web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif ve yaratıcı yemek tarifleri     

EkleBunu RSS Ekle Butonu

ARŞİV

Gazetede, Wimbledon tenis turnuvasında ortalama 24 ton çilek tüketildiğini okudum geçenlerde. (Her haberde farklı miktarlar var; ama çok fazla tüketildiği sonucunu çıkarabiliriz.) Merak ettim, bir araştırayım dedim; çok da birşey bulamadım. Ama Torino’lu adlı blogda, biraz bilgi vardı.

Üzerine krema dökülmüş çilek, Wimbledon’ın geleneksel aperatifiymiş. Bir kasesi 2 £, yani yaklaşık 4 $. Bir tabak spagetti bolognese ise 12.5 £ imiş (25 $).

2.Temmuz.2009

Her evde mutlaka garantili bir krep tarifi olmalıdır. Fransa’da yaşayan arkadaşım Melek’in ilkokulda öğretmeninden öğrendiği ve hala uyguladığı krep tarifi aşağıda. Geçen gün, ölçüleri azaltarak ben de denedim; kıvamı da lezzeti de gayet güzel oldu.

Malzemeler:

- 3 veya 4 yumurta
- 250 gram un
- Yarım litre süt
- 1 yemek kaşığı sıvı yağ
- Bir çimdik tuz

Önce yumurtaları çırpın. Ardından unu ekleyip karıştırmaya devam edin. Sonra sütü azar azar içine ekleyin ki, top top olmasın. Tuzu ve yağı en son ekeyip krep hamurunuzu oluşturun. Bu karışımı yarom saat-1 saat kadar buzdolabında bekletin. (2 güne kadar da bekletebilirsiniz.) Buzdolabından çıkardıktan sonra bir kez daha karıştırın. İçine azıcık sıvı yağ veya tereyağ eklediğiniz çok kızgın tavaya, krep hamurundan yarım kepçe kadar dökün. Çok ince bir tabaka oluşturabilmek için, tavayı oynatarak hamuru tavanın her tarafına yayın. 2-3 dakika sonra, arka tarafını da pişirin.

Hiç krep yapmadıysanız, tavada nasıl pişirebileceğinizle ilgili resimleri burada bulabilirsiniz.

Cold Stone bir dondurmacı, ama ne dondurmacı. Çeşit çeşit dondurmaları ve süslemek için kullandıkları besin maddeleri var. Mesela ceviz, fıstık, çilek, muz, Snickers parçaları, fıstık ezmesi, çikolatalı-karamelli-çilekli soslar, çeşit çeşit çikolata parçaları, kurabiyeler, vs. Neyse çok uzatmayayım: İstediğiniz tip dondurmadan koca bir parça alıyorlar ve tezgahın üzerine koyuyorlar. Dondurmanın kıvamı koyu, bizim Maraş dondurması gibi, kendini hemen bırakan cinsten değil. Ellerindeki iki kaşık yardımıyla, dondurmayı biraz düzleştiriyorlar. Üzerine istediğiniz şeylerden ekliyorlar. Mesela yarım muz, biraz ceviz, çikolata sosu, biraz kurabiye parçası… Ardından o kaşıklar sayesinde, dondurmayı tezgahın üzerinde malzemelerle karıştırıyorlar. Ardından ya kaba, ya külaha, ya kase şekli verilmiş külahlara, ya da çikolataya batırılmış külah çeşitlerine koyuyorlar. Böyle birşey olamaz, o kadar söylüyorum:)

Özellikle içine beyaz çikolata, muz ve çilek parçaları konmuş (strawberry banana rendezvous) olan;  browni ve çikolata soslu meşhur chocolate devotion ve fıstık ezmesi, Reese parçaları ve çikolata sosu eklenmiş çeşidi (peanut butter cup perfection) inanılmaz güzel… Kendi karışımınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz, ama onların bizler için hazırladığı karışımlara buradan bakabilirsiniz.

1.Temmuz.2009

Bu ay üstüste seyahatlerim oldu. (Resimdeki gibi bir yere gidemedim maalesef.) New York, Paris, birkaç kez Ankara… Genelde kültür gezileri oldu: Bol yürümeli, koşturmacalı, oldukça yorucu ama güzel… Her ne kadar seyahatlerde yanımda yeterli donanım olsa da, internet erişimi oldukça sorun oldu. Bu arada Hafif Tarif de sekteye uğradı tabii. Önümüzdeki hafta da, yurt içinde bir deniz tatili yapma planım var, yine ara vereceğim. 13 Temmuz itibariyle sürprizlerle aranızda olacağım; düzenli okuyucularımdan bir süre izin istiyorum:)

Görüşmek üzere…

Not: New York’la ilgili seyahat notlarımı kardeş blog Kırmızı Baykuş‘ta bulabilirsiniz. Parça parça ekliyorum…

Körinin, Hindistan’da ortaya çıkmış bir baharat çeşidi olduğunu düşünüyordum. Ama son okuduğuma göre, köri (curry), Hindistan’da sadece “sos” anlamına geliyomuş. Yani soslu her yemeğe körili diyorlar. İlginç! Öyle ya da böyle, köriyi çok seviyorum; hele tavukla.

Aşağıda tarifini vereceğimiz köfte, hem sebze açısından hem de Omega 3 açısından (keten tohumu) oldukça zengin. Adeta köfte değil, şifa:)

Malzemeler:

- 450-500 gram haşlanmış nohut
- 4 yumurta
- 1 orta boy elma
- 1 rendelenmiş havuç
- Yarım yemek kaşığı köri

- Yarım yemek kaşığı tuz
- 1 avuç taze kişniş (veya çeyrek yemek kaşığı toz kişniş)

- 1 ince ince doğranmış kuru soğan
- Yarım çay kaşığı zencefil (Taze veya kuru olabilir.)
- Yarım su bardağı ufalanmış ekmek (3 dilim kadar)
- Yarım su bardağı öğütülmüş keten tohumu
- 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

Havuçları incecik rendeleyin. Mutfak robotuna, havuçları, nohutları, yumurtaları, tuzu ve köriyi ekleyin. Püre gibi oluncaya kadar karıştırın. İçine elma ve kişnişi de ekleyip, biraz daha karıştırın. Soğan ve zencefili, ardından da ufalanmış ekmekleri ekleyin. Biraz bekleyin, ekmekler iyice köftenin içeriğiyle birleşip, nemlensinler.

Hazırladığınız köfte hamurundan, burger yapabilecek büyüklükte parçaları yağlı kağıda dizip, buzlukta bekletebilirsiniz. Yapmak istediğiniz zaman, sayıyla indirebilirsiniz. Böyle bir sebze köftesi, buzlukta beklettiğiniz hazır yemeklerden biri olabilir. Biraz sıvıyağ gezdirdiğiniz tavada, her yüzünü birkaç dakika pişirmek suretiyle, burgerler hazırlayabilirsiniz.

Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan köftelerden yaklaşık 15-18 tane ufak burger köftesi çıkıyor.

1 adet körili nohut köftesindeki kalori değeri, yaklaşık: 156 kkal

Kaynak: Buff Chickpea - Curried Chickpea Burgers

22.Haziran.2009

Efser bu tarifi La Cucina Italiana dergisinden almış. Birkaç ölçüyü değiştirmiş ve tam tutan ölçüleri bulmuş. (Tam tutan ölçüler parantez içinde yazılanlar.) Eskiden şimdiki gibi sanat eseri pastalar çok nadirdi, çeşitler daha sınırlıydı. Biz sık sık Alman pastası alırdık; tazesinin tadını birçok sanat eseri pastaya değişmem doğrusu.

Hamuru için malzemeler:
- 5 su bardağı un
- Yarım paket yaş maya
- 2 yumurta
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 30 gr tereyağ (1 yemek kaşığı margarin)
- 1 çay bardağı süt
- 1 çay bardağı toz şeker
- 1 tatlı kaşığı mahlep
- 1 tutam tuz
- 1 çay bardağı su

Kreması için malzemeler:

- 2 yumurta sarısı (1 bütün yumurta)
- 3 su bardağı süt
- 4 yemek kaşığı un
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 paket vanilya
- 100 gr çilek (İnce doğranmış kuru kayısı kullandım.)

Üzerini süslemek için: İnce dövülmüş antep fıstığı ve pudra şekeri

Unu bir kaba koyup, ortasını havuz şeklinde açın. İçine maya, yumurta, yoğurt, süt ve yumuşatılmış yağı ilave edin. Unun etrafına tuzu ve toz şekeri serpiştirin. Karışımı ortadan başlayarak ve unu yavaş yavaş ilave
ederek yoğurun. Hazırladığınız hamuru dilediğiniz büyüklükte parçalara ayırın. Hamurların üzerine elinizle hafifçe bastırarak tepsiye yerleştirin. Mayalanması için 45 dakika bekleyin. 175 derece fırında pişirin.

Kreması için yumurta, süt, un ve şekerle muhallebi yapın. Piştikten sonra ocaktan alarak vanilyayı ekleyip, iyice karıştırın. Kekler pişip ılındıktan sonra, üst kısma daha yakın olacak şekilde bıçakla ikiye kesin. Sıkma torbasıyla veya çay kaşığı ile kremayı paylaştırın. Dilimlenmiş meyveleri de ekleyin. İnce dövülmüş antepfıstığına bandırabilirsiniz. Üzerlerine pudra şekeri serpip, servis yapın…

Yukarıdaki ölçülerle hazırlanan malzemelele yaklaşık 13 tane minik Alman pastası elde ediliyor. Buna göre,

1 adet Alman pastasındaki kalori değeri yaklaşık: 211 kkal

19.Haziran.2009

Tchibo, uğramaktan zevk aldığım bir mağaza. Gördüm ki, kendi bloglarını da oluşturmuşlar: http://www.tchibodunyasi.com/

Bu yaz çıkardıkları, “Mutfakta Yaz Partisi” temalı ürünlerin bazıları tam bize göre. Dondurma ve külah makineleri favorilerim. Hatta 15-20 gün sonra (ben tatilden döndükten sonra), Tchibo ile birlikte, sizler için de sürprizlerimiz olacak, hazır olun:)

Margarita, tequila ile yapılan en bilinen alkollü kokteyllerden biri. Birçok çeşidi var elbette… Hatta 1951 yılında İngiltere’de kurulan International Bartenders Association‘ın resmi olarak belirlediği, birçok margarita oranı var.

Ben, meyve suyundan hiç hoşlanmadığım için, bu tarz bol şekerli kokteylleri de pek sevmem. Görüntüleri dışında tabii:) Ama, Meksika seyahati sırasında bayağı bir margarita içtim.  Çok da özellikli bulmamıştım orada yapılanları, çok sadelerdi. Burada vereceğim, genelde yaygın olarak yapılan bir margarita çeşidi.

Margarita yapımına önce, şurup yaparak başlayalım. Şurup denilen şey, yarım su bardağı toz şeker ile yarım su bardağı suyun karışımı. Yani bizim bildiğimiz 1/1 ölçülü hamur tatlısı şurubu:) Karışımı ateşte pişirerek, şekerin suyun içinde iyice erimesini sağlayın. Eridikten sonra, kenara alıp, soğumaya bırakın.

Margaritaya ve bence içine konulduğu herşeye çok kuvvetli ve lezzetli bir tat veren limler (ufak yeşil limonlar), mutlaka taze sıkılmalı. (Hatta, Amerika’da limli diyet kola çıkmış, ben çok sevdim.) Yaklaşık 3/4 su bardağı lim suyuna ihtiyacımız var.

4 kişilik margarita hazırlamak için gereken malzemeler şöyle:

- 1 su bardağı tequila (Gold veya beyaz olabilir.)
- 3/4 su bardağı lim suyu
- 3/4 su bardağı triple sec (Portakal likörü; örneğin Cointreau, Grand Marnier, vs…)
- 1/4 su bardağı şurup

Gördüğünüz gibi bu margaritanın oranları: 4:3:3:1. Yani 4 ölçü tequila, 3 ölçü lim suyu, 3 ölçü portakal likörü, 1 ölçü şurup.

Tüm bileşenler iyice birbirine karışıncaya kadar çırpın. Meksika’da bizim bildiğimiz blenderlardan kullanıyorlardı. Mutlaka soğuk sunulması gerekiyor.

Margaritayı sunmak da ayrı bir iş. Bardağın ağız kısmının kenarına, kesilmiş limi sürüyorsunuz. Ve bardağı tuz dolu bir tabağın içine batırıyorsunuz. Ardından bardağı buzla dolduruyorsunuz. Buz küpleri ufak olursa daha iyi. Bardağa soğuk margarita karışımını döküyorsunuz. İçine kamış da konulduğu oluyor, ama margarita kamışla içilmezmiş. Bardağın kenarıyla boşuna mı bu kadar uğraşıyoruz:)

Siz kendi zevkinize göre, alkol oranını, limon suyu oranını veya şeker oranını değiştirebilirsiniz. Margarita yapımı ile bir video izlemek isterseniz, buraya bir göz atın.

İşim gereği, senede 4-5 kez uluslararası konferanslara katılıyorum. Sürekli başka ülkelerden bildirmemin sebebi de bu. Ama benim gittiklerim, Boston Üniversitesi’nde yapılan bu konferans kadar renkli olmuyor tabii ki. Gastronomi okulları tarafından sponsorluğu yapılan bu konferansta, bir çok yemek tasarımcısı, şef, mutfak danışmanı boy göstermiş.

Yemek ve fotoğrafçılığı üzerine yapılan son çalışmaları, son keşifleri ve teknikleri tanıtmışlar. Ben de  önümzdeki sene katılmak istiyoruuuuuum:)

Bu postum: “New York’ta nerede cheesecake yenir?” sorusuna bir cevap olabilir. Brooklyn gezimiz sırasında, New York’ta yiyebileceğimiz en güzel cheesecake’lerden birini Junior’s‘da yiyebileceğimiz söylenmişti. Neyse ki, sadece Brooklyn’de değil, times Square’de de bir şubesi varmış. Tadına orada baktık.

Güzeller, ben beğendim. Bizim burada yediklerimize göre peynir tadı daha baskın, ki zaten cheesecake’in özelliği bu. Çilek soslusunun sosu çok yapay ve aşırı şekerli geldi. İçinde çikolata parçaları olan daha bir güzeldi sanki. (Çeşitlere web sitesinden bakabilirsiniz.) Junior’s‘da sadece cheesecake yok, birçok çeşit pasta ve kek de var. Tek dilimlik kutular haline getirmişler. Fiyatlar 6.75$ civarı. İlla gidip orada da yemeyebilirsiniz yani.


17.Haziran.2009
15.Haziran.2009

Efser’den çok güzel bir tarif daha…

Malzemeler:

- 3 bardak erişte (600 gr)
- 3 bardak su
- 1 veya yarım tavuk göğsü (200 gr)
- 1 bardak haşlanmış nohut
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı

3 bardak suya biraz tuz ekleyip, tavuk göğsünü haşlayın. Pişmesine yakın nohutları da içine atın. Tavukları çıkartıp didikleyin. Erişteleri yağda pirinç gibi kavurun. Rengi değiştiğinde tavukları, nohutu ve suyu ekleyin. Tuzunu kontrol edin. İsterseniz fırın tepsisine döküp fırında, isterseniz tencerede pişirebilirsiniz. İkisi de güzel sonuç veriyor. Hafif sulu kalırsa endişelenmeyin, asıl tarifte de aynen öyle sulu kalıyor.

Yukarıdaki yemeğin toplam 4 kişilik olduğunu düşünürsek,

1 porsiyon tavuklu erişte kalori değeri: 357 kkal

Geçen hafta blogumu biraz ihmal ettiğimi belki farkettiniz. Neden??? Çünkü New York’taydım:) NY gerçekten kendi dinamizmi olan ve ayak uydurması çok zor bir şehir. Bu koşturmaca içinde, sizin için birkaç ilginç şey yakalamaya çalıştım. Yavaş yavaş vereceğim…

Whole Foods, sadece organik ürünlerin satıldığı son derece büyük bir süper market zinciri. Sebzeden meyveye, her türlü et çeşidinden çikolatalara, peynirden kahve çeşitlerine, şampuandan yüz kremlerine, smoothielerden süt ürünlerine aklınıza gelebilecek her türlü ürün var ve hepsi organik veya katkı maddesiz. İlk girdiğimde, güzel ve ışıl ışıl marketleri gezmeyi çok seven biri olarak, çok büyülendim. Bir poz fotoğraf çektim sizler için. Daha neler neler çekecektim, ama izin vermediler:(

Markette sadece paketlenmiş ürünler yok. Kahvaltı, salatalar, soğuk mezeler, yemekler, Hint yemekleri, meyveler, içeren açık büfeler mevcut. Elinize aldığınız, mikrodalgaya da girebilen kaplara istediğiniz çeşitleri doldurup; arkadaki masalı mikrodalgalı bölümde yiyebiliyorsunuz. Biz neredeyse her sabah kahvaltımızı burada yaptık; çok da memnun kaldık. Whole Foods, tam Central Park’ın güneyindeki çıkışında, Columbus Circle’ın içinde yer aldığı için, sabah Central Park’ta koşusunu tamamlamış insanların da kahvaltı için uğradıkları bir yerdi. Normale göre fiyatları çok pahalıymış; ama her öğünü dışarıda yemek durumunda olan turistler için güzel bir seçenek.

Biz geçenlerde veganlardan bahsetmiştik. O kadar çok vegan ürünü vardı ki. Süt, yumurta, yoğurt, peynir içermeyen çeşit çeşit kekler, kurabiyeler, pastalar ve browniler vardı. Tahminimden çok daha fazla vegan varmış NY’ta.

Bakalım New York’u tanıyanlar, orada yaşıyanlar ne yorumlar yapacaklar?

10.Haziran.2009

Ne kadar renkli ve hoş durmuş. Kuskus en sevdiğim hamur işlerinden biri. Sadece haşlayıp, üzerine biraz zeytinyağı dökerek yemekten bile büyük zevk alırım. Bakın kuskusu rengarenk sebzeler eşliğinde ne güzel sunmuşlar.

Kaynak: Carina Forum

8.Haziran.2009

Hafif Tarif muhabiri Beliz, Hawaii’den bildiriyor:

Hindistan cevizi suyu:

Hawaii’nin temel lezzeti tropikal meyveleri. Taze hindistan cevizi çok yaygın olmasa da, dondurup ikram edildiği yerler var. Serinletici, çok hafif, çok lezzetli, saf suya çok hafif hindistan cevizi aroması ve mayhoşluk katmışsınız gibi…. İçtikten sonra hindistan cevizlerini birbirine vurarak kırıp açmak mümkün; ancak yaş meyvenin içi, kurusu kadar lezzetli değil, biraz yavan. Kırarken çok dikkatli olmak gerekiyor, cevizin kalın kabuğu çok ciddi yaralanmalara sebep olabiliyor.

Daiquiri:

Ayrıca, Hawaii’de yapılabilecek en keyifli şeylerin başında, havuz başında veya geceleri barda yerel müzik eşliğinde daiquiri içmek yer alıyor.

ABD’de sokak, plaj, park gibi kamusal alanlarda içki içmek yasak olduğundan, alkollü kokteyllerin tadına deniz kenarında varmak mümkün değil. Daiquiri; rum, limon suyu, şeker ve bir meyvenin püresi ile yapılıyor. Tabii gerçek meyve kullanmak pahalıya geldiğinden çoğu yerde konsantre veya aroma kullanılıyor. Değişik içkiler katarak yapılan farklı kokteyl çeşitleri de var; bunlara genelde değişik isimler veriliyor: Hula girl, Hawaiian sunburn, …

Resimde yanyana görülen iki daiquiri‘den biri hindistan cevizinden, diğeri ise  passion fruit denilen, bizde tam dengi olmayan greyfurta benzer bir meyveden yapılmış. Havuz kenarındaki daiquiri ananaslı, diğer pembe renkli ise, güneş yanıklarını unutturmayı vaat eden sunburn. Kokteyllerin ortak özelliği, yanlarında kocaman bir ananas dilimi ile servis edilmeleri…

Hawaii’de neler yenir? öğrenmek için, buraya mutlaka göz atın.