web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif, yaratıcı ve resimli yemek tarifleri     

Eylül, 2009 içinde kaydedilmiş postları görüyorsunuz.

EkleBunu RSS Ekle Butonu
Temiz, sağlıklı, lezzetli ...

ARŞİV

Eylül, 2009 içinde neler yazmışız?

Sangria, İber Yarımadası’na özgü şarap esaslı bir içecek. Aynı margaritada olduğu gibi, birçok çeşidi yapılıyor. Dolayısıyla alkol oranı ve içerdiği meyveler değişebiliyor. Portekizliler, içkiye tarçın da ekliyorlarmış. Buz ise, ikram etmeden hemen önce ekleniyor ve sangria soğuk olarak sunuluyor.

Sangriaya gazoz ekleyen tarifler de çok var; ancak asıl İspanyol sangriasında gazoz olmadığı söyleniyor. Eğer gazoz eklemek isterseniz, ikram etmeden hemen önce eklemeniz gerekiyor.

Malzemeler (4 kişilik):

- 450 ml kırmızı şarap
- 50/60 ml brandy/konyak
- 1 limon
- 1 elma
- 1 şeftali

Meyveleri dilimleyin, üzerlerine biraz limon suyu sıkın. Brandy ve şarabı da ekleyip, karıştırın. Kapağını kapatıp, buzdolabında en az 2 saat, tercihen 24 saat bekletin. Ne kadar bekletirseniz o kadar güzel oluyor. Eğer tatlı içkilerden hoşlanıyorsanız, içine 2 kaşık toz şeker de ekleyebilirsiniz. (Tabii eğer gazoz eklemediyseniz.)

Kaynak: Anice & Cannella

Bu yemeği bu yaz o kadar çok yaptım ki; ama son halini hiç fotoğraflamamışım. Patlıcan ve biberi çok sevdiğimden ve sindirim sistemimi çok rahatlattığından tercih ediyorum. Diyetler için de çok uygun bir zeytinyağlı çeşidi…

Malzemeler:

- 1 kilo patlıcan
- 3-4 iri domates
- 12-15 adet köy biberi
- 7-8 diş sarımsak
- 2 yemek kaşığı biber salçası
- 3 kesme şeker
- Tuz
- 3 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

Patlıcanların kabuklarını soyup dilimleyin. Tuzlu suda 20 dakika kadar bekletin. Bu sırada yeşil biberlerin çekirdeklerini ayıklayıp, iri iri doğrayın.

Bir kasede, domatesleri rendeleyin. İçine biber salçasını karıştırın. Tuzunu da akleyin. Sarımsakları, eğer çok büyük değilse bütün diş halinde; eğer çok irilerse ortadan ikiye kesip hazırlayın.

Tencerenin dibine patlıcanların yarısını koyun. Üzerine biberlerin yarısını dizin. Üzerine domates sosunun yarısını dökün. Sarımsakların yarısını dizin, 1 adet de kesme şekeri koyun. Ardından geri kalan malzemeleri, sırasıyla patlıcanları-biber-domates sosu-sarımsak ve kesme şeker olarak dizin. Hiç yağ koymadan kısık ateşte pişirin. Pişirip altını kapattıktan sonra, üzerine sızma zeytinyağını gezdirin. Hepsi bu kadar.

Biber salçası patlıcana çok güzel bir lezzet veriyor. Yeşil biberin faydası ve verdiği lezzet tartışılmaz zaten. Kızartılarak yapılan bir şakşuka kadar olmasa da, bu yemek de oldukça tatmin edici bir meze oluyor.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan patlıcan yemeğini 5 doyurucu porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon zeytinyağlı patlıcandaki kalori değeri: 147 kkal

Bakın bu da, kekli baklava sonrası yaptığımız peynirli börek. Bu böreği de, her iki katın arasına yoğurt-sıvı yağ-yumurta karışımı sürerek yaptık. Tüm artan yufka parçalarını da aralara ekledik. Önemli bir ayrıntı: Baklava yufkası hava ile temas ettikçe sertleşiyor. Yani bir süre açıkta bırakırsanız, 25 adet parşömen kağıdı elde edebilirsiniz:)

Diğer börek tariflerimiz de bunlar:

Sodalı börek
Milföyden çiçek börekler
Ispanaklı peynirli yağsız kırpık börek
Ispanaklı / Patlıcanlı simit böreği
Çam ağacı içinde ratatouille

