This entry was posted on Çarşamba, Ağustos 6th, 2008 at 9:32 am and is filed under Dünya Mutfağı, Gezi Notları, Hafif bilgiler.
Belçika’da yenilebilecekler listemize atıştırmalıklardan başlayalım. İlk akla gelenler kuşkusuz patates kızartması, bira, waffle ve çikolata. Ama ben buna ayrıca dondurmayı da katmak istiyorum.
Patates kızartması… Frites denilen patates kızartmaları, sanılanın aksine Fransızlar’a ait değil, Belçikalılar’a ait bir lezzetmiş. Belçikalılar’a göre, Amerikan ve Fransız askerleri 1. Dünya Savaşı’nda Belçika’ya geldiklerinde, patates kızartmasını görmüşler ve French fries adıyla ülkelerine götürmüşler; çünkü o dönemde resmi dil Fransızcaymış. Avrupa’da en çok bira tüketilen yer de olduğundan, hemen gözünüzün önüne bira ve patates kızartması yiyebileceğiniz barları getirmeyin. Belçika’daki restoranlarda patates kızarması genellikle bir yan yemek (side dish) olarak sunuluyor; yani ya yediğiniz midyelerin, ya da et çeşitlerinin yanında. Yani sokakta masaları bulunan bir bara oturup, biranızın yanında sadece patates ısmarlayamıyorsunuz. Bunu yapabileceğiniz yer fast food dükkanları. Diğer bir seçeneğiniz ise, külahta 2.40 euro civarına satılan patates kızartmalarını yürürken yemek. Bu külahlar gerçekten oldukça büyük ve doyurucu oluyor. Eğer bitirebilirseniz, yanında birşey yemenize de gerek olmayabilir. Kızartılacak patatesler elde kesiliyorlar ve hafif kalınlar. Özelliklerini ise iki kere kızartılmalarından alıyorlarmış. Patates kızartmasına çok da düşkünlüğü olmayan biri olarak, bunları gerçekten lezzetli buldum. Bir de, her daim taze kızartılmış, dumanı üzerinde getirdikleri için, çok daha iştah açıcı oluyorlar.
Bira… Delirium Cafe, 2500 çeşit birası ve her an en az 200 çeşidi sunulabilecek durumda olmasıyla ünlü. Bu kadar çeşit Belçika birası olsa da, genellikle sunulan 5-6 tip biraydı. Vişne aromalı olan kriek ve açık renkli blanche benim favorilerimdi. Eğer bir anda birden fazla tatmak istiyorsanız, 5 tane ufak bardaktan oluşan ve toplam 500 ml gelen deneme tepsisinden de alabilirsiniz. Resimde gördüğünüz tepsinin fiyatı 7.90 euro idi.
Çikolata… Belçika denince, elbette akla çikolataları geliyor. Brüksel’de, her köşede çikolatacılar vardı. Tanıdıklarımız arasındakiler, Neuhaus, Leonidas ve bilmediğimiz birçok butik. Guylian ve Cote d’Or da yine sıklıkla rastladığımız çikolata markalarıydı.
Bazı butiklerde istediğiniz çikolatalardan almak ve kilo hesabıyla ödemek mümkün, aynı şeker dükkanlarında olduğu gibi. Çikolataların büyük bir çoğunluğunu, değişik içki aromaları içerenler oluşturuyordu. Örneğin Baileys’li, Cointreau’lu, vs. Bir de pralinli olanlardan, yani içerisinde daha yumuşak kremamsı bir içeriği olanlar, çok vardı. Neuhaus’un vitrinlerini calisson dedikleri rengarenk badem ezmeleri kaplıyordu. Tadına bakmadığım için calisson‘larla ilgili yorum yapamayacağım. Çikolatalarla ilgili şahsi görüşlerim şu şekilde: Bunu ciddi bir endüstri haline getirdikleri için, çok fazla marka var. Birçoğu aynı tip, lezzetleri de birbirinin neredeyse aynısı pralinli çikolatalar üretiyor. Bazı markalar ise (mesela Neuhaus), sadece çikolata ile sınırlı kalmayıp, görünümleri çok hoş, meyveli şekerler, badem ezmeleri veya frappucino tarzı içecekler de yapıyorlar. Örneğin Leonidas bir şişe taktığı 5 çileğin üzerine biraz çikolata gezdirip, şişin tanesini 3.5 euro gibi bir fiyata satıyor. Ama bunu öyle estetik, öyle ciddi bir iş yaparmış gibi bir seremoniyle yapıyorlar ki; insan vitrine bakıp hayran kalıyor. Ayrıca resim gibi pastalar yapan butikler de mevcut; aynı Türkiye’de olduğu gibi. Kanaatimce, pralinli çikolatalar bizim ağız tadımıza çok uymuyor. Biz Türkler olarak daha düz, daha hafif olan sütlü çikolataları tercih ettiğimiz için de, çikolata endüstrimiz o yönde çok gelişmiyor. Bu işi ciddi bir endüstri olarak görmediğimizden, çikolata kaplı çilek şişleri satmak gibi hayal gücü gerektirecek adımlar da atmıyoruz. Açıkçası ben, Belçika çikolatalarında bu kadar abartılacak bir özellik göremedim.
Ancaaaaaak… Gerçekten çok güzel bir dondurma yedim ve bunu anlatmadan geçemeyeceğim. Arkadaşlarımız 10 günlüğüne Yeni Zelanda’ya gitmişler ve orada yedikleri Avustralya dondurmasını (Australian Ice Cream) öve öve bitirememişlerdi. Hatta bu süre zarfında 2′şer kilo aldıklarını ama kesinlikle buna değdiğini de eklemişlerdi. Aklımda öyle bir yer etmiş ki, Brüksel’de Avustralya dondurmacısını görünce hemen denemek istedim. Gerçekten de, anlattıkları kadar vardı. İlkinde meyvelilerle başladık, ama çikolatasını tadınca bir daha başka birşey yiyemez olduk. Zaten ben dondurma keşfimden sonra, Belçika çikolatalarının yüzüne bakmaz oldum:)
Yine her köşede görebileceğiniz diğer bir atıştırmalık: Waffle (gaufre). Sonradan öğrendiğime göre bir çok çeşidi varmış; biz Brüksel waffle’ını görmüşüz. Bildiğimiz waffle ancak biraz daha kalın; dolayısıyla bizimkiler gibi ikiye katlanamıyor. Belçikalılar sade yiyorlardı. Üzerine krem şanti, biraz meyve ve çeşitli soslarla hazırlananlar daha çok turistlerin gözdesiydi. Bizim Avustralya dondurmacısı da yapıyordu. Ama ben waffle’dan hoşlanmayan biri olarak denemedim. Sizinle sadece resimleri paylaşabiliyorum. Yiyenlerin gözlerindeki ışıltılar ve çıkardıkları “hmmm, mmm” seslerine bakılacak olursa, bir kere denemekte fayda olabilir. Devletşah sitesinde waffle tariflerine yer vermiş.
Aslında bence yemeklere hiç geçmeden, sadece bu junk foodlarla da yaşanabilir; hatta hayat daha tatlı bile olur. Belçika’nın en ünlü yemeği midye-patates için, Moules / Frites postunu ziyaret edebilirsiniz.
Türkiye’de de açılan, Belçika çikolataları ile meyveli fondüler hazırlayan FunFondü by Bujene‘le ilgili yorumlarımı burada bulabilirsiniz.





6.Ağustos.2008 / 2:34 pm
Sevgili GIA, ozlemisiz postlarını.
Belcikalilar’in moule/frites yani midye/patates kizartmalari cok unludur. Butun cikolatalarindan da denedigine sevindim.
Calisson’lar hakkinda ben bir yorum yapayim o zaman;) Calisson aslinda Fransa’nin Provence bolgesine ait bir spesiyalite. Daha cok Aix en Provence’da yapilir ama Nice bolgesinde de vardir;) Bizim badem ezmelerine cok benzer ama fransa’dakiler rengarenk degil sadedirler.
Tekrar hosgeldin GIA.
6.Ağustos.2008 / 2:40 pm
Hoşbulduk momocum.
Moule/frites postumu da hazırlamıyorum sanmayın, o da yolda:) Önce atıştırmalıklardan başlayayım dedim.
Görünüşlerinden anlamıştım zaten bizim badem ezmelerine benzediklerini. Ama biraz renk katıp, güzel güzel dizmişler; hemen havaları değişmiş.
6.Ağustos.2008 / 5:05 pm
ben cok hizli atlamisim o zaman olaya:)
bekliyoruz diger ilginc postlarini. Ben de eve geri dondum, vejetaryen kofteyi deneyecegim bu hafta:)
sevgiler
6.Ağustos.2008 / 5:48 pm
Hosgeldiiin!!!
Belcika benim gibi patates kizartmasi ve bira ikilisine bayilan biri icin harika bir yer o zaman. Tabi tatli duskunlugum de yanina eklenince “bingo” oluyor:). Waffle resimlerine bayildim ve oldukca canim cekti…Uzun suredir waffle yapmayi ogrenmeyi dusunuyordum. Simdi bir waffle maker alma ve guzel bir tarif bulma zamanidir…(Boyle birseye neden oldugun icin de suclusun GIAcim:)).
6.Ağustos.2008 / 7:13 pm
hosgeldin GIA bu postu okumaya doyamadim:)
Bira, cikolata ve dondurma
6.Ağustos.2008 / 9:55 pm
Guzel tatlar bunlar, hayir demem, diyenin de alnini tokatlarim.
7.Ağustos.2008 / 12:14 pm
Valla Hülyacım, o zaman senin için doğru bir yer Brüksel. İnsan abur cuburlardan, normal yemeğe ne vakit ne istek bulabiliyor. Ben de bir araştırayım bakalım waffle’ları. Oradakilerin tariflerini de, bizimkilerin yaptıklarına da bir bakayım, fark var mıymış?
7.Ağustos.2008 / 7:49 pm
Of of of of bunu oku oku acik
8.Ağustos.2008 / 8:39 am
Peki GIA bunca güzel lezzet arasında kalamar da var mı:) deniz mahsüllerinden midyeden bahsetmişsin kalamarın da olabileceğini düşündüm…
8.Ağustos.2008 / 10:22 am
Kalamar da vardı tabii de, midye üzerine yoğunlaşmışlar. Benim aldığım midye tenceresi içinde de vardı, hem de oldukça fazla. Avrupalılar bizden daha fazla ve daha çeşitli deniz mahsülü tükettikleri için, her türlü çeşidi bulmak mümkün.
11.Nisan.2010 / 2:20 pm
Avustralya’dan merhabalar,
Turkiye’deki mado’nun guzel dondurmasini Avustralya’nin hicbir dondurmasina degismem. Burdakiler dondurma degil adi ustunde “ice cream” yani soguk krema.