web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif ve yaratıcı yemek tarifleri     

Nisan, 2009 içinde kaydedilmiş postları görüyorsunuz.

Nisan, 2009 içinde neler yazmışız?

30.Nisan.2009

Biraz da sağlık problerimden dolayı bu hafta blogumu ihmal ettim. Pazartesi gününe kadar yıllık iznimin bir bölümünü kullanıyorum:) Dönüşüm bomba gibi olacak inşallah:)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Ne çok yazıldı, çizildi bu yarışma hakkında… Haksızlıkların olduğu, oy verenlere hediye verenler olduğu, oy dilenenler olduğu… Doğaldır, hem her yarışmada bunlar yapılır, hem her yarışmada bu söylentiler olur.  Ancak özellikle şu son gün yazılanlara baktım da; acı acı gülesim geldi… Ne tuhaf… Başka birinin yaptığına laf etmeden, serzenişte, eleştiride bulunamıyoruz. Sadece birkaç tane gözünü hırs bürümüş blogger olduğunu düşünürken, bir anda hiç ummadığım blog sahiplerinin de, farklı bakış açıları olduğunu gördüm.  Keşke bu çok beğendiğim, takdir ettiğim bloggerlar bunu yapmasalardı. Ne büyük hayal kırıklığı…

Blog kardeşliği meğer bir yalanmış, özellikle yemek blogları arasında. Aslında hiçbir blogger birbirini desteklemiyor, takdir etmiyormuş… İyi oldu bu yarışma, herkes patır patır döküldü… Çok büyük hayal kırıklığı oldu, çoook…

Artık ben de pişmanım katıldığıma. Benim bir ödüle ihtiyacım yoktu ki, neden katıldım? Cevap: Bir heyecan olsun istedim. Oysa hergün sayfamı açıp, bir de üstüne yorumları okuyunca; en büyük ödülü alıyordum zaten.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
28.Nisan.2009

United Airlines havayolu şirketinin, aşırı kilolu yolculardan fazla koltuk parası alma konusu gündemde. United Airlines, obez yolculardan iki koltuk parası alan 3. havayolu şirketi. Dayanak noktaları ise şu: Yolcular koltukların arasındaki kollara dayanabilmeli ve uzatmalar olmadan kemerlerini bağlayabilmeliler.

Sivil bir toplum örgütü olan, National Association to Advance Fat Acceptance (kısaca, şişmanlığı kabul ettirmeyi amaçlayan bir örgüt), bu konuya kayıtsız kalmamış tabii: “Uzun, kısa, zayıf, şişman, geniş omuzlu, geniş kalçalı, uzun bacaklı… Her insan farklı vücut tipinde ve farklı bedende. Koltuklar, insanların çok nadiren rahat bir seyahat yapmalarına olanak verecek tipte; çünkü herkesin vücut yapısı farklı.” diye bir açıklama yapmış.

Kilo ayrımcılığı yapanların avukatı ise, “Madem Amerikalılar’ın 1/3′ü obez, o zaman uçak koltukları %30 oranında büyütülmeli” demiş.

Bu konuya aklı yatmayanlar; metro, otobüs gibi taşıtların örneğini veriyorlar. Toplu taşıma araçlarında, obezler iki bilet parası vermiyorlar. Ancak yolcu uçakları, toplu taşıma araçları ile aynı sınıfta yer almıyorlar; yolcu uçakları misafirlerini rahat ettirmek zorundalar.

Diğer taraftan da, koltukları daha büyük yapmanın, Amerikalılar’ın obez olduğunu kabul etmek ve bunun karşısında pes etmek anlamına geldiği düşünülüyor. Bu yaklaşımla, onları sağlıklı bir hayat tarzına yönlendirmenin imkansız olduğunu savunuyorlar. “Aşırı kiloluları cezalandırmaya çalışıyorsunuz; ama  uçaklarda atıştırmalık olarak fıstık, kurabiye ve çikolata dağıtmaya devam ediyorsunuz; neden taze meyve ikram etmiyorsunuz?” diyenler de var.

