web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif ve yaratıcı yemek tarifleri     

Ocak, 2010 içinde kaydedilmiş postları görüyorsunuz.

Ocak, 2010 içinde neler yazmışız?

firinda sosis patates 2

Ben evde kızartma yapmıyorum; şimdiye kadar hemen hemen hiç yapmadım. Zararlı, kalorili olmasından ziyade; yağ fobim var diyebiliriz. Yağ kokusunun mutfağa sinmesinden, kızartma yaparken yağ moleküllerinin mutfağın muhtelif yerlerine yapışıp kalmasından, onları göremeyeceğim için temizleyemeyeceğimden ölesiye korkuyorum. Mutfaktaki havalandırma sistemimiz de çok zayıf olduğundan, hayatımızda kızartma yok. Ama tabii ki kendimce alternatifler üretiyorum. Örnek olarak, fıında kızarttığım sosis-patates tarifini vereceğim. Canınız fast food çektiğinde yapabileceğiniz, nispeten masum bir seçenek diye düşünüyorum.

Amerika’da yaşayan arkadaşım Beliz, bana mikrodalgaya konulabilecek fırın torbaları getirmişti. (Geçen gün gördüm, bizde de çıkmış.) Yemek yaparken onlardan bayağı faydalanıyorum.

Malzemeler:

- 3 adet patates
- 4 adet soyulmuş sosis (yaklaşık 200 gram)
- Tuz, karabiber, kırmızıbiber
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı

Patatesleri hafif kalınca kalem şeklinde doğrayın. Mikrodalgaya dayanıklı torbaya koyarak, mikrodalga fırının en yüksek güç seviyesinde 4-5 dakika pişirin. Amacımız, patatesleri fırına atmadan önce biraz yumuşatmak. Benim kullandığım torbanın üzerinde, patateslerin 7 dakikada piştiği söyleniyor. O yüzden ben mikrodalgada 5 dakika tutuyorum. Patatesleri çıkartıp, bir fırın tepsisine yayın. Sosisleri de 2-3 cm genişliğinde kesin. Patateslerin üzerine yayın. Zeytinyağı ve baharatları ekleyip, biraz harmanlayın. Her tarafları yağlansın.

firinda sosis patates 1

Ardından 200 derece fırında, sosisler iyice kızarana kadar pişirin. Yaklaşık 40 dakika sürüyor.

Not: Patates kızartması için: Patatesleri halka halka doğrayıp, mikrodalgada pişirdikten sonra; çok az sıvı yağ koyduğunuz bir tavada altını üstünü kızartabilirsiniz. Aynı şeyi, diğer sebzeler için de uygulayabilirsiniz (mesela kereviz).

Ben kerevizi mikrodalgada hiç pişirmeden, çiğden, çok ince halkalar halinde doğrayıp, tavada altını üstünü kızartıyorum. Rengi biraz kararıyor, ancak en az patates kadar lezzetli oluyor; tavsiye edebilirim.

Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan sosis-patatesi, 2 porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon fırında sosis ve patatesin kalori değeri: 625 kkal

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Evet, Bengü sonunda bizim kalıp isteklerimizi karşılayabilecek bir yer buldu: Beysa Gıda ve Otel Ekipmanları. Neler var neler. Yeri İstanbul Kadıköy’deymiş. Profesyonel ürünler satıyorlar gördüğüm kadarıyla; fiyatlar Euro cinsinden. Ama hemen hemen her istediğiniz var…

58

Mesela bizim istediğimize benzer kalıplar için: Ekipmanlar linkinden, Sayfa 58′e bakın. Tüm ürünlerin yer aldığı katalog ise, yine aynı sayfada bir zip dosyası halinde bulunuyor.

Valla insanın işi gücü bırakıp, pastacılık işine giresi geliyor bu malzemeleri görünce:) Beysa’yı bilenler, daha önce gezenler, ürünlerini kullananlar da yorumlarını bize bildirirler belki…

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

papatya kurabiye kalibi 1

Biz daha ceviz ve palamut şeklindeki kurabiye kalıplarının peşindeyken, başkaları gözüme çarptı.

balik kurabiye kalibipapatya kurabiye kalibi 2

Cesur bir müteşebbis olsam, kesin bu kalıpların izini bulur; ufak bir kurabiye kalıbı dükkanı açardım… Gerçekten çok ilgi görüyor bu tarz farklı kalıplar…

Kaynak: The Waitakere Redneck’s Kitchen

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

kumkuat 1

kumkuat 2

Türkçe’ye kamkat ismiyle katılmış bu minik portakal biçimli meyve ile geçen sene Amerika’da tanıştım. Türkiye’de de bazı büyük marketlerde satılıyordu; ancak hiç alıp denememiştim. Her biri, iri bir kırmızı üzüm ebadında olan kamkatlar, kabuğu ile yenebiliyorlar. Hatta bence kabukları, içinden çok daha lezzetli. Kabuklarını yerken ağzınıza şekerli bir portakal tadı gelirken, meyvenin kendisini yerken hafif mayhoş bir portakal tadı alıyorsunuz.

Kamkatın C vitamini oranı çok yüksekmiş. Ayrıca, dünya üzerinde kabuğu ile yenilebilen tek narenciye çeşidiymiş. Bir kamkat ağacından bir senede ortalama 30-50 adet meyve elde edilebiliniyormuş. Belki pahalı olmasının sebebi de budur. İlk olarak Çin’de ortaya çıkmış, oradan Japonya’ya, oradan da Avrupa’ya yayılmış. Bir süs bitkisi olarak evinizde de yetiştirebilirsiniz. Tabii, kamkatları mevsiminde yemek gerek; yoksa çok ekşi olabiliyorlarmuş.

Peki kamkatları nasıl yiyeceğiz?

En yaygın yeme biçimi, bir lokmada ağza atmak şeklinde oluyor:) Çünkü bu şekilde, kabuğundaki şekerle, içindeki ekşilik dengeleniyor. Bunun dışında, sadece kabuklarını yiyenler de varmış. Ayrıca turunç gibi, reçeli ve marmelatı da yapılıyormuş. Bir diğer kullanılma biçimi ise dilimleyerek salatanın üzerine eklemek. (Bir gün marketin meyve reyonunda dolaşırken birinin, kamkatı kahvesine attığını ve çok güzel aroma verdiğini söylediğini duymuştum. Bence de kahveye çok yakışıyordur.)

Gerçekten çok hoş, yemesi çok zevkli bir meyve. Keşke biraz daha ucuz olsa da, daha fazla yiyebilsek.

Resimlerin kaynağı: Veggie Belly

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

18 Ocak son katılma tarifi, hadi bakalım gösterinm marifetlerinizi… Yarışma sonunda sizi ödüller de bekliyor. Ayrıntıları burada bulabilirsiniz.
TuzBİBER 2. Yemek Yarışması

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
5.Ocak.2010

Casminella, bize şu kalıbın bulunabileceği adresi yollamış. Adres burası.

ceviz kalip

Fiyatı da 28 $.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Yememiz tavsiye edilen ürünlerin başında, içerdiği Omega 3 sebebiyle, somon balığı yer alıyor. Peki somon balığında başka ne vitamini, minerali ve aminoasidi var? Norveç’te yapılan bir araştırmanın sonuçlarını yazıyorum (Umarım aminoasit isimlerinde bir hata yapmamışımdır). Daha önce de, çeşitli unlara ait besin değerlerini vermiştik.



Su 67.2 100 gram içinde
Kalori 180 100 gram içinde
Protein 18.4 100 gram içinde
Total Yağ 11 100 gram içinde
Omega 3 1.8 100 gram içinde
Vitamin A 22 pg/100 gram
Vitamin D 8 pg/100 gram
Vitamin E 0.6 – 4 mg / 100 gram
Vitamin B12 4 mg / 100 gram
Vitamin B1 0.21 mg / 100 gram
Vitamin B2 0.14 mg / 100 gram
Pantothenic Acid 1.3 mg / 100 gram
Pyridoxine 0.9 mg / 100 gram
Sodyum (Na) 57 mg / 100 gram
Potasyum (K) 441 mg / 100 gram
Kalsiyum (Ca) 12 mg / 100 gram
Demir (Fe) 0.4 mg / 100 gram
Selenyum (Se) 0.03 mg / 100 gram
Çinko (Zn) 0.4 mg / 100 gram
Mangan (Mn) 0.01 mg / 100 gram
Magnezyum (Mg) 28 mg / 100 gram
Potasyum (P) 245 mg / 100 gram
Bakır (Cu) 0.04 mg / 100 gram
Kolestrol 66 mg / 100 gram
Aspartik Asit (Asp) 1.9 100 gram içinde
Threonine (Thr) 0.9 100 gram içinde
Serine (Ser) 0.8 100 gram içinde
Glutamic Asit (Glu) 3 100 gram içinde
Proline (Pro) 0.7 100 gram içinde
Glycine (Gly) 0.9 100 gram içinde
Alanine (Ala) 1.4 100 gram içinde
Valine (Val) 1.1 100 gram içinde
Methionine (Met) 0.6 100 gram içinde
Isoleucine (Lle) 1.1 100 gram içinde
Leucine (Leu) 1.7 100 gram içinde
Tyrosine (Tyr) 0.7 100 gram içinde
Phenylalaline (Phe) 1 100 gram içinde
Lysine (Lys) 1.7 100 gram içinde
Histidine (His) 0.8 100 gram içinde
Arginine (Arg) 1.3 100 gram içinde
Trytophane (Trp) 0.2 100 gram içinde
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”white”>Su</td>
<td width=”70″ bgcolor=”white”>67.2</td>
<td width=”83″ bgcolor=”white”>100 gram içinde</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”#ffff99″>Kalori</td>
<td width=”70″ bgcolor=”#ffff99″>180</td>
<td width=”83″ bgcolor=”#ffff99″>100 gram içinde</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”white”>Protein</td>
<td width=”70″ bgcolor=”white”>18.4</td>
<td width=”83″ bgcolor=”white”>100 gram içinde</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”#ffff99″>Total Yağ</td>
<td width=”70″ bgcolor=”#ffff99″>11</td>
<td width=”83″ bgcolor=”#ffff99″>100 gram içinde</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”white”>Omega 3</td>
<td width=”70″ bgcolor=”white”>1.8</td>
<td width=”83″ bgcolor=”white”>100 gram içinde</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”#ffff99″>Vitamin A</td>
<td width=”70″ bgcolor=”#ffff99″>22</td>
<td width=”83″ bgcolor=”#ffff99″>pg/100 gram</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”white”>Vitamin D</td>
<td width=”70″ bgcolor=”white”>8</td>
<td width=”83″ bgcolor=”white”>pg/100 gram</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”#ffff99″>Vitamin E</td>
<td width=”70″ bgcolor=”#ffff99″>0.6 – 4</td>
<td width=”83″ bgcolor=”#ffff99″>mg / 100 gram</td>
</tr>
<tr>
<td width=”193″ bgcolor=”white”>Vitamin B12</td>
<td width=”70″ bgcolor=”white”>4</td>
<td width=”83″ bgcolor=”white”>mg / 100 gram</td>
</tr>
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Bu katlama biçimini, İsveç’e ait, kakuleli çörek tarifinde gördüm. Kakule, İsveç ve Finlandiya’da hamur işlerine sıklıkla katılıyormuş. Türkiye’de henüz çok yaygınlaşmasa da, kahve içine katıldığını biliyorum; bir defa içmiştim. Aslında sitemiz için hiç uygun bir tarif değil, ama sonradan tarifi isteyen çok oluyor diye tarifi de yazacağım.  Jane Manyard‘a bu güzel resimli tarif için çok teşekkür ederim. Bu ekmeğin İsveççe ismi vetebröd imiş.

