Amelie’s House‘un, kendi elleriyle boyadığı doğumgünü pastası. Ben çok çok beğendim; çok farklı olmuş.
3 yorum Hafif bilgiler, Yaratıcılıklar, Çocuk partisi
Amelie’s House‘un, kendi elleriyle boyadığı doğumgünü pastası. Ben çok çok beğendim; çok farklı olmuş.
3 yorum Hafif bilgiler, Yaratıcılıklar, Çocuk partisi
Aslında bu maske ve tonik, genel manada sorunlu ciltler için uygun. Şu an itibariyle, Youtube‘da, 3687 yorum almış ve hepsi de 5 yıldız vermiş. O yüzden dikkatimi çekti.
Sivilcelenmeye çok müsait olan, kuruya yakın ciltler için. Bazen pul pul olabilen, bazen sivilcelenebilen ciltler. Yağlı cilt lafı geçmese de, yağlı ciltlilerin de uygulayabileceğini düşünüyorum; çünkü ciltteki fazla yağı ve gereksiz derileri alıyor. Belki çok aşırı akneli ciltler için uygun değildir, sivilceleri azdırabilir.
Videonun aslı, yani maskenin ve toniğin nasıl yapıldığını şu videolardan izleyebilirsiniz (ikisi de aynı video!):1. Youtube 2. Home Improvement
Ben size adım adım ne yapıldığını anlatacağım:
Öncelikle ihtiyacımız olan şey elma sirkesi. En etkili malzememiz bu. Kesinlikle başka bir sirke (mesela üzüm sirkesi) kullanmayın. Diğer sirkeler hem cildiniz için çok kuvvetli kaçacaktır; hem de damıtılmış olduğu için, içinde istediğimiz bileşikler yoktur. Elma sirkesinin içinde alfa asitler ve amino asitler bulunur. Bu bileşikler, cildinizdeki yağ artıklarını ve ölü deriyi deriye zarar vermeden hafifçe soyar. Elma sirkesi, cildinizdeki yağ ve pH dengesini kontrol eder ve cildinizin üzerindeki pullanmaya etki eder. A, E, C, B2, B6 ve P vitaminleri, hücreleri onarır ve daha yumuşak bir cilde kavuşmanızı sağlar.
Bir diğer malzeme ise toz şeker. Toz şeker, evde yapılan doğal peeling’lerin de ana malzemesi. Toz şekerin, tıkanmış gözenekleri açmak ve geniş gözenekleri küçültmek gibi etkileri vardır. Toz şekerin içindeki doğal gliserin, cildi nemlendirip, yumuşatır.
Diğer bir malzeme bal. Bal sivilcelere karşı doğal bir tedavi yöntemidir. Cildi nemlendirir. Ciltteki kızarıklıkları alır ve hücrelerin yenilenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda yaşlanmayı geciktirici etkisi vardır ve doğal bir cilt sıkılaştırıcısıdır.
Son olarak da, soğumuş yeşil çaya ihtiyacımız olacak. Yeşil çaydaki antioksidanları artık hepimiz biliyoruz. Yeşil çay sayesinde, cildimizdeki serbest radikallerden kurtulabiliyoruz. Yine bal gibi, yaşlanma geciktirici içerik yeşil çayda da mevcuttur.
Bir kaseye bir çorba kaşığı elma sirkesi koyun. İçine iki çorba kaşığı da yeşil çay ekleyin. (Sirke:Yeşil çay oranı 1:2 olmalı.) Eğer çok hassas bir cildiniz varsa, yeşil çayı 3 çorba kaşığına çıkarın. Maskeye koyu kıvamını verebilmek için, 5 çorba kaşığı toz şeker ekleyin, karıştırın. İçine bir çorba kaşığı balı da ekleyin. İyice karıştırdıktan sonra, en son içine 2 çorba kaşığı daha toz şeker ekleyin. Artık maskeniz oldukça kıvamlı bir hale gelmiş olmalı. Karışımı cam bir kavanoza koyun. Bu hazırladığınız maskeyi 3-4 kere, yani 2 hafta boyunca kullanabilirsiniz. Kavanozu buzdolabında saklayın.
Maskeyi uygulamak için, cildinizin temiz olması gerekli. Önce saçlarınızı sıkıca toplayın ki, her yerinize maske bulaşmasın. Bir makyaj pamuğu ile, maskeden bir miktar alın. Yüzünüzün her yerine sürün. Parmaklarınızla, yuvarlak hareketlerle, yüzünüze masaj yapmaya başlayın. Bu yaptığınız, aslında peeling. Cildinizdeki ölü hücre tabakasını soymak için. Cidinizin hassasiyetine göre 2-5 dakika boyunca masaja devam edin. 5 dakikadan fazla yapmayın ki, yüzünüz tahriş olmasın. Maskeyi yüzünüzde 10 dakika bırakın.
