web stats script

HAFiF TARiFLER

Kalori değerleri ile birlikte verilmiş hafif ve yaratıcı yemek tarifleri     

Ben tekrar hatırlatayım da… Hala hediyeler için şansınız var. Bayram sonuna kadar vaktiniz devam ediyor.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
0 yorum Etkinlikler

30.Ağustos.2010

Siteyi takip edenler farketmişlerdir, ben gerçek bir dondurma delisiyim:) Piyasadaki dondurmaların hepsini denemişliğim vardı, ama sıra bir türlü Mövenpick’e gelmemişti. Bir etkinlik sayesinde tanışmış oldum. Benim açımdan çok çığır açıcı bir 3 saat oldu. Yeniliklerin çoğundan haberi olduğunu düşünen ukala GIA, aslında bir sürü şeyden bihaber olduğunu gördü:) Örneğin balzamik sirkeli, ricotta peynirli ve pembe biberli, yoğurtlu veya konyaklı , yani tuzlu dondurmaların hayatımıza girdiğinden. Hoş kendime haksızlık etmeyeyim, zaten daha ziyade restoranlara verdikleri ürünlermiş.

Tabii bu tarz dondurmaları külaha koyup yemiyorsunuz. Yemeklerle, salatalarla veya mezelerle birlikte servis ediliyorlar. Örneğin çoban salata üzerine koyulan bir top balzamik sirkeli dondurma veya semizotu salatasının üzerine koyulan bir top ricotta peynirli dondurma…

Yukarıdaki resimleri Pelin‘den aşırdım, hiihiii:)

Ben diğer konularda o kadar olmasa da, yemek konusunda yeniliklere oldukça açık biri olarak, bu yaptıklarımızdan büyük heyecan duydum. Gerçekten de beğendim. Balzamik soslusu bana biraz ekşimsi boza tadını anımsattı. Ricotta peynirliyi de çok beğendim. Yoğurtlusu da fena değildi, çok baskın bir tadı yoktu zaten. Çikolatalı-naneli dondurmayı cacığın üzerine koyanlar oldu. Ben zaten naneli dondurmadan hiç hoşlanmam; o yüzden bana göre olmadı o.

Bunlar dışında, çikolatalı dondurmasını tattım; ama muzlu, çilekli bir içecek içinde. Tabii ki çok güzeldi. Ama onu tek başına tatmak istiyorum mutlaka. Söylemeye gerek yok, her malzemeyi en iyiler arasından seçiyorlarmış ve de katkı maddesi kullanmıyorlarmış. Mesela beni şaşırtan bir bilgi de, dünyadaki en iyi cevizlerin Çin’de olduğu bilgisiydi. O cevizler 12 ay dayanabiliyormuş. Çin’le yemek olayını nedense bağdaştıramıyorum:) Tatmamız için bize tiramisulu dondurma, frambuaz ve çilekli sorbe ve mangolu ve çarkıfelek meyveli sorbelerden verdiler.

Dondurmaların fiyatları pahalı, ancak o kadar yoğun tatlılar ki; azıcık yemek kafi. Mesela tiramisulu olan… Gerçekten tiramisu yemiş gibi bir tat oluyor ağzınızda. Frambuaz ve çilekli sorbe de çok yoğun; ama bence mutlaka bir tatlının yanında ikram edilmeleri gerekiyor. İçinde bol şeker olmadığından ahududunun ekşiliği var. Benim ilk tercihim olmaz. Fakat, hiç beklemediğim şekilde mangolu ve çarkıfelek meyveli sorbeye tek kelimeyle bayıldım. Oysa ki tropik meyvelerle hiiiç aram yoktur.

Bir sürü başka çeşidi de varmış. Benim en çok merak ettiklerim krem brüleli dondurma, limonlu sorbe, vanilyalı ve çikolatalı dondurma. Eminim dördü de muhteşemdir. Beni Mövenpick dondurmalarıyla tanıştırdıkları için Gamze hanıma ve Mövenpick dondurmalarından yetkili kişilere teşekkürlerimi bildiririm.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
7 yorum Etkinlikler

Biraz da magazin… Seren Serengil bir süredir yaptığı diyet sonrası, gayet hoş bir şekilde çıktı karşımıza. Akabinde, kiloları nasıl verdiğiyle ilgili demeçler vermeye başladı. Önce gazlı içecekleri ve şekeri kesip, hergün yürüyüş yaparak 8 kilo verdiğini, ardından da son 45 günde Osman Müftüoğlu’nun Bodrum’daki otelinde 12 kilo daha verdiği demeçleri.  Hatta otele gider gitmez çok kısa bir sürede 4 kilo verip, gaza geldiğiyle ilgili de bir cümlesi var. Tebrik ve takdir eder, formunu uzun süre korumasını dilerim. Severim kendisini; komik ve sevimli bulurum.

Gelelim benim dikkatimi celbeden mevzuya… Seren Serengil’in yaptığı bu açıklamalarla, Osman Müftüoğlu‘nun aynı gazetede hızlı kilo vermemeyi öğütlediği yazısı aynı hafta yer buldu. Müftüoğlu, haftada 0.5 ila 1 kilo arası vermenin sağlıklı olduğunu, aksi halde vücutta ciddi hasarlar olabileceğini buyurmuş.

Peki sorarım:

- 45 günde 12 kilo vermek (75 kilo civarı bir kadın için) hızlı kilo vermek sayılmaz mı?
- Eğer Osman Müftüoğlu, Bodrum’daki tatil köyünde haftada 0.5 kg – 1 kg arası vermeyi vaadetseydi, orası dolar mıydı?
- Kendi tatil köyünde bir haftada verilen 2 kilo sağlıklı ama evde verilen 2 kilo sağlıksız mı?

Neyin ne olduğu apaçık ortada da; bu iki demeç aynı hafta içinde, aynı gazete ekinde yayınlanmasaymış bari….

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
2 yorum Diyet, Hafif bilgiler

Demek isterdim, ama pek de bildiremiyorum. Internet bağlantım yok otelde. Şu anda bir alışveriş merkezinin restoran kısmından yazıyorum zaten. Bütün yaz İstanbul’daki nemden dolayı mızıldanan ben, %90 nemli havasıyla Singapur’dayım:) Her yer kocakoca alışveriş merkezi, klimalar sağolsun.

Gelirken baktığım ve üstünde plan yaptığım haritayı şehir merkezi haritası sanmıştım. Oysa ki Singapur’un ülke haritasıymış:) Dolayısıyla iki sokak arkada diye konumlandırdığım otel, iki bulvar arkada çıktı. Koskoca şehirler arası yol gibi bulvarlar. Hiç de yürünecek gibi değil. Neyse ki ulaşım kolay ve ucuz.

İlk gözlemlerim ve izlenimlerim şöyle:

- Trafik sağdan akıyor.
- Her yer temiz (Dünyanın en temiz şehri diye ünlü biliyorsunuz, çok ciddi cezalar var.) ve yeşil.
- Binlerce restoran var. Bu kadar çok yemeği yiyecek kadar insan var mı şaşırdım.
- 616 m2 ve 2.6 milyon nüfusu var.
- Fiyatların uygun olduğunu söylemişlerdi, ama hiç de değil. Türkiye ile aynı, tabii Amerika’dan pahalı. Sanırım bütün hikmeti, tüm markaların bir arada bulunabiliyor olması. Amerikan markaları, Avrupa markaları, Uzakdoğu markaları…
- Yemekler çok çeşitli, her tür mutfak var. Fakat her yerde aynı koku var, metroda bile. Sanırım yağlarından. Çin de böyle kokuyordu. Bilen söylesin lütfen bu kokunun kaynağını.
- Küçük bir Amerika. Hatta marketlerinde Amerika’dakinden daha fazla fıstık ezmesi olduğunu bile söyleyebilirim:) Herşey var, herşey.
- Herkes İngilizce biliyor ve her yerde yazı olarak İngilizce isimler kullanılmış. Hiç zorluk çekilmiyor.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
12 yorum Gezi Notları

21.Ağustos.2010

Klasik bir güllaç tarifi… Güllaç paketinin üzerinde, 400 gram güllaca 3 kilo süt ve 1 kilo şeker kullanılması öneriliyor. 3 kilo süt oranı gayet güzel, ama şeker oranını biraz azaltmak mümkün. Hele de yanında dondurma da yiyecekseniz, çok şekerli bir sütlaca gerek de olmayabilir. Benim ölçüm, 1 kilo süte 1 su bardağı şeker. Dilediğiniz gibi arttırıp, azaltabilirsiniz.