United Airlines ise, son bir senede aşırı kilolu yolcularla ilgili 700 şikayet aldığını söylüyor. Ancak bu önlem tamamen diğer yolcuların konforu içinse; o zaman çok uzun boylu, çok kokan, çok konuşan yolculardan, veya yaramaz çocuğu olan ebeveynlerden de fazla para almak gerekmiyor mu?

Siz bu işe ne diyorsunuz?

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Geçtiğimiz yaz, Gıdalar Hakkındaki Gerçekler (The Truth about Food) belgeseli çok gündemdeydi. Veganlar-vejetaryenler konusu bugünlerde bizim gündemimizdeyken, kitapta yazılan bir bölümü aynen almak istiyorum:

“Katı vejetaryenlerin beslenmelerinde tüm gerekli besin maddelerini almak konusunda biraz dikkatli olması gerekli. Yaygın kanının tersine, yumurta ve süt ürünleri tüketilmediğinde bile protein sorun olmaz, dengeli bir beslenme ile ihtiyacınız olan tüm proteini alabilirsiniz.

Ancak B12 vitamini konusu var. Bu madde, kırmızı kan hücresi yapımı dahil, bedendeki çeşitli prosesler için elzemdir. B12 eksikliği anemiye yol açabilir, ama neyse ki buna ufak miktarlarda ihtiyacımız var. Yumurta ve süt ürünlerinde bol B12 vardır. O halde süt ürünleri ve yumurta yiyen vejetaryenler için bir sorun yok. Veganlar da bira mayası ekstraktı gibi B12 ile güçlendirilmiş besinler yiyebilir.

Demir de bir endişe kanyağı olabilir, özellikle genç ve hamile veganlarda. Beden et ve balıktan alınan demiri, bitkisel kaynaklardan alınana göre, daha iyi emer. C vitamini bedenin sebzelerden (ve yumurtadan) demiri emmesine yardım eder.

Son olarak da kalsiyum, veganlar için bir mesele olabilir (süt ürünleri ve yumurta yemedikleri için). Süt dışında pek çok kalsiyum kaynağı vardır; ancak sebzelerdeki bazı maddeler kalsiyum emilimini engelleyebilir. Burada da önemli olan çeşitliliktir. “

Bakın hayvansal ve bitkisel demir kaynakları arasında ne kadar fark var?

1 porsiyon kanlı sucuk – 15 mg
100 gr karaciğer - 9 mg
225 gr yağsız biftek – 6 mg
1 çeyrek piliç – 2 mg
1 orta boy yumurta - 1 mg
1 iri beyaz balık filetosu – 0.5 mg

3 yemek kaşığı pişmiş mercimek – 4.2 mg
12 kuru kayısı - 3.4 mg
2 dilim tam undan ekmek - 1.9 mg
25 gr kajun fıstık - 1.6 mg
2 dilim beyaz ekmek – 1 mg
2 yemek kaşığı kuru üzüm – 0.8 mg
Büyük porsiyon bezelye - 1.4 mg
Büyük porsiyon lahana - 0.7 mg

Şöyle bir bakınca, 1 porsiyon kanlı sucuktaki (Kitaptan aynen aldığım için böyle feci bir tasvir kullanıyorum.) demiri, 1 dolu tabak mercimekten de alabileceğimizi görüyoruz. (Ayrıca, burada bahsedilen sucuğun, bizim kahvaltılık sucuk olmadığı kanısındayım.)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
26.Nisan.2009

Annemden aldığım, yiyen herkesin çok beğendiği bu limonlu parfe  tarifi, yaz günleri için ideal. (Tabii benim gibi kışın da dondurma yemekten hoşlananlar, yaz-kış yiyebilir:) Limonlu tatlıları seviyorsanız, bunu mutlaka bir kere denemenizi tavsiye ediyorum.

Parfe için malzemeler:

- 2 poşet krem şanti
- 1 su bardağı süt
- 2 yumurta
- 1 su bardağı şeker
- 3 limon

2 poşet krem şantiyi, süt ile çırpın. Ayrı bir kapta yumurtaları şekerle çırpın. Şeker yumurtaların içinde iyice erisin. Karışımı krem şantinin içine ekleyin. Üzerine 3 limonun suyunu ve kabuklarının rendesini de ekleyip, hepsini karıştırın. Parfeniz hazır.

Şimdi bir de tabanını yapalım:

Tabanı için birçok seçenek var. Ben cheesecake altı yapmayı tercih ettim.

Tabanı için malzemeler:

- 1 paket yulaflı bisküvi
- 50 gram erimiş margarin

Bisküvileri mutfak robotuna koyup, iyice toz haline getirin. İçine eritilmiş margarini de ekleyip, iyice karıştırın. Parfeyi koyacaginiz orta boy bir borcamın dibine kaşıkla bastıra bastıra döşeyin. Dümdüz bir katman yapmaya gayret edin. Ardından 180 derece fırında 10-15 dakika pişirin.

Taban soğuyunca parfeyi üzerine döküp, buzlukta (derin dondurucuda) donuncaya kadar tutun. Yemeden 45 dakika kadar önce oda sıcaklığına çıkarın ki, biraz erisin.

Tavsiye: Bildiğiniz gibi limon ve çikolata birbirine çok yakışıyorlar. O yüzden ben limonlu parfenin yarısını döktükten sonra, arasına biraz damla çikolata serptim. Sonra geri kalan parfeyi çikolataların üzerine yaydım. Hazır damla çikolataların tadını çok sevmediğim için, bir dahaki sefere, sevdiğim bir çikolatadan alıp (mesela bir Toblerone) bol bol rendelemeye karar verdim. Bence çikolata çok yakıştı.

Tabanını çok kalın yapmamaya dikkat edin. Kullanacağınız borcamın boyutuna göre bisküvi miktarını azaltabilirsiniz. Ama taban yarım santimetreden kalın olmasa daha iyi olur. Aksi halde kesmesi, yemesi zor oluyor.

Taban için yulaflı bisküvi kullanmak zorunda değilsiniz. Bebe bisküvisi, kakaolu bisküvi, pötibör veya hepsinin karışımını da kullanabilirsiniz. Bisküvi artarsa sonra kullanmak için, buzdolabında tutabilirsiniz. Hatta annemin tarifinde, bisküvinin içine fındık da konuyordu. Ben kekte veya kurabiyede fındık-fıstık kullanmayı çok sevmediğim için hiç tercih etmedim; ama sevenler fındığı deneyebilirler.

Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan limonlu parfeyi 8 dilim olarak düşünürsek,

1 dilim limonlu parfenin kalori değeri: 343 kkal

“Ben diyetteyim, bu kalori çok fazla!!!” diyorsanız; o zaman limonlu parfenin tabanını yapmadan sadece parfesini yapın. O zaman;

1 porsiyon limonlu parfenin kalori değeri: 209 kkal’ye iniyor.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
24.Nisan.2009

Açıkçası ben bunları çok beğendim:) Et-tavuk-hamburger olmayanların hemen hepsi çok şirin bence. Bütün çeşitleri burada bulabilirsiniz.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
24.Nisan.2009

Fotoğrafta gördüğünüz bu güzel salata Yunan Salatası adı ile anılıyor. İri iri doğranmış domates, salatalık ve kuru soğan üzerine zeytin ve küp küp doğranmış beyaz peynirle yapılıyor. Üzerine de bol sızma zeytinyağı eklemek lazım tabii. Bence, olabilecek en güzel karışımlardan biri. Yanında simit ve çayla,  yaz günlerinde hergün sıkılmadan yenebilir. Bizim çoban salatamızın başka bir versiyonu; hemen Yunan damgasını yapıştırıvermişler.

Herkesin bir salatası var; Amerikan salatası, Ruz salatası, Çerkez tavuğu, vs. Neden bizim Türk salatası diye bir salatamız yok? Bir salatamıza Türk damgası basılacak olsaydı, hangisini seçerdiniz?

Kaynak: The Delicious Life – Greek Salad

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
22.Nisan.2009

Uğur böceği ekmek, kaktüs ekmekler ve kaplumbağa ekmekler sizler tarafından çok beğenildi. Bakın burada papatya şeklinde bir ekmeğin nasıl yapılacağı ayrıntılı bir şekilde verilmiş. Dilini hiç anlamadığım Minjina Kuhinijica‘ya çok teşekkür ederim. Bakın Efser tarifi uygulayıp, ne güzel bir ekmek çıkardı?

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
22.Nisan.2009

Bakın bir krep bohçası daha… Krebin içine konulan dereotu ne hoş durmuş…

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
21.Nisan.2009

.

Bu hoş görünümlü çikolatalar için, yine ve yine muffin kalıbı kullanacağız. Silikon muffin kabı üreticilerinden bir plaket bekliyorum artık. Neredeyse üç tarifimden birinde bu kalıpları öneriyorum:)

Çikolatalı mousse’u evde de yapmak mümkün, ancak market raflarında hazır pakette satılanların yapımı hem çok pratik, hem de gayet lezzetliler. O yüzden hazır mousse kullanmayı öneriyorum.

Malzemeler:

- 1 tane kakaolu hazır kek (2 katlı olanlardan tercih edin.)
- 1 kare bitter/sütlü çikolata (80 gr)
- 1 paket hazır çikolatalı mousse
- İçine koymak için tercihinize bağlı olarak: Çilek, ahududu, böğürtlen, muz parçaları.

Yapacağımız şey yine çok basit: Öncelikle çikolatayı bir kapta benmari usulü eritin. Bir fırça yardımıyla silikon kek kalıbına, çikolatayı sürün. Ardından tercihen bir krema sıkıcısı ile (eğer yoksa çay kaşığı ile), kalıpların içine biraz mousse sıkın.

İçlerine istediğiniz çeşit bir meyvenin parçalarını da ekledikten sonra, kapatmak için kek parçalarından faydalanın. Keki katmanlara ayırın ve tam muffin kalıplarının büyüklüğünde yuvarlaklar kesin. Mousse’un üzerini bu yuvarlaklarla örtün. (Geriye kalan kekleri elinizle ufalayıp, sonra yapacağınız bir muhallebinin arasına serpiştirmek için saklayabilirsiniz. Mutfakta hiçbir şeyi ziyan etmeyelim.)

Ardından kalıbı buzdolabına alıp, en az bir gece bekletin ki mousse iyice donsun. Afiyet olsun.

Bu tarif için Use Real Butter‘a çok teşekkürler.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

Takip ettiğim sitelerde, arpa şehriyesi veya pirinç şeklindeki makarnayı çok kullandıklarını görüyorum. Bu da çok hoşuma gitti benim. Haşlanmış arpa şehriyesine, ıspanak ve beyaz peynirin çok yakışacağını ve diyet yaparken makarna istediğimizde bir tabak yiyebileceğimizi düşünüyorum.

Daha önce de sebzeli bir arpa şehriye salatası tarifi vermiştik.

Kaynak: Ezra Pound Cake – Orzo with Spinach and Feta

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
17.Nisan.2009

Belki bir kalıp içine dökeceğiniz jölenin dibine biraz da nar tanesi serpebilirsiniz. Bakın ne güzel durmuş. Görüntüsüyle çocuklara da hitap edebilir. Hayırlarsınız, daha önce çocuklara da çok hitap edebilecek küp jöleler ve ufak meyveli jöleler yapmıştık.

Kaynak: Sea Salt with Food – Pomegranate Agar-Agar

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
16.Nisan.2009

Veganlık (veganizm) her türlü hayvansal ürünün dışlandığı bir beslenme ve hayat tarzıdır. Vegan kelimesi, 1944 yılında Elsie Shrigley ve Donald Watson tarafından vejetaryen (vegetarian) kelimesinden türetilmiştir. Veganizm, et ve süt ürünleri ile birlikte hayvan kaynaklı yumurta, bal, deri, süet, yün ve ipek gibi ürünleri de reddeder. Veganlığın temelinde çevreyi koruma, sağlıklı beslenme, dini inanışlar gibi çeşitli sebepler olsa da; en büyük neden hayvan haklarına saygıdır. Günümüzdeki çiftliklerde hayvanların çok kötü şartlarda yetişmekte, eziyet görmekte ve bazıları çok cani yöntemlerle öldürülmekte olduğunu savunurlar. Vegan beslenme dikkat edilmezse kalsiyum, protein, B12 vitamini ve D vitamini gibi bazı eksikliklere yol açabilir. Ancak iyi dengelenmiş bir vegan diyeti son derece sağlıklı olduğunu söylüyorlar. Hatta bu tip vegan diyetin, çocuklar için bile uygun olduğu ortaya konmuş (Şahsen bu konuda şüphelerim var).

Veganlığın bir yaygın çeşidi de, çiğ veganlık (raw veganism) olarak bilinir. Çiğ veganlıkta hayvansal ürünlerle beraber yüksek ısıda pişmiş her türlü yiyecek reddedilir.

Peki veganlar ne yiyorlar? İnek sütü yerine soya sütü, peynir yerine tofu veya soya sütü ile yapılmış peynir, yumurta yerine nişastalı ve patates/kabak püreli karışımlar, yoğurt yerine de vegan maya ve soya sütü ile yapılan vegan yoğurdu yiyorlar. Vegan ürünlerin tadını diğerlerinden ayırmak çok zor, ayrıca çok lezzetliler. Yurtdışında veganlar için çok çeşitli ürün bulmak kolay; vegan burgerler, pizzalar, dondurmalar, kurabiyeler ve pastalar herhangi bir markette bulunabiliyor. Ancak veganlık Türkiye’de pek yaygın olmadığından, organik ürün satan marketler dışında bu ürünleri bulmak kolay değil.

Vegan beslenme piramidine göre herşeyin temeli su… Günde en az 8-10 bardak su tüketilmeli. 3-5 porsiyon sebze ve 2-4 porsiyon meyve bolca yenebilir. Tahıllar da 6-11 porsiyon kısıtlamadan yenmeli. Et, süt, peynir vb. yerine tüketilen besinlerin 2-3 porsiyon ve orta miktarda, aynı şekilde baklagillerin de orta miktarda, 2-3 porsiyon yenmesi öneriliyor. Diğer beslenmelerdeki gibi, yağlar, tatlılar ve yemişler çok az miktarda olmak koşuluyla arada bir öneriliyor.

VegCooking sitesinde çok güzel vegan tarifler/bilgiler bulabilirsiniz. Nükhet Everi de pratik vegan tariflere yer veriyor.

Birçok ünlü vegan tarzı yaşamı benimsemiş, bunlardan bazıları Pamela Anderson, Joaquin Phoenix, Daryl Hannah, Alanis Morissette, Bryan Adams, Sinead O’Connor, Carrie Anne Moss, Natalie Portman ve Tobey Maguire. Türklerden vegan olduğunu düşündüğüm bir tek Sertap Erener var.

Veganarşistler ( veganarchist- anarşist veganlar), hem çevre, hem sağlık, hem de eziyet gören hayvanlar için herkesin vegan olması gerektiğini söylüyorlar. Bir haftalığına vegan beslenme tarzını denemeyi düşündüm (En azından kıymasız da olsa imambayıldı yiyebilirim:)). Türkiye’de bunu yapmak çok zor olmalı. Bizim için bir nevi detoks etkisi yaratacaktır. Ama düşünürsek, veganların tüm hayatı detoks diyetinde geçiyor; protein alımlarına dikkat ediyorlarsa teorik olarak oldukça sağlıklı olmalılar. Siz ne dersiniz?

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
15.Nisan.2009

Dünyada 1 yılda yaklaşık 10.000.000.000.000 (10.000 trilyon) yumurta yeniyormuş. Kişi başı ortalama 200 yumurta düşüyor. Peki yumurtayı buzdolabına ne zaman koyduğunuzu unuttuğunuzda, tazeliğinden emin olmadığınızda, ne yapabilirsiniz?

1 günlük yumurta:

1 günlük yumurta kırıldığında sarısının şekli yuvarlak ve düzgündür. Çevresinde saydam renkli yumurta beyazından bir halka ve onun da çevresinde yumurta beyazından daha ince bir halka olacaktır. Suya konulduğunda, yumrta yüzmez; dibe batar.

1 haftalık yumurta:

Yumurtanın sarısı yine düzgündür. Çevresindeki saydam yumurta beyazı biraz daha yayıır, ama hala yuvarlak şekildedir. İçindeki hava boşluğu büyüdüğünden, suyun içine konduğunda; yumurtanın daha şişman ucu yukarı doğru kalkar.

2-3 haftalık yumurta:

Yumurtanın sarısı yuvarlak şeklini kaybedip, hafifçe düzleşmeye başlar. Çevresindeki beyaz kısmı sulanır ve kırıldığında yayılır. Böyle bir yumurtanın yenmeden önce çok iyi pişirilmesi gerekir (“Sarısı veya beyazı biraz sulu kalsın, ekmek banarız.” denmemelidir:). Suya konulduğunda ise daha şişman olan ucu suyun yüzeyine doğru kalkar.

Kaynak: Caper Berry – Egg freshness guide

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark

The Journal of Strength and Conditioning Research‘ün yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre; çekilen mekiklerin hızı obliklerde biriken yağları eritmekte belirleyiciymiş. Peki ya oblik nedir? Kabaca karnımızda bulunan kas çeşitlerinden biri.

İspanya’dan Miguel Harnendez Üniversitesi’nden Dr. Vera Garcia hızlı ve tempolu hareketin, çalıştırmakta zorlandığımız kaslar üzerinde daha etkili olduğunu açıklamış. Tenis ve yüzme, işte bu sebeple oblikler arası biriken yağları itina ile hırpalıyor ve yağların vücudu terketmesini sağlıyormuş.

Demek hedefimiz hızlı mekik çekmek olmalı. Bunun için ilk adım ise mekik çekmeye başlamak :)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
13.Nisan.2009

Yapacağımız kuru pastaya Palmiers ve şeklinden dolayı Elephant Ears (Fil Kulakları) isimleri de veriliyor. Son derece kolay ve az malzeme gerektiren bir tarif. Kremalı milföy tatlısından sonra, şekerin milföy hamuruna çok yakıştığını da biliyoruz zaten. Burada sade bir tarif verilmiş, ama siz tarçın rulolarında olduğu gibi, hamurun üzerine tarçınlı bir harç hazırlayabilirsiniz. Hatta benim gibi zeytinsever biriyseniz, milföylerin arasına zeytin ezmesi sürüp, tuzlu bir kuru pasta hazırlayabilirsiniz.

Ben milföy önererek işin kolayına kaçtım; ama daha sert, kurabiye gibi kuru pastalar isterseniz; kendi kurabiye hamurunuzu kullanın. Milföyle yapılanlar çok daha yumuşak olacaktır.

Malzemeler:

- 4 adet milföy hamuru
- 1 su bardağı toz şeker

Milföy hamurları iyice yumuşadığında, yanyana dizin. Bir merdane yardımıyla, şekildeki gibi birbirlerine yapışmalarını sağlayın. Üzerlerine bolca toz şeker serpin ve merdane ile üzerinden geçin. Toz şekerin tam bir ölçüsü yok aslında, ama bol bol serpmeniz gerekiyor; çünkü kuru pastaya tek tat veren şey toz şeker.

Eğer milföy hamurlarının arasında boşluklar oluşursa, elinizle birleştirebilirsiniz.

Ardından, hamurun her iki ucundan başlayarak, eşit bir şekilde sıkı sıkı sararak ortaya kadar gelin.  Bir folyoya sararak veya kapalı bir kap içinde buzdolabında 1 saat kadar bekletin.

Rulo halindeki hamuru buzdolabından çıkartın. Yağlı kağıt serdiğiniz veya yağladığınız bir tepsiye, ince ince dilimleyerek dizin. Önceden ısıtılmış 200 derece frında, 10-15 dakika kadar (renkleri hafif kızarıncaya dek) pişirin.

Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan kuru pastalarda toplam 1500 kkal bulunuyor. 100 gr toz şekerde yaklaşık 400 kkal bulunmakta ve 1 su bardağı tozşeker yaklaşık 185 gram gelmekte. 1 adet hazır milföy hamuru ise 50 gr gelmekte ve yaklaşık 190 kkal. 20 tane kuru pasta çıktığı düşünülürse,

1 adet kolay kuru pastanın kalori değeri: 75 kkal

Kaynak: Joy the Baker – How to make palmiers?

Related Posts with Thumbnails
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark