Bu katlama biçimini, İsveç’e ait, kakuleli çörek tarifinde gördüm. Kakule, İsveç ve Finlandiya’da hamur işlerine sıklıkla katılıyormuş. Türkiye’de henüz çok yaygınlaşmasa da, kahve içine katıldığını biliyorum; bir defa içmiştim. Aslında sitemiz için hiç uygun bir tarif değil, ama sonradan tarifi isteyen çok oluyor diye tarifi de yazacağım. Jane Manyard‘a bu güzel resimli tarif için çok teşekkür ederim. Bu ekmeğin İsveççe ismi vetebröd imiş.
Malzemeler:
- 2.5 su bardağı süt
- 4 çay kaşığı kuru maya
- 1 su bardağı şeker
- 8 su bardağı elenmiş un
- 1 su bardağı tereyağı
- Yarım çay kaşığı tuz
- 20 tane kakule veya 3 çay kaşığı öğütülmüş kakule
- 1 çırpılmış yumurta
- Çeyrek su bardağı toz şeker (yukarıdakinden ayrı)
- 1/3 su bardağı file badem
Sütü kaynatın ve ılınması için bir kenara alın. Bir kaseye mayayı koyun, üzerine yarım su bardağı ılık sütü ilave edip, maya eriyinceye kadar karıştırın. Geri kalan sütü ve çeyrek bardak şekeri de ekleyin. Ardından unun 3 su bardağı kadarını ekleyip, pürüzsüz olana kadar karıştırın. Oluşturduğunuz hamurun üzerine kapayın ve bir saat kadar dinlendirin.
Üzerine kalan şekeri, erimiş ılınmış tereyağını ve tuzu ekleyin. Kakulelerin ince kabuklarını soyarak, minik minik olacak şekilde ezin. Hamura kakuleleri ve 4.5 su bardağı kadar daha unu ekleyin. Geriye kalan yarım bardak unu ise tezgaha serpin. Hamuru pürüzsüz oluncaya kadar iyice yoğurun. Yine üzerini örtüp, bir saat kadar dinlenmeye bırakın.
Çöreği ister ufak somunlar halinde, isterseniz de büyük bir parça olarak yapabilirsiniz. Bunun için, istediğiniz gibi parçalar kopartıp, yağlı kağıt serdiğiniz bir tepsiye dizin. Üzerine çırpılmış yumurtadan sürün ve hafifçe toz şeker ve file badem serpin. Bu şekilde de, 30-40 dakika bekletin. Somunlar iki katı büyüklüğe ulaşacaklardır. Ardından, 200 derece fırında 12-15 dakika pişirin. (Eğer aşağıdaki gibi büyük bir çörek yapacaksanız, 175 derecede 30 dakikada pişirmeniz öneriliyor. )
Peki çöreği nasıl şekillendireceksiniz?
Öncelikle hamuru iki parçaya ayırın ve dikdörtgenimsi bir şekle getirin. Hamuru, mümkün olduğunca ince olacak bir dikdörtgen biçiminde açın. Ne kadar ince yaparsanız, o kadar iyi pişecektir.


Hamuru gözünüzle üç eşit parçaya ayırın. Kenardaki parçaları, resimdeki gibi ince ince kesin. Dikkat edilecek nokta: Kestiğiniz şerit sayısı tek sayı olmak zorunda.


Çöreğin bir tarafından başlayarak, parçaları üstüste getirerek, örgü biçimini vermeye başlayın. Şeritler bitene kadar, çöreğin üzerini örün. Jane Manyard, fotoğraflarda görülen çöreğin hamurunun biraz kalın olduğunu, biraz daha ince yapılsa daha iyi olacağını söylüyor. Mesela bu çöreğin dışı çok güzel pişmiş gibi dursa da, içi çok iyi pişmemiş.
Kaynak: This Week for Dinner – Vetebröd
Dünya Mutfağı, Hamur işleri, Kahvaltı seçenekleri, Pratik Yöntemler, Yaratıcılıklar, Çay Saati

Biz ceviz şeklindeki kalıbı henüz bulamadan, bugün de palamutlusunu gördüm. Bunu kullanmak daha da kolay geldi bana.


Bu sefer kalıbın kaynağını bulabildim, ama Türkiye’deki kaynağını değil. Williams-Sonoma‘da satılıyor. Artık aradığımız kalıplar içerisine,palamut şeklindeki de girdi desenize… Beğendiniz mi?
Kaynak: Oh, MyBabycakes!
Hamur işleri, Kekler ve Kurabiyeler, Pratik Yöntemler, Yaratıcılıklar, Çay Saati

Yavaş pişirici, yemekleri çok düşük ısıda uzun saatler boyunca pişiren, Amerika’da üretilmeye başlanan elektrikli bir alet.
Yavaş pişiricideki tencere bölümü, cilalanmış seramik veya porselenden yapılıyor. Tencerenin çevresi ise, elektrikli bir ısıtma sistemi ile çevrilmiş. Kapağı şeffaf olduğunda, içinde olup biteni görmek mümkün. Düdüklü tencere mantığıyla çalışmadığından, içinde basınç birikmiyor; o konuda bir tehlike yok.
Yavaş pişiricilerde, ortalama en düşük sıcaklık 77 derece, en yüksek sıcaklık ise 88-93 derece oluyor. Ayrıca tencerelerde, sıcak tutma ile ilgili de bir ayar bulunuyor. Mesela yemeğinizi pişirip, sıcak bekletebiliyorsunuz.
Bu alette pişireceğiniz yemeklerin tariflerini biraz değiştirmelisiniz. Örneğin içine çok az su konulmalı. İlk akla gelen, kendi suyuyla, kendi lezzetiyle ağır ağır pişen bir yemeğin tadına doyum olmayacağı. Ama bazı kötü tarafları da var: Besinler çok uzun süre pişirildiğinden içlerindeki vitaminlerin ölmesi kaçınılmaz. Kaynama sıcaklığına ulaşılmadığı için, bazı toksik maddeler ölmüyor. Örneğin fasulyeleri, yavaş pişiriciye koymadan önce bir taşım haşlamak gerekiyor.
Amerika’da yaşayan bir arkadaşım bu tencereyi kullanıyor. Mesela, sabah sebzeleri koyup tencereyi çalıştırıp, akşam yemeği için hazır ettiğini biliyorum. Ama lezzeti konusunda yorum almamıştım. Başka kullananlar var mı? Nasıl, memnun musunuz? Pek yakında, burada da çıkarsalar, alalım mı?
Hafif bilgiler

Her tavuk yemeğine soya sosu koymasam da soya sosu seven biriyim. 4 çorba kaşığı kadar soya sosu, 1-2 kesme şeker, bir tutam pul biber ve bir tatlı kaşığı nişastayı karıştırıp tavuk veya sebze sotenin üzerine dökerdim bir ara. Nişasta sayesinde sos koyu bir kıvam alırdı, çok güzel olurdu gerçekten. (Hatırlamışken tekrar yapmaya başlayayım:))
Soya sosunu yakıştırdığım bir diğer şey ise, tencerede sadece su ile pişmiş pilava, yerken eklemek. Buhar makineniz varsa, pirinci o şekilde de pişirebilirsiniz.
Tencerede yağsız pirinç pişirmek: 2 bardak pirinci yıkayın. Tencereye koyun. Üzerine 2.5 bardak soğuk su ekleyin. Şöyle bir karıştırın. Önce harlı ateşte, sonra en kısık ateşte, suyunu çekene kadar pişirin. Pişerken tencerenin kapağının altına bir havlu kağıt koymanızı öneririm.
Kikkoman, piyasaya az tuzlu bir soya sosu çıkardıklarını haber verdi. Normale göre %43 daha az tuz içeriyormuş. Aslında bana hitap edebilir, çünkü soya sosu bazen aşırı tuzlu geliyor.

Hafif bilgiler, Pilav çeşitleri, Soslar