Malzemeler:

- Yarım kutu güllaç yaprağı (20o gram)
- 1.5 litre süt
- 1.5 su bardağı toz şeker
- 150 gram ceviz
İsteğe bağlı: Gül suyu

Sütün içine şekeri ekleyip, kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirin. Kaynayınca altını kapatın ve el yakmayacak ısıya gelinceye kadar bekletin. Güllaca kaynar süt dökerseniz, güllaç hamur olur. Süt çok soğuksa da, yapraklar sütü emmez. O yüzden tam arasını bulmanız lazım. Bir sıra güllaç yaprağını döşeyip, üzerini bir kepçe süt dökerek ıslatın. Güllaç yapraklarının parlak kısımları üst tarafa gelsin. Orta sıraya irice kıydığınız cevizleri de döşeyip, kalan yaprakları da döşeyin. Buzdolabında 1 saat kadar beklettikten sonra dilimleyip, ikram edebilirsiniz. İsterseniz gül suyunu sütün içine katabilirsiniz, isterseniz de güllacı ikram ederken üzerine.

100 gram güllaç yaprağında yaklaşık 347 kkal bulunmakta.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
0 yorum Sütlü tatlılar

Folik asit, aynı zamanda B9 vitamini, folacin veya folate olarak da biliniyor. Folik asidin, vücutla ilgili bir çok önemli görevi var. Folik asit; DNA sentezinde, DNA’nın onarımında ve folat içeren diğer reaksiyonlarda görevli. Özellikle hücre bölünmesinde ve büyümesinde etkili. Çocuklar da, yetişkinler de, kırmızı kan hücresi üretmek ve kansızlıktan kurtulmak için folik aside ihtiyaç duyuyorlar. Latince folium, yani yaprak, kelimesinden geliyor. Dolayısıyla yeşil yapraklı bitkilerde bol miktarda bulunuyor. Hamilelik döneminde folik asit alımı çok önemli; çünkü eksikliği bebekte çok ciddi sorunlara neden olabiliyor. Zaten doktorlar, anne adaylarını folik asit ve ne kadar alınması gerektiğiyle ilgili mutlaka uyarıyorlardır.

Genel kaynaklarda, hamileler için günde 400 μg folik asit öneriliyor, ama bu kesinlikle bir öneri değil aman diyeyim. Size zaten hekiminiz ne kadar almanız gerektiğini söyleyecektir.

- Beyaz uzun taneli pirinç, 185 gram, 716 μg
- Beyaz un, 125 gram, 364 μg
- Hindi (her cinsi, tuzsuz), 145 gram, 486 μg
- Tavuk (her cinsi, tuzsuz), 145 gram, 373 μg
- Mercimek (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz) , 198 gram, 358 μg
- Portakal suyu, 213 gram, 330 μg
- Barbunya (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 171 gram, 294 μg
- Nohut (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 164 gram, 282 μg
- Bamya (donmuş, pişmiş, haşlanmış, tuzsuz), 184 gram, 269 μg
- Ispanak (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz),180 gram, 263 μg
- Meksika fasulyesi (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz),172 gram, 256 μg
- Kuşkonmaz (donmuş, haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 180 gram, 243 μg
- Ekmek kırıntısı, 120 gram, 226 μg
- Corn Flakes,28 gram, 222 μg
- Kırmızı et (her cinsi), 85 gram, 221 μg
- Noodle (yumurtalı, haşlanmış), 160 gram, 221 μg
- Soya fasulyesi (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 180 gram, 200 μg
- Çubuk kraker, 60 gram, 172 μg
- Kuru fasulye (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 262 gram, 170 μg
- Brokoli (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 156 gram, 168 μg
- Spagetti (haşlanmış, tuzsuz), 140 gram, 167 μg
- Brüksel lahanası (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz),  155 gram, 157 μg
- Göbek salata, 1 baş, 539 gram, 156 μg

Çok ayrıntılı ve güvenilir bir liste isterseniz, buraya bakabilirsiniz. Ben yukarıda, en çok kullandıklarımızı büyükten küçüğe doğru özetledim. Ayrıca yukarıdaki besinlerin ölçüsü genelde “1 cup“. Yani, biraz ufak bir su bardağı. O yüzden her birinin gram olarak ölçüleri farklı farklı.

Ayrıca hangi besinde, ne kadar yağ, protein, karbonhidrat, şeker, magnezyum, çinko, bakır, A vitamini, vs. olduğunu öğrenmek için, buradaki listelere bakabilirsiniz.

li (haşlanmış, pişmiş, tuzsuz), 156 gram, 168 μg

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
1 yorum Hafif bilgiler, Hamilelik ve bebek

17.Ağustos.2010

Güllaç benim senelerce ağzıma koymadığım, ama koyduğum anda da en sevdiğim ilk beş tatlı arasına giren bir lezzettir. Evde on dakikada yaptığım kevgir pastası da en sevdiğim pasta olduğuna göre, ben bunu güllaçla da bir deneyeyim dedim. Olurdu, olmazdı, dondurma erirdi, erimezdi tartışmalarından sonra, bir salata kasesi içinde bir deneme gerçekleştirdim. Sonuçtan gayet memnunum:) Hatta güllaç yapraklarını fazla bile koymuşum, çok daha az yaprakla daha ince de yapılabilirmiş. Normal güllaç yaparken, içinden bir miktar süt ve yaprak ayırarak yaptığım için, tam tarifini yazamayacağım. Ama yaklaşık ölçüler şu şekilde:

- 2 güllaç yaprağı
- 1 su bardağı şekerli süt karışımı
- 2 top dondurma

Güllacın şekerli sütünü hazırlarken, 1 litre süte 1 su bardağı toz şeker koyuyorum. Ne çok şekerli oluyor, ne az şekerli. Bana göre iyi bir kıvam oluyor. 400 gramlık güllaç paketi için ise, 3 litre süt ve 3 su bardağı toz şeker gerekiyor. İşte bu karışımın bir bardağını kullandım. Güllaca dökülecek şekerli sütün, kaynar olmaması gerekiyor; yoksa güllaç hamur oluyor. Soğuk olursa da güllaç sütü çekmiyor. Dolayısıyla, şekerli süt karışımının elinizi yakmayacak sıcaklıkta olması gerekli. Bir tabakta  ufak parçalar halinde kırdığınız güllaç yapraklarını, süt ile ıslatın. 10 dakika kadar sütte bekleyip, biraz yumuşasınlar. Ardından çok ufak olmayan bir salata veya çorba kasesine, ıslanmış güllaç yapraklarının üçte ikisini kaseyi kaplayacak şekilde dizin. Arasına dondurmayı koyun ve üstünü geri kalan yapraklarla kapatın. Kaseyi hemen derin dondurucuya kaldırın. Yemeden 10-15 dakika önce buzluktan çıkarıp, tabağa ters çevirin. Üzerini çilekli, çikolatalı sosla süsleyebileceğiniz gibi, toz fıstık, fındık veya hindistancevizi ile de süsleyebilirsiniz. Artık o kısmı size bırakıyorum:)

Nasıl, beğendiniz mi?

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
16 yorum Sütlü tatlılar

12.Ağustos.2010

Bu keki özellikle sıcakken yemenizi öneriyorum; hem kokusu, hem lezzeti çok farklı oluyor.

Malzemeler:

- 3 yumurta + 1 yumurta sarısı
- 1 su bardağı yoğurt (Yarım su bardağı süt+yarım su bardağı süt olabilir.) + 1 çorba kaşığı yoğurt
- 1 su bardağından bir parmak eksik sıvı yağ
- Aldığı kadar un
- 1 paket kabartma tozu
- Bol peynir (istediğiniz çeşit, en az 5-6 kibrit kutusu büyüklüğünde)
- Maydonoz, dereotu
- 1 çay kaşığı dereotu
- 2.5 çay kaşığı tuz

3 yumurta, sıvı yağ ve yoğurdu iyice çırpın. İçine kabartma tozu, un, rendelenmiş peynir, ince kıyılmış dereotu ve tuz konarak karıştırılır. Hamurun, normal kek hamurundan daha koyu bir kıvamı olmalı. Mesela havuçlu kek gibi. Kek hamurunu yağlanmış kalıba dökün. Üzerine bir çorba kaşığı yoğurt karıştırdığınız yumurta sarısı sürün. Bol çörek otu veya susam serpebilirsiniz. Önceden iyi ısıtılmış 170-180 derece fırında 30-40 dakika pişirin.

Not: Kekin içine ayrıca zeytin dilimleri, sucuk veya sosis de ekleyebilirsiniz. Ben bu keki birkaç kere yaptım. İlk yapışımda içine az tuz koymuştum, hiç güzel olmadı. Mutlaka tuz koymanız gerekiyor, yoksa hafif peynirli ama tuzlu olup olmadığı belli olmayan birşey oluyor. Ayrıca un miktarını da kendiniz ayarlayın; unutmayın ne kek hamuru kadar akışkan, ne de taş gibi sert olmalı. Aslında, keşke sahurda pişirebilirseniz; sıcak sıcak çok güzel ve doyurucu olur.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
12 yorum Kahvaltı seçenekleri, Kekler ve Kurabiyeler, Çay Saati

Bu Ramazan boyunca birbirinden zengin, zarif, yaratıcı iftar ve sahur sofraları sunacağınıza eminim. Hafif Tarif ödüllü bir yarışma düzenliyor!

Sizden ricam, böyle sofraları fotoğraflamanız. Genel olarak sofra düzenini ve mümkünse daha yakından birkaç fotoğrafını.  Fotoğrafların yanında da, kurduğunuz sofradaki en güvendiğiniz yemeğin tarifi bulunmalı. Katılmak isteyenler resimlerle birlikte tariflerini, 12.Eylül.2010 tarihine kadar hafiftarif@gmail.com adresine e-posta atabilirler. (Tarif konusunda özgürsünüz; tatlı, tuzlu, meze, et yemeği, hamur işi; hangisinde kendinize güveniyorsanız olabilir.)

Mümkün olan en adil yollarla seçilecek 1., 2. ve 3.’ye, kendi seçtiğim sürpriz armağanlarım olacak:)  Ayrıca katılan ilk 50 kişi, Sensodyne‘den diş macunu ve diş fırçası ve Breathe Righttan burun bandı  kazanacak. Sofraları ve tarifleri sitede de yayınlayacağım ki, hepimiz faydalanalım.

Katılma şartlarını hemen özetleyeyim:

- İftar sofrasının genel resmi
- Masadan seçeceğiniz bir yiyeceğin yakından resmi ve ayrıntılı tarifi

Not: Resimler sitede yayınlanacağından, belirli bir kalitede olmaları gerekiyor.

Herkese iyi ramazanlar, fotoğraf makinelerinizi yanınızdan ayırmayın:)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
7 yorum Etkinlikler

Sütlü tatlılar her zaman baş tacımız… İftar sofralarınız için de hoş sunumlu, hafif bir yaz tatlısı olabilir…

Malzemeler:

- 1 litre süt
- 10 yemek kaşığı toz şeker
- 9 yemek kaşığı  irmik
- 1 paket vanilin
- 1 yemek kaşığı tereyağ / margarin
- 1 yemek kaşığı kakao

Sütün içine vanilin, yağ ve kakao dışındaki malzemeleri koyun. Orta ateşte karıştıra karıştıra pişirin. Altını kapattıktan sonra içine yağı ve vanilini ekleyin, bir mikser yardımıyla birkaç dakika karıştırın. Kupları sudan geçirip, fazla suyunu silkeleyin. Kupların yarısını sade irmik tatlısı ile doldurun. Tencerede kalan irmik tatlısına kakao ekleyip, mikser ile iyice karıştırın. Kupların kalanına da kakaolu kısmı koyun. Buzdolabında bir gece bekletin. Sunarken irmik tatlısını ters yüz edip çıkarabilirsiniz. Üzerinde dondurma ile hem hoş sunumlu, hem de hafif bir sütlü tatlı. İftar sonrası da sunabilirsiniz, özellikle şu kavurucu günlerde….

Sıcak bana vız geliyor, iftar sonrası şöyle kallavi bir tatlı yiyeyim diyorsanız, irmik helvası tarifine de bir göz atın. Yine hafif bir sütlü tatlı isterseniz, yalancı tavuk göğsü tarifini de kaçırmayın.

