgesel olarak beni ne rahatsız ediyorsa onun için uğraşıyorum. Mesela karnım doğum yaptığım için dümdüz olmuyor. İster istemez o bölgede kaslarım daha gevşek. O yüzden powerplate’i ve kavitasyonu karın bölgeme uygulattırıyorum. Ama ağırlık çalıştığım için, ne bacaklarımda ne de kollarımda sarkma oldu.

Peki bu süre zarfında kilo vermen hiç durmadı mı?

Hiç durmaz olur mu? Aylarca süper kilo veriyorken, birden bire bir duruyor, 3 ay gram veremiyordum. Ama bunun geçici bir şey olduğunu, kararlı olarak devam edersem eninde sonunda bu çabalarımın sonucunu alacağımı biliyordum. O zamanlar yeme düzenimi değiştirip, karbonhidrat yemeği kesip protein ağırlıklı (et-tavuk-balık-yoğurt-süt-yumurta-hindi füme) beslenmeye ağırlık veriyordum. Sonra bir tartılıyordum, hoop 2 kilo gitmiş. Hafta da 1 kere tartılıyorum sadece. Ama artık tartılmama gerek bile kalmıyor, çünkü vücudumu o kadar iyi tanıdım ki artık neye ne şekilde tepki vereceğini çok iyi biliyorum. Ben karbonhidratlı yiyecekleri çok seviyorum. Örneğin ekmek-kek-kurabiye-simit-pizza-makarna gibi şeylere bayılıyorum. Artık ekmeklerimi sadece tam tahıllı ekmeklerden seçiyorum. Kek–simit ve kurabiyeleri de tam tahıllı olanlarından bulduğumda (KomşuFırın’da var) alıp yiyiyorum ve tam tahıllı olanlarını beyaz una nazaran daha çok seviyorum. Eskiden sütlü çikolata severdim, artık sadece bitter olanlardan yiyorum ve ağzımın içinde tutabildiğim kadar uzun süre tutuyorum (daha çok zevk veriyor inanın ki). Ha bir de asla ve asla şekerli ve gazlı hiçbir şey içmiyorum. Sadece su-yeşil çay-normal çay-bitki çayları-soda-süt ve ayran. Meyve suyu içmek yerine meyvenin kendisini yiyiyorum, çünkü daha doyurucu ve posalı.

Eskiden hiç su içmezdim ve eminim herkesin sorunu bu: Su içmiyoruz. Ama elinin altında şişe varsa ister istemez el alışkanlığı farkında olmadan bir bakıyorsun ki sürekli elin şişede. Böylece alışkanlık oluşmaya başlıyor. Size bir şey anlatayım: Beynimizin bir şeyi alışkanlık olarak kaydedebilmesi için 21 gün gerekiyor. Yani yeni öğrendiğimiz bir şeyin otomatikleşmesi ya da alışkanlık haline gelebilmesi için, 21 gün aynı şeyi yapmak gerekiyormuş. 21 gün sonunda beyin artık onu kalıcı bir alışkanlık haline getiriyor ve sen istesen de istemesen de düşünmeden o hareketi tekrarlıyorsun. Bunu öğrenmek benim çok işime yaradı doğrusu. Hem bütün bu yaptıklarımı yapabilmek için, hem de gece yatmadan önce ve sabah ilk gözümü açar açmaz tekrarladığım bir mantra var. Hedefin hangi kiloysa örneğin:

Ben 59 kilo olmaya karar verdim. Bedenim sağlıklı ve metabolizmam olması gerektiği gibi çok hızlı çalışıyor. Vücudumdaki fazla yağların yakılmasına izin veriyorum. Vücudumun çok sıkı, sağlıklı ve fit olmasına izin veriyorum.” diye 9 kere uykuya dalmadan önce ve ilk uyandığımda (bilinçaltına işlemesi için en uygun zamanlar) 21 gün boyunca tekrar ediyorum. 21 gün sonra, birkaç gün ara verip tekrar söylemeye ve bilinçaltına bu bilgiyi iyice öğretmeye devam etmek gerekiyor. Ben bunlara ek olarak hedefim olan bir vücudun resmine her gün bakıp kendimi o şekilde hayal ediyordum. Gözümü her kapatışımda gözümün önüne gelene kadar sürekli baktım o resme. Ve inanın sonunda hedefime o kadar yakın bir noktadayım ki, işe yaradığını gördükçe herkese bunu anlatmak ve işe yaradığını göstermek istiyorum.

İstedikten sonra başaramıyacağımız hiçbir şey yok. Ne demişler başlamak bitirmenin yarısıdır:) İnsan sınırsız bir güç kaynağı, yeter ki bunu anlasın ve hedef koysun kendine. Hedefsiz insan adres olmadan bir yeri aramaya benziyor. Nereye gideceğini bilmeden dönüp durursun olduğun yerde. Ama hedef koyarsan, elindeki adrese ulaşmak için her yolu denersin ve emin ol sonunda muhakkak elindeki adrese ulaşırsın.

—————-

İşte böyle… Bu tip, başarı hikayeleri olanlar her zaman bizimle paylaşabilirler. Son derece mutlu oluruz.

”Başarı Hikayesi 5 – 1.5 senede 32 kilo” için 20 yorum var.

  • Sacarina diyor ki:

    Darısı başımaaaaa =)

  • GIA diyor ki:

    Çok teşekkür ederim Seher, iyi haberlerini bekliyorum. Kilolar gittikçe bize de haber ver.

  • seher diyor ki:

    Sevgili Gülfem, fırsat buldukça siteni inceliyorum ve inceledikçe bayılıyorum:) Harika bir site yapmışsın gerçekten..
    Nasıl beslendiğimi yazmıyayım..Kafama göre takılıyorum artık..Yaklaşık 9 yıllık şişman biri olarak yığınla bilgi birikimim oldu..Yanlışları düzelterek, doğrularla barışarak ama kesinlikle canımın istediği gibi yapıyorum..Gayet de güzel kilo veriyorum..Yavaş yavaş 38 beden giysilerimi naftalinlerin arasından çıkarıp yaz için hayaller kurmaya başlayabilirim:)) Bahar da gelmiş artık ya..Mutluluk baharla ne kadar ilintili:) Güneş neşe veriyor..Herkese bol güneşli bol kahkahalı günler ve de özel olarak sana:)

  • GIA diyor ki:

    Seher sen ne tatlı birsin böyle:) Benim ve sitem için söylediğin o güzel laflardan dolayı çok teşekkür ederim:)

    Fotoğraflarında illa yüzünü göstermek zorunda değiliz, Zeyna’nınkini de göstermedim. Dilersen, senin resimlerinin daha da büyük kısmını buğulandırırz. Ama sorun değil, sen nasıl rahat edeceksen. Bitince bize bir yazı yazarsın, 35 kiloyu şöyle şöyle verdim diye; o da olur.
    Cidden tebrik ediyorum. Şu ana kadar az sayılmayacak bir kilo kaybetmişsin. Yılmadan devam etmeni diliyorum. Her zaman kilo kayıplarının olmayacağını ve bu zamanlarda dirayetinin kırılmaması gerektiğini hep aklında tutarak. Güzel haberlerini bekliyorum. Hatta nasıl beslendiğinle ilgili de kısa bir özet geçebilirsin.

  • seher diyor ki:

    Fotoğraf çektirmekten uzun zamandır nefret ediyorum malum nedenlerden dolayı:) Manken gibi görünmek değil ama insan baktığında birazcık olsun kendini beğenebilmeli di mi ama:) Oysa kilolu halimle kendime bakmaya dayanamıyorum doğrusu.. Fotoğraflarını gönderen hanımlara bayılıyorum.. Ben de o özgüven ne yazık ki yok:( Ama sizi haberdar edeceğim durumumdan.. Örneğin akşam misafirlikteydik.. tTüm ısrarlara rağmen benim için neredeyse hayatın anlamlarından olan tatlılardan bir lokma dahi yemedim.. Ama sabah tartıldığımda kilo vermiş olduğumu görmek herşeye değerdi. Kilo mücadelesi veren herkese bu dikenli ve engebeli yoldaki dikenler dünyanın en tatlı şeyleri:)) Bu yolda başarılar diliyorum..En başta da kendime:)
    ve sana:) Böyle nefis bir site hazırlayıp başka sitelerde arama yapmaktan beni kurtardığın için.. Hele hele şu çilekler yok mu nasılda insanın içini açıyor yüzünü gülümsetiyor:) Senin de yüzün hep gülsün:)çoook teşekkürler:)

    sSevgili GIA bu arada 103 kilo oldum diyerek anlatmaya başlamıştım ilk yazdığımda, ama diyete başladığım tarihte net olarak 99.9 k’dım:) Rakamlar yanyana şahane görünüyor mesela sınav notu olsaydı:)) Ama gel de bana sor anlamını:))..Şu an sabah itibariyle 96.5.. 14 şubat Sevgililer Günü benim miladım oldu.. 18 günde hızlı bir kilo kaybı gibi görülebilir.. Ancak kilodan dolayı bu hız en başta fazla oluyor sonrasında düzene giriyor.. Sütümü meyve ve sebzemi ve de yürüyüşümü ihmal etmiyorum.. Yoksa jet diyet saçmalıklarına kapılmış halde değilim.. Hedef ne? 62..niye? Sümela Manastırı’na rahatça yürüyebilmek:)) Yoksa bikinileri giyip deniz kıyısında arzı_ı endam etmek değil ama o da olur yaaa:)) hele bi nihayete erelim:)

  • GIA diyor ki:

    Seher o zaman düzenli olarak fotoğraflarını çek. Yazın senin gittikçe incelişini içeren bir slayt şov hazırlarız:)

  • seher diyor ki:

    103.kg olabilmek için oldukça gayret etmiştim uzun yıllar:) Ama bu başarı, beni riski yüksek obez grubuna yükselttiğinde kendime neler yaptığımın farkına vardım. Artık eskisi kadar rahat oturup kalkamıyordum, nefes almakta zorlanıyordum. Diyetisyenler, diyetler fayda etmiyordu. Çaresizlik ve moral bozukluğu giderek ruh halimi de olumsuz etkilemeye başlamıştı. Daha sinirli birisi olduğumu fark ediyordum.. Çok uzun süre beynimi hazırlamaya çalıştım ve karar verdim. Bunu başaracaktım ve kilolarımdan kurtulacaktım. Ama bana diyetisyenler tarafından dayatılan şekliyle değil, kendime göre bir beslenme stiliyle olacaktı. Zeyna hanımın beslenmesine bazı şekilleriyle benzeyen bir beslenme yolu buldum. Şu an 17. günümdeyim. 4 kg kaybettim. İlk defa açlık hissi olmadan, halsizlik olmadan bir diyet dönemine girdim. Yaz tatili geldiğinde epey bir fazlalığın gitmiş olacağını düşünüyorum. Okuduğum bu başarı hikayeleri de gerçekten motivasyonumu, zayıflayacağıma olan inancımı pekiştirdi. Bu nedenle bu yazıları hazırlayıp resimleyen herkese teşekkür ediyorum:) Sizleri gelişmelerden haberdar edeceğim:) Belki de yeni Zeyna benim:) Herkese mutluluklar, sağlıklı bedenler neşeli ruhlar, keyifli günler diliyorum:)

  • ozi diyor ki:

    tek kelimeyle tebrik ediyorum zeynayı. darısı başıma…

  • njoy diyor ki:

    olağanüstüsün…seni yaşam koçum seçiyorum ve bende başladım diyete…ve spora elbette…

  • momo diyor ki:

    peki bir şey sormak istiyorum. Önceki Zeyna nasıl besleniyordu? Neler değisti? Okuduğum kadarıyla eskiden su içmiyormuş ama beslenme şekli nasıldı?? Gerçekten inanılmaz bir şey , ama inanmalı anladığım kadarıyla;)

  • momo diyor ki:

    benden de kocaman bir bravo! Diyet yapmadan beslenmesini değistirerek bu kadar kilo vermek büyük bir şey. Motivasyonla oluyormuş işte!!! Tebrik ediyorum!!

  • love and smile diyor ki:

    Zeyna hanımı tebrik ediyorum :) sağlık ve neşe diliyorum :)
    irade, istek ve kendine olan sevgi saygı..ne güzel

  • desen diyor ki:

    Zeyna hanımı kutluyorum hepimizin bildiğini tatbik edebilme yüksek iradesini gösterdiğinden. Benden de bravooo!

  • Bengü diyor ki:

    Zeyna’yı tebrik ediyorum. Hepsinden önce güçlü iradesi için. Bu zayıflama olayının, %50 sinin irade olduğuna inanan bir insanım. Şu yürüyüşü de çok ihmal eden birisi olarak, Zeyna’nın söyledikleri kulağıma küpe oldu. Teşekkürler GIA…

  • chokingcandy diyor ki:

    Maşallah yaaa gerçekten azmin zaferi. Tebrik ediyorum.
    Şu an bu yazıyı okuyan ve kilo vermek isteyen çoğu kişi motive olmuştur eminim.
    Şu kendi kendine istediğin şeyi sabah-akşam tekrarlama işini bir denemek lazım :)
    Paylaştığın için teşekkürler GIA, Bravo Zeyna!
    Öpücükler

  • GOB diyor ki:

    Aynnneeenn süper süper süper diye katılıyorum!! Tadını çıkarsın bu başarının Zeyna.. Ay aferim valla):

  • sokak kedisi diyor ki:

    Bravo, dile kolay 32 kilo!!!

  • GIA diyor ki:

    Gerçekten süper değil mi? Kişi istediği zaman herşeyi ama herşeyi yapabilir; en güzel örmeklerden.

    E biz boşuna mı yazıyoruz bunları şekerim? Kendimden ümidi kestim ben de ne demek? Bak Zeyna bağırıyor, inanırsan yaparsın diye:)

  • plndrkn diyor ki:

    Yazıyı okuyunca ağzımdan şunlar dökülüverdi: “Süper, süper, süper!”
    Kişi istedi mi her şeyi yapar diye boşuna demiyorlar. Tebrik ediyorum. Bu kadar mı güzel olur bir hafiflik öyküsü :)

  • yemek bir aşk diyor ki:

    Can-ı gönülden kutlarım Zeyna’yı, kendim zayıflamışcasına sevindim… Kendimden ümidi kestim ben ya neyse:)
    Sevgilerimle..

Bir Cevap Yazın