web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif, yaratıcı ve resimli yemek tarifleri     

Temmuz, 2009 içinde kaydedilmiş postları görüyorsunuz.

EkleBunu RSS Ekle Butonu


ARŞİV

Temmuz, 2009 içinde neler yazmışız?

31.Temmuz.2009

Geçenlerde bir okuyucum, çölyak hastası oğlu için uygun yemek tarifleri yayınlamamı rica etmişti. Çölyak hastaları, içinde gluten içeren besinleri yiyemiyorlar. Örneğin mısır ekmeği, çölyak hastaları için uygun bir ekmek. Yeni öğrendim ki, çölyak hastaları kestane unu da yiyebiliyormuş. Kafkas Pasta Şekerleme firması, kestane ununu piyasaya sürmüş. Hatta bir de kitapçıkları varmış; içinde kestane unu ile yapılan 16 adet tarif içeren. Çorba, kurabiye, ekmek yapımında kullanılabiliyormuş. Daha doğrusu unla yapılan her şeyde.

Kafkas’ın internet sitesini şöyle bir gezdim de; pastanın üzerine sıktıkları kestane ezmesi pek bir hoşuma gitti:) Ben bir kere light kestane püresi almıştım; gerçekten çok lezzetliydi. Hatta normalinden daha güzeldi, çünkü içinde şeker olmadığından kestane tadı daha baskındı.

Eskiye kıyasla, çölyak hastaları için ürünler piyasaya çıkmaya başladı. Eskiden çok zorlandıklarını biliyorum; ama şimdi market raflarında glütensiz unlar, glütensiz grissiniler ve hatta glütensiz mantı bile gözüme çarpıyor. Tabii ki bizim yiyebildiğimiz ürünler yanında, çok az seçenek var; ama umarım gittikçe çeşitlenir ve çölyaklılar da daha az sıkıntı çekerler.

Endokrinoloji uzmanı Prof. Dr. Metin Özata’nın “Vitamin Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi” adlı kitabından aynen alıyorum:

Tüm hücre zarlarında ve yağları taşıyan proteinlerin yapısında bulunur. Hücre içinde enerji oluşturulmasında görevlidir. Vücudumuzun Q10 üretebilmesi için B6 vitamine ihtiyaç vardır. Ancak bu antioksidanı dışarıdan da alabiliriz. Yapılan klinik çalışmalarda ortaya çıkan sonuç: Koenzim Q10 damarların içini saran Endotel adlı zarın görevini iyi yapmasını sağladığını gösteriyor. Bu, insan sağlığı açısından çok önemli. Aksi halde damar sertliği riski artıyor. Koenzim Q10′a, özellikle kolestrol düşürücü ilaç alanların gereksinimi var. Çünkü bu kişilerin kalp ve iskelet kasında yer tutan bu madde azalır.

Coenzym Q10 kimler için faydalıdır?

- Hipertansiyonlu hastalara, tansiyon ilaçlarıyla birlikte almaları önerilebilir. Ancak, Koenzim Q10′un bu kişiler üzerinde uzun sürede nasıl etki yaptığı bilinmiyor.
- Kardiyomyopati denilen kalp hastalarına
- Mitokondrial diabet denen bir tür şeker hastalığında
- Parkinson hastalarının günde 120 mg kullanmasında yarar var.
- Sperm sayısı ve hareketliliği arttırıcı özellik taşıdığı kesin.
- Kalp yetmezliği ve damar sertliğine iyi geldiğine ilişkin deneyler henüz kesinlik arz etmiyor.
- Sanılanın aksine, anti-aging (yaşlanma geciktirici) etkisi olmadığını, atletik performansı arttırmadığını söyleyebiliriz.
- Coumadin türü ilaç kullananlarla, kolestrol düşürücü Zocor, Pravokol ve Lipitor kullananlar Q10 aldıklarında dikkatli olmalı.

Ankara’dan gelen misafirlerimizle, deniz kenarında bir kahvaltı edelim istedik. Rumelihisarı’nda elbet bir yer buluruz diyerek, çıktık yola. Güne geç başlamasıyla tanıdığım İstanbul halkı beni yanılttı; saat 10′da her yer tıklım tıklımdı. Şunu unutmuşum: İstanbul artık o kadar kalabalık ki, her saat başında güne başlayan yaklaşık 1 milyon İstanbullu olabilir. Cafe Nar, tıklım tıklım gözükmediğinden daldık içeriye.

Daha önce Küçük Gurme bahsetmişti Cafe Nar’dan… Öncelikle kahvaltıda yenilebilecek her türlü seçenek menüde mevcut. (Daha önceki Zeytin Dalı hüsranımıza benzemiyor.) Biz masaya bir egg benedict, bir Aslı’nın tabağı, bir sosisli sahanda yumurta, bir tost tabağı, bir portakal suyu ve çay istedik. Yumurta hariç hepsinin resimlerini çektim. Porsiyonlar büyük ve kesinlikle insanın gözünü de, karnını da doyuracak cinsten. Herkes ısmarladığını beğenerek yedi.

Olumlu özelliklerinden bahsetmek istiyorum: Çok cici masa örtüleri var, kırmızı kırmızı; sıcak bir ortam yaratmışlar. Servis hızlı ve samimi. Sahipleri olduğunu düşündüğüm 2 bey vardı ve koşturup duruyorlardı. Çocukla gittiğimizden, türlü türlü kamış-portakal suyu kaprislerimizi anında yerine getirdiler. Ben, sanki lütfedip de size yemek getiriyormuş gibi davranan garsona sahip yerlere gitmiyorum artık. Bir de servis elemanının afra tafrasını mı çekeceğim? Tuvaletleri çok temiz.

Fiyatlar çok uygun diyemeyeceğim; ancak yediklerinizle doyuyorsunuz ve önünüze diğer yerlerde gelmeyen özgün bir tabak geliyor. Bu açılardan düşünüldüğünde (Hele Abra Cadabra’daki kahvaltı hüsranından sonra), bana fiyatlar da iyi geldi. Toplam 4 yetişkin, 1 çocuk 75 TL hesap ödedik. Evde 10 dakikada hazırlayabileceğiniz tabaklar  ve yanındaki sayılı dilim ekmek için ödenen fahiş fiyatlar beni çok rahatsız ediyor.

Bana olumsuz gelen şeyler: Tabaklar gerçekten çok hoş, ama yumurtanın yanında meyveler olması biraz tuhaf oluyor. Yumurtanın sarısı akıp bir kivi parçasına bulaşabiliyor. Tüm Hisar cafeleri gibi, otomobil gürültüsünü çekmek zorundasınız.

Mevsiminde taze taze aldığınız balıkları derin dondurucuya atıp, sonradan yemek isteyebilirsiniz. Ama tazeliklerini nasıl koruyacaklar?

Biz mesela geçen sene, derin dondurucuya sarı kanatlar koymuştuk. 1 buzdolabı poşetine 3-4 tane temizlenmiş sarıkanat koyup doğrudan buzluğa atmıştık. Çözdürdüğümüzde, tatları fena sayılmazdı; ama tazesi gibi de değildi. Geçenlerde Alaçatı’daki bir balıkçıdan, harika bir yol öğrendim:

Balığı temizledikten sonra, suyun içine koyarak dondurmanız gerekiyormuş. Yani mesela, plastik bir kabın veya torbanın içine balıkları koyuyorsunuz, içine de su dolduruyorsunuz. Böylece, balık değil çevresindeki su donuyormuş ve balıklar lezzetini daha az kaybediyormuş. Bilginize….

Cajun, Amerika’nın genelde Louisiana bölgesinde yaşayan bir etnik grubun ismi. Kendilerine ait bir mutfakları var. Burada bahsedeceğim, 2005′teki New Orleans seyahatimde aldığım ve çok beğendiğimiz, geçen hafta bittiğinde arkasından pek bir hislendiğimiz cajun baharatı (resimde görülen).

Cajun baharatı, köriye oldukça benzeyen, özellikle tavuğa çok yakışan bir baharat çeşidiydi. Ayrıca biz, tavuğa serpildiğinde, tavuğu yumuşattığına ve pamuk gibi pişirdiğine de inanmıştık. Peki cajun baharatı nelerden oluşuyor? Acaba evde de, böyle bir baharat karışımı yapabilir miyiz? diye bir araştırma yaptım. Ve bir karışım buldum. İşte cajun baharatının bileşenleri:

- 1.5 çay kaşığı toz kırmızı biber (acı olmayan)
- 1 çay kaşığı sarımsak tozu
- Yarım çay kaşığı kırmızı biber (acı)
- 1 çay kaşığı soğan tozu
- 1 çay kaşığı beyaz biber
- 1 çay kaşığı karabiber
- 3 çay kaşığı kuru mercanköşk
- Yarım çay kaşığı kuru kekik

20.Temmuz.2009

Kurabiyeler ille de tatlı olacak değil ya demiş Kayotic Kitchen ve çay saatinde veya ara sıcak olarak sunulabilecek değişik bir fikir vermiş.

Malzemeler:

- Yarım top karnabahar
- 3 havuç
- 3 sap taze soğan
- 3/4 su bardağı un
- 2 yumurta
- 60 gr light kaşar peyniri
- 3 çorba kaşığı süt
- Karabiber, tuz
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı

Sebzeleri iyice yıkayıp, ufak parçalar haline getirip, mutfak robotuna koyun. İyice ufak parçalar haline getirin.

2 yumurtayı hafifçe çırpın. Peyniri rendeleyin. Zeytinyağı koyduğunuz tavada, sebzeleri 5 dakika orta ateşte çevirin.

5 dakika sonra, tavanın altını kısın, içine unu serpin. Karabiber, tuz ve rendelenmiş kaşarları da ekleyin. Tuzu çok az koymayın; bol sebze olduğu için yeteri kadar tuz olmalıdır. Birkaç dakika daha pişirin ve tavanın altını kapatın. Bir kenarda birkaç dakika dinlendirin.

Ilınınca, malzemenin içine çırpılmış yumurtaları ve sütü ekleyin. Her malzeme birbiriyle özdeşleşene kadar iyice karıştırın. Bir fırın tepsisini yağlı kağıt ile kaplayın. Büyük birer kaşık malzemeden koyarak, kurabiyelerinizi oluşturun. Yaklaşık 12 adet sebzeli kurabiye oluşacak.

Önceden ısıtılmış 200 derece fırında, 20-25 dakika, üstleri hafif kahverengileşinceye kadar pişirin. Ilık olarak, yanında yoğurtlu sosla ikram edebilirsiniz.

1 adet sebzeli kurabiyedeki kalori miktarı yaklaşık: 93 kkal

Daha önce de domatesli fesleğenli kolay bir pizza tarifi vermiştim. Bu seferki daha da kolay. Fırından aldığınız bir ekmek hamurunu, çok lezzetli bir pizza haline getirebilirsiniz. Ben sucuk-sosis kullandım, ama pekala vejetaryen bir pizza da hazırlayabilirsiniz.

Malzemeler:

- 1 ekmek hamuru
- 3 adet domates
- 1-2 sap taze soğan
- Kekik, tuz, karabiber
- 1 su bardağı light kaşar rendesi
- 8-10 dilim sucuk (40 gram kadar)
- 1 yeşil biber
- 2 adet sosis (120 gram)

Bir borcamı biraz sıvı yağ ile yağlayın. Fırından aldığınız ekmek hamuru biraz yapışkan oluyor. Elinizle düzelte düzelte, borcamın tabanına yayın. Kabuklarını soyduğunuz domatesi rendeleyin. İçine incecik kıyılmış taze soğan, kekik, tuz, karabiber, kırmızıbiber ekleyip karıştırın. bu pizzanızın sosunu oluşturacak.

Ekmek hamurunun üzerine bu sosu yayın. Ardından ufak ufak dilimlediğiniz sucuğu, sosisi de pizzanın üzerine yayın. 200 derece fırında, hamur kabarana kadar pişirin. Pişmesine az kala, üzerine kaşar rendesini serpip, bir daha fırına sokun.

Not: Ekmek hamuru ile yapıldığı için, incecik bir pizza hamuru beklemeyin. Ben içine çok yağ eklemediğim için, çok sulu sulu olmuyor. İsterseniz biraz zeytinyağı gezdirirseniz, daha lezzetli ve yumuşak olacaktır diye düşünüyorum. Fırından çıkardıktan sonra, biraz dinlendirin ki hamur olmasın.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan pizzayı 4 iri dilim olarak düşünürsek,

Ekmek hamuru ile yapılan 1 dilim pizzada yaklaşık: 443 kkal bulunmakta.

14.Temmuz.2009

Funfondü by Bujene, bu yaz şubelerini açmış yeni bir zincir.  Kanyon’da ve Alaçatı’da gördüm; iki yerde daha varmış. Minicik küpler halinde doğradıkları muz/çilek/kivi gibi meyve karışımlarının üzerine erimiş ılık çikolata dökmek usulüyle bir tatlı hazırlıyorlar. Döktükleri çikolata Belçika çikolatasıymış. Güzel bir çikolata, ama öyle abartacağım bir tarafı da yok. Muzları zaten gözünüzün önünde, pazarlarda bile satılan kuşbaşı yapma aletiyle küp küp yapıyorlar. Çilekler ve kiviler daha önce yapılmış.

Alaçatı’daki dükkanda sadece bitter ve sütlü çikolata vardı. Hangisinden istersiniz dediklerinde, ikisinden de yarım yarım alabilir miyim, tadına bakmak için dedim. O zaman 2 TL fark alacaklarını söylediler. Bu farkın neden alınacağını hiç anlamadığım için, tek cins çikolata istedim. Çikolatanın üzerine ya fındık-fıstık veya resimdeki gibi şekerlemeler serpiyorlar. Hepsi bu! Kapta isterseniz 6 TL ödüyorsunuz.

Fondü dışında, çikolataya batırılıp dondurulmuş şişte çilekler, çeşitli çikolatalar ve renkli macaronlar vardı. Onların tadına bakmadığım için yorum yapamayacağım.

Ama genel olarak, çok etkilendiğimi söyleyemem. Fondü meraklılarına, duyurulur. Belçika’daki çikolatalarla ilgili bir post okumak isterseniz, buradan buyurun.

13.Temmuz.2009

Bir süre önce, piyasada satılan kireç sökücülerin çaydanlıkları ayna gibi yaptığını keşfetmiştim. Ama bile bile kimyasal maddelerle temizleyip, bir güzel kaynatıp bunların çaya bulaşmasını sağlamak bir türlü içime sinmiyordu. Bir yanda ayna gibi bir çaydanlık, bir yanda bile bile kanserojen madde içmek… Çok zor bir karardı. Taa ki Beliz’in deneyimine kadar. Çaydanlıktaki korkunç kireç lekelerinden şöyle kurtulabilirsiniz:

Çaydanlığın içini 1-1 ölçüyle sirke ve su karışımı ile doldurun. Sirkeli suyu çaydanlığın içinde 1 saat bekletin. Ardından suyu kaynatın ve dökün. Bütün kireç, suyla birlikte dökülüyor. Eğer hala direnen kireç parçaları kaldıysa, nemli bir bezi karbonata batırın ve kireçli yerleri ovun. İşiniz bittikten sonra, çaydanlığı bolca durulayın. Hatta bir kere tamamen doldurup, su kaynatıp, dökün.

İşte hem kolay, hem ucuz, hem de en önemlisi doğal bir kireç temizleme yöntemi.

Dibi tutmuş tencereler nasıl temizlenir öğrenmek için, buraya bakın.

Daha önce mısır ekmeği tarifi vermiştik. Borcamda pişiriliyordu. Bakarken, resimdeki mısır ekmeklerini gördüm. Mısır ekmeği profesörlerine soruyorum: Acaba böyle minik kek kalıplarında yapsak, kıvamında bir bozulma olur mu? Daha mı sert olur? Eğer olmazsa, bence böyle ufak ufak sunumları çok cici olmuş.

Kaynak: Foodista Blog – Corn Bread Three Ways

10.Temmuz.2009

Dilara Koçak’ın “Makarnadan korkmayın!” başlıklı bir dergi makalesinden aynen alıyorum:

1 porsiyon makarna ne demektir?

Kuru makarnanın 500 gramlık bir paketi pişirildiğinde, süzüldükten sonra 1000-1250 grama ulaşır. Bu miktardaki makarna, 250-350 gram ağırlığında, 4 porsiyon olarak servis yapılabilir. Ancak kilo kontrolü için 5 porsiyona da bölünebilir.

1 porsiyon makarna bir öğün için doyurucudur ve tok tutar. Önemli olan sos seçiminizdir. Makarnanın kalorisi üzerine eklenen sostan etkilenir.

1 porsiyon sade makarna (Çeyrek paket-125 gram çiğ-280 gram pişmiş) : 450 kkal

Eğer siz buna ilave sos olarak;

- 200 gram light yoğurt eklerseniz: 546 kkal
- 2 dilim az yağlı peynir eklerseniz: 546 kkal
- Sebze eklerseniz: 530 kkal
- Light ton balığı eklerseniz: 570 kkal
- Napoliten sos eklerseniz: 623 kkal
- Bolognez sos eklerseniz: 673 kkal
- Kremalı mantar sos eklerseniz: 723 kkal

almış olursunuz.

8.Temmuz.2009

GIA şu an Alaçatı’dan bildiriyor:)

Çok yakın iki arkadaşım, Rengin ve Aslı’nın, bu sene açtıkları Sade Cafe & Restaurant‘tayım. İstanbul’daki cafelerini kapatıp, en büyük hayallerinden birini gerçekleştirmek üzere buraya taşınırken, özellikle bana büyük umut vermişlerdi. Herşeyi bırakıp, Alaçatı gibi harika bir yazlık kasabaya taşınma fikri bile midemde kelebekler uçurmuştu.

Eski bir taş evin giriş katını kiralayıp, içini tamamen yenilediler. Uzaktan resimlerle takip etmeye çalışsam da, gelip gördüğümde ne harika bir iş başardıklarını gözlerimle görmüş oldum. Kapalı mekanı küçük olan Sade’nin asıl özelliği arkadaki bahçesi. Taş evin tüm özelliklerini korumuşlar. İsmi gibi sade, ama çok keyifli bir bahçe hazırlamışlar.

Evlerine her yemeğe gidişimde tadı damağımda kalan yemekler yediğimden, sofra düzeni ve sunuma dair yeni şeyler görüp öğrendiğimden, yemek ve sunum kalitesi konusunda en ufak bir şüphem yoktu zaten. Nitekim, ikram ettikleri herşeyi eleştirel gözle inceledim ve evlerindeki ikramlardan hiç farkları olmadığını gördüm. Arkadaşlarımı can-ı gönülden tebrik ediyorum:)

Peki benim okuyucularım için bir güzellik yapmayacak mısınız?” dedim. “Yapmaz mıyız?” dediler:) Hafif Tarif ismiyle gelen misafirlere %15 indirimi kopartmayı becerdim:)

Sade, özellikle akşam yemekleri için çok hoş. Fiyatları 40 TL – 90 TL arasında değişen fiks menüler sunuyorlar. Menüleri inceledim de, 40 TL’lik menü bile bayağı zengin. Özellikle Alaçatı gibi, herşeyin çok pahalı olduğu bir yerde  ilaç gibi gelebilir.

Alaçatı’nın o meşhur caddesinden ilerlerken, Kyo adlı mayo mağazasının karşısındaki sokağa giriyorsunuz.  Bu yol aynı zamanda pazara ve antika pazarına giden yolmuş. Sağda Sade‘yi göreceksiniz. Açık adresi: Tokoğlu Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi No:10. Piyasadan uzak kalıp, keyifli bir bahçe ortamında lezzetli yemek yemek isteyenler için çok uygun bir adres; gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Rezervasyon için telefon numaraları: 0 232 716 0624-25.

Ege otları, mezeleri, balık çeşitleri ve hünkar beğendileriyle iddialılar. Ben tutkunu olduğum mezelerinden, zeytinyağlılarından ve balıktan tattım.

Gazetede, Wimbledon tenis turnuvasında ortalama 24 ton çilek tüketildiğini okudum geçenlerde. (Her haberde farklı miktarlar var; ama çok fazla tüketildiği sonucunu çıkarabiliriz.) Merak ettim, bir araştırayım dedim; çok da birşey bulamadım. Ama Torino’lu adlı blogda, biraz bilgi vardı.

Üzerine krema dökülmüş çilek, Wimbledon’ın geleneksel aperatifiymiş. Bir kasesi 2 £, yani yaklaşık 4 $. Bir tabak spagetti bolognese ise 12.5 £ imiş (25 $).

Her evde mutlaka garantili bir krep tarifi olmalıdır. Fransa’da yaşayan arkadaşım Melek’in ilkokulda öğretmeninden öğrendiği ve hala uyguladığı krep tarifi aşağıda. Geçen gün, ölçüleri azaltarak ben de denedim; kıvamı da lezzeti de gayet güzel oldu.

Malzemeler:

- 3 veya 4 yumurta
- 250 gram un
- Yarım litre süt
- 1 yemek kaşığı sıvı yağ
- Bir çimdik tuz

Önce yumurtaları çırpın. Ardından unu ekleyip karıştırmaya devam edin. Sonra sütü azar azar içine ekleyin ki, top top olmasın. Tuzu ve yağı en son ekeyip krep hamurunuzu oluşturun. Bu karışımı yarom saat-1 saat kadar buzdolabında bekletin. (2 güne kadar da bekletebilirsiniz.) Buzdolabından çıkardıktan sonra bir kez daha karıştırın. İçine azıcık sıvı yağ veya tereyağ eklediğiniz çok kızgın tavaya, krep hamurundan yarım kepçe kadar dökün. Çok ince bir tabaka oluşturabilmek için, tavayı oynatarak hamuru tavanın her tarafına yayın. 2-3 dakika sonra, arka tarafını da pişirin.

Hiç krep yapmadıysanız, tavada nasıl pişirebileceğinizle ilgili resimleri burada bulabilirsiniz. Bir de dantel krep tarifimiz var, oldukça ilginç; ona da mutlaka göz atın.

Aşağıda krep tavasında yaptığım kreplerin birkaç kare fotoğrafını bulabilirsiniz:

krep yapimi 2

krep yapimi 1

krep yapimi 3

Cold Stone bir dondurmacı, ama ne dondurmacı. Çeşit çeşit dondurmaları ve süslemek için kullandıkları besin maddeleri var. Mesela ceviz, fıstık, çilek, muz, Snickers parçaları, fıstık ezmesi, çikolatalı-karamelli-çilekli soslar, çeşit çeşit çikolata parçaları, kurabiyeler, vs. Neyse çok uzatmayayım: İstediğiniz tip dondurmadan koca bir parça alıyorlar ve tezgahın üzerine koyuyorlar. Dondurmanın kıvamı koyu, bizim Maraş dondurması gibi, kendini hemen bırakan cinsten değil. Ellerindeki iki kaşık yardımıyla, dondurmayı biraz düzleştiriyorlar. Üzerine istediğiniz şeylerden ekliyorlar. Mesela yarım muz, biraz ceviz, çikolata sosu, biraz kurabiye parçası… Ardından o kaşıklar sayesinde, dondurmayı tezgahın üzerinde malzemelerle karıştırıyorlar. Ardından ya kaba, ya külaha, ya kase şekli verilmiş külahlara, ya da çikolataya batırılmış külah çeşitlerine koyuyorlar. Böyle birşey olamaz, o kadar söylüyorum:)

Özellikle içine beyaz çikolata, muz ve çilek parçaları konmuş (strawberry banana rendezvous) olan;  browni ve çikolata soslu meşhur chocolate devotion ve fıstık ezmesi, Reese parçaları ve çikolata sosu eklenmiş çeşidi (peanut butter cup perfection) inanılmaz güzel… Kendi karışımınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz, ama onların bizler için hazırladığı karışımlara buradan bakabilirsiniz.

1.Temmuz.2009

Bu ay üstüste seyahatlerim oldu. (Resimdeki gibi bir yere gidemedim maalesef.) New York, Paris, birkaç kez Ankara… Genelde kültür gezileri oldu: Bol yürümeli, koşturmacalı, oldukça yorucu ama güzel… Her ne kadar seyahatlerde yanımda yeterli donanım olsa da, internet erişimi oldukça sorun oldu. Bu arada Hafif Tarif de sekteye uğradı tabii. Önümüzdeki hafta da, yurt içinde bir deniz tatili yapma planım var, yine ara vereceğim. 13 Temmuz itibariyle sürprizlerle aranızda olacağım; düzenli okuyucularımdan bir süre izin istiyorum:)

Görüşmek üzere…

Not: New York’la ilgili seyahat notlarımı kardeş blog Kırmızı Baykuş‘ta bulabilirsiniz. Parça parça ekliyorum…

Related Posts with Thumbnails