Yukarıdaki malzemelerle yapılan sütlü irmik tatlısını 5 porsiyon olarak düşünürsek,

1 porsiyon sütlü irmik tatlısındaki kalori değeri: 372 kkal

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
11 yorum 300-400 kkal, Sütlü tatlılar

Çiğ besin diyetinde, adı zaten üstünde, tüketilen besinlerin büyük kısmının çiğ olması gerekiyor. Çiğ besin diyeti akımını benimseyenler (raw foodist), besinleri ne kadar çiğ tüketirsek o kadar faydalı ve sağlıklı olduğuna inanıyorlar. Besinlerin belirli bir dereceye kadar pişirilmesine müsaade var; o da 40-46 derece arası. Kendi aralarında da ayrılıyorlar: Çiğ-vejeteryanlar (raw vegetarianism), çiğ-veganlar (raw vegan) ve çiğ-etoburlar (raw omnivorous).

Çiğ-veganlar: 46 derecenin üzerinde pişirilmemiş ve işlenmemiş çiğ besinleri yiyorlar. Bu derecenin üzerinde pişirilen besinlerde zaten fayda kalmadığını, hatta vücut için zararlı bile olduğunu düşünüyorlar. Ana besin kaynakları: Meyve, sebze, yemişler ve sebze filizleri. (Biliyorsunuz, veganlar süt ürünü tüketmeyen (süt, yoğurt, yumurta, peynir) vejeteryanlardır.) İddialarına göre, çiğ-veganlar az kilolu, daha fazla enerjili, temiz ciltli ve insülin toleransları çok iyi bireyler.

Çiğ-vejeteryanlar: Diyetlerinden eti, balığı, kümes hayvanlarını çıkaranlar. Ama yumurta yiyorlar. Çiğ veganlardan farkları, onların yemediği yumurta, süt ürünleri ve bal yemeleri.

Genel olarak okuduğum ve seyrettiklerimin özeti olarak şunu söyleyebilirim: Çiğ besin diyeti uygulayanların, az protein aldığı ve dolayısıyla da kaslarının eriyeceği düşünülüyor. Onlar da aksini iddia edip, birden fazla dünya vücut şampiyonu ve tenisçinin çiğ besin diyetine uyduklarını söylüyorlar. Protein az olunca, enerjileri de az olacakmış gibi düşünüyoruz; ama aksine onlar kendilerini eskisinden çok daha enerjik hissettiklerini söylüyorlar. BBC’de izlediğim bir belgeselde yapılan deneyde, bir gruba bir süre boyunca çiğ besin verilmişti. Bu süre sonunda kan değerlerinde oldukça büyük bir iyileşme görülmüştü. Ayrıca sindirim ve boşaltım sistemleri de çok iyi çalışmıştı.

Raw food akımı, günlük hayatı biraz zorlayan bir akım tabii. Yiyeceklerinizi yanınızda taşımanız gerekiyor. Örneğin, pirinci bir gece önceden suya koyuyorlarmış ve ertesi gün o şekilde yiyorlarmış. Bakliyatları ve pirinci bir diğer yeme biçimi ise filizlendirip yemek. Blender çok kullandıkları birşey, çünkü sık sık sebzelerin sularını sıkıp içiyorlar. Besinlerin dondurulmasıyla ilgili bir sorunları yok, bilhakis daha bile iyi olduğunu söylüyorlar.

Sanmayın ki, çiğ besinciler her istediklerini yiyemezler. Örneğin aşağıdaki dondurma hem bir raw food akımını destekleyen kişi için uygun, hem de formunu korumak isteyen biri için…

Muzlu Dondurma (2 kase için)

Malzemeler:

- 2 adet muz
- Çeyrek su bardağı süt

Muzları soyup, bir gece önceden derin dondurucuya koyun; iyice buz kıvamına gelsinler. Ertesi gün, buz kırabilecek kadar güçlü bir mutfak robotuna, sütü koyun, üzerine de muzları. Karıştırdıktan sonra dondurmanız hazır. İçine badem, fındık, ceviz de ekleyebilirsiniz. Kıvamı krem şanti gibi oluyor. Tadı ise muzlu süt gibi, oldukça tatlı. Muzları mümkünse ufak ufak kesip de koyun, parçalanmaları daha kolay olur. Ben robottan çıkardıktan sonra bir kaseye koyup tekrar dondurucuya koydum bir süre; iyice donmasını istedim.

Bu yöntemi deneyip de beğendikten sonra, aklıma yeni dondurmalar düştü. İlki şeftalili, ikincisi ise kavunlu. Sizce de harika olma ihtimalleri yok mu? Deneyip bildireceğim:)

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
6 yorum 100-200 kkal, Sütlü tatlılar, Vejetaryen seçenekler

5.Ağustos.2010

Meyve salatalarını artık cici cici sunun:)

Kaynak: Bakers Royale

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
14 yorum 0-100 kkal, Pratik Yöntemler, Yaratıcılıklar

2.Ağustos.2010

Bu yazın diyet kitabı da bu… Bizim Montignac diyeti gibi, bunu yazan da bir Fransız. Deniyor ki Jennifer Lopez ve Gisele Bundchen doğum kilolarını bu diyet sayesinde vermişler. Her diyet kitabını o ya da bu şekilde mutlaka okuyan biri olan ben, artık diyet kitabı okumamaya kesin kararlı olduğum için kitabı almadım. Elim gitmedi değil, ama dayandım. Yine de biraz araştırma yapmadan da duramadım, huyum kurusun:)

Dukan diyeti, başlıca 4 adımdan oluşuyor. Birinci aşama “attack“. Yani bir anlamda saldırı. Bu aşamada, karbonhidrat alınmazken yüksek protein alınıyor. Atkins ve South Beach diyetlerinden de daha katı kuralları var. Doktor Dukan, toplamda 72 tane yüksek proteinli besin listelemiş, yiyeceğiniz şeyleri onlar arasından seçebiliyorsunuz. Seçtiğiniz proteinlerde yağ oranının %10′u geçmemesi gerekiyor; mesela tavuğun derisi veya yağlı biftek olmaz. Ama yumurta, yağsız hindi, tavuk veya her türlü balık serbest. Tabii bol bol da su içmeniz şart. Kolestrolü veya başka hastalıkları olanlar, aman dikkat!  Bu aşama bir hafta sürüyor.

İkinci aşama ise “weight loss“, yani kilo verme adımı. Bu adımda diyete, yüksek protein yanında, arada bir sebze de ekleniyor. Ama her gün değil. Dukan, yiyebileceğiniz 28 tane sebzeyi de listelemiş. Aralarında ıspanak, turp, domates, kabak, havuç ve patlıcan da var. Ama çok nişastalı sebzeler yok: Mesela patates, avokado, mısır, veya mercimek ve fasulye çeşitleri.

Bir sonraki adım “stabilization“, yani dengeleme adımı. Bu adımda karbonhidratlar diyeti yeniden ekleniyor, ama tabii ki belli sınırlar dahilinde.  Mesela günde bir meyve, haftada 1-2 bol nişastalı bir besin, günde 2 dilime kadar esmer ekmek veya bir dilim peynir.  Ve daha yağlı etleri de ekleyebiliyorsunuz, mesela kaz. (Kazsız nasıl diyet yapacağım diyordum ben de:) Ayrıca, hafta boyunca iki ayrı öğünde istediğinizi yiyebiliyorsunuz. Ama bu öğünler arasında en az bir gün olması gerekiyor.

Son adım ise “cruising“, yani yolculuk adımı. Artık karbonhidratlara geri dönebiliyorsunuz; daha doğrusu istediğinizi yemeye. Ancak haftada bir gün, mesela her Perşembe, sıfır karbonhidrat-bol proteinli bir gün geçiriyorsunuz. Yani attack adımındaki gibi.

Eskiden, ben lisedeyken, meşhur bir diyet vardı. Bir gün sadece haşlanmış patates, bir gün sadece haşlanmış sebze, bir gün sadece meyve, bir gün sadece süt ürünü, bir gün de sadece et yeniliyordu. 5 günde 5 kilo vermeyi garanti eden bir yöntemdi. Benim yaptığım ilk diyetti bu. 2. günün sonunda ölecek gibi olduysam da, sonuna kadar getirmiştim. 5 günde 4 kilo vermiştim ve uzun süre almamıştım. Sanırım metabolizmamı bozmaya başladığım ilk günlerdi onlar:) Bu diyeti okuyunca, bir anda o günler aklıma geldi. Şimdi kesinlikle yapamam böyle birşey; o zaman gençtik demek üstesinden gelebildik. (Dersaneye giderken, öğlen 1.5 pide, akşamüstü kaşarlı domatesli gözleme, akşam da biraz birşeyler yiyerek yine kilo verirdim ben; kesinlikle birşeyler değişmiş:)

Ama o zamanlarla ilgili başka saptamalarım da var:

Mesela üstüne yoğurt koyduğum haşlanmış karnıbahar en sevdiğim yemeklerden biriydi, her gün hemen hemen yerdim ben. Şimdi yiyemiyorum. Keza, haşlanmış kabağı da bayılarak olmasa da, yiyebiliyorduk. Şu an boğazımdan geçmiyor. Bu kadar değişmiş olamam; bence sebzelerin veya yoğurdun bile lezzeti değişti. Hele karnıbahar konusunda çok iddialıyım!

