web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif ve yaratıcı yemek tarifleri     

November, 2008 içinde kaydedilmiş postları görüyorsunuz.

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Arşiv

November, 2008 içinde neler yazmışız?

29.November.2008

Haftasonu Caffe Nero’da yedim ilk granolamı. İçindeki yoğun tereyağ tadı, çeşit çeşit kuruyemişle birleştiğinde çok hoş geldi. Ama ne kadar sevsem de, çok az miktarda yenebilecek birşey; çünkü oldukça ağır. Nasıl yapıldığına baktığımda ise, aşağıdaki tarifle karşılaştım. Tereyağ içermiyor ve benim yediğimden daha sağlıklı.

Malzemeler:

- 2.5 su bardağı yulaf ezmesi
- Yarım su bardağı hindistan cevizi rendes
- Yarım su bardağı kabak çekirdeği
- Çeyrek su bardağı çekilmiş keten tohumu
- Çeyrek su bardağı susam
- 1 su bardağı badem veya fındık
- 1 çay kaşığı tuz
- 1 çay kaşığı tarçın
- 1 çay kaşığı vanilya
- Çeyrek su bardağı bal
- Çeyrek su bardağı fıstık ezmesi
- Çeyrek su bardağı esmer şeker
- 1 su bardağı kuru meyve (her türlüsü olabilir)

Fırını 160 dereceye ısıtın. Bir tepsiyi yağlı kağıt ile kaplayın. Yulafı, hindistan cevizi, badem/fındık ve çekirdeklerle karıştırın. Tepsiye serip 15 dakika kızartın.  Bu arada ufak bir tencerede bal, fıstık ezmesi, esmer şeker, vanilya ve tarçını ateşe koyup, şeker eriyene kadar orta ateşte pişirin. Bu işlemi yulaflar fırındayken yapmaya dikkat edin.

Yulaf karışımı kızarınca, geniş bir kaseye alın ve üzerine incecik rendelediğiniz kuru meyveler ve ballı karışımı ekleyin ve iyice karıştırın. Karışımı yağlı kağıt döşenmiş bir borcama dökün ve tahta bir kaşıkla  bastırarak, yüzeyini iyice düzleştirin. Bu karışımı fırında 30 dakika daha pişirin.  Çıkardıktan sonra soğuması için bırakın.

Soğuduktan sonra, yağlı kağıtla birlikte kesme tahtasına alın. Keskin geniş bir bıçakla, istediğiniz gibi dilimleyin.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan granolada toplam 4275 kkal kadar kalori bulunuyor. Bunu 12 porsiyon olarak düşünürsek,

1 parça granola bardaki kalori değeri: 356 kkal

Başka granola tarifleri bakarken, Yogurt Land‘in ve Pelin‘in granola tarifiyle karşılaştım.

Tarifin aslı: How I Decided to Create Granola Bars

28.November.2008

Resimdekiler gibi renkli toz şekerler elde etmek çok basitmiş. Boyamak istediğiniz miktarda toz şekerin üzerine 4-5 damla sıvı gıda boyası damlatıyorsunuz. Bildiğim kadarıyla organik gıda boyaları da bulmak mümkün. Zararsız olmadıkları açık, ama en azından bir nebze de olsa daha az kimyasal içeriyor olabilirler. Kullanım yeri olarak benim aklıma ilk gelen, beyaz kurabiyelerin üzerini kaplamak oldu.

Gıda boyası kullanarak hazırlanan birkaç tarif görmüştüm: Devletşah‘ın üç renkli makarna tarifi, Zuhal‘in renkli makarna salatası tarifi ve yine Devletşah‘ın ilkbahar keki tarifi.

Kaynak: How To Make Custom Coloured Suger?

27.November.2008

Daha önce pastaların veya sütlü tatlıların üzerini süslemek için kullanabileceğimiz kıvrılmış çikolataların yapımı ile ilgili bir post hazırlamıştım. Daha az uğraşı gerektiren ve sonuçlarını çok beğendiğim bir yöntem daha gördüm.

Size tek gereken istediğiniz çeşit kalınca bir çikolata tableti ve bir sebze soyacağı. (Ben kabak oyucu bıçakların da kullanılabileceğini düşünüyorum.)

Çikolatanız ne kadar sert ise, rendelemeniz o kadar kolay olur, bizden söylemesi. Bu şekilde rendelediğiniz çikolataları geçenlerde tarifini verdiğim tarçınlı sıcak çikolatanın üzerine de serpebilirsiniz.

..

Kaynak: Dark Chocolate Shavings - How To

27.November.2008

Moira’nın blogunu bana bıraktığı yorum sayesinde gördüm. Veeee bu gördüğüm milföylerin tam bize göre olduğuna karar verdim. Şunların güzelliğine bakar mısınız? Portekizce bilmediğimden, daha fazla ayrıntı yazamayacağım:)

26.November.2008

Şu resmi göstermeden geçemedim. Havuçları rendelerken mutlaka elimi veya tırnağımı yaraladığım için, son 1 aydır bu salatadaki gibi rendeliyorum. Yani keskin bir sebze soyucusuyla. Çok kolay, hatta zevkli oluyor. Yemesi kolay olmayabilir ama renkler ve dirilik açısından bu salata ne kadar güzel duruyor değil mi?

Kaynak: A Different Kind of Salad

Çok malzeme içermeyen, yapımı pratik, sunumu güzel ve az bulaşık çıkaran lezzetli tarifler her zaman favorilerimdir. Bu tarif de, bu kriterlere hemen hemen uyuyor…

Malzemeler:

- 1 yemek kaşığı krema
- 1 çay kaşığı tuz
- Yarım çay kaşığı köri
- Yarım domates
- 1 çay kaşığı kekik
- 2 kabak
- 1 kuru soğan
- 1 avuç rendelenmiş peynir
- Karabiber, kırmızı biber
- 2 yemek kaşığı sıvı yağ

Fırını 200 derecede ısıtın. Kabakları iyice fırçalayın. Boylamasına ikiye bölün. İsterseniz sapını da kesebilirsiniz. Bir kaşık yardımıyla içini çıkarın. İçlerini dolduracağımız sandal şeklinde kabaklar elde etmelisiniz. İçlerini daha sonra kullanacağız.

Soğanları ve domateslerı ince ince doğrayın. Sadece yarım domates kullanmamızın sebebi, kabakları çok sulandırmak istemememiz.

Soğanları sıvı yağ gezdirdiğiniz bir tavada soteleyin. Tarifte sarımsak yok; ancak siz ekleyebilirsiniz. Soğanlara köriyi de ekleyin.

Soğanların içine, kekiği, tuzu, kremayı, karabiberi, ince ince doğradığınız domatesleri ve yine ince ince kıydığınız kabak içlerini ekleyin.

Dibini hafifçe yağladığınız bir borcama veya fırın tepsisine, sandal kabakları dizin. Her bir sandalın içini hazırladığınız harç ile doldurun. Fırına vermeden önce üzerine biraz rendelenmiş peynir serpin.

Önceden ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin. Pişmeye yakın, fırnınızın ızgara kısmını açıp, kabakların üstlerini biraz kızartabilirsiniz.

2 sandal kabağın kalori değeri: 251 kkal

Kaynak: Stuffed Zucchini

25.November.2008
Diyet yapmanın her ne kadar 80′ler ve 90′larda popülerlik kazandığını düşünsek de, aslında çok daha önce ortaya çıktı. 14. yüzyılda diyet kelimesi, “bazı yiyeceklerin yasak veya sınırlı olduğu yeme biçimi, rejim” anlamında kullanılıyordu. Eski Yunan’da ise, dini şartları yerine getirmek için oruç tutma veya bazı yiyeceklerden uzak durma anlamındaydı. Rejim sözcüğü, hapishanelerdeki “ekmek ve su rejimi”ni çağrıştırıyordu.

Tarih boyunca insanların beslenmeyle ilgili genel tasası, yeterli miktarda yiyecek bulmakla ilgiliydi. Fazla kilolu olmak, üst sınıflara ait bir özellikti. Kral William’ın kilo aldığında, eskisi gibi rahat ata binebilmek için kilo vermeye teşebbüs ettiği ve bu amaçla yemek yemek yerine şarap içme yoluna gittiği biliniyor. (Biliyorsunuz, günümüzde bunu yapanlara “drunkoreksik” deniyor ve azımsanmayacak sayıdalar.)

Şimdiki anlamıyla kilo vermek için yapılan diyet ise, 19. yüzyılda ortaya çıktı. Öncüleri olarak Sylvester Graham (1795-1851) ve William Banting (1797 - 1878) isimleri veriliyor. S. Graham, beyaz ekmeğin besleyici özelliğinin çok az olduğunu söyleyen ve Graham krakerleri adıyla bilinen ilk diyet yiyeceği de piyasaya çıkaran kişi. W. Banting ise, sağlıktan ziyade sadece kilo verme amacıyla diyet kavramının üzerinde duran ilk kişi. 1863′te kaleme aldığı metinde şu tavsiyelere yer veriyor:

- Her gün, protein, yeşillikler, meyve ve şaraptan oluşan dört öğün ye.
- Şeker ve nişastadan uzak dur.
- Süt, yağ ve et serbest.

Bu diyet biçiminin Atkins diyetinin yaratıcısı olduğuna inanlar var. Banting, bu ilk popüler diyet yöntemiyle oldukça başarılı olmuş.

Kalori Sayma

Diyet tarihinin bir diğer kilometre taşı ise, 20. yüzyılda ortaya çıkan kalori sayma yöntemi. Bunu ortaya atan ise, Kaliforniya’lı doktor Lulu Hunt Peters. Banting gibi, Peters da diyetini kilo verme amacıyla oluşturmuş. Evli hanımların ilgisini çekeceğini düşündüğü kitabında, besinlerin 100′er gramlarında bulunan kalori değerlerini vermiş. Günlük tüketilen besinlerin %60-65′inin karbonhidratlardan seçilmesi gerektiğini söyleyip, ideal kiloyu hesaplama formülü vermiş.

Görüldüğü gibi, her gün farklı farklı diyet biçimleri ortaya atılsa da, sağlık kurumlarınca önerilen beslenme önerileri, 18. yüzyıldan itibaren çok da farklılaşmamiş.

Bicerin, Torino’ya ait geleneksel bir sıcak içecek. Ana malzemeleri espresso, çikolata ve süt.  Bu malzemeleri bardakta üç ayrı katman şeklinde ikram ediyorlar. Bicerin kelimesi Piyemote dilinde “küçük bardak” anlamına geliyor. 18. yüzyıldan beri bilinen bu içeceği Alexandre Dumas çok severek içer ve herkese tavsiye edermiş.

Torino’da Piazza della Concolata’daki Caffè Al Bicerin 18. yüzyıldan beri bu içeceği sunmakta. Ben derim ki, Torino’ya gidenler, mutlaka burada bir soluklansınlar; izlenimlerini de burada bizimle paylaşsınlar.

24.November.2008

Pişirme süresi gözümü korkutsa da, harika bir atıştırmalık olabileceğini düşünüyorum… Granny Smith elmalar bu cipsleri hazırlamak için çok uygunlar. Elmalar için size gereken ise, kağıt kalınlığında dilimler yapmanızı sağlayacak tipte bir rende; çünkü elmalarınız ne kadar ince dilimlenirse, o kadar cipse benzeyecektir.

Malzemeler:

- 1 su bardağı toz şeker (yaklaşık 200 gram)
- 1 su bardağından 2 parmak az su
- 2 elma (tercihen yeşil Granny Smith)

Elmaları ister kabukları ile birlikte, isterseniz kabuklarını soyarak dilimleyebilirsiniz. Ancak kabuklu dilimlerin, fırında biraz kıvrılma ihtimalleri olabilir. Küçük bir tencerede suyu ve şekeri şerbet kıvamına gelinceye kadar kaynatın. Elmaların ortasındaki çekirdekli kısmı, çekirdek çıkarmaya yarayan bıçak yardımıya çıkartın.

Rende yardımıyla mümkün olduğunca ince dilimler hazırlayın. Elma dilimlerini kaynar şurubun içine atın ve 2 dakika boyunca kaynatın. Tencereyi ateşten alın ve elmaları en az 30 dakika (şurup soğuyuncaya kadar) şurubun içinde bırakın. Fırını 80 derecede ısıtın. Bir fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Elma dilimlerini şurubun içinde yavaşça çıkarıp, tepsiye dizin. Dilimler kızarıncaya kadar 80 derece fırında pişirin. (Yaklaşık 2 saat sürebilir.)

2 elmayı toplam 4 kase olarak paylaştıracağınızı düşünürsek,

1 kase elma cipsinin kalori değeri: 238 kkal

Kaynak: Crispy Apple Chips


24.November.2008

İlk kızartma tarifimi de yazayım artık. Soğan kızartması (onion rings) benim için patates kızartmasından da önce gelir. Benim gibi düşünenler, bu tarife bayılacaklar.

Malzemeler:

- 1 büyük kuru soğan
- 2 su bardağı ayran
- 2 su bardağı un
- 1 çorba kaşığından biraz az tuz
- Karabiber
- Yarım çay kaşığı kırmızı biber
- Kızartmak için yağ

Soğanı çok ince şekilde doğrayın. Dilimleri birbirinden ayırarak, bir borcama koyun.

Üzerine tüm soğan dilimlerini ıslatacak şekilde ayranı ekleyin ve en az 1 saat dinlenmeye bırakın.

Un, tuz ve diğer baharatları karıştırın. Soğan dilimlerini ayrandan çıkartıp, unlu karışıma bulayın.

İyice kızdırdığınız yağda, kızartın. Fazla yağını almak için mutfak havlusunun üzerine koyabilirsiniz.

Tarifin aslı: Onion Strings

22.November.2008

Cheesecake tarifi için Sevgi’ye teşekkürler… Garantili bir cheesecake (peykek) tarifi istiyordum; Sevgi de sık sık yediği ve çok beğendiği bu tarifi bizlerle paylaşmıştı.

Malzemeler:

- 1 paket Eti Burçak
- 100 gr margarin / tereyağ
- 3 paket labne peyniri
- 6 yumurta
- 400 gr krema
- 1 su bardağı şeker

Burçaklar un haline gelene kadar rondoda karıştırın. Bisküvilerin üzerine eritip sıvı hale getirdiğiniz margarini ekleyin. Kenarları açılabilen kek kalıplarına veya bir borcama iyice bastırarak, yayın. Bu, cheesecake’inizin tabanını oluşturacak. Kek kalıbını yarım saatliğine buzdolabına koyun. Labne, krema, yumurtalar ve şekeri bir kapta pürüzsüz bir hale gelinceye dek mikser ile çırpın. Bu karışımı buzdolabındaki tabanın üzerine ekleyin ve önceden ısıtılmış 180 derece fırına verin. İlk 15 dakika 180 derecede pişsin, ardından fırın ısısını 150-160 dereceye indirin ve yaklaşık 45 dakika daha pişirin. Fırından çıktığında kekin üzerinde hafif bir çatlak olabilir, normaldir.  Soğuyuncaya kadar oda sıcaklığında bekletip, ardından buzdolabına koyun. O güzel kıvamını bulması için yaklaşık 4 saat dolapta kalması gerekiyor. Üzerini istediğiniz şekilde lezzetlendirebilirsiniz.

Orman meyveli bir sos yapmak isterseniz:

İstediğiniz meyveleri (çilek, böğürtlen, ahududu, yaban mersini…) ufak bir tencereye koyun. İçine bir yemek kaşığı tereyağ ilave ederek kendi suyu ile pişirin. Bu esnada içine bir çubuk tarçın da ekleyebilirsiniz. Eğer sosunuzu şekerli isterseniz, yarım su bardağı kadar şeker de ilave edebilirsiniz. Ama size tavsiyem sostaki şeker oranını çok abartmamanız. Cheesecake aşırı tatlı olarak yenmesi gereken bir tatlı değil. Sos pişip, iyice koyulaşınca, ocaktan alın ve bir süre ılınmasını bekleyin. Eğer sosu cheesecake’in üzerine sıcakken dökerseniz, kek bozulur. Sosu ekledikten sonra 1 saat daha buzdolabında bekletip, servis yapabilirsiniz.

Parma deyince futbol takımından sonra ilk akla gelen Parmesan peynirdir. Bu yaz Parma seyahatim sırasında, bu peyniri yerinde yeme şansına eriştim. Kocaman tekerlekler, yanında ceviz ve şarap eşliğinde ikram ediliyordu. Hatta tekerleğin üzerindeki bıçakla siz istediğiniz kadar peyniri kendiniz kesiyordunuz. Bahsettiğim peyniri de sizin için fotoğrafladım. Peki nasıl yapılıyor bu peynir?

Çiftçiler işe sabah saat 7′de, sütü geniş dikdörtgen çelik teknelerde kaynatıp pastörize etmekle başlıyorlar. Ardından bu süt, bakır teknelere aktarılıyor.  Her tekneden iki tekerlek peynir yapılıyor. Süt kesilinceye kadar bu teknede bekletiliyor. Kesilen süt toplanıyor, süzülüyor ve her parça bir tekerlek parmesan peynirini oluşturacak şekilde ikiye ayrılıyor. Peynirin tuzu ise daha sonra bekletileceği tuz teknelerinden geliyor.

Aşağıda, çiftçilerin sütü kaynattıktan sonra, kesilen kısımları toplamasını görüyorsunuz:

Ardından peynir, tuzlu kısmıyla karıştırılacağı plastik kalıplara yerleştiriliyor. Oradan çıkarılıp metal bir kalıba konuyor ve bu kalıpta özel olarak şekillendirilip, damgalar basılıyor. Bu şekiller ve damgalar  Parma Konsorsiyumu tarafından özenle belirlenip, periyodik olarak güncelleniyo; çünkü bu damgalar çalınıp, kopyalanabiliyor. Oysa Parma Konsorsiyumu peynirlerinin üretimini kontrol altında tutmak istiyor.

Uzun işlemlerden sonra Parmesan peyniri hazırlanmış oluyor.

21.November.2008

Taylandlılar, yumurta büyüklüğünde sarı patlıcanlar üretmişler. Bizim klasik mor patlıcanların kullanıldığı her yerde kullanılabilirmiş. Tadının da aynı olduğu söyleniyor. Maçka’dan Teşvikiye’ye doğru çıkarken organik peynirler satan Rani adlı dükkanda gördüm bu sarı patlıcanları.




Canınız patates kızartması istediğinde, hem kolay hem az kalorili bir şekilde yapabileceksiniz. Fırında patates kızartmasının ardından, bu da tavada patates kızartması.

Malzemeler:
- 3 patates
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- Tuz, karabiber, kırmızı biber, kekik, biberiye, …

Büyük boy bir tavanın içine yağlı kağıt serin. Yağlı kağıdın üzerini biraz yağlayın ki, patatesler yapışmasın. Kabuklarını soyup, yıkadığınız patatesleri, resimdeki gibi dilimleyin. Yanyana tavaya dizin. Üzerine kalan zeytinyağını gezdirip, kalan baharatları ekin. Tavanın kapağı kapalı olarak, her yüzünü yaklaşık 20 dakika pişirin.

Yukarıdaki malzemelerle yapılmış patatesleri 3 porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon tavada patates kızartmasının kalori değeri: 262 kkal

Nereden veya kimden öğrendiğimi bilemiyorum, ama bir dönem fırından aldığım ekmek hamuru ile pizza yapardım. Tabii incecik olmazdı, ama lezzeti yerinde olurdu. Ona benzeyen bu tarif de çok hoşuma gitti. Ben sucuk-sosis ağırlıklı bir pizza hazırlardım hep; ama bence peynir ve domatesten oluşan daha sade pizzalar daha hafif ve güzeller.

Malzemeler:

- 1 ekmek hamuru
- 2-3 çorba kaşığı pesto sosu (Hazır satılanlardan alabilir veya zeytinyağı, fesleğen, dolmalık fıstığı blenderdan geçirerek hazırlayabilirsiniz.) veya taze fesleğen yaprakları
- Pizzanın üzerini kaplayacak kadar mozzarella peyniri (150-200 gr)
- 2 orta boy domates
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı

Yağladığınız bir tepsiye veya borcama ekmek hamurunu yayın. Ekmek hamuru oldukça yumuşak ve yapışkan bir hamurdur. Yaymak biraz zor olabilir, ama yılmayın:) Üzerine incecik bir tabaka halinde pesto sosunu sürün. Eğer pesto susu kullanmıyorsanız, hamurun üzerine biraz zeytinyağı gezdirip taze fesleğen yaprakları dizebilirsiniz.

Sosun üzerine biraz tuz serpin. Ardından dilimlediğiniz mozzarella peynirlerini döşeyin. Kaşar peyniri de kullanabilirsiniz; ancak o zaman sıradan bir pizza elde etmiş olursunuz. Bence mozzarella peynirinde ısrarcı olun.

Peynirlerin üzerine incecik dilimler haline getirdiğiniz domatesleri yayın. Ardından üzerine yine ince peynir dilimlerini yayın. İstediğiniz bir kata da taze fesleğen dilimlerini döşeyin. 170 derece fırında 30 dakika kadar pişirin. Fırından çıkardıktan sonra, üzerine çok az miktarda sızma zeytinyağı gezdirebilirsiniz.

Pizzamızı 6 porsiyon olarak düşünürsek,

1 dilim fesleğenli domatesli pizzanın kalori değeri: 313 kkal

Tarifin aslı: Tomato-Basil Pizza, Two Ways

Soğuk kış günleri için tarçınseverlere müthiş bir seçenek…

Malzemeler: (2 kişilik)

- 1 su bardağı süt
- 1 büyükçe kabuk tarçın
- 2 çay kaşığı kakao
- 2 çay kaşığı tarçın
- 1 çay kaşığı bal
- 1 çay kaşığı (20 gram) ince doğranmış bitter çikolata
- 1 çay kaşığı vanilya

Küçük bir tencerede, sütü ısıtın. İçine tarçın çubuğunu, kakaoyu ve toz tarçını ekleyin. Sürekli karıştırın. Kaynama noktasına gelince ateşi birden en alt seviyeye getirin. 3 dakika daha bu şekilde karıştırmaya devam edin. Ardından bitter çikolatayı, balı ve vanilyayı da ekleyip, karıştırmaya devam edin. Tüm malzemeler pürüzsüz şekilde karışınca, servis için kupalara boşaltabilirsiniz.

Bitter çikolatanın 100 gramında 544 kkal, tarçının 100 gramında ise 260 kkal bulunmakta.

1 bardak tarçınlı sıcak çikolatanın kalori değeri: 174 kkal

Devletşah da baharatlı bir sıcak çikolata tarifi vermiş. Baharat olarak tarçın, zencefil ve kırmızı biber kullanıyor. İlginizi çekebilir…