Toniğin yapımı:
Yine cam bir kavanoza ihtiyacımız olacak. Kavanozun 1/3′üne elma sirkesi, geri kalanına da yeşil çay ekleyin. Hassas bir cildiniz varsa, sirke oranını daha da azaltabilirsiniz. Eğer toniğin biraz da nemlendirmesini istiyorsanız, içine bir kaşık zeytinyağı da ekleyebilirsiniz. Hatta, sivilcelerinize daha da güçlü etki etmesini istiyorsanız, toniğe bir kaşık limon suyu veya bir kaşık çay ağacı (tea tree) yağı da ekleyebilirsiniz. Kavanozun kapağını kapatıp, karıştırın. Toniğiniz artık kullanıma hazır. 2 hafta boyunca buzdolabında saklayabilirsiniz.
Maske yüzünüzde 10 dakika kaldıktan sonra, su ile durulayın. Yüzünüzdeki farkı hissetmiş olmanız lazım. Yüzünüz kuruyunca, toniği uygulayabilirsiniz. Bu uygulamayı gece yapmayı tercih edin, çünkü pek de güzel kokmuyor:) Bir pamuğa aldığınız tonik ile, yüzünüzü silin. Ardından kendi nemlendiricinizi sürebilirsiniz.
Bu maske ve toniği, haftada 1-2 kere kullanabilirseniz; 2 hafta içinde, yüzünüzdeki farkı göreceksiniz.
8 yorum Doğal Güzellik Yöntemleri
Daha önce papatya ekmek ile bize ilham veren Minjina Kuhinjica, yine harikalar yaratmış. Gerçekten gördüğüm en yaratıcı kişilerden biri; siz de görüyorsunuz zaten. Blogunda gezmek, resmen görsel bir şölen. Her yaptığıyla birbirinden değişik teknikler öğretiyor. Bir de Sırpça değil, İngilizce olsaydı; çok daha rahat olacaktı anlamam:) Çikolatadan kaseler hazırlamayı göstermiş. Bize gereken bir balon, krema ve eritilmiş çikolata.

Resimlere bakarak, nasıl yaptığını anlayabiliyoruz aslında. Önce bir kaseye erimiş beyaz çikolata koyuyor. Ardından erimiş siyah çikolata ile desenler yapıyor.
Şişirdiği bir balonu kaseye batırarak, çikolata ile kaplıyor. (Dikkat: Çikolata biraz soğuyunca batırmak lazım; sıcakken batırırsanız patlıyormuş.) Balonu bu şekilde donduruyor. Ardından, balonu indiriyor ve ortaya harika bir kase çıkıyor. İçini neyle doldurduğunuz size kalmış.
12 yorum Pratik Yöntemler, Tatlılar, Yaratıcılıklar
Sonunda bunu da yapmış Oprah… Sırf Godiva çikolatasından yapılmış bir set oluşturmuş. Alıp verdiği kilolarıyla, bizim Sibal Can’ı andıran Oprah; dünyanın en zengin kadını bildiğim kadarıyla. Bir kere, Oprah Show programında, seyircilerin koltuğunun altına birer araba anahtarı koyduğunu hatırlıyorum. Bu sefer de çikolataya sarmış: 15.000 parça çikolata kullanılarak bir set yaptırmış. Yapımı da 1400 saat almış.
Saat, duvarlar, şömine, raflar; hepsi Godiva marka çikolatadan. Ne gereksiz, yarabbim??? Kime ne faydası var böyle birşey yapmanın.
Mikrodalga yardımıyla, çok kısa sürede ve gerçeğine çok yakın patates kızartmaları yapmak mümkün. Bu aralar, kuzenim de dahil birkaç telefon bile aldım; “Patatesleri fırında nasıl kızartıyorduk?” diye. Ben de ayrıntılı bilgi vereyim dedim.
Bize lazım olacak tek şey, mikrodalga fırın ve mikrodalga fırın torbası. Daha önce de bahsetmiştim, ben arkadaşımın Amerika’dan getirdiklerini kullanıyorum uzun süredir. İçinde yağlı birşey yapmadığım için, kullandığım torbayı her seferinde yıkayıp kurutuyorum. Böylelikle gayet de ekonomik oluyor. Bir senede toplam bir torba kullandım:) Geçenlerde market rafında gördüm ki, Koroplast da, mikrodalga torbası çıkarmış.