Bir de bu diyet bana, yabancı bir dergide okuduğum bir makaleyi hatırlattı. Orada da bir doktor, haftada bir gün diyetle, senede 24 kilo verilebileceğini iddia ediyordu. (12 kilo da olabilir.) 6 gün normal besleniyorsunuz, kendi normaliniz; yani kilo almadığınız bir beslenme düzeni. Ama bir gün, sıkı bir protein diyeti yapıyorsunuz. Ertesi gün yine normal yemenize devam ediyorsunuz. Böylece her hafta 0.5 (1) kilo kadar kaybede kaybede, bir senede 12 (24) kilo veriyorsunuz. Benim bayağı aklıma yatmıştı bu yöntem. Ama tabii uygulamadım (Neme lazım, 12 kilo veriveririm falan:). Ama şuna inancım kesin: Her ay 1 kilo verilirse, 1 senede 12 kilo verilmiş oluyor. Bir sene debelenip de kilo verememek veya almak yerine; debelenmeden, çaktırmadan kilo kaybetmek en güzeli olsa gerek. Bu da zaten Mehmet Öz’ün sürekli söylediği şeylere benziyor. Günde 1 dilim ekmeği kesin, bir senede 5 kilo verin deyip duruyor ya!

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
15 yorum Diyet

2.Ağustos.2010

Şekildeki gibi kekler nasıl hazırlanıyor, bilmiyordum ben. Belki siz de bilmiyordunuz; o zaman Delectable Deliciousness‘a bir göz atmanız gerekiyor. Meğerse, bir tepsiye kakaolu hamur, istenilen tipte şeritler halinde sıkılıp dolapta donduruluyormuş. Sade kek hamuru ise, bu şeritlerin üzerine dökülüyormuş.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
6 yorum Kekler ve Kurabiyeler, Pratik Yöntemler, Yaratıcılıklar

Geçen Cumartesi, heyecanla beklediğim gezi gerçekleşti; ne de olsa son dönemde olmasa da, geçtiğimiz yıllarda evimizde en çok tüketilen besin maddelerinin markası Algida idi. Aylin sağolsun, Çorlu’daki fabrikaya bizi de davet etti.

Üretim hattını gördüğüm ilk fabrika olması da, benim açımdan önemliydi. girerken türlü türlü hijyenik önlem aldık: Küpeler, yüzükler çıktı, elimizi yıkadık, sonra başka bir hijyenik suyla yıkadık, saçımıza bone taktık,  üstümüze önlükler giydik. Çok rahat ameliyat yapabilirdik o an. En kötü tarafı, fotoğraf makinelerini yanımıza alamamamızdı; yoksa daha ne Magnum resimleri çekerdim size;)

Ve karşımızdaydı artık Cornettolar, Frigolalar, Magnumlar, Maxlar, Maraş dondurmaları…(Bu arada Algida’da favori ürünüm Frigola!) Veeee, en güzeli üretim hattından yeni çıkmış tazecik dondurmaları tatmamızdı. Bu arada yeni çıkan frambuazlı kaymaklı pastadan da yedik, sizden önce:)

Dondurma dolu fabrika turu bittikten sonra, dışarıda da bizi güzel bir açık büfe bekliyordu.

Otobüste bize ikramlarda bulunan iki tatlı kızdan, fabrikayı tanıtan mühendislere kadar, herkes son derece kibar ve ilgiliydi. Ben kendi adıma, bu gezi boyunca misafirlerini çok güzel ağırlayan herkese teşekkürlerimi bildiriyorum.

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
2 yorum Etkinlikler

Beşiktaş veya Ortaköy merkeze yürüme mesafesinde, bildiğiniz yoga ve pilates merkezleri var mı? Peki ya özel ders verenler? Önerilerinizi bekliyorum…

Related Posts with Thumbnails
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Reader
  • StumbleUpon
  • Share/Bookmark
4 yorum Fotoğraflar, Hafif bilgiler