Malzemeler:

- 2.5 su bardağı süt
- 4 çay kaşığı kuru maya
- 1 su bardağı şeker
- 8 su bardağı elenmiş un
- 1 su bardağı tereyağı
- Yarım çay kaşığı tuz
- 20 tane kakule veya 3 çay kaşığı öğütülmüş kakule
- 1 çırpılmış yumurta
- Çeyrek su bardağı toz şeker (yukarıdakinden ayrı)
- 1/3 su bardağı file badem

Sütü kaynatın ve ılınması için bir kenara alın. Bir kaseye mayayı koyun, üzerine yarım su bardağı ılık sütü ilave edip, maya eriyinceye kadar karıştırın. Geri kalan sütü ve çeyrek bardak şekeri de ekleyin. Ardından unun 3 su bardağı kadarını ekleyip, pürüzsüz olana kadar karıştırın. Oluşturduğunuz hamurun üzerine kapayın ve bir saat kadar dinlendirin.

Üzerine kalan şekeri, erimiş ılınmış tereyağını ve tuzu ekleyin. Kakulelerin ince kabuklarını soyarak, minik minik olacak şekilde ezin. Hamura kakuleleri ve 4.5 su bardağı kadar daha unu ekleyin. Geriye kalan yarım bardak unu ise tezgaha serpin.  Hamuru pürüzsüz oluncaya kadar iyice yoğurun. Yine üzerini örtüp, bir saat kadar dinlenmeye bırakın.

Çöreği ister ufak somunlar halinde, isterseniz de büyük bir parça olarak yapabilirsiniz. Bunun için, istediğiniz gibi parçalar kopartıp, yağlı kağıt serdiğiniz bir tepsiye dizin. Üzerine çırpılmış yumurtadan sürün ve hafifçe toz şeker ve file badem serpin. Bu şekilde de, 30-40 dakika bekletin. Somunlar iki katı büyüklüğe ulaşacaklardır. Ardından,  200 derece fırında 12-15 dakika pişirin. (Eğer aşağıdaki gibi büyük bir çörek yapacaksanız, 175 derecede 30 dakikada pişirmeniz öneriliyor. )

Peki çöreği nasıl şekillendireceksiniz?

Öncelikle hamuru iki parçaya ayırın ve dikdörtgenimsi bir şekle getirin. Hamuru, mümkün olduğunca ince olacak bir dikdörtgen biçiminde açın. Ne kadar ince yaparsanız, o kadar iyi pişecektir.

isvec coregi 2isvec coregi 1

Hamuru gözünüzle üç eşit parçaya ayırın. Kenardaki parçaları, resimdeki gibi ince ince kesin. Dikkat edilecek nokta: Kestiğiniz şerit sayısı tek sayı olmak zorunda.

isvec coregi 4isvec coregi 3

Çöreğin bir tarafından başlayarak, parçaları üstüste getirerek, örgü biçimini vermeye başlayın. Şeritler bitene kadar, çöreğin üzerini örün. Jane Manyard, fotoğraflarda görülen çöreğin hamurunun biraz kalın olduğunu, biraz daha ince yapılsa daha iyi olacağını söylüyor. Mesela bu çöreğin dışı çok güzel pişmiş gibi dursa da, içi çok iyi pişmemiş.

Kaynak: This Week for Dinner – Vetebröd

Related Posts with Thumbnails
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark