web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif, yaratıcı ve resimli yemek tarifleri     

EkleBunu RSS Ekle Butonu


Temiz, sağlıklı, lezzetli ...

ARŞİV

Yorumsuz!

Kaynak: Engineer Baker


2 yorum Yaratıcılıklar

Okuyucularımdan Efser, bize ilginç bir tarif yolladı. Yufka yerine ekmek kullanılarak yapılan bir nevi börek. İsmini ben uydurdum; daha iyi bir önerisi olan varsa değiştirebilirim.E fser, karidesli bir harç koymuş; ama siz istediğiniz harcı koyabilirsiniz. Değişiklik arayanlar için birebir…

Uzun baget ekmek hafif dondurduktan sonra, ince ince dilimliyorsunuz. Dondurulmazsa, keserken formu bozuluyormuş. İçindeki malzeme: Karides, kuru soğan, fesleğen ve kurutulmuş domates karışımı. Ekmek biraz yumuşayınca, katlayıp, bohça haline getiriyorsunuz. Tereyağında altlı üstlü kızartıyorsunuz. Efser, üzerine yumurta sarısı ve tuzsuz tereyağı ile yaptığı çakma bir hollandez sos dökmüş.


2 yorum Börekler, Okuyucu tarifleri, Çay Saati

Hangi taze yapraklar böyle şekillendirilebilir acaba? Böyle canlı görünmesi için canlı olması lazım. Yonca şeklindeki yaprakları çıkarmak için, şekilli bir delgeç kullanmışlar (Böyle miydi ismi? Kağıtta iki delik açan aletin ismi?). Sizin ufaklıkların böyle aletleri varsa, bir deneyin isterseniz…

Kaynak: Foodmayham


1 yorum Pratik Yöntemler, Yaratıcılıklar

Bizim ailede sevilen bir çorbadır; ama sirke ve sarımsak sevenlere hitap eder. Biz genelde un çorbası; bazen de yalancı işkembe çorbası deriz. İçinde işkembe bulunmaz; ama sirkesiyle sarımsağıyla işkembe çorbasını andırır.

Malzemeler:

- 2 tepeleme çorba kaşığı un
- Yarım çay bardağı kadar zeytinyağ veya 1 tepeleme çorba kaşığı tereyağ
- Tavuk suyu veya sade su veya sade su + 1 bulyon
- 1 kase didiklenmiş tavuk but eti
- Bolca sarımsak (6-7 diş)
- 3 -4 çorba kaşığı sirke
- Tuz

Bir tencereye unu ve yağı koyun. Yağın ölçüsünü kendiniz ayarlayabilirsiniz. Örneğin, gerçek tavuk suyu kullanıyorsanız, yağ miktarını biraz azaltın. Sade su kullanıyorsanız biraz daha fazla yapın. Ama, unun tencereye yapışmayıp, kaşıkta toplandığı yağ ölçüsü idealdir.

Yağ ve unu, un kokusu gidene kadar iyice kavurun. Ardından içine suyu eklemeye başlayın. Suyu yavaş yavaş eklemenizde fayda var. Çorbanın kıvamını, eklediğiniz su miktarı belirleyecek. Tarhana çorbası kıvamında,  yani hafif koyu olmalı. Topak olmaması için, karıştırmaya devam edin. Takriben 5 bardağa yakın su alacaktır. Çorbaya koymaya karar verdiğiniz tuz miktarının yarısını ekleyin. Diğer yarısını da sarımsakların üzerine koyacağız.

Çorba kaynayıncaya kadar karıştırın. Kaynayınca, içine didiklenmiş tavuk etlerini atın. Bir taşım daha kaynayınca altını kapatın. Bir kasede sirke, tuz ve dövülmüş sarımsakları iyice karıştırın.

İsterseniz bu sosu tencerenin içine ekleyebilirsiniz; isterseniz herkes istediği kadar tabağına alabilir. Biz o şekilde tercih ediyoruz; çünkü bazıları çok az sarımsak koymak veya hiç koymamak isteyebiliyor.

Çorbaya tavuk suyu ve didiklenmiş tavuk yerine, et suyu ve didiklenmiş et de koyabilirsiniz. Sade suya, hatta tavuksuz yapılan un çorbası bile gayet lezzetli oluyor.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan çorbadan yaklaşık 10 tabak çıktığı düşünülürse,

1 porsiyon yalancı işkembe çorbasındaki kalori değeri: 88 kkal


6 yorum 0-100 kkal, Çorbalar

8.Mart.2010

Ratatouille filmini hatırlarsınız? Yoksa izlemediniz mi? Mutlaka izleyin; yemekle ilgili çok eğlenceli bir film. İzleyenleriniz hatırlarlar, son sahnede yemek eleştirmeni gelir ve bir ratatouille (ratatuy) ısmarlar, yer ve kendinden geçer. Annesinin yaptığı ratatuyu hatırlar, vs. Şu aşağıdaki tabak, aynı filmdeki tabak değil mi?

Kaynak: Sauce and Sensibility


4 yorum Film Köşesi

Serap hanım, Serap hanım… Bu aşağıdaki tabağı haftada bir sefer gönül rahatlığıyla yiyebilir miyiz? Peki iki sefer? :) Yanında ne yiyebiliriz? Öğlen veya akşam yemeği olarak yememiz arasında bir fark olur mu?

Resmin kaynağı: Lucullian delights

Diyetisyen Serap hanım der ki: Makarna çok yağlı,kremalı soslu yapılmadığı sürece hem diyeti bozmayacak hem de sık sık yenilebilecek kadar masum bir yiyecektir. Onun masumiyetini bozan, yanında yenen yüksek kalorili şeyler veya porsiyon kontrolünü sağlayamamamızdır. Üstelik de, makarnanın pirinç pilavı gibi çok yağlı pişirilmesi de gerekmez. Değişik baharatlarla, salçayla veya yoğurtla bile yağsız yenebilir. (Hatta ben yağsız ve sade bile yiyebilirim :))

Makarna birincil olarak enerji veren bir yiyecektir.Vücut makarnadan gelen kaloriyi depolamak yerine, harcamak ister. Ama makarna yediğimiz öğünde, ekmek vb. gibi başka karbonhidratlar olmamalıdır. Makarnalı bir öğünü dengelemek istersek, yanına yoğurt ve/veya salata eklememiz yeterli olacaktır. Genellikle öğle öğününde yememiz daha iyi olur. Bu şekilde vücut aldığı enerjiyi daha iyi harcayabilir.

Gelelim makarnamızı nasıl yiyeceğimize

- Diyelim ki sabah bir tost ile güne başladık,öğlen ızgara et türü, pilav, salata içeren bir öğün yedik. Akşam da canımız makarna yemek istiyor. O zaman en doğru seçim salçalı veya domatesli makarna olabilir; ama yanında et olmayan sade bir makarna olmalıdır. Yanında 4-5 kaşık kadar zeytinyağlı bir sebze yemeği, 2 kaşık yoğurt ve salata da yiyebiliriz. Tabii diyet yapıyor, kilo vermeye çalışıyorsak makarnanın miktarı haşlanmış olarak 200-250 ml hacmi, yani 1 kupa kadarı geçmemelidir.

- Diyelim ki sabah bir tost ile güne başladık, öğlen sebze yemeği, pilav, yoğurt içeren bir öğün yedik. O zaman akşam kıymalı, etli, ton balıklı veya peynirli bir makarna yiyebiliriz. Hatta yalancı mantı bile yapabilirsiniz. Yanında light bir içecek veya ayran, salata da tercih edebiliriz. Yine makarna porsiyonuna dikkat etmek şartıyla tabii…

Ekmek yemeyi gözden çıkartırsak böyle bir porsiyon makarnayı her gün bile yiyebiliriz. Ama kilo vermeye çalışıyorsak, fotoğrafta görünen miktarı biraz azaltmak da fayda var :)
Makarnayı çok seven ve haftada en az 4 kez yiyen bir diyetisyen olarak, hem bilgilerime hem de tecrübelerime güvenerek diyebilirim ki: Makarna şişmanlatmaz! Ama sosuna ve porsiyonuna dikkat lütfen!

Kendinize iyi bakın…


3 yorum Diyet, Diyetisyen Serap Orak Tufan

Geçen günkü doğumgünü pastasından sonra, bunu da eklemek istedim. Ama bunu kimin yaptığını bulamadım:( Bulunca hemen koyacağım, yoksa kendisine teşekkürlerimi sunarım. Hangisini daha çok beğendim, valla seçemedim. İkisi de harika tasarımlar!


6 yorum Hafif bilgiler, Yaratıcılıklar, Çocuk partisi

Ailemize bir bebek eklendi bu hafta:) Pek tatlı birşey… Geçen hafta kayınvalidem sordu; lohusa şerbetini nasıl yapacağız diye? Kem küm dedim, daha o konuya çalışmadım:) Zaten sadece bir kere içtim; o da bol şekerli, tarçınlı ve karanfilliydi. Ama bildiğim kadarıyla farklı şekillerde de yapmak mümkün. Mesela içine limon veya zencefil katarak; şekerini azaltarak.

Sizin önerileriniz var mı bu konuda? Biraz az şekerli bir tarif?

Lohusa şerbeti, bir bebek doğduğunda yapılan ve bebek haberini çevreye müjdelemek için eve gelenlere ve komşulara ikram edilen şekerli bir içecek. Kız bebek için yapılan lohusa şerbeti ile erkek bebek için yapılanın, birbirinden farklı olduğu da söyleniyor. İçerik olarak ne fark olduğunu henüz öğrenemedim, ama sunumunda şu farklılık varmış: Bebek erkekse sürahinin boynuna kırmızı kurdele bağlanırmış, bebek kız ise sürehinin boynuna kırmızı tülbent bağlanırmış. Şerbet çok tatlı olduğu için yanında peksimet veya galeta ile ikram edilirmiş. Hem de gümüş zarflı bardaklarda. Ama yanına bisküvi yakıştıranlarımız da var:) Mevsime göre, sıcak veya soğuk içilebilen bir şerbet. Şerbeti içtikten sonra anneye, “Sütün bol olsun!” temennisinde bulunmayı da unutmayın.

Eski adetlerimize göre, lohusaya evin en geniş odasında, yataklık denilen karyolada veya üst üste konularak yükseltilen altı-yedi kat şiltenin üzerinde lohusa yatağı hazırlanırmış. Yatağa atlas veya kadifeden gelin yorganı örtülürmüş. Yatağın yanına mutlaka kese içinde Kur’an-ı Kerim ve parlak ömrü sembolize eden gümüş ayna asılırmış. Bir şişe sarımsak saplanıp, üstü kırmızı gaz boyaması (kırmızı bir tülbent) ile sarılır, sarımsak ve nazar boncukları ile süslenirmiş. Bu sarımsak, 40. gün hamama gidilirken, kapının eşiğinde lohusaya ezdirilerek evin acı görmemesi ve acıların uzaklaştırılması sağlanırmış. Lohusa yatağı yedinci gün toplanırmış. Yatağın kalkacağı gün, mahalle imamı veya ailenin reisi olan yaşlı bir erkek; bebeğin sağ kulağına ezan ve Kelime-i Şahadet, sol kulağına da Besmele ile üç defa ismini okurmuş.

Sizlerden gelen önerileri derleyip bu posta ekleyeyim dedim. Örneğin, lohusa şerbetinin kaynar diye de bilindiğini yeni öğrendim. (Okuduklarıma göre Adana yöresinde kaynar deniyormuş, doğru mu?) Gerçekten de, kaynar diye arayınca daha fazla sonuç çıkıyor. Biliyorsunuz, şerbet için, kırmızı renkli bir şeker kullanılıyor. İçine gıda boyası ve biraz tarçın-karanfil karıştırılan toz şeker esaslı bu şekeri, aktarlarda bulabilirsiniz. Hatta Ali Muhiddin Hacı Bekir‘inkiler çok güzel diye bilinirler; ben de duymuştum. Ama bunu evde de yapmanız mümkünmüş.

Bakın Yeşim blogunda, ayrıntılarıyla çok güzel anlatmış. Hiç de zor gözükmüyor, herkes yapabilir. Ayrıca Yeşim’in çok sık yaptığı bir içecekmiş (ortada bebek olmasına gerek duyulmadan yaptıkları:)); onun tarifi de burada.

Bir diğer güzel tarif de Neslihan‘dan. Sürahiyi nasıl bağladığını da fotoğraflamış.


9 yorum Hamilelik ve bebek, İçecekler

Mart ayı TuzBİBER sayısı için, kağıtta somon yapmıştım.

Aslında tarifin ismi üşengeçler için somon olmalıydı da; daha sofistike dursun diye kağıtta somon dedim:) Daha önce de tavada somon tarifi vermiştim; o da son derece pratikti. Ama bu ondan bile pratik. Gitgide pratikliğin dozunu arttırıyorum; bu aralar çok yoruluyorum da. Ama inanmazsınız, bu şekilde pişirilen somon bayağı  bayağı lezzetli oluyor. Tabii, ızgarasını tercih ederim; ama ızgara yapacak durumunuz yoksa bu şekilde de deneyebilirsiniz. Hem bulaşığı da olmuyor…

Malzemeler (2 kişilik):

- 400 gr somon fileto
- 2 çorba kaşığı soya sosu
- 3-4 diş sarımsak
- Karabiber

Yağlı kağıdın içine somonu yerleştirin. Derisi alta gelsin ki, kızarırsa kabuğu kızarsın.

Somonun üzerine biraz karabiber serpin, çok az da soya sosu gezdirin. Sarımsakları balığın üzerine dizin. Hepsi bu kadar.

Yağlı kağıt ile bir paket yapıp, tavanın içine oturtun. Yaklaşık 20-25 dakika kısık ateşte pişirin. Yanına bir salata ve bir dilik kepekli ekmekle, işte size harika bir diyet öğünü.

Somon balığının 100 gramında yaklaşık 180 kkal, 1 çorba kaşığı soya sosunda ise 10 kkal bulunmakta.

1 porsiyon kağıtta somonun kalori değeri: 370 kkal

Somon balığındaki besin değerleri için hemen buraya göz atın. Yanında bir salata ve bir dilim kepekli ekmekle, alın size harika bir diyet öğünü. Geçenlerde teriyaki sosu aldım; biraz şekerli ve azıcık sarımsak aroması olan bir soya sosu çeşidi. Balığa da bayağı yakışıyor. Evde varsa, soya sosu yerine teriyaki sosu da deneyebilirisiniz.


4 yorum 300-400 kkal, Balık yemekleri

Dergimizde benim de, Serap hanımın da yazılarımız var. Mutlaka bir göz atın…. Bu sayfadan da pdf’ini indirebilirsiniz.


1 yorum Hafif bilgiler

Şu güzelliklere bakar mısınız? Partilerde veya açık büfe tatlı masalarında yenmek için hazırlanmış. Çok hoş gözüküyor. Ama benim gözümü tırmalayan şu oldu: Bu kadar uğraşılmış, böyle estetik bir görüntü elde edilmiş; ama sanki plastik kaşıklar işi biraz bozmuş. Onlar da son derece sempatikler, renkli renkli; ama metal kaşıklarda sunulsa çok daha etkileyici olurmuş gibi geldi bana.

Bu süper fikir ve el işçiliği için, Delicious, Delicious, Delicious‘ın eline sağlık diyorum. (Sen bakma benim ukalalığıma Delicious; oturulan yerden tenkit etmek hep çok kolay olmuştur:) Kaşıkların içine önce eritilmiş çikolata doldurmuş. Ardından da çeşitli süslerle süslemiş. Daha ayrıntılı resimlere buradan ulaşabilirsiniz…


2 yorum Tatlılar, Yaratıcılıklar, Çocuk partisi

27.Şubat.2010

Amelie’s House‘un, kendi elleriyle boyadığı doğumgünü pastası. Ben çok çok beğendim; çok farklı olmuş.


3 yorum Hafif bilgiler, Yaratıcılıklar, Çocuk partisi

Aslında bu maske ve tonik, genel manada sorunlu ciltler için uygun. Şu an itibariyle, Youtube‘da, 3687 yorum almış ve  hepsi de 5 yıldız vermiş. O yüzden dikkatimi çekti.

Sivilcelenmeye çok müsait olan, kuruya yakın ciltler için. Bazen pul pul olabilen, bazen sivilcelenebilen ciltler. Yağlı cilt lafı geçmese de, yağlı ciltlilerin de uygulayabileceğini düşünüyorum; çünkü ciltteki fazla yağı ve gereksiz derileri alıyor. Belki çok aşırı akneli ciltler için uygun değildir, sivilceleri azdırabilir.

Videonun aslı, yani maskenin ve toniğin nasıl yapıldığını şu videolardan izleyebilirsiniz (ikisi de aynı video!):1. Youtube 2. Home Improvement

Ben size adım adım ne yapıldığını anlatacağım:

Öncelikle ihtiyacımız olan şey elma sirkesi. En etkili malzememiz bu. Kesinlikle başka bir sirke (mesela üzüm sirkesi) kullanmayın. Diğer sirkeler hem cildiniz için çok kuvvetli kaçacaktır; hem de damıtılmış olduğu için, içinde istediğimiz bileşikler yoktur.  Elma sirkesinin içinde alfa asitler ve amino asitler bulunur. Bu bileşikler, cildinizdeki yağ artıklarını ve ölü deriyi deriye zarar vermeden hafifçe soyar. Elma sirkesi, cildinizdeki yağ  ve pH dengesini kontrol eder ve cildinizin üzerindeki pullanmaya etki eder. A, E, C, B2, B6 ve P vitaminleri, hücreleri onarır ve daha yumuşak bir cilde kavuşmanızı sağlar.

Bir diğer malzeme ise toz şeker. Toz şeker, evde yapılan doğal peeling’lerin de ana malzemesi. Toz şekerin, tıkanmış gözenekleri açmak ve geniş gözenekleri küçültmek gibi etkileri vardır. Toz şekerin içindeki doğal gliserin, cildi nemlendirip, yumuşatır.

Diğer bir malzeme bal. Bal sivilcelere karşı doğal bir tedavi yöntemidir. Cildi nemlendirir. Ciltteki kızarıklıkları alır ve hücrelerin yenilenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda yaşlanmayı geciktirici etkisi vardır ve doğal bir cilt sıkılaştırıcısıdır.

Son olarak da, soğumuş yeşil çaya ihtiyacımız olacak. Yeşil çaydaki antioksidanları artık hepimiz biliyoruz. Yeşil çay sayesinde, cildimizdeki serbest radikallerden kurtulabiliyoruz. Yine bal gibi, yaşlanma geciktirici içerik yeşil çayda da mevcuttur.

Maskenin yapımı:

Bir kaseye bir çorba kaşığı elma sirkesi koyun. İçine iki çorba kaşığı da yeşil çay ekleyin. (Sirke:Yeşil çay oranı 1:2 olmalı.) Eğer çok hassas bir cildiniz varsa, yeşil çayı 3 çorba kaşığına çıkarın. Maskeye koyu kıvamını verebilmek için, 5 çorba kaşığı toz şeker ekleyin, karıştırın. İçine bir çorba kaşığı balı da ekleyin. İyice karıştırdıktan sonra, en son içine 2 çorba kaşığı daha toz şeker ekleyin. Artık maskeniz oldukça kıvamlı bir hale gelmiş olmalı. Karışımı cam bir kavanoza koyun. Bu hazırladığınız maskeyi 3-4 kere, yani 2 hafta boyunca kullanabilirsiniz. Kavanozu buzdolabında saklayın.

Maskeyi uygulamak için, cildinizin temiz olması gerekli. Önce saçlarınızı sıkıca toplayın ki, her yerinize maske bulaşmasın. Bir makyaj pamuğu ile, maskeden bir miktar alın. Yüzünüzün her yerine sürün. Parmaklarınızla, yuvarlak hareketlerle, yüzünüze masaj yapmaya başlayın. Bu yaptığınız, aslında peeling. Cildinizdeki ölü hücre tabakasını soymak için. Cidinizin hassasiyetine göre 2-5 dakika boyunca masaja devam edin. 5 dakikadan fazla yapmayın ki, yüzünüz tahriş olmasın. Maskeyi yüzünüzde 10 dakika bırakın.

Toniğin yapımı:

Yine cam bir kavanoza ihtiyacımız olacak. Kavanozun 1/3′üne elma sirkesi, geri kalanına da yeşil çay ekleyin. Hassas bir cildiniz varsa, sirke oranını daha da azaltabilirsiniz. Eğer toniğin biraz da nemlendirmesini istiyorsanız, içine bir kaşık zeytinyağı da ekleyebilirsiniz. Hatta, sivilcelerinize daha da güçlü etki etmesini istiyorsanız, toniğe bir kaşık limon suyu veya bir kaşık çay ağacı (tea tree) yağı da ekleyebilirsiniz. Kavanozun kapağını kapatıp, karıştırın. Toniğiniz artık kullanıma hazır. 2 hafta boyunca buzdolabında saklayabilirsiniz.

Maske yüzünüzde 10 dakika kaldıktan sonra, su ile durulayın. Yüzünüzdeki farkı hissetmiş olmanız lazım. Yüzünüz kuruyunca, toniği uygulayabilirsiniz. Bu uygulamayı gece yapmayı tercih edin, çünkü pek de güzel kokmuyor:) Bir pamuğa aldığınız tonik ile, yüzünüzü silin. Ardından kendi nemlendiricinizi sürebilirsiniz.

Bu maske ve toniği, haftada 1-2 kere kullanabilirseniz; 2 hafta içinde, yüzünüzdeki farkı göreceksiniz.


8 yorum Doğal Güzellik Yöntemleri

Daha önce papatya ekmek ile bize ilham veren Minjina Kuhinjica, yine harikalar yaratmış. Gerçekten gördüğüm en yaratıcı kişilerden biri; siz de görüyorsunuz zaten. Blogunda gezmek, resmen görsel bir şölen. Her yaptığıyla birbirinden değişik teknikler öğretiyor. Bir de Sırpça değil, İngilizce olsaydı; çok daha rahat olacaktı anlamam:) Çikolatadan kaseler hazırlamayı göstermiş. Bize gereken bir balon, krema ve eritilmiş çikolata.


Resimlere bakarak, nasıl yaptığını anlayabiliyoruz aslında. Önce bir kaseye erimiş beyaz çikolata koyuyor. Ardından erimiş siyah çikolata ile desenler yapıyor.

Şişirdiği bir balonu kaseye batırarak, çikolata ile kaplıyor. (Dikkat: Çikolata biraz soğuyunca batırmak lazım; sıcakken batırırsanız patlıyormuş.) Balonu bu şekilde donduruyor. Ardından, balonu indiriyor ve ortaya harika bir kase çıkıyor. İçini neyle doldurduğunuz size kalmış.


12 yorum Pratik Yöntemler, Tatlılar, Yaratıcılıklar

Sonunda bunu da yapmış Oprah… Sırf Godiva çikolatasından yapılmış bir set oluşturmuş. Alıp verdiği kilolarıyla, bizim Sibal Can’ı andıran Oprah; dünyanın en zengin kadını bildiğim kadarıyla. Bir kere, Oprah Show programında, seyircilerin koltuğunun altına birer araba anahtarı koyduğunu hatırlıyorum. Bu sefer de çikolataya sarmış: 15.000 parça çikolata kullanılarak bir set yaptırmış. Yapımı da 1400 saat almış.

Saat, duvarlar, şömine, raflar; hepsi Godiva marka çikolatadan. Ne gereksiz, yarabbim??? Kime ne faydası var böyle birşey yapmanın.


7 yorum Hafif bilgiler

Mikrodalga yardımıyla, çok kısa sürede ve gerçeğine çok yakın patates kızartmaları yapmak mümkün. Bu aralar, kuzenim de dahil birkaç telefon bile aldım; “Patatesleri fırında nasıl kızartıyorduk?” diye. Ben de ayrıntılı bilgi vereyim dedim.

Bize lazım olacak tek şey, mikrodalga fırın ve mikrodalga fırın torbası. Daha önce de bahsetmiştim, ben arkadaşımın Amerika’dan getirdiklerini kullanıyorum uzun süredir. İçinde yağlı birşey yapmadığım için, kullandığım torbayı her seferinde yıkayıp kurutuyorum. Böylelikle gayet de ekonomik oluyor. Bir senede toplam bir torba kullandım:) Geçenlerde market rafında gördüm ki, Koroplast da, mikrodalga torbası çıkarmış.

Patates, doğrudan fırına atıldığında çok geç pişiyor. Dolayısıyla, mikrodalga ile bir ön pişirme yapmamız gerekiyor. Mikrodalga torbasına kızarmalık kestiğiniz (Ben bu sefer kalın kalın kestim, ama daha ince de yapabilirsiniz.) patatesleri dolduruyorsunuz. Torbanın kilidini kapatıyorsunuz. Ben fotoğraftaki patates torbasını, 5 dakika en yüksek derecede pişirdim. Çıkan patatesler, hafif az pişmiş, ama o halde bile yenebilecek kadar pişmiş oluyor. Ardından patatesleri bir fırın tepsisine alıyorsunuz. (Bu kısımdan sonrasını, fırında sosis ve patates postunda anlatmıştım.) Üzerine tuz, karabiber, istediğiniz baharatlar ve zeytinyağı gezdiriyorsunuz. Bir güzel harmanlıyorsunuz. 220 derece fırında 30 dakika kadar, kızartıyorsunuz. Gayet lezzetli oluyor; açıkçası biz normal patates kızartmasından çok daha fazla seviyoruz.

Peki fırınla da mı uğraşmak istemiyorsunuz? O zaman, mikrodalgadan çıkan patatesleri, hafifçe yağladığınız bir tavada, harlı ateşte bir süre kızartın. Maksat, patateslerin yumuşaklığını almak, kızarmış gibi yapmak. Yoksa pişirmek değil. O yüzden harlı ateşte, arkalarını ve önlerini iyice kızartabilirsiniz.

Related Posts with Thumbnails
15 yorum 600-700 kkal, Pratik Yöntemler, Sebze yemekleri, Vejetaryen seçenekler