Patates, doğrudan fırına atıldığında çok geç pişiyor. Dolayısıyla, mikrodalga ile bir ön pişirme yapmamız gerekiyor. Mikrodalga torbasına kızarmalık kestiğiniz (Ben bu sefer kalın kalın kestim, ama daha ince de yapabilirsiniz.) patatesleri dolduruyorsunuz. Torbanın kilidini kapatıyorsunuz. Ben fotoğraftaki patates torbasını, 5 dakika en yüksek derecede pişirdim. Çıkan patatesler, hafif az pişmiş, ama o halde bile yenebilecek kadar pişmiş oluyor. Ardından patatesleri bir fırın tepsisine alıyorsunuz. (Bu kısımdan sonrasını, fırında sosis ve patates postunda anlatmıştım.) Üzerine tuz, karabiber, istediğiniz baharatlar ve zeytinyağı gezdiriyorsunuz. Bir güzel harmanlıyorsunuz. 220 derece fırında 30 dakika kadar, kızartıyorsunuz. Gayet lezzetli oluyor; açıkçası biz normal patates kızartmasından çok daha fazla seviyoruz.
Peki fırınla da mı uğraşmak istemiyorsunuz? O zaman, mikrodalgadan çıkan patatesleri, hafifçe yağladığınız bir tavada, harlı ateşte bir süre kızartın. Maksat, patateslerin yumuşaklığını almak, kızarmış gibi yapmak. Yoksa pişirmek değil. O yüzden harlı ateşte, arkalarını ve önlerini iyice kızartabilirsiniz.
15 yorum 600-700 kkal, Pratik Yöntemler, Sebze yemekleri, Vejetaryen seçenekler
İnanılmaz yani! Peki neden 14? Neden 12 veya 15 değil? Ellerinde o kadar kap vardı herhalde:) Bana 14 katlı pasta yap deseler, büyük ihtimal 3-4 pandispanya hazırlar, onları ince ince keserdim. Ama Bakerella öyle yapmamış: 14 katı da ayrı pişirmiş.
Diğer ayrıntılar için, kendi bloguna bakabilirsiniz.
9 yorum Hafif bilgiler, Yaratıcılıklar
Pırasa, tipinden de anlaşılacağı üzere, soğan familyasından gelmekte. Aynı zamanda sarımsakla da akraba. Ama nedense, soğan kadar revaçta değil. Genelde kereviz, bamya ve enginar ile sevilmeyen sebzeler klasmanında tutulur. Oysa, benim en sevdiğim 5 yemekten biri iyi yapılmış bir zeytinyağlı pırasadır. Bu yüzden herkese sevdirmek isterim:) Pırasalı tariflere geçmeden önce, besin değerlerini öğrenerek başlayalım:
Öncelikle, 1 sap pırasa piştiğinde yaklaşık 125 gram gelir. O halde, 1 sap pırasaya ait yaklaşık değerleri verelim:
Kalori: 38 kkal
Karbonhidrat: 9 gram
Diyet lifi: 1 gram
Şeker: 3 gram
Protein: 1 gram
Pırasa, doymuş yağ ve kolestrol açısından çok düşük değerlere sahipken; diyet lifleri bakımından çok zengin. Aynı zamanda bol miktarda A, C, K vitamini, B6 vitamini, folik asit, demir ve magnezyum içeriyor. Hazır mevsimiyken, bol bol tüketin derim…
Pırasanın dünya çapında en çok kullanılma şekli, et/ tavuk suyu çıkarırken, suya çeşni yapması amacıyla eklenmesiymiş (Dünyanın zeytinyağlı pırasadan haberi yok mu ne?). Tadı ise şöyle tanımlanıyor: Salatalık ve soğan karışımına biraz taze soğan kokusu ekleyin. Bu arada farkettim ki, favori çorbalarımdan biri olan, pırasalı patates çorbasının tarifini vermemişim. Bence büyük kayıp, mevsimi geçmeden vereyim; siz de deneyin.
Bir de dipnot: Pırasa ve nergis, 1536 yılında, Galler’in amblemiymiş. Bir efsaneye göre, Galliler ve Saksonlar bir pırasa tarlasında savaşmışlar. Zamanında, pırasa Galliler’in beslenmesinde büyük yer kaplıyormuş; ama artık o kadar da çok yenmiyormuş. Benim favori çorbam pırasalı patates çorbası ise, meğer Galliler’in geleneksel çorbasıymış.