26.Eylül.2009

Bu tarifi, Deryayla‘da okuduğumdan itibaren denemek için fırsat kolluyordum. Kısmet bayramaymış. Hem kekli baklavayı denemiş oldum, hem de baklava yufkası ile börek yapmayı. Baklava yufkası gerçekten de çok hoş birşeymiş; tabii kullanılan tereyağın da hakkını yememek lazım. Evet, bugünkü tarifle blogumun konseptinin dışına çıkıyorum; ama bayram vesilesiyle hoşgörün artık:) Kalorisini de kesinlikle hesaplamayacağım, ama siz bilin ki korkunç derecede yüksek; öyle böyle değil:)

Malzemeler:

- 20 adet baklavalık yufka
- 125 gram tereyağ

Keki için malzemeler:

- 3 yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı un
- 1-1.5 su bardağı dövülmüş ceviz
- 1 paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya

Şerbet için malzemeler:

- 3.5 su bardağı toz şeker
- 3.5 su bardağı su
- 3-4 damla limon suyu

Önce şerbetini hazırlayıp, bir kenarda soğutmamız gerekiyor. Bir tencereye şekeri ve suyu koyun, kaynatın. Kaynadıktan sonra içine 3-4 damla limon damlatın.

Bir de kekini hazırlayalım: Her kekte olduğu gibi, önce şeker ve yumurtayı beyazlaşıncaya kadar iyice çırpın. Ardından diğer malzemeleri de ekleyip çırpmaya devam edin.

Şimdi geçelim asıl baklava kısmına. Tereyağını bir cezvede eritin. Bir fırça yardımıyla fırın tepsisinin en altını yağlayın ve 2 kat baklava yufkasını yayın. Yufkaların üzerine yine tereyağı sürün. 2 kat daha yufka koyun, yine yağlayın. Bu işlemi 20 yufka bitene kadar uygulayın. Ama 10. kattan sonra kek hamurunu dökün; aynı börek harcı gibi. İşiniz bittiğinde, keskin bir bıçak ile baklavayı dilimleyin. Kalan tereyağını da üzerine gezdirdikten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişirin. Fırından çıkardıktan sonra, soğumuş şerbetini de üzerine dökün. Dinlendirdikten sonra ikram edebilirsiniz.

Öneri: Ben piyasada iki farklı baklavalık yufka markası gördüm: Biri Yu-ka, diğeri Seğmen. Bu baklavayı Yu-Ka ile yaptım. Katları çok düzgün belirlenmişti. Hiçbir tarafı yırtık değildi. Çok memnun kaldım. Ertesi gün gideceğimiz piknik için, börek yapalım dedik. Bu sefer markette Yu-Ka kalmadığı için Seğmen aldım. Açıkçası memnun kalmadım; içinden yırtık çıktı ve tepsi böreği yapmak zorunda kaldık. Yırtık kısımları ortasına döşedik. (Bizim kırpık pizza gibi.) Oysa tek tek yapmak istiyorduk börekleri.

Yu-Ka’nın içinden 25 yufka çıkıyor. Seğmen’in üzerinde yazmıyor kaç tane çıktığı, ben de saymadım. ama herhalde o da 25 civarıdır.

Baklavayı mini fırın tepsisinde yaptığım için, yufkalar büyük geldi. Ben de kenarlarından kestim; daha sonra yapacağımız böreğin içine ekledik. Kekinin içine koyduğunuz cevizleri mümkün olduğunca ince doğrayın ki, benim gibi kesmekte zorlanmayın. Mini fırın olduğu için, 20 kat yerine 16 veya 18 kat yufka kullandım, ama 20 katı da kaldırırmış aslında. Şerbetini 3.5 bardak yerine, 3 bardak ölçüsüyle yaptım. Ben çok fazla yiyemesem de, bir dilim yiyerek tadına baktım. Lezzeti çok çok güzel oldu; tereyağ gerçekten çok güzel bir lezzet veriyor. 3 bardak şeker kullanmama rağmen, çok fazla şekerliydi. Aşırı demeyeyim, ama gerçek bir baklavadaki kadar şeker vardı. Fakat gerçek baklavadaki gibi, kıtır kıtır olmadı benimki. Daha yumuşak kıvamlı oldu. Belki 20 kat yufka kullansaydım, daha tok olabilirdi.

Bir gün, bir vesile ile gerekirse, elmanızı bu biçimde şekillendirirsiniz.

Kaynak: Kitchen Simplicity

Bu mantarlı tavuğu Jülide, diyet yemeği olarak yapıp yiyor. İçinde çok az sıvı yağ var. Ancak ben haftasonu bu yemeği yedim; lezzeti gayet yerinde. Hiç diyet yemeği gibi değildi. Tabii hemen pişirilme şekli soruldu:)

Ayrıca mantarlar o kadar beyazdı ki; sunum da çok güzel olmuştu. Jülide’ye tarif ve resimler için çok teşekkür ederim. Yemeğin içindeki baharatları istediğiniz gibi arttırıp, azaltabilir; hatta seviyorsanız renk ve lezzet vermesi için biraz biber salçası da ekleyebilirsiniz.