Ben çorba içmeye çok geç başladım, 30 yaşımda:) Ama yine her çorbayı içemiyorum; illa püre kıvamında olacak. Su içinde, sebze taneleri yüzmeyecek… Birtakım kaprislerim hala sürüyor. En favori çorbam ise, kırmızı mercimek çorbası. Yapması çok basit, lezzeti çok güzel ve insanı çok doyuruyor. Karaca Marifetli Set‘in düdüklüsünü kullanmanın vaktidir dedim.
Malzemeler:
- 1 neskafe fincanı kırmızı mercimek
- 1 soğan
- 1 çorba kaşığı un
- 1 havuç
- 1 patates
- 1 et/tavuk bulyon
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 8 su bardağı su
- Tuz
Soğanı yemeklik doğrayın. Yağ eklediğiniz tencerede, pembeleşinceye kadar kavurun.
Soğan kavrulunca, içine unu da ekleyin. Birkaç dakika da unla kavurun. Ardından içine ufak ufak doğradığınız havuç ve patatesi, bulyonu, kırmızı mercimeği ve tuzunu ekleyin.
Suyunu da koyup, pişmeye bırakın. Havuçlar piştiğinde, çorbanız pişmiş demektir.
İster bir süzgeçten geçirin, ister el blender’ı ile püre kıvamına getirin. Ben el blender’ı kullandığım için, sebzeleri de ufacık ufacık doğramıyorum.
Yukarıdaki malzemelerle yapılan mercimek çorbasından 10 tabak çıktığı düşünülürse,
1 tabak kırmızı mercimek çorbasındaki kalori değeri: 87 kkal
Öneriler:
1- Çorbanıza un koymak istemiyorsanız; hiç un koymayın, bir patatesi koyun, ama 1.5 litre su kullanın.
2- Çorbanıza patates koymak istemiyorsanız; sadece bir kaşık un koyup, su miktarını 1.5 litre yapın.
3- Hem patates, hem un koyacaksanız; su miktarı 2 litre olsun.
Bu seferki yazımız, ağır spor yapanlarla ilgili… StrongLifts arada bir göz attığım, vücut geliştirme, antrenmanlar, sporcu beslenmesi, vs. üzerine bolca yazı yazan ünlü bir site. Daha önce de, en ucuz protein kaynakları yazısı için faydalanmıştım. Genelde yazılar düzenli ve çok spor yapanlar için oluyor; ama sütle ilgili bu yazı ilgimi çekti:
Aletli jimnastik yapanlar, spor salonunda saatler geçirenler, vücut çalışanlar… Spor yaptınız, kaslarınızı çalıştırdınız. Antrenman sonrası yedikleriniz, kaslarınızın gelişmesi, iyileşmesi ve kaybettiği suyu tekrar kazanması için çok önemli. Ağırlık kaldırma seansı sonrası, genelde whey (peyniraltı suyu) alınması önerilir; çünkü vücuda çok hızlı karışan bir protein çeşitidir. Vücut çalışanlar, kaslarının gelişmesi için, antrenman sonrası bir an önce protein almak isterler. Peki peynirlaltı suyu proteini için söylenenler gerçek mi? Yoksa bir pazarlama kampanyası mı?
Gerçek şöyledir ki, senelerdir birçok vücut geliştirici, antrenmanları sonrası içeceği olarak sütü kullanmıştır. Peki neden?
Sütün içeriği (ortalama): 1 su bardağı yağlı sütte, ortalama 8 gram protein, 13 gram karbonhidrat ve 8 gram yağ olmak üzere, yaklaşık 150 kkal vardır. 1 su bardağı süt aynı zamanda, 290 mg kalsiyum ve 107 gram sodyum içerir. Bu açıdan süt, kasları geliştirmek için mükemmel bir seçenektir. Sütün içerdiği diğer bileşenler:
- Casein: Yavaş sindirilen bir protein. Süt, %80 oranında casein içerir. Casein sizi daha uzun süre tok tutar, kilo kaybına ve kas yapımına yardımcı olur.
- Peyniraltı suyu (whey) proteini: Hızlı sindirilen bir protein. Süt, %20 oranında peyniraltı suyu proteininden oluşur. Bu aynı zamanda, protein içeceklerinin içinde bulunan proteindir. Kas yapımı ve onarımına yardımcı olur.
- BCAA: Süt aynı zamanda, leucine, isoleucine ve valine adlı aminoasitlerden oluşan bir protein zinciri de içermektedir. Eğer günlük beslenmeniz protein yönünden zenginse, hele de süt ütünlerini yeteri kadar tüketiyorsanız; ilave vitaminler/besinler alarak boşuna para harcamanıza gerek yoktur.
- Karbonhidrat: Sütün içinde laktoz vardır. Vücudunuz bu şekeri, boşalan enerji depolarınızı doldurmak için kullanır. Bazıları laktozu sindiremez. Neyse ki artık, laktozsuz sütler de bulunabiliyor.
- Yağ: Eğer yağsız süt içmiyorsanız, sütün 100 ml’sinde, ortalama 1-3 gram yağ bulunur. Yağlar yavaş sindirildiğinden, sizi daha uzun süre tok tutar ve açlık hissini engeller.
- Kalsiyum: Kalsiyum tüketimi, yağ yakımını hızlandırıp, kemiklerinizi güçlendirir. Özellikle kadınlar için, kemik erimesi riski daha fazla olduğundan kalsiyum alımı çok daha önemlidir.
- Su: Sütün %87’si sudur. Yeterli su alımı, kaslardaki su kaybını giderir. Dolayısıyla kasların onarımı hızlanır ve hissettiğiniz yorgunluk hissi azalır.
- Elektrolit: Sütte, sodyum ve potasyum bulunuyor. Bu mineraller, kasların kaybettiği suyu ve kaybettiği tüm sıvıları geri kazanmasına yardımcı olur.
- Diğer besinler: Biotin, magnezyum, A vitamini, B12 vitamini, D vitamini, K vitamini, riboflavin ve daha birçok doğal besin içermektedir.
Yağlı süt ve peyniraltı suyu (whey) proteinin farkı: Genelde herkesin, spor sonrası whey protein alması gerektiğini düşünmesinin en temel sebebi; şirketlerin kampanyalarıyla bunu teşvik etmesidir. Ancak yapılan çalışmalar göstermiştir ki; yavaş proteinler VEYA yavaş ve hızlı protein karışımları, kas yapma açısından daha iyi sonuçlar vermektedir. Whey, hızlı bir proteindir. Süt ise yavaş ve hızlı proteinlerin karışımıdır (casein & whey). Süt içmeseniz bile, yavaş protein VEYA hızlı ve yavaş protein karışımları içmeniz gerektiğini bilin. Dolayısıyla, et, tavuk veya balığın da, whey‘den daha iyi birer seçenek olduğunu bilin.
Yağlı süt ve sporcu içeceklerinin farkı: Ağırlık çalışma, vücudun terleme sonucu çok su kaybetmesine neden olur. Kaslarınızın kendini iyileştirebilmesi için, kaybettiğiniz suyu yerine koymalısınız. Suyu yerine koyamadığınız taktirde, yorgunluk ve ciddi baş ağrısı çekersiniz. Çalışmalar, suyu geri kazanmada, sütün sudan daha etkili olduğunu göstermiştir. Sebebi ise şudur: Süt sodyum ve potasyum gibi su tutucular yönünden ve aynı zamanda protein ve yağ bakımından zengindir. Protein ve yağ bakımından zengin olması, yavaş sindirilmesini ve dolayısıyla daha az açlık hissetmeyi sağlar.
Yağlı süt ve yağsız sütün farkı: Araştırmalar göstermiştir ki; yağlı süt, yağsız süte göre, yağsız vücut ağırlığının artmasında daha etkilidir. Yavaş proteinlerin antrenman sonrası alınmasının daha uygun olduğunu söylemiştik. Yağlı sütün içindeki yağ, sütün yavaş sindirimini sağlar; daha az acıktırır. Dolayısıyla, yeme isteğiniz daha az olduğundan; spor sonrası yemeklere saldırmazsınız. Tabii ki yağlı süt, yağsız süte nazaran daha kalorilidir; ancak sonradan yediğiniz katı besinlerle aldığınız kalori çok daha fazladır.
Sütün yağ yakmadaki rolü: Hepimiz biliyoruz ki, vücudumuzdaki yağ kütlesini azaltabilmemiz için; daha az kalori alıp, daha fazla kalori yakmalıyız. Süt sizi şişmanlatmaz. Yağlı sütün içindeki yağ da sizi şişmanlatmaz. Sizi şişmanlatan şey, gereksiz yere aldığınız kalorilerdir. Süt içtiğinizde, vücut definisyonlarınız biraz azalabilir, daha pürüzsüz bir görünüm elde edersiniz; ancak bu yağlanma demek değildir. Eğer aldığınız toplam kaloriye dikkat ediyorsanız, hiçbir besin sizi yağlandırmaz. Zaten, yağlı sütün yağsız vücut ağırlığını daha çok arttırdığının ispat edildiğini söylemiştik.
Spor sonrası hangi tip sütü içeceğiniz, sizin ihtiyacınız olan kalori miktarına göre değişebilir: Örneğin;
- 100 kiloysanız, yağ kaybetmek için günde ortalama 2800 kkal almanız gerekir. Antrenman sonrası içeceğiniz 1 litre süt, size o gün için 2200 kkal daha bırakır.
- 73 kiloysanız, yağ kaybetmek için ortalama 1900 kkal almanız gerekir. Antrenman sonrası içeceğiniz 1 litre süt, size sadece 1300 kkal bırakır. Bu da 4 tane 325 kkal değerinde ufak öğün demektir.
Yağ kaybetmek için ne kadar kalori almanız gerektiğinin formülü şudur: Erkekler için: Her 1 lbs (0.45 kg) için, 13 kkal; kadınlar için: Her 1 lbs (0.45 kg) için, 11 kkal almanız gerekiyor. Artık hesapları yapmak size kalıyor. (Unutmayın bu hesaplar, spor yapanlar için verilmiş.)
Diyetisyenimiz Serap Orak Tufan‘ın yorumu ise şöyle: “Şu ana kadarki deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, Türk insanı olarak süt ve süt ürünleri tüketmenin kilo aldırdığına inanıyoruz. Bu nedenle de, eğer kişi kilo kaybetmek istiyorsa, beslenmesinden ilk olarak süt ve süt ürünlerini çıkarıyor. Bu inancın nedenini annelerin ballı, pekmezli süt içirerek çocuklarına kilo aldırma çabalarına bağlayabiliriz belki.
İnanılanın aksine light süt veya yoğurt kilo kaybına yardımcı olmaz. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, yağsız süt ve yoğurdun içindeki kalsiyum daha az emilmektedir ve biyoyararlılığı azalmaktadır. Süt ve yoğurtta doğal olarak CLA dediğimiz yağ yakıcı bileşikler bulunmaktadır. Ancak yağsız süt ve yoğurtta bu bileşikler yoktur. Düzenli süt ve süt ürünleri tüketmek, kilo kontrolünde yardımcıdır. Üstelik ,içinde dengeli bir şekilde yer alan protein ve yağ sayesinde oldukça tok tutucudur. İçlerindeki laktoz sayesinde de kan şekeri kontrolünü sağlar. Yağsız süt içtiğimizde bu dengeyi bozduğumuz için yeterince tok da kalamayız. Üstelik yağ yakıcılardan ve kalsiyum emiliminden de yoksun kalırız.
Bize kilo aldıran veya kolesterolümüzü arttıran şeyler, asla ve asla süt ve süt ürünleri değildir. Yediğimiz her fazla lokmanın bunda payı vardır. Fikrimi sorarsanız Aktif sporcu değilsek ,whey benzeri destekleri kullanmamıza hiç gerek yok. Diyetimize ekleyeceğimiz süt ve yoğurt sayesinde bu etkilerden faydalanabiliriz.
Son olarak: Kalsiyum emilimi 20-30 yaş arasında en fazladır; sonrasında emilim yavaş yavaş azalır. Yani yaşlılığımızda osteoporoz veya osteomalasia yaşamak istemiyorsak, günde 3 bardak süt veya yoğurt tüketmemiz en idealidir.”
12 yorum Diyet, Hafif bilgiler
Bir okuyucum, Seda, Eskişehir’de yaşıyor. Pastacılığa merak sarmış; özellikle şeker hamurları ile pasta kaplamak, güller, çiçekler, figürler yapmak istiyor. Ama dediğine göre, Eskişehir’de pastacılık kursu yokmuş. Pasta malzemeleri satan özel bir dükkan da yokmuş. Eskişehirliler, acaba sizin bildiğiniz bir kurs veya dükkan var mı? Peki Seda gibi pastacılığa yeni başlayanlar için neler önerebilirsiniz?
Hani hep derler ya, keke metal kaşık sokulmaz diye. Peki ya mikserle karıştırmak ne oluyor? Mikserle karıştırıp, sonra tahta kaşıkla kalıba dökmek mantıklı mı? Yoksa, ideal kek yapabilmek için tahta uçlu mikserler mi üretilmeli?
13 yorum Kekler ve Kurabiyeler
Hepsi de Sevgililer Günü için tasarlanmış. Hepsi de birbirinden güzel, ama biri size daha çok hitap ediyor olmalı. Mesela benim cevabım 1 ve 6. Sizin cevabınız hangisi?
1. Mandalinalı pasta, hazırlayan: Memories in the Morning
2. Çikolata kaplı kirazlar, hazırlayan: Recipe Rhapsody
3. Çikolatalı Fondan, hazırlayan: Culinary Musings
4. Çikolatalı Mus, hazırlayan: White on Rice Couple
5. Güllü Kuplar, hazırlayan: Laptops and Stovetops
6. Nanaimo Bar, hazırlayan: My Baking Addition
Kekleri istediğiniz şekilde kalıplara dökebilirsiniz… Günün anlam ve önemine uygun kalp kalıplar da olabilir….
Malzemeler:
- 3 yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- Yarım su bardağı süt
- 1 paket hazır kakaolu puding
- Yarım su bardağı sıvı yağ
- 1 paket kabartma tozu
- 2 su bardağından bir parmak eksik un
Önce yumurtalar ve şekeri mikser yardımıyla iyice çırpın. Ardından diğer malzemeleri de ekleyip, çırpmaya devam edin. Kek hamurunu, yağlanmış kek kalıbına döküp; önceden ısıtılmış 170 derece fırında 30-35 dakika kadar pişirin.
Yukarıdaki malzemelerle yapılan kekte, toplam 3293 kkal bulunuyor. Bu malzemelerden, 4 tane iri kalp şeklinde kek, 12 tane de minik top kek çıkıyor.
Buna göre bir adet kalp şeklinde pudingli kekte, yaklaşık: 330 kkal ve bir adet pudingli minik top kekte, yaklaşık: 115 kkal bulunmakta.
2 yorum 100-200 kkal, 300-400 kkal, Kekler ve Kurabiyeler, Çay Saati, Çocuk partisi
Hazır alıp, sütle karıştırdığınız kakaolu pudingdeki besin değerleri şu şekilde:
- 100 gram kakaolu pudingdeki kalori: 134 kkal
- 100 gram kakaolu pudingdeki protein miktarı: 3.60 gram
- 100 gram kakaolu pudingdeki yağ miktarı: 3.5 gram
- 100 gram kakaolu pudingdeki karbonhidrat miktarı: 22 gram
Bir kase ise, büyüklüğüne göre 150-200 gram puding alıyor. Dolayısıyla, bir kase yağlı sütle yapılmış kakaolu puding yediğinizde, 201 – 268 kkal almış oluyorsunuz. Ayrıca, hazır pudingin içinde, şeker, mısır nişastası, kakao tozu, tuz ve aroma yer alıyor… Bilginize…
Resmin kaynağı: Pelin’ce Lezzetler
Roti jala, özel bir çeşit hamurla yapılan bir çeşit krep. Kelime anlamı “ağ ekmek” anlamına geliyormuş; örümcek ağına benzediğinden olsa gerek. Malezya’da, özellikle Ramazan ayında çok yenirmiş. Ramazan aylarında, sokaklarda geçici tezgahlar kurulup, çeşitli baharatlarla tatlandırılıp, satılırmış. Yılın diğer zamanları ise, 5 çayı atıştırması olarak oldukça popülermiş.
Roti jalanın hamuru, normal krep hamuruna göre daha yumuşak; yani daha sulu. İçine hindistan cevizi ve zerdeçal ekliyorlar. Peki ben bu tarifi neden veriyorum?
1- Dünya mutfaklarında ne gibi şeyler yapıldığı, nasıl teknikler kullanıldığı hakkında fikrimiz olsun diye.
2- Acaba, biz de krep hamurumuzu biraz sütle inceltip tavaya bu şekilde döksek, farklı bir sunum elde edebilir miyiz diye fikir jimnastiği yapmak için. İsmini de dantel krep koyarız mesela. (İsim hakkı benimdir, ona göre:)
Resmin kaynağı: Hunger Hunger
Aslında hamuru tavaya dökmek, aşağıdaki aletle son derece kolay; ancak Malezya’da sudan ucuz ve her yerde bulunabilen bu plastik parçası; başka yerlerde pek bulunmuyor. Ama kendi aparatınızı kendiniz de yapabilirsiniz; mesela temizlenmiş bir konserve kutusuna bir kaç delik delebilirsiniz.
Roti jala pişirmenin ipuçlarından biri de: Hamuru pişireceğiniz tavanın yüzeyini, çatalın ucuna taktığınız ve zeytinyağına daldırdığınız yarım kuru soğan ile, şöyle bir sıvamanız. Bu hem hamura lezzet veriyormuş, hem de tavada ince bir katman gibi kalıp, hamurun fazla yağ emmesini engelliyormuş.
Malzemeler (20 krep için):
- 2 su bardağı un
- Yarım çay kaşığı zerdeçal
- Yarım çay kaşığı tuz (İsterseniz daha fazla da koyabilirsiniz.)
Bu malzemeleri geniş bir kasede karıştırın. Ortasını havuz gibi açın ve
- 2 yumurta
- 2 su bardağı hindistan cevizi sütü
- 1 su bardağı su
ekleyin. Bir mikser yardımıyla karışımı, sulu bir hamur haline getirin.
Kalın tabanlı bir tavayı, orta ateşe koyun. Biraz önce bahsettiğimiz gibi, yarım soğan ile bir kez tavayı yağlayın. Tava kızınca, yuvarlak hareketler yaparak, hamuru tavaya dökün.
20-30 saniye sertleşmesini bekleyin. İki ucunu ortada birleştirin. Hafifçe rulo şekline getirerek, tabağa alın. Sıcak veya ılıkken ikram edin. Özellikle baharatlı tavuk gibi yemeklerin yanında servis ediliyormuş.
Resimlerin kaynağı: Bake Cook Eat
Roti jalanın nasıl yapıldığı ile ilgili video izlemek isterseniz:
Video 1: Roti Jala tavaya nasıl dökülür?
Video 2: Makine yardımıyla, nasıl iğne oyası gibi roti jalalar elde edilir?
9 yorum Dünya Mutfağı, Hamur işleri, Kahvaltı seçenekleri, Yaratıcılıklar, Çay Saati
Klasik, her zaman yapabileceğiniz pratik bir börek tarifi. Biz içine lor peyniri koyduk; ama siz istediğiniz bir harcı koyabilirsiniz elbette. Börek yaparken, yufkanın kalitesi çok mühim oluyor. Örneğin bu yufkaları bir marketten aldık; Pazar günüydü ve yufkacının kapalı olacağını düşündük. Hem ince, hem de ufak çıktılar. Börek incecik oldu; adeta gözleme gibi. Yufka ne kadar taze ve güzelse; böreğiniz de o kadar güzel oluyor ve güzel gözüküyor.
Malzemeler:
- 4 yufka
- Yarım su bardağı sıvı yağ
- Yarım su bardağı süt
- Yarım su bardağı yoğurt
- 3 yumurta
Harcı için:
- 1 yemek tabağı dolusu lor peyniri (250 gram)
- 1 kase maydonoz / dereotu
- Kırmızı biber, karabiber
Yufkaları ıslatacağınız yağ, süt, yoğurt karışımını çırpın. Yağlanmış tepsiye bir yufkayı bütün halinde serin. Kenarları dışarıda kalsın. İkinci yufkayı ikiye bölün, ve karışımın içerisine batırarak, tepsinin yarısına biraz büzüştürerek yerleştirin. Aynı şekilde, diğer yarısını da karışıma batırıp, tepsinin kalan yarısına yerleştirin.
Araya peynirli harcı yayın. Üzerine üçüncü yufkayı da ikiye bölüp, karışımda iyice ıslatarak yerleştirin. En üstü ise, tepsinin yanlarından sarkan yufka ile kapatın. Kalan karışımın hepsini böreğin üzerine boşaltın. En üstünü çörek otu, susam ve haşhaşla süsleyebilirsiniz. 180 derece fırında, üzeri kızarana kadar pişirin.
Not: Biz ilk yufkayı en alta sermeden yaptık. Ama aslında serilmesi gerekiyordu.
Yufkaları ıslatacağınız karışımın içinde, süt ve yoğurdun ikisinin de olması gerekmez. Evde süt yoksa sırf yoğurtla; yoğurt yoksa sırf sütle de yapabilirsiniz. Böreği bir gece önceden hazırlayıp, buzdolabında bir gece bekletirseniz, daha güzel oluyor.
Yukarıdaki malzemelerle yapılan börekten 9 dilim çıkacağı düşünülürse,
1 dilim peynirli böreğin kalori değeri: 213 kkal
Farklı börek tarifleri isterseniz, şunlara bir göz atın:
Baklava yufkasından börekPeynirli börekSodalı börekMilföyden çiçek böreklerIspanaklı peynirli yağsız kırpık börekIspanaklı / patlıcanlı simit böreği
3 yorum 200-300 kkal, Börekler, Hamur işleri, Kahvaltı seçenekleri, Çay Saati