Malzemeler:

- 1 kilo tavuk göğsü
- 2 domates
- 4-5 adet yeşil köy biberi
- 300 gram mantar
- 1 yemek kaşığı sıvı yağ
- Tuz, karabiber, kekik

Tavukları küp küp doğrayın. Sıvı yağ koyduğunuz tavada, beyazlaşıp biraz yumuşayıncaya kadar, arada bir çevirerek pişirin.

Ardından üzerine mantarları, biberleri ve domatesleri dizin.

Baharatları ve tuzunu da ekleyin. Tavuklar pamuk gibi oluncaya kadar pişirin. İşte bu kadar!

Bu yemeği 5 doyurucu porsiyon olarak düşünürsek:

1 tabak mantarlı tavuk sotenin yaklaşık kalori değeri: 209 kkal

Hatırlarsanız, bir de küp sebzeli tavuk sote tarifimiz vardı.

.

Optimist tayınlarından çıkan Uykuda Zayıflayın adlı kitaptan bir dipnot:

“Hesap çok basit, bir o kadar da mantıklı: Egzersizle geliştirdiğiniz her kilogram kas, 24 saat boyunca, hatta uykuda bile ek bir enerji tüketir. Her kilogram kas, günde yaklaşık 30 kkal daha fazla harcamak zorundadır. 1 yıl içinde 3-4 kilo kas kütlesi geliştirebilirseniz, sadece bunun sonucunda günde 100 kkal daha fazla harcamış olursunuz. Bu da 1 yılda 36500 kkal eder ve 5 kilo vermek demektir. Çünkü 1 kilo depo yağı yaklaşık 7000 kkal barındırır.”

Durum böyle. Şimdi 3-4 kilo kas yapmanın yollarını araştırmaya başlayayım:)

11.Eylül.2009

Bir limonda, yarım muzla eşit oranda şeker olduğunu biliyor muydunuz?

10.Eylül.2009

Yazın dondurma yerine, buzlu kahve atıştırmaya ne dersiniz? O zaman kahvenizi bir kalıba döküp, buzluğa atıverin. Aynı şeyi yeşil çay veya meyveli çaylarla yapmaya ne dersiniz?

Kaynak: Playing House

8.Eylül.2009

Biz hala karpuz kesme biçimlerindeyken, adamlar sarı sarı karpuzlar üretiyorlar:)

İhtiyacınız olan tek şey ortadan ikiye bölünmüş kiraz domatesler… Delicioushouse, domatesleri kurutmak için, fırınınızı önceden 40 dereceye veya fırnınızın en alçak ısısı neyse o derecede ısıtmanızı öneriyor. Domatesleri dizeceğiniz tepsiyi fırına verip, saat başı alt üst ederek domatesleri kurutabilirsiniz.

Kiraz domateslerin kuruması, yaklaşık 2 saat sürüyormuş. (Domateslerin yapışmaması için, tepsinin altına yağlı bir kağıt sermek gerekir diye düşünüyorum.)

Ayrıca Tijen hanım da, evde domates kurutmuş. Hemen buraya bir göz atın.

Bir önceki postumda, kan şekeri düşmesiyle ilgili bilgiler verip, uyulması gereken diyetten bahsetmiştim. Bu yazdıklarım, doktorumun bana verdiği dökümanlardan yaptığım özet bilgilerdi. Ama gelen yorumlardan, sanki bu diyet yanlış anlaşılmış olabilir diye düşündüm:

Reaktif hipoglisemi, aynı gizli şeker veya diyabet gibi bir rahatsızlık. Şeker (insülin) yüklemesi testi diye bir tahlil var. Size aç karnına bol şeker içeren bir su içiriyorlar. 30. dakika, 1. saatte, 2. saatte ve 3. saatte idrarınızı ve kanınızı alıyorlar. Baktıkları şey, şekerinizin ne kadar yükseldiği ve birkaç saat sonunda şekerinizin ne kadar düştüğü. Eğer düşmesi gereken seviyenin altına düşüyorsa, reaktif hipoglisemi hastası olduğunuz teşhis ediliyor.

Dolayısıyla, buna uygun beslenmeniz gerekiyor. Nasıl ki, şeker hastaları için, tanrının yarattığı en güzel sebzelerden biri olan patates sakıncalıysa veya çölyak hastası kutsal saydığımız beyaz ekmeği yiyemiyorsa, hipoglisemi hastasının da aşağıda verilen listedekileri yemesi sakıncalı. Yani bu verilen listenin, kilo vermek için verilen liste ile alakası yok; lütfen bunu karıştırmayalım. Tabii verilen liste, kilo verme diyetlerindeki listeyle birebir örtüşüyor. Aynı zamanda şeker hastalarının diyetiyle de birerbir aynı.

Yani şöyle diyebiliriz: Hipoglisemisi olan bir insan, bir şeker hastası nasıl besleniyorsa aynı o şekilde besleniyor. Az ve sık aralıklarla, kandaki şeker oranını yükseltmeyecek besinlerle.

Ben de bir hipoglisemi hastasıyım. Bu rahatsızlığı tanıdığım halde, kendime teşhis koyup doktora gitmem 2 senemi aldı. Çok geç kaldığım için sonradan çok üzüldüm. Belirtileri; yemekten 1-2 saat sonra yaşadığım mide kazınmaları, aşırı halsizlikler, herşeye karşı isteksizlik, kolumu kaldıracak güç bulamamak… Ayrıca bir anda ortaya çıkan sinir patlaması (kan şekeriniz düştüğü anda), sabırsızlık… Bunun dışında, fazla şeker yediğimde  kalp çarpıntım, beynimde zonklama oluyordu, aynı tansiyonu çok çıkan kişilerde görülen belirtiler gibi. Doktora gitmemi artık kaçınılmaz olan aynı hafta içinde yaşadığım durumlar ise; bir kere sabah kahvaltı yapmadan içtiğim koyu bir çay sonrası bayılmam ve bir gece yediğim irmik helvası sonucu yaşadığım kalp çarpıntısı ve beyin zonklaması durumu oldu. Öyle ki eşime: “Ben ya kalp krizi geçiriyorum, ya beyin kanaması; ama kesin ölüyorum.” dedim. Doktorumdan, kan şekeri düştüğündeki belirtilerin, panik atak hastalarının yaşadığı belirtilerle hemen hemen aynı olduğunu öğrendim. Ayrıca gece uyurken düşen kan şekeri, en tehlikeli durummuş. Uyku hipoglisemisi de denen bu rahatsızlıkta, kan şekeri uyku halindeyken düştüğü için çok kötü sonuçlar yaşanabiliyormuş. (Ben allaha şükür hiç bunu yaşamadım.) Bu yüzden hipoglisemi hastalarının geceleri tatlı yiyip yatması, son derece tehlikeli. Hoş, hepimiz için tehlikeli ya:)

Yani sevgili okuyucularım, bu kontrol altında tutulmadığı zaman hayat kalitesini çok düşüren ciddi bir rahatsızlık. Aralarda canınızın tatlı çekmesi bir belirti olabilir belki, ama gördüğünüz gibi çok daha ciddi belirtileri de oluyor.

Reaktif hipoglisemi, gün içinde kan şekerindeki düşmeler nedeniyle ortaya çıkan ve insanda şeker, çikolata veta tatlı birşeyler yeme ve atıştırma ihtiyacı yaratan bir durumdur.

Özellikle yüksek glisemik indeksli, yani kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlar yendikten sonra, önce kandaki şeker ve arkasından insülin hormonu hızla yükselir. İnsülin, kan şekerini düşüren bir hormondur. Kanda artan insülin, 2-3 saat sonra kan şekerini normalin de altına indirdiği için, şiddetli bir yeme isteği, titreme, terleme, mide kazınması olur. Bu duruma reaktif hipoglisemi denir. Kişi, tatlı şeyler yediğinde kan şekeri tekrar yükselir; ancak yükselen insülin seviyesi yüzünden 2-3 saat sonra kan şekeri yeniden düşer. Bu durum bir kısır döngü şeklinde devam eder ve kişi hızla kilo almaya başlar.

Dengeli beslenmeyenler, kahvaltı yapmayanlar ve düzensiz yemek yiyenlerde kan şekeri gün içinde düştüğü için sık sık atıştırma krizleri görülür. Sabah saat 9-11 arasında, öğleden sonra saat 15-16 sularında daha belirgin olacak şekilde, halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, çarpıntı ve tansiyon oynamaları gibi şikayetler olabilir.

Bu durumu engellemek için, düşük glisemik indeksli ve posalı karbonhidratlar alınmalı ve öğünler atlanmamalıdır. Meyve ve sebze gibi posalı gıdalar kan şekerini hızla yükseltmezler.

Beyaz ekmek yerine, tam buğday ekmeği veya köy ekmeği; beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç veya daha iyisi bulgur; beyaz makarna yerine tam buğdaydan yapılmış makarna veya kepekli, ıspanaklı, domatesli makarna yemekle başlayabiliriz.

Sigara, kahve ve kafeinli içecekler de kan şekerini düşürerek, şekerli şeylere saldırmaya neden olabilir. Bunun nedeni çaya konulan şeker değil, çayda ve kahvede bulunan kafeindir. Açlık atakları yaşayan kişilerin kahve, sigara ve kafeinli her türlü içecekten uzak durması gerekir.

Ayrıca 2.5 saatten fazla aç kalmamak gereklidir. Ara öğün olarak, salatalık, elma, 3-4 badem-ceviz, yulaf ezmesi veya yoğurt yenebilir.

Hipoglisemi hastasının yemesi sakıncalı olan yiyecekler:

- Şeker, şekerleme, şekerli tatlılar, bal, reçel, marmelat, pekmez, şurup, çikolata
- Hamur işleri, börek, çörek, pasta, kek, kurabiye, jöle, tahin, tahin helvası
- Yağda kızartılmış, kavrulmuş, sos ilave edilmiş et/sebze/hamur.
- Bütün yağlı yiyecekler (yağlı et, mayonez, kaymak…)
- Kuruyemişler (badem-ceviz-fındık hariç)
- Sucuk, sosis, pastırma, sucuk
- Alkollü içecekler, meyve suları, meşrubatlar
- Margarin, iç yağ, kuyruk yağı
- Sakatatlar
- Siyah çay, kahve, kola
- Beyaz ekmek, pirinç pilavı, patates
- Ketçap, hardal

Yenilmesi serbest olanlar:

- Her türlü sebze ve salata
- Karpuz, kavun, üzüm, incir, muz dışındaki meyveler
- Kuru fasulye, mercimek, nohut, bulgur pilavı (7 yemek kaşığı)
- Günde 5-6 porsiyon sebze
- Tam tahıllar
- Sıvı yağ ve özellikle zeytinyağı
- Ara öğünlerde 3-4 adet ceviz-badem-fındık
- Günde 1 tatlı kaşığı keten tohumu
- Yağsız süt
- Haftada en az 2 defa yağsız balık/tavuk/hindi
- Günde en az 8 bardak su, bitki çayları, maden suyu.

Son iki postuma yorum olarak en beğendikleri Tchibo ödülünü yazanları, zaman sıralamasına göre dizdim. Buna göre sıralama şu şekilde oldu:

1- Zarpandit
2- Özlem
3- Ferda
4- Efuli
5- Ayşe Alpay

Bu ilk ve maalesef acemilikle başlayan yarışmamızı Ayşe Alpay kazandı:) Kendisine Tchibo’dan bir hediye ürün yollanacak. Katılan herkese çok teşekkür ediyorum. Bir dahaki sefere aksaklık olmayacağına söz veriyorum:)

(Hatta böyle bir durumda birkaç gün önceden, postu yayınlayacağım saati de söyleyeceğim ki; hiç haksızlık olmasın.)

1.Eylül.2009

Dünkü postumda, sizden yorum beklediğimi söyledim; ama maalesef postum yorumlara kapalı şekilde kalmış:( Artık dünkü posta yorumlarınızı yapabilirsiniz. Karışıklıktan dolayı üzgünüm….

1.Eylül.2009

En sevdiğim ay Eylül’ün ilk günü için size Tchibo ile birlikte bir sürpriz hazırladık:) Tchibo Renkli Lezzetler teması adı altında piyasaya sürdüğü milkshare mikseri ile muzlu bir milkshake yaptım. Yaz ayları için soğuk içilebilecek, hafif bir tatlı içecek için tarif aşağıda.

İşte size sürprizimiz: 2. Eylül. 2009 günü sonuna kadar, Tchibo Renkli Lezzetler temasından en beğendiğiniz ürünün ismini yorum olarak  yazan 5. kişi olun, Tchibo’dan bir hediye kazanın! (Yorumlarınızda ulaşılabilir bir e-mail adresi verin ki, sonradan size hemen haber verebileyim.)

Malzemeler (2 büyük bardak için):

- 2 adet muz
- 250 ml süt
- 100 gr kaymaklı dondurma

Miksere önce sıvı malzemeleri koymak gerekiyor. O yüzden öncelikle sütü, ardından dondurmayı, ardından da ezilmiş muzu koyun.

1 bardak muzlu milkshake’teki kalori değeri: 225 kkal

Related Posts with